30 Ağustos 2014 Cumartesi

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!

agustos-30


    Afyonkarahisar’ hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Mustafa Kemal'in doğup büyümüş olduğu Selanik'’ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı. 
- Binbaşı mısınız? 
- Hayır. 
- Albay mı? 
- Hayır. 
- Korgeneral mi? 
- Hayır. 
- Peki nesiniz? 
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! 
Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
 - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

General SHERRIL 
Kaynak: General Sherril – Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935
"Ben Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki bunu âdeta gözlerimle görüyordum."
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
1937


30 Ağustos Zafer Bayramımız KUTLU OLSUN!..


               Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Facebook'tan Önce Sosyal Medya Nasıldı?

facebooktan-sonra


   2006 Yılında hayatımıza tam anlamıyla giren Facebook sosyal medya dediğimiz olgunun temel taşı olmuş durumda.Alexa verilerine göre dünya çapında en çok ziyaret edilen 2.site konumunda olan Facebook,insanların birbirleriyle iletişime geçmesini sağlayan bir arkadaş bulma sitesi olarak değerlendirebilir.Ancak bu özelliğinin dışında günümüz itibariyle içinde birçok önemli özellik barındırmaktadır.Zira bu özellikleri sayesinde popülerliğini kaybetmemektedir.

   Facebook daha önce yazdığım gibi 2006 yılında hayatımıza girdi.Peki ya daha öncesi?Facebook'tan önce sosyal medya ne durumdaydı?Facebook'tan önce şimdiki kadar yoğun olmasa da azımsanmayacak bir kitle o günlerin sosyal medyasında geziniyordu.Bu yazımda Facebook'tan önce sosyal medya dediğimiz olguyu dolduran siteleri yazacağım.Bu sitelerin bazıları günümüzde varlığını devam ettirse de eski etkilerinden çok uzaktalar.İşte o siteler:


yonjaja


   Yerli sosyal ağımız olan Yonja günümüzde 2 milyondan fazla üyesi bulunan bir site.Türkiye'nin en büyük arkadaş bulma sitesi sloganıyla yayın hayatına devam eden Yonja eski günlerinden çok uzakta.Site yenilik atılımları yapsa da Facebook karşısında ezilmiş durumda.Ancak Facebook'tan önce ilgi odağıydı.Eğer gerekli yatırımlar yapılsaydı belki günümüzde bile çok büyük bir sosyal medya aracı olabilirdi.Fakat olamadı ve tüm yenilik çabalarına rağmen eski popülerliğini kaybetti.

spacemy


   Ekonomik krizlerin yıprattığı bir sosyal iletişim sitesi olan Myspace 100 Milyonun üzerinde kullanıcıya sahiptir.Facebook'tan önce sosyal medyanın büyük yükünü kaldıran bu web sitesi artık yaşlandı.Ancak yaşlanmadığını söyleyen insanlarda azımsanmayacak kadar çok.Öyle veya böyle Facebook'un gölgesinde kalan bu web sitesi eski günlerini arıyor.Günümüzde sanatçı adayları için önemli bir reklam yeri olabiliyor.Zira belki bu yüzden tozlu raflara kalkmadı bu site.

nettlog

   Aslında Türkiye'de 2007 yılında yayın hayatına başlamıştır.Yani Facebook'tan sonra gelmiştir bize.Fakat yarattığı etki ve daha sonrasında gözden düşmesi yazılacak bir olay.Geldiği zaman kullanıcılar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmıştır.Bunun belki de en büyük nedenlerinden birisi sayfanızı kendi isteğinize göre tasarlamaktı.Bu olay kullanıcılar tarafından memnuniyetle karşılandı fakat sonrası gelmedi.Netlog kendini geliştiremedi ve kendini olağandışı geliştirmekte olan Facebook karşısında zayıf kaldı.Sonuç olarak Netlog artık eskisi kadar popüler değil.

froscam
   Aslında sosyal medya sınıfına girer mi girmez mi tartışılır.Fakat bir zamanlar popüler olduğu kesin.2003 Yılında hayatımıza giren bu programın ana özelliği video konferans dediğimiz olay.Yani görüntülü konuşma.Bir zamanlar çoğu internet kullanıcısının bilgisayarında bulunan bu program artık yok denecek kadar az kullanıcıya sahip.Aslında Camfrog imparatorluğunu bitiren MSN'dir.Windows Live Messenger programı özellikleri arasına görüntülü konuşmayı da ekleyince Camfrog darbe yemiştir.Sonuç olarak günümüzde popülerliğini kaybetmiştir.

messenger


   Aslında çoğumuz onu MSN Messenger olarak tanıyoruz.Sosyal medya sınıfına girer mi girmez mi tartışılır.Fakat bir zamanlar ciddi derecede popülerliğe sahipti.Özellikle ülkemizde çok büyük tanınırlığa sahipti.Facebook kurulduktan sonra uzun süre direnmiştir.Ve bu mücadelesi ömrünü biraz daha uzatmıştır.Ancak Facebook gelişimine devam ettikçe MSN onun gerisinde kalmaya başlamıştır.Sonuç olarak günümüzde MSN artık yoktur.Skype ile birleşen MSN oradan mücadelesine devam etmektedir.

   İşte Facebook'tan önce Sosyal Medya böyle şekilleniyordu.Şu bir gerçek ki Facebook büyük bir iş başarmıştır.Ancak geleceği garanti değildir.Nitekim kullanıcılar yenilikler görmedikçe bir siteden çabuk vazgeçiyor.Örnek vermek gerekirse MSN bir zamanlar bir imparatorluktu adeta fakat günümüzde yok.Yani yarın ne olur belli olmaz.

             Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Büyük Derbiden İlginç Sahneler

derbi-büyük

   Türk milletinin futbola olan düşkünlüğü herkesin bildiği bir gerçek.Bu düşkünlük derbi maçlarda daha fazla kendini gösteriyor.Bu yazımda Türkiye'nin iki köklü kulübünün yaptığı maçlardan ilginç kesitleri yazacağım.Sizde tahmin edersiniz ki bu iki köklü kulüp Galatasaray ve Fenerbahçe.Bu iki takımın yaptığı maçlarda ülkede adeta hayat durma noktasına gelir.Futbol severler nefeslerini tutup bu mücadeleyi seyreder.Sadece sahada değil saha dışında yaşattığı heyecanla büyük bir mücadeledir bu.

   Şimdiye kadar oynanan Gs-Fb derbilerinde önemli ve bir o kadar ilginç olaylarda yaşandı.İşte o olaylar:

1.Muhabir Sahada:

   Sene 1992!Derbilerde gerçekten dostluk havasının estiği yıllar.TRT muhabiri sahaya girip röportaj yapmak için fırsat kolluyor.Yasak yok,engelleyen yok.Maç öncesinde ve sonrasında yapılan röportajları iyi biliyoruz.Fakat ya maç sırasında yapılan röportajları bilir miyiz?Büyük derbi tarihine geçmiş ilginç bir olay.Bir pozisyon oluyor yere bir oyuncu düşüyor muhabir koşuyor yerdeki oyuncuyla röportaj yapıyor.İlginç değil mi?Nedir problem diye soruyor yerdeki oyuncuya oyuncuda hiç garipsemeden cevap veriyor arkadan vurdu diye.O ilginç sahneyi izlemek için tıklayınız

2.Unutulmaz Alkış:

   Galatasaray için acı bir gün.Ezeli rakip karşısında alınan 6-0'lık bir hezimet.Bu hezimet kadar güne damgasını vuran bir olay yaşanıyor tribünde.Dönemin Galatasaray başkanı merhum Özhan Canaydın başkan sıfatıyla ilk defa bir Fenerbahçe derbisi izliyor.Fenerbahçenin attığı her gol sonrası ezeli rakibini alkışlıyor.Maç sonunda sinirlenmek yerine Fenerbahçeli yöneticileri tebrik ediyor.Bu davranışıyla futbolun bir oyun olduğunu herkese hatırlatıyor.Daha sonra bu hareketinden ötürü ödüller alıyor.Fenerbahçeliler bu olayı unutmuyor ve Özhan Canaydın vefat ettikten sonra onu tribünden alkışlıyorlar.Bu yaşananlar büyük derbi tarihine dostluk kesitleri olarak geçiyor.

3.Meşale Şov:

   Sene 2007.Galatasaray evinde ağırlıyor ezeli rakibini.Tribünler çoşkulu ama bir farklı.Galatasaray taraftarlarının ezeli rakiplerine bir sürprizi var.Meşaleler yanmaya başlıyor.Güzel bir görsel şölen başlıyor.Galatasaray taraftarı adeta cehenneme çeviriyor ortamı.Bu sahneler derbi tarihine geçiyor.O sahneyi izlemek için tıklayınız

4.Yeşilçama Giren Derbiler:

   1958-1959 sezonu Türk futbolu için bir dönüm noktasıdır.Futbol sezonu final maçları bunun temel sebebi.Bu final maçlarını Yeşilçam yani Türk sineması bolca kullandı.Ayrıca bu maçlarda "Metin'in ağları yırtan golü" var.bu gol için ayrı bir başlık yazacağım zaten.1958-1959 Sezonu derbileri gerçekten büyük derbi tarihine adını yazdırmış sahneler barındırıyor.Yeşilçamın kullandığı görüntüler için tıklayınız

5.Taçsız Kraldan Ağları Yırtan Gol:

   Metin Oktay hangi takımı tutarsa tutsun herkesin gönlünde yer bulmuş gerçekten kral gibi bir futbolcuydu.Bu sadece oynadığı futbol sayesinde olmadı karakteri de insanların onu sevmesinde önemli bir etken oldu.10 Haziran 1959 günü Türk futbol tarihine geçecek ilginç bir olay yaşandı.İki büyük takım Dolmabahçe stadında karşı karşıya gelmişlerdi.37.Dakikada Taçsız kral Metin Oktay bir şut çekti.Top Fenerbahçe kalecisini geçti.Sadece kaleciyi değil fileleri de geçti.Herkes şaşkındı çünkü top fileleri yırtmıştı.Bu ilginç olay büyük derbi tarihine yazıldı.O efsane gol için tıklayınız

6.Maçı Erteleyelim İsterseniz:

   Bir derbi öncesinde Fenerbahçe başkaptanı Galip Kulaksızoğlu,Galatasaraylılara "Oberle kardeşler hasta,Hasan'da sakatlanmış.Sizi karşımızda eksik görmek istemiyoruz.İsterseniz maçı erteleyelim."demiştir.Galatasaray bu teklifi kabul etmiş ve maç ileri bir tarihe alınmıştır.Bu ilginç olay ise büyük derbi tarihine dostluk kesiti olarak geçmiştir.

7.Efsane Forma Değişimi:

   Büyük derbi tarihinin en ilginç sahnelerinden birisidir Metin Oktay'ın ve Can Bartu'nun forma değiştirmeleri.Metin Oktay jübile maçında 1968-1969 sezonunda Fenerbahçe ile karşılaşmak ister.Fenerbahçe yöneticisi Eşref Aydın tek şart koşar bu karşılaşma için.Eşref Aydın,Metin Oktay'a "Fenerbahçe kulübü ve taraftarı her zaman sana hayrandı.10 Dakikalığına da olsa Fenerbahçe forması giyer misin?" der Taçsız kral ise kendi tarzıyla cevap verir: "Şeref Duyarım!".Maç sonunda Can Bartu ve Metin Oktay formaları değiştirir.Bu sahne ise büyük derbi tarihine yazılır.O efsane sahneler için tıklayınız

İşte büyük derbiden en ilginç olaylar bu şekilde.Ezeli rekabetin ve ebedi dostluğun sürekli olması dileğiyle. 
degisim-metin

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

19 Ağustos 2014 Salı

Ziyan Olmuş Dizilerimiz


diziler-ziyan


    Tv dünyası çok farklı bir dünyadır.Bu dünyada tutunmak için Reyting denilen canavarın size iyi gözle bakması lazım.Aksi durumda çok mükemmel bir iş olsanız dahi kafanız kesilir çöpe atılırsınız.İşte dizilerimizin kaderleri budur.Şimdiye kadar çok sayıda dizi final bile yapmadan çöpe gitti.Bunun dışında  bir kaç sezon iyi olan daha sonra kötüye gidip nefesi kesilen dizilerimizin de sayısı çoktur.Bu yazımda senaryoları sağlam olup Reyting canavarının kurbanı olan dizileri yazacağım.Ben bunlara Ziyan olan diziler diyorum.Gerçekten biraz incelediğimde belki onlarca böyle dizi olduğunu gördüm fakat ben dikkat çekenleri yazacağım.İşte o ziyan olan diziler:

6.GENİŞ AİLE:

   3 Sezon sürmüş olan dizi her sezonunda adeta yeni bir dizi gibi başlamıştır.Bunun sebebi yapılan radikal değişikliklerdir.Nitekim ilk sezon dizinin önemli bir karakteri olan Şukufe ikinci sezon diziden ayrılmış onun yerine gelen Zeynep karakteri ise üçüncü sezon diziden ayrılmıştır.Bu gibi değişiklikler diziyi kötü etkilemiş ve daha uzun bir yapım olmasına engel olmuştur.Kısacası dizi ziyan olmuştur.Ama 108 bölüm az bir sayı değil.Bunun dışında bu dizi oyuncularını iyi bir şöhret katmıştır.Ufuk Özkan,Fırat Tanış,İlker Ayrık,Bihter Dinçel vs. gibi oyuncular bu dizi ile birlikte daha çok tanınmıştır.Öyle veya böyle eğer aksilikler olmasaydı Geniş Aile dizisi belki günümüze kadar bile devam edebilirdi.

5.İBRET-İ AİLEM:

   Benim şahsen çok beğendiğim bir diziydi.Sadece 8 bölüm sürdü.Başrollerinde Müjdat Gezen,Zafer Algöz,Şebnem Sönmez gibi usta oyuncular vardı.Bugünlerde Yalan Dünya diziyle ismini duyduğumuz Gonca Vuslateri'de bu dizide oynuyordu ve en beğendiğim karakterdi onun oynadığı Yıldız karakteri.Diziyi basitçe anlatmak gerekirse Kurnaz ve çakal fertlerle dolu bir aile anlatılıyor.Ailenin her ferdi kendi başına bir tilki adeta.Bitmeseydi iyi olurdu dediğim nadir dizilerden birisiydi İbret-i Ailem.

4.KILIÇ GÜNÜ:

   2010 Yılında iddialı bir biçimde ekran macerasına başlayan dizinin ömrü sadece 8 bölüm sürdü.Dizide 90 günlük ömrü kalmış olan Ali Kılıç karakterinin düşmanlarıyla hesaplaşması anlatılıyordu.Dizide Tansel Öngel,Nur Erkul,Ali Atay gibi kendini kanıtlamış oyuncular oynuyordu.Dizi hem senaryosu hem de oyunculuk bakımından gerçekten güzeldi.Fakat nedense seyircimiz pek sevmedi bu diziyi.Nitekim bu sevgisizlik dizinin erken finaliyle sonuçlandı.

3.USTURA KEMAL:

   2012 Yılında ekran macerasına başlayan dizinin ömrü sadece 14 bölüm sürdü.Neden bitti Nasıl bitti hâla anlamış değilim.Bir dönem dizisiydi ve bence çok güzelde bir dönem diziydi.Adeta anlattığı dönemin kokusunu veriyordu.Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarını iyi bir biçimde yansıtmaya çalışan bu dizinin aniden yayından kaldırılması birçok dedikoduya imkan vermişti.O dedikodulardan en dikkat çekeni ise dizinin Milli Mücadele dönemine geçmesiyle bazı siyasi odakları rahatsız etmesi ve yayından kaldırılması iddiasıydı.Bunların dışında dizinin başrolünü üstlenen Oktay Kaynarca Kurtlar Vadisi Çakır karakterinden sonra bence kendine uygun bir karakter bulmuştu.Ama ne yazık ki dizini ömrü Oktay Kaynarca'nın bu buluşuna engel olmuştur.

2.ELVEDA RUMELİ:

   İlk iki sezon çok iyi çıkışlar yapan ve başarısını devlet nezdinde bile kanıtlayan bu dizi üçüncü sezonunda önemli karakterlerin diziden ayrılmasıyla hiç hak etmediği bir biçimde son bulmuştur.Dizide aslında bize çok uzak olmayan bir coğrafya Balkanların acı günlere gidişi anlatılıyordu.Bir dönem dizisiydi yani.Oyuncu kadrosunda Erdal Özyağcılar,Şebnem Sönmez,Ertan Saban,Filiz Ahmet,Berrak Tüzünataç,Tolgahan Sayışman gibi usta oyuncuları barındırıyordu.Yayınlandığı dönemde seyirciler tarafından çok beğenilen dizi devlet kademesinden de tebrikler almıştır.Bunun dışında dizi Balkan devletlerindeki soydaşlarımız tarafından da yakından takip edilmiştir.Dizinin bitişine gelirsek dediğim gibi hiç hak etmediği bir biçimde son bulmuştur.Aceleyle final yapmak zorunda kalmıştır.Bu yüzden birçok şey eksik kalmıştır.Şu bir gerçek ki eğer ikinci sezondaki oyuncu kadrosunu koruyabilseydi bu dizi günümüzde dahi belki devam edebilirdi.Bu diziden sonra aynı yapımcı şirket Son Yaz:Balkanlar dizini çekmiş fakat aynı etkiyi yaratamamıştır.

1.LEYLA İLE MECNUN:

   IMDB listesinde ilk 10 içerisine giren sadece ülkemizde değil dünyada da dikkat çekmeyi başarmış ancak final yapamamış olan absürt komedi tarzında dizimizdir.Dizi siyasi nedenlerle final dahi yapamadan yayından kaldırılmıştır.Mecnun ç.,İsmail abi,Hırsız Yavuz,Erdal bakkal,İskender abi gibi karakterleri en bilinen karakterleriydi.Bunun dışında dizi çok sayıda ödüle layık görülmüştür.Yayından aniden kaldırılması büyük tepki çekmiştir diziyi yayınlayan TRT eleştiri yağmuruna tutulmuştur.Ancak karar değişmemiştir dizinin sonu Tv tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir.Bunun dışında dizinin finali yine aynı kadroyla,aynı yapımcı şirketle yapılan Ben de Özledim dizisinde açıklanmıştır.Bu yönüyle farklı bir dizide finali yapılan dizi olarakta öne çıkmıştır.Öyle veya böyle Leyla İle Mecnun her şeyiyle hafızalara kazınmıştır.

Bu liste daha da çoğaltılabilir.Ancak benim gözüme çarpan bunlardı.Dilerim zor ama bundan sonra sağlam işler bu kadar basit bir şekilde harcanmaz.

              Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

17 Ağustos 2014 Pazar

1999 Depreminden İlginç Olaylar

istanbul-deprem


   17 Ağustos 1999 saat 03:02'de Türkiye çok acı bir gerçekle buluştu.Bu acı gerçeğin adı Depremdi!Kocaeli/Gölcük merkezli bu depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 7,5 şiddetindeydi.Bu büyük deprem sonucunda resmi kayıtlara göre 17.480 vatandaşımız hayatını kaybetti.Bunun dışında 23.781 vatandaşımız yaralı,505 vatandaşımız ise sakat olarak kayıtlara geçti.300 binden fazla ev ve işyeri bu deprem sonucunda hasar gördü.Yaklaşık 600 bin kişi evsiz kaldı.Bu sonuçları ile Türkiye tarihine acı bir hadise olarak yazılan Marmara Depremi,Türkiye'nin depreme ne kadar hazırlıksız olduğunu gösterdi.Bu depremden sonra yaşanacak depremlere yönelik önlemler alınmaya çalışılsa da günümüzde hala yeterli oranda deprem bilinci yerleşmiş değil ülkemizde.

   17 Ağustos Depreminde yaşanmış daha doğrusu yaşandığı iddia edilmiş bazı ilginç olayları yazacağım.Bu olaylar yaşandı mı bilinmez ancak okuyunca insanı gerçekten hayrete düşürüyor.İşte o yaşandığı iddia edilen ilginç olaylardan bazıları:

1.Dua Eden Şehitler: 

   Olayın yaşandığı gece bayanın birisi doğum için hastahaneye gidiyorlarmış.Taksi tam Eyüp şehitliğinden geçerken bu ilginç olay yaşanmış.Kadın sancıların verdiği acıyla kafasını sağa sola çevirirken gözü şehitliğe ilişmiş.İşte tam bu sırada kadın şehitliklerdeki şehitlerin kabirlerinden kalkıp dua ettiğini görmüş.Bu olay karşısında kadın dona kalmış.

2.Ateş Topu:

   Bir iddiaya göre olayın yaşandığı saatlerde denizden büyük bir ateş topunun yükseldiği görülmüş.Bu ateş topunu gördüğünü söyleyen çok sayıda insan vardır.

3.Çocuktan İlginç Cevap:

   Enkazdan 4 gün sonra çıkan bir çocuğa su ve yemek ikram edilmiş.Çocuk ise bunları kabul etmemiş ve şu cevabı vermiş:"Su ve yemeğe ihtiyacım yok.Yaşlı bir amca bana suda verdi yemekte."Bu sözü üzerine çocuğun yanındakiler dona kalmışlar.Enkazın altında bir çocuğa hangi yaşlı amca su ve yemek verebilir acaba?

4.Taksicilerin Anlattıkları:

   Eyüp Sultan Camiisinin önünde taksicilik yapanların sözleri duyanları hayrete düşürüyor.Söylediklerine göre olayın yaşandığı gece caminin duvarı nurdan varlıklar tarafından kaplanmış.Ayrıca kabirlerde yatanların dua ettiklerini görmüşler.Bunu sadece birisi değil o gün işi olan bütün taksiciler söylüyor.

5.Yakın Yıldızlar:

   Olayın yaşandığı gece yıldızların bir başka olduğunu çok sayıda insan iddia ediyor.söylediklerine göre o gece yıldızlar çok parlakmış ve sanki dünyaya çok daha yakınmış.Öyle ki uzansalar dokunacakmış gibiymiş.

Bu olaylar gerçek mi bilinmez ancak içinde biraz abartı olduğu aşikar ancak yine de ilginç ve şaşılacak iddialar.

17 Ağustos 1999 depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz.

          Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

12 Ağustos 2014 Salı

Sosyal Medyada Uyuşturucu Tehlikesi


uyuşturucu

    Sosyal medya günümüz geçliğinin uğrak mekanlarından birisi.Sosyal medyayı hafife almamak lazım.Nitekim yeri geldiğinde bir devleti düşürecek kadar etkiye sahip.(bkz:Arap Baharı)Yeni nesil sosyal medya ile çok fazla zaman geçiriyor.Bu sanal dünyanın içinde tabii yararlı içerikten daha fazla zararlı içerik var.Bu zararlı içerikler ister istemez ulaştığı kişinin karakterini etkiliyor.Yani basitçe anlatmak gerekirse bir bakıyorsunuz ki hiç küfür etmeyen bir çocuk sanal dünyada öğrendiği küfürleri bir zaman sonra gerçek dünyada dillendirmeye başlıyor.Bunun ana sebebi bence insanların sanal dünyada fazla zaman geçirmesinden dolayı bir zaman sonra gerçek dünyayı ayırt edememesidir.Kısaca sosyal medya dediğimiz sanal dünya insanlar üzerinde yararlı ve çoğu zaman zararlı etkiye sahip.

   Bu yazımda sosyal medyada uyuşturucuyu özendiren bir akımı yazacağım.Bu akım son yıllarda iyice organize bir şekilde facebook,twitter vs. gibi alanları etkisi altına almış durumda.Ben bu akıma "Umutsuz Bedenler" ismini verdim.Bu akıma kapılan insanların ana özellikleri hayattan bıkmış,mutsuz olmak,umutsuz olmak,hayata hep bir acı olarak bakmak.Kısaca bu tür insanlar umutsuz insanlar.Bu akımın yayılmasını hızlandıran en büyük faktör zamanında yerden yere vurduğum Arabesk Rap denilen insana umutsuzluktan ve acıdan başka bir getirisi olmayan sözde şarkı türüdür.Tabii "Umutsuz Bedenler" akımını besleyen başka insanlarda var.Bunların içinde belki de en önemlisi sosyete takılan ve uyuşturucu olayından çıkarı olan insanlar.Zaten bunlar facebook ve twitter gibi ortamlarda geniş bir etki alanına sahiptirler ve paylaşımlarında göstere göstere bazen de gizli gizli uyuşturucuyu teşvik ederler.Aşağıdaki bir twitter paylaşımını örnek verebiliriz bu duruma:


özentiuyusturucu

    Yukarıdaki paylaşımı yapan kişinin ismini,cismini vs. sansürledim normal olarak.Ama inanın takipçi sayısı çok fazla.Düşünsenize bu takipçilerin arasında reşit olmayan insanların varlığını.Çocuk aklı nerden bilsin uyuşturucuyu.Bu yazıyı okuduktan sonra özenmez mi?Neymiş bu ot demez mi?Haydi demese bile beyninin bir köşesinde bu fikir illa yer edinmez mi?Olaya tabii sadece çocuk olarak bakmakta doğru değil gençlerde bu tür paylaşımlardan özenebiliyor.

   Sadece twitter'da değil milyonlarca kullanıcısı olan facebook'da da bu tür paylaşımlar var.Hatta facebook'ta iş bir adım öne gitmiş.Uyuşturucu maddeye özel sayfalar bile açılır olmuş.Aşağıda bu sayfalardan birisini ifşa edeceğim.Ancak inanın ne kadar ifşa ederseniz edin bu tür sayfalar devamlı olarak açılıyor.

sayfabonzai

   Sayfanın hayran sayısına bakın 5.580!Bu bile durumun ciddiyetini anlamamıza yetiyor.Bu sayfada paylaşımlar tahmin edeceğiniz üzere özendiren paylaşımlar.

   "Umutsuz Bedenler" akımının son bulması için acil bir şekilde önlemler alınmalı.Bu bedenlerin devlet eliyle psikolojik tedavisi yapılmalı.Bu bedenlere yitip gitmiş bir beden olarak bakılmamalı.Sosyal medyada gerekirse yasaklarla bu özendirici paylaşımlar engellenmeli.Aksi halde sokaklarımızı kaplamakta olan bu kötü ruh insanlarımızın vaktini geçirdiği ve karakterini etkileyen sanal dünyayı rehin alacaktır."Umutsuz Bedenler" akımının son bulması basit bir iş değil.Bunun son bulması için en iyi analizleri eminim sosyologlar,psikologlar vs yapacaktır.
Unutmayalım en umutsuz anda bile bir ışık vardır!

          Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Liseden Üniversiteye Geçiş


üniniversite

   Bilindiği üzere üniversite tercih sonuçları açıklandı kısa bir zaman sonra da artık kayıtlar başlayacak.Lise hayatından üniversite hayatına geçiş yapmak biraz zaman isteyen bir olaydır.Lise hayatı ve üniversite hayatı birbirleriyle kıyaslanmayacak oranda farklıdır.Bu yazımda bu farklılıklara değinerek size bu konuda bir ön bilgi vermek istiyorum.Tabii bunu bir hazırlık olarakta görebilirsiniz.

1.Disiplin-Özgürlük:

   Üniversite tahmin edileceği kadar lise gibi disiplini bol olan bir yer değil.Ancak üniversitede yapacağınız ciddi hatalar lisedeki gibi hemen affedilmeyebilir.Nitekim üniversitenin kuralları
yok gibi görünse de sorumluluklar çok.Sorumluluklarınızı yerine getirirseniz bir sorun çıkmaz yani.Üniversite hayatı nadir görebileceğiniz özgürlük içeren bir alan içeriyor.Her görüşten insanı bulabileceğiniz bu alanda kendi görüşünüzü korkusuzca savunabilirsiniz.Tabii bu her üniversite için geçerli değil.Belli başlı üniversiteler için geçerli.Bildiğiniz gibi lise hayatında böyle bir ortamı bulmak zordur.Nitekim genelde liselerde aynı görüşleri benimseyen insanlar toplanır.

2.Elveda Muziplikler:

   Lisede muziplik konusunda hepimiz en üst seviyeyi zorlamışızdır.Üniversitede ise artık daha ciddi bir ortama girebileceğimizden bu muzipliklere elveda dememizin zamanı geldi.Ama bu eğlenmeyeceğimiz anlamına gelmiyor aksine belki lise hayatınızdan daha eğlenceli bir serüven sizi bekliyor olabilir.Bu biraz size de bağlı tabii gireceğiniz arkadaş ortamına da bağlı.Eğer arkadaş ortamınız yeterli düzeyde eğlenmelik ruh taşıyorsa kaçınılmaz olan bir sonuçtur eğlence.

3.Merhaba Sosyal Aktiviteler:

   Lisede pek yapmadığımız işleri üniversitede sık sık yapacağız.Buna en güzel örnek sosyal aktiviteler olabilir.Örneğin lise hayatında arkadaşlarla toplanıldığında kafelere gidilirken üniversitede seçenek olarak sinema,tiyatro,müzikal vs. gibi sosyalleşmemize yardımcı aktivitelerde ekleniyor.Tabii bunu genele bakarak söylüyorum sosyal aktivitelerin iyi olduğu liselerde var tabii.

4.Öğretmenler:

   Üniversitede derslere çoğu zaman öğretim görevlileri girecek.Bunun dışında dersinize profesör,doçent vs. ünvanlı isimlerde girebilir.Tahmin edeceğiniz üzere lisede bunu bulmak imkansız.Lisedeki öğretmen tarzıyla üniversitedekiler arasında çok fark var.Üniversitenin öğrencileri gibi öğretmenleri de farklı farklı.Bir kısım öğretim görevlisi sizinle iyi bir arkadaşlık kuruyorken bir kısmı da çok disiplinli ve havalı.Lisede tabii bu udurm görülebilir ancak emin olun üniversitedeki gibi değildir.

5.Unutulmaz Hatıralar:

   En iyi arkadaşlıkları üniversite hayatınızda bulacaksınız.En unutulmaz anılar üniversite hayatınızda yaşanacak.(Tabii unutulmaz hatıralar konusunda erkekler için askerlik dışında unutulmaz hatıralar denilebilir.)Belki hayat arkadaşınızı dahi üniversite hayatınızda bulacaksınız.Üniversite gerçekten ömrünüz boyunca hatırlayacağınız güzel süprizler getirecek size.

   Kısacası lise hayatından çok farklı bir hayat sizi bekliyor.Üniversite hayatına bir dönüm noktası olarak bakabilirsiniz.Ancak şöyle bir durumda var ki üniversite bu dönüm noktasını eğitimiyle değil getirdiği koşullarla sağlıyor.

         Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Televizyondan Bıktıran Görüntüler


biktiran

   Büyüklerimiz anlatır televizyonun ilk yayılmaya başladığı zamanlarda sadece 1 kanal varmış.O da bilindiği üzere TRT.Devlet kanalı olan TRT,o zamanlarda sadece devlet değil halkın da zaman geçirme,eğlence kanalıymış.Neyse gel zaman git zaman uzaya uydular fırlatıldı,özel tv platformları çıktı,nice tv kanalı battı,nicesi yeşerdi.Günümüzde tahminen 1000'den fazla tv kanalı var.Tabii bunların içinde yerel kanallarda var.

   Bu yazımda tv kanallarında zap yaparken karşılaşabileceğimiz ve artık hepimizi bezdiren görüntülerden bahsedeceğim.Bunlar bazen bir reklam,bazen bir program bazen de bir dizi olabilir.İşte mayın tarlası olan tv kanallarındaki o mayınlar:

1.Cinsel İçerikli Reklamlar:

   Tv kanalları arasında gezerken sık sık görebileceğimiz bu reklamlarda genel amaç insanı cinsel hayattan soğutmaktır.Sesi berbat tonda bir adam, gergedan boynuzu,kedi tüyü,deniz yıldızının kolu vs. şeklinde konuyla ilgisi olmayan malzemeleri satmak için kendisini kaybeder.Reklam cinsel içerikli malzemeyi satmak için yapılmış olmasına rağmen yarattığı etki tam tersi yönde.Eğer Türksat uydu kullanıyorsanız bu reklamı görme olasılığınız ekranda Üstad Kemal Sunal filmi görme olasılığınızdan daha fazladır.Nitekim ister istemez bir süre sonra reklamı gördüğünüz an küfür etmek geliyor insanın içinden.

2.Ankara Türkücüleri:

   Çankayalı Burak,Sincanlı Murtaza,Nallıhanlı Büşra vs. bu çokta özgün olmayan isimlerin bize görünen ilk yansıması bildiğim kadarıyla Ankaralı Turgut abimizdir.Turgut abimiz fazla ekranlarda görünmeyen,göründüğünde ise fırtınalar estiren nadide bir sanatçıdır.Ama ondan sonra gelen Ankaralılar akımı cidden insanı bezdiren bir boyut almıştır.Meydana o kadar çok Ankaralı sanatçı çıktı ki ulan bunlar neden şimdi ortaya çıktı diye düşünmüyor değil insan.Sonra ise aklına Ankara'nın bağları türküsü geliyor.Sahi Ankara'nın bağları ünlü olunca Ankaralı türkücüler hopladı sanki.Neyse ekranda karşınıza çıkması muhtemel ilginç klipleri olan bu türkücüler bir süre sonra bezdiriyor.

3.Çakma Telefon Reklamları:

   Bu reklamlarda Galaksi Es5'i orijinal diye satmaya çalışan hayalperest insanlar var.Bu olay aynı pazarda adicllas olan bir kıyafeti adidas diye satmaya benziyor.Yani ortada bir kelime oyunu var.Çok dikkatli değilseniz buna inanıyorsunuz ve orijinal diye çakma malı alıyorsunuz.Bir de bu reklamlarda soru krizi var.Örneğin adam soruyor eve gelen hırsız neyi çalmaz diye bilene indirimli verecek malzemeyi.Fakat öyle cevaplar geliyor ki lan bu kadar salak mıyız biz diyorsunuz.Hayır değiliz aslında hepsi bir oyun gelen cevapları veren gerçek seyirciler değil oranın çalışanları.Yanlış cevaplar vererek seyirciyi sinirlendirip kendilerine çekmeye çalışıyorlar.İyi taktik sahiden.Ekranda görebileceğiniz bıktıran görüntülerden sayabiliriz bunu da.

4.Bitemeyen Diziler:

   Düşünün bir dizi seneler önce bitmiş ama hala ekranda görünüyor.Evet bu bıktıran tekrarlar sayesinde oluyor.Kanalların çok sevdiği bir iştir bitmiş bir diziyi tekrarlarıyla yaşatma olayı.Ancak bu işin garip bir tarafı var her sene farklı dizilerinin tekrarlarını yayınlamak yerine aynı diziyi her sene yayınlamaları.Yani Doktorlar dizisiyle her sene ekranda karşılaşmamız yine aynı şekilde Akasya Durağı dizisini her sene görmemiz bu olayla ilgili.Kanallar seyircinin özlediği dizilerin tekrarlarını yayınlamak yerine özlenmeyen dizileri yayınlayarak bir bakıma kendi topuklarına sıkıyorlar.

5.Efsane Reklamlar:

   Belki çokca dalga geçildi bu reklamlarla ama bir dalgada biz geçelim değil mi?Örneğin bal reklamı, hala ara sıra görüyorum ekranda.Adam krize girmiş olacak ki artık 10 kavanoz değilde 8 kavanoz balı 100 liradan veriyor.Seyirciye yeminler edecek neredeyse gerçek bal diye.Ama seyirci bilmiyor sanki o balın içinde yüksek glikoz olduğunu.Neyse bir de alternatif ilaç reklamı var.Çıkıyor bir yaşlı adam ben bu ilaçla düzeldim diyor.Neydi o doktorun ismi ya Ömer miydi?Adama lafım yok,ilaçlarına da lafım yok benim lafım sık sık ekranda reklamlarının dönmesine.İyi güzel de bir süre sonra adam bıkıyor işte.Ala ilaçlarına başına çal diyesi geliyor.

   Benim aklıma gelen bıktıran görüntüler bu kadar.Daha söylenecek çok şey var bu aptal kutusuyla ilgili ama susayım şimdilik.

       Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.


5 Ağustos 2014 Salı

Acımasız Seri Katiller!


serikatiller

   Bu yazımda biraz korkunç,biraz iğrenç ama çokca psikopatca bir konuyu yazmak istedim.Seri katiller!Tarihte bilinen en psikopat seri katiller.Bazıları geçmişinin intikamını almak için öldürmüş kimisi ise zevk için öldürmüş.İnsanoğlunun ne derece iğrenç olabileceğini kanıtlayan bu insanlar çoğu masum olan canı almaktan tereddüt duymamış.Bu vurdumduymazlığa ister hastalık deyip geçin ister psikopatlık deyip iğrenin benden yazması sadece.İşte o psikopat insanlar ve hikayeleri:


chiilato

10.Andrei Romanovich Chikatilo:

   Vahşi kızıl olarak bilinen bu adam kendi ifadesine göre 53 kişiyi katletmiştir.Sovyetlerin ilk seri katilidir. Stalin dönemindeki yamyamlık öykülerinin etkisinde kalmıştır.Hedefinde kızlar vardı.İktidarsız Andrei kaçırdığı kız çocuklarını veya ilişkiye girmek için kandırdığı kızları ,iktidarsızlığı sebebiyle öldürmüştür.Bu insanları öldürmekle kalmamış cesetlerine de eziyet etmiştir.Öldürdüğü kızların meme uçlarını ve cinsel organını kopararak yiyordu.Çok pis ağız kokusu sayesinde yakalanmıştır.1994 yılında kafasına sıkılan kurşunla idam edilmiştir.Citizen X filmi kendisiyle ilgilidir.


ekemoer

9.Edmund Kemper:

   Öğrenci katili lakabı takılan 10 kişinin katili.Bu 10 kişi arasında kendi dedesi,ninesi ve annesi de var.Çocukluktan beri bir psikopat olan Kemper,bir nekrofildi yani ölü sevicidir.Kurbanları otostop çeken kızlar olmuştur.Bu kızları öldürdükten sonra evine götürüyor,başlarını kesip tecavüz ediyordu.Daha sonra cesedin bazı bölümlerini kesip pişirip yiyordu.Ninesini öldürmüş daha sonra ninesinin ölümüne üzülmüyor diye dedesini de öldürmüştür.Kendi ihbarıyla yakalanmıştır.1973 yılında ömür boyu hapis cezası almıştır.The Co-ed Killer kitabı kendisiyle ilgilidir.



holmess

8.Henry Howard Holmes:

   İblis Holmes diye de anılmaktadır.Amerika'da kayıtlara geçmiş ilk seri katildir.Henry,Chicago'da kafasındaki cinayetleri işlemek için özel bir otel tasarlamıştır.Otelde gizli odalar,sahte duvarlar,gizli koridorlar vs. vardı.Tasarladığı sistemle odalara boğucu gaz veriyordu.Bunun üzerine ölen insanların cesetlerini bodrum katına indirip parçalıyordu.Parçaladıktan sonra ise iskeletlerini üniversitelere satıyordu.Bu adam para kazanmak için sürekli öldürmüştür.1896 Yılında asılarak idam edilmiştir.Beyaz Şehirdeki İblis kendisiyle ilgili bir kitaptır.

lopezz

7.Pedro Alonso Lopez:

    Andes Canavarı diye tanınan bu katilin katlettiği insan sayısı 300'den fazladır.Çocukken sokaklarda kalan ve tecavüze uğrayan Lopez,Çocukları kendisine kurban olarak seçmiştir.Çocukları kaçırıp öldüren daha sonra da onlara tecavüz eden bu adamın yaptıkları bir sel sayesinde ortaya çıkmıştır.Sel ile beraber gömdüğü cesetler ortaya çıkınca yakayı ele vermiştir.Son serbest bırakıldığı 2002 yılından beri izine rastlanmamıştır.




ogluyapıcı

6.Yavuz Yapıcıoğlu:

   Avcılar Sapığı olarakta tanınan bu katilin katlettiği insan sayısı ise ailesine göre 43 kişidir.Herhangi bir öldürme şekli veya amacı yoktu.Açıkçası öldürmek için öldürmüştür.Örneğin simit parası istediği adam para vermeyince adamı takip edip öldürmüştür.Bu olaya şahit olan birisini de boğazından kesip öldürmüştür.Cumhuriyet tarihinin en çok insan öldüren insanıdır.Akli dengesinin bozuk olduğu öne sürülmüştür.2002 yılından beri Tekirdağ cezaevindedir.





5.Fritz Haarman:


fhaarman   Hannover kasabı olarak tanınan bu katilin katlettiği insan sayısı ise kendi söyleyişine göre 40 kişdir.Eşcinsel olan Fritz,kendisine genç göçmen erkekleri kurban olarak seçmiştir.Karnı aç olan bu erkekleri evine çeken onların ilk önce karnını doyuran bu katil daha sonra üstlerine çullanarak boynunu koparıncaya kadar ısırıyordu.Bunu yaparak tatmin oluyordu.İşlediği cinayetlerde çoğu zaman diğer eşcinsel arkadaşı Grans'ta müdahil oluyordu.Bu adam ayrıca öldürdüğü insanların etlerini ve kıyafetlerini de pazarda satıyordu.İnsan eti sattığı anlaşılınca yakayı ele vermiştir.Arkadaşı ile birlikte kafası kılıçla kesilerek idam edilmiştir.


acimasızcarl

4.Carl Panzram:

   Acımasız Carl diye tanınan bu katilin cinayet sayısı 21.Çocukluğu suç bataklığında geçmiş olan Carl,Kadın ve erkek ayrımı yapmadan öldürmüştür.Kurbanlarını uyutup tecavüz edip öldürmüştür.Cinayetlerini sadece Amerika'da değil çıktığı dünya turuyla beraber Avrupa ve Afrika'dada işlemiştir.Afrika'da 8 Afrikalı köle kıralamış onlara tecavüz edip sonra timsahlara yedirmiştir.1930 yılında asılarak idam edilmiştir.Katilin Günlüğü filmi kendisiyle alakalıdır.


bundydydy

3.Theodore Robert Bundy: 

   Bu katilin katlettiği insan sayısı 36'dan fazladır.Eski sevgilisine benzeyen kızları kendine kurban olarak seçmiştir.Zaten seri katil olmasının büyük sebebi de o kız arkadaşının kendisini reddetmesi olmuştur.Yoksa yüksek kalitede bir hayata sahipti.Güzel bir üniversiteye gidiyordu,iyi giyiniyordu.Psikopat olmasını sağlayan bir diğer önemli sebep ise gayrimeşru bir çocuk olduğunu öğrenmesidir.Öldürme şekli ruh haline göre değişiyordu.Mesela bir kurbanının kafasını çubukla ezmiş sonra o çubuğu kurbanın cinsel organına sokmuştur.Diğer bir kurbanının ise göğsünü kopracak kadar ısırmıştır.1989 yılında elektrikli sandalye ile idam edildi.Kopya Cinayetler filmi kendisiyle ilgilidir.


geinn

2.Edward Gein: 

   Bu katilin cinayet sayısı bilindiği kadarıyla 2'dir.Diğer seri katillere göre az cinayet işlemiş olarak dursa da yaptıkları dehşet vericidir. Bu adam annesinin vefatından sonra mezarlardan ceset çalıp o cesetlere tecavüz etmiş ve parçalamıştır.2 kadını tabancayla öldürdükten sonra evine taşımıştır.Cinayetten şüphelenen polisler evine girdiğinde korkunç manzaralarla karşılaşmıştır.Evinde,İnsan derisi ile kaplanan sandalyeler,Kafatasından yapılan çorba kasesi,içinde kesik kadın cinsel organı bulunun ayakkabı kutusu ve insan derisinden bir elbise bulunmuştur.1984 Yılında akıl hastanesinde kanserden ölmüştür.Sapık,Teksas Katliamı,Kuzuların Sessizliği filmlerinin senaryolarına ilham kaynağı olmuştur.


fishs

1.Albert Fish: 

   Yamyam lakablı bu katilin bu devirde kimseye güvenmeyeceksin sözüne tam uyan bir profili vardır.Tahmin edildiği kadarıyla 15 kişiyi katletmiştir.Hedefinde çocuklar vardı.Yaşlı ve güvenilir görünümü sayesinde küçük çocukları kaçırıyor onlara işkenceyle öldürüp sonra bazı sebzelerle beraber etlerini günlerce tüketiyordu.Bu katil tüm psikiyatrik uzmanlarca gelmiş geçmiş en sapkın seri katil olarak yorumlanmıştır.Öldürdüğü kızın ailesine sapkın bir mektup yazarak kendisini ele vermiştir.1936 Yılında elektrikli sandalye ile idam edilmiştir. 


   Seri katiller toplum içinde kendilerini iyi gizlemeyi başaran tiplerdir.Geçmişleri hep bir bunalım içinde olan bu insanların yaptıkları insanoğlunun ne kadar vahşileşeceğini gözler önüne sermiştir. 

   Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.


3 Ağustos 2014 Pazar

AddMeFast Nedir?Nasıl Kullanılır?(Resimli)

fasadme

    Kurduğumuz Facebook sayfasının hayranlarının çabuk artmasını hepimiz isteriz.Yine aynı şekilde Twitter'da daha çok takipçimizin olmasını,Youtube kanalımızın daha çok abonesi olmasını,Facebook durumlarımızın başkaları tarafından paylaşılmasını isteriz...Bunun için normal olan yöntemler vardır.Bunlar ise işte sayfanızın güncel olması,durumlarınızın özgün olması,kanalınızın özgün videolar yayınlaması vs. hayran kitlesini çoğaltır.Bunun dışında bir de çoğu kişinin bilmediği ama yine aynı şekilde çok sayıda kişi tarafından kullanılan gerçek hayran artırıcı siteler vardır.Bunların şu sayfa kasma vs. yalanlarla dolu virüslerle alakası yoktur.

   Bu yazımda bizzat denediğim ve gerçekten işe yarayan bir hayran artırıcı(tabii daha birçok konuda da işe yarıyor)sitesini tanıtmak istiyorum.Sitenin ismi AddMeFast.İsminden de anlaşılacağı üzere hızlı bir hayran artırıcı sitesi.Bu site puanlama sistemiyle çalışıyor.
Aşağıdaki resimlerle sitenin nasıl kullanılacağı ve işlevi hakkında bilgiler verdim:


1.Tabii ilk önce hesap aç kısmına girip siteye üye oluyoruz.Daha sonrada giriş yapıyoruz:

dmefast1


2.Giriş yaptıktan sonra böyle bir sayfa gelecek karşımıza.Site daha önce söylediğim gibi puanlama sistemiyle çalışıyor.Yukarıda gördüğünüz gibi puanınız yazıyor.Bu puan ne kadar çok olursa işinize o kadar çok yarar.Ama ilk önce sitemizi veya sayfamızı eklmemiz lazım.Gösterilen seçeneğe tıklıyoruz:

dmefast2


3.Girdiğimiz yerde böyle bir sayfa karşımıza çıkacak.İlk seçenekte ne ekleyeceğimize karar veriyoruz(Bir facebook sayfası mı?twitter adresi mi?youtube kanalı mı? vs.).Worldwıde seçenğini değiştirebilirsiniz bu hedef kitlenizdir.Vereceğimiz sitenin veya sayfanın hangi ülkelerdeki üyelere görünmesini istiyorsunuz buna karar veriyorsunuz.Eğer seçeneği değiştirmezseniz tüm üyelere görünecektir.Benim tavsiyem değiştirip Türkiye'deki üyeleri kitleniz yapın.Title seçeneğinde sitemizin veya sayfamızın başlığını yazıyor bunu kafadan da sallayabilirsiniz pek anlamı yok çünkü.Page Url kısmına vereceğimiz sayfanın veya sitenin linkini yapıştırıyoruz.CPC kısmı çok önemlidir puan kısmıdır.Yani diğer üyeler sayfanızı beğendiğinde veya takipçiniz olduğunda ne kadar puan kazanacaklar buna karar veriyorsunuz.En az 2 en fazla 10 puan yazabiliyorsunuz.Puan ne kadar çok yazılırsa üyeler o kadar çok gelir sizin adrese.En sonun save yapıp kaydediyoruz sitemizi veya sayfamızı:

dmefast3

4.Site puanlama sistemiyle çalıştığı için puan kazanmanız gerekiyor.İsterseniz gerçek parayla puan alabilirsiniz.Bunun dışında sizde başkalarının sayfasını beğenerek,kanallarına üye olarak,takip ederek puan kazanabilirsiniz.Eğer yeterli puanınız olmazsa sayfanıza veya sitenize kimse gelemez.Çünkü sayfanız veya siteniz sistemde görünmez.Yani puanınız mutlaka olmalı hayran kazanmanız için.Puan kazanmak için çok çeşitli seçenekler var:



dmefast4

5.Son olarak puan artırmak için önemli bir seçenek olan günlük puanı mutlaka kullanın derim.50 Adet facebook sayfası beğenirseniz 200 puan kazanırsınız bu Daily Bonus yani günlük bonustur:

dmefast5

   AddMeFast sitesi kısaca böyle bir site.Bir süre kullandıktan sonra sisteme alışıyorsunuz zaten.Bunun dışında Türkçe Gorunum.org sitesini de kullanabilirsiniz.O da aynı mantıkla çalışan bir site.

   Her şeye rağmen bu tür siteler sizlere hayran kazandırsa da gerçek bir hayran kitleniz olmuyor açıkçası.Çünkü sayfanızı beğenen puan için beğeniyor ve sayfanızda aktif olmuyorlar.Bunun için en iyisi iyi paylaşımlar yaparak hayran kazanmaktır.

        Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

1 Ağustos 2014 Cuma

Zamanda Yolculuk İddiaları!

yolculuk-zamanda

   Zamanda yolculuk mümkün mü?Zaman makinesi olabilir mi?Gelecekte zamanda yolculuklar olacak mı?Bu tür sorulara bilim adamları cevaplar arayıp duruyor.Bu konuda fikir beyan etmek bana düşmez açıkçası.Ama illa bir söz söylemek gerekirse büyük bilim adamı Stephen Hawking'in fikirlerini savunmak gerekiyor.Çünkü ona göre geçmişe yolculuk imkansız fakat geleceğe gitmek mümkün olabilir.Tabii bu Hawking'in yazısından çıkardığım bir özet.O yazıda daha fazlası var.Büyük bilim adamı Stephen Hawking'in zamanda yolculuk olayı ile ilgili yazısını mutlaka okuyun derim.
Hawking'in zamanda yolculuk yazısı için tıklayınız..

   Zamanda yolculuk olayı ile ilgili geniş bir yazı yazmak benim sınırlarım dahilinde değil açıkçası.Çünkü bu konu fizikçileri daha çok ilgilendiren bir konu.Ben ise bir fizikçi değilim.Ben bu yazımda zamanda yolculuk iddialarını yazmak istedim.Çünkü incelediğim kadarıyla bu konu hakkında yerli kaynaklar sınırlı genellikle yabancı yayınlar var.Şimdi ben belli başlı zamanda yolculuk iddialarını kısaca yazmak istiyorum.İşte o ilginç iddialar:


1.MOBERLY-JOURDAİN OLAYI

   Olay 10 Ağustos 1901 tarihinde yaşandı.Olayı iki akademisyen olan Anne Moberly(1846-1937) ve Eleanor Jourdain(1863-1924) yaşadı.Bu iki kadın Versay gezisinde Versay sarayını ziyaret etmeye karar vermişlerdir.Versay sarayının arazisinde bulunan Petit Trianon şatosunu ziyaretleri sırasında iddialarına göre zamanda kayma yaşadılar ve bir şekilde geçmişe gittiler.Yine iddialarına göre orada "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler." sözüyle tanınan Fransa kraliçesi Marie Antoinette ve Comte de Vaudreuil ile karşılaştılar.Öyle ki yaptıkları betimlemelerde bu iki insanın üstünde ne olduğuna kadar yazdılar.Bu gerçekten büyük bir iddiaydı.Daha sonra sarayın geçmişinin araştırılması ve iki kadının yaşadıklarının karşılaştırılması büyük bir heyecan yarattı.Bu yaşanan olay birçok macera kitabına konu oldu.Çokça yazıldı çizildi.Bu olay hala tam anlamıyla açıklanamamıştır.

2.JOHN TİTOR

   John Titor zamanda yolculuk yaparak 2036 yılında geldiğini iddia eden birisidir.2000-2001 yılları arasında çeşitli web sitelerine bilgiler yollamıştır.Bu bilgilerin çoğunun yanlışlığı kanıtlanmıştır.Gelecekten geldiği için geleceğimizde neler yaşanacağını söylemiştir.Örneğin 3.Dünya savaşının 2015 yılında çıkacağını ve toparlanmanın 20 yıl süreceğini iddia etmiştir.Titor yeni yazılar yollamayı Mart 2001 yılında bıraktı.Kimileri Titor'un yazar Douglas Adams olduğunu söylemiş kimileri de böyle birinin sadece yalandan ibaret olduğunu söylemiştir.Ama tam manasıyla sır çözülememiştir.

3.BİLLY MEİER

   Billy Meier UFO fotografçısı İsviçre vatandaşıdır.İddiasına göre uzaylılarla iletişim kurmaktadır.Bunun dışında UFO hakkında ses ve görüntülerde yayınlamıştır.UFO'larla ilgili geniş bir koleksiyonu vardır.Çektiği fotograflar uzaylılara inanan birçok insanda heyecan yaratmıştır.Ama kimileri de bunun büyük bir sahtekarlık olduğunu öne sürmüştür.Buna rağmen Billy hala hayatta ve iddiasına göre uzaylılarla iletişimine devam ediyor.
isa-hz
Ernetti'nin çektiği iddia edilen
 Hz.İsa Fotografı

4.CHRONOVİSOR

   Buna bir zaman makinesi de denebilir.Böyle bir makinenin varlığı paranormal ve din üzerinde çok sayıda kitabın yazarı Father François Brune tarafından ortaya atılmıştır.François'in yazdıklarına göre makine İtalyan rahip ve bilim adamı Pellegrino Ernetti(1925-1994) tarafından inşa edilmiştir.İddiaya göre bu makine  geçmişteki olayları görmeye olanak sağlıyordu.Öyle ki Ernetti geçmişteki Hz.İsa'nın çarmıha gerilirken fotografını bile çektiğini iddia etmiştir.Makine hani şu bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz tarzda bir zaman makinesi.Kolları,düğmeleri ve ekranı olan bir makine.Bu makine yine birçok fantastik kitaba konu olmuştur.Makinenin varlığı tam kanıtlanamasa da hakkında birçok teori vardır.En çok kabul edileni ise makinenin var olduğu ve Vatikan'ın elinde olduğu Vatikan'ın bu makine sayesinde birçok ülkenin ekonomosini kontrol altında tuttuğudur.


5.MONTAUK PROJECT

   Montauk projesi hakkında komplo teorileri 1980'li yıllardan beri var.Teoriye göre bu proje Birleşik Devletlerin gizli projesi.İddiaya göre birleşik devletler psikolojik harp teknikleri ve egzotik araştırmalar için bu projeyi geliştirmiştir.Daha fazla bilgi için tıklayın..

6.PHİLADELPHİA DENEYİ

   28 Ekim 1943 tarihinde Amerikan donanmasının yaptığı iddia edilen deneydir.Yine iddiaya göre donanmaya ait 1240 tonluk bir koruma destroyeri USS Eldridge bir kaç dakika içerisinde 600 km'den fazla bir uzaklığa gidip gelmiştir.Amerika deneyin yapılmadığını söylemiştir yani yalanlamıştır.Deneyden ilk söz eden kişi amatör bir gök bilimci olan Morris Jessup'tur.Morris deneye baştan sona şahit olduğunu söyleyen bir denizciden mektuplar almasıyla böyle bir deneyin olduğunu iddia etmiştir.Daha fazla bilgi için tıklayınız..

   Zamanda yolculuk iddiaları işte böyle.Bu iddialar gerçek mi gerçek değil mi tam anlamıyla bilinmiyor.Ancak zamanda yolculuk gerçekten herkesin çok merak ettiği bir kavram.Nitekim bu olayın daha uzun süreler bir çok bilim adamını meşgul edeceği bir gerçek.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.