31 Aralık 2015 Perşembe

Renklerin Dili

renklerın-dılı

   Renklerin bize konuştuğunu daha önce biliyor muydunuz? Hayatımızın olmazsa olmazı renklerin bir dilinin olduğunu biliyor muydunuz? Ya yaşadığımız çoğu duygunun sebebinin onlar olduğunu söylesem. Evet bu yazımda bazı renklerin bize verdiği mesajlardan bahsedeceğim. Onların nasıl duygular yarattığını anlatacağım. Bu ilginç ve bir o kadar da muhteşem dilin daha iyi kullanılması dileğiyle.

HANGİ RENK NE MESAJ VERİR?

TURUNCU: Güneş'in rengidir turuncu. Sadece güneşin de değil hayatımızın her yerinde görürüz onu. Bazen bir ağaçta meyve bazen bir insanın üzerinde giysi. Kullanım alanı geniştir yani. Turuncu rengi, hareket,enerji ve canlılık verdiğinden uyarıcı olarak değerlendirilir. Turuncu size harekete geçmenizi ve enerji dolu olmanızı öğütler. Bu yüzden hayatınızda bu rengi asla yok saymayın. Göreceksiniz hayatınıza bir hareketlilik katacak bu renk.

YEŞİL: Doğayı simgeler yeşil. Ağaçların, yaprakların, çiçeklerin rengidir yeşil. Onu her yerde görmemiz mümkün. Yeşil rengi, serinlik, tazelik, yansızlık, olgunluk, hoşgörü, sadakat ve ev dinlendiriciliğini sembolize eder. Bizlere çok sayıda mesajlar veren nadir renklerdendir. Özellikle hayatımıza tazelik aşıladığı için çok önemlidir. Hayatımızın her alanında bu rengi kullanmaya özen göstermek yararımıza olacaktır.

MAVİ: Gökyüzünün ve dolayısıyla okyanusların rengidir mavi. Cinsiyetçi bir yaklaşıma göre erkeğin rengidir mavi. Mavi rengi, düşündürücü, derinlik, dinginlik ve karar vermeyi ifade eder. Bunun dışında bildiğiniz gibi mavinin tonları vardır. Bu tonların da ayrı ayrı mesajları vardır. Açık mavi, gevşetici ve rahatlatıcı bir etkiye sahipken koyu mavi uyarıcıdır. Genel olarak mavi rengi bizlere düşünmemizi öğütler.


SARI: Ne güzel yakışır bu renk o lalelere. Doğada görebileceğiniz çoğu çiçeğin rengidir sarı. Bozkırlar bir ucdan bir uca onun varlığıyla donatılmıştır. Sarı rengi, pankreas sıvısını arttırır. Bu sıvı besinlerin daha iyi öğütülmesine yardımcı etkiye sahiptir. Bunun dışında sarı rengi, umut, ilham ve bilginin simgesidir. Çılgın, zihin açıcı ve neşelendiricidir. Hayatımızda neşe istiyorsak sarı rengi yardımımıza koşacaktır.

KIRMIZI: Aşkın rengidir kırmızı. Gül, en çok bu renkte güzeldir. Kırmızı rengi, heyecanlandırıcı, stres yaratıcı, kan dolaşımını arttırıcı bir etkiye sahiptir. Ayrıca iştah arttırıcı bir etkisi de vardır. Bu yüzden çoğu hızlı yiyecek (fast food) markası amblemlerinde ve mağazalarında kırmızı rengini kullanırlar. Bu markalar, rengin gücünü kullanmayı da çok iyi becerirler.

LACİVERT: Fenerbahçe spor kulübünü tutanlar iyi bilir bu rengi. Ama rengin dilini bilirler mi? Lacivert rengi, düşsellik, sonsuzluk ve derinliği ifade eder. Genelde hayal kurmayı sevenlerin rengidir lacivert.

MOR: Krallıkların, imparatorlukların rengidir mor. Cinsiyetçi bir yaklaşıma göre kadınların gücünün rengidir mor. Mor rengi, asaleti simgeler ve kederlendirici, korku verici bir etkiye sahiptir. Hayata karşı asil bir duruş sergilemek isterseniz yardımınıza koşar.

SİYAH: Aslında siyah bir renk midir yoksa değil midir tartışılır. Bu tartışmaya girmek benim işim değil o yüzden dilinden bahsedeyim. Siyah, keder, ölüm ve bitiş duygularını uyandırır. Genel olarak olumsuz bir dili vardır. Bu yüzden hayatınızda uzak kaçmanız gereken bir renktir kendisi. Siyahtan kaçınmakta yarar var anlayacağınız.

BEYAZ: Aynı siyah gibi bir renk midir yoksa değil midir tartışılır. Yine bu tartışmaya değinmeden dilinden bahsedeyim. Beyaz, temizlik, berraklık ve ferahlık demektir. Hayatınızın kıyısında köşesinde mutlaka bulundurmanız gereken bir renktir kendisi. 


   Bu renklerin dışında koyu renklerin genel olarak bir düşündürücü etkisi varken daha açık renkler genişliği ve olumlu duyguları simgeler. Hayatımızda renklerin dilini daha iyi anlamak dileğiyle...



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

29 Aralık 2015 Salı

İçimiz Dışımız Aşk!

bıktıran-ask

   Ünlü bir laf vardır belki bilirsiniz. "Bir insanı sevgiden soğutmak için onu aşırı sevin." Yapılan bir işin aşırısı o işin en büyük düşmanıdır aslında. İnsanları o işten soğutur nefret çeker bu aşırılık. Şöyle bir görüş vardır aşırı dindar bir aileden ateist birey çıkma olasılığı tersine göre daha fazladır. Bunları neden söylüyorum? Aşırılığın iyi olmadığını vurgulamak için söylüyorum.

   Sinemamızda furyalar vardır. Aslında furyalar popüler kültürün bir yansımasıdır. Mesela 1970'li yıllarda Arabesk müziğin halk arasında yaygınlaşmasıyla Arabesk film furyası başlamıştır. Hemen hemen çoğu sinemacı Arabesk film çekmeye başlamıştır. Peki günümüzde bir furya var mı? Bence furya demeyelim de aşırı bir konu var. AŞK! Sinemalarda o var. Televizyonlarda o var. Her yerde o var. Şimdi çıkıp diyeceksiniz ki eee aşk hayatın içinde var. Ne demiştik aşırı olunca insan soğuyor be. Değeri kalmıyor.

AŞAĞI TÜKÜRSEN AŞK YUKARISI YİNE AŞK

   Aşk Yeniden, İnadına Aşk, Kiralık Aşk, Yer Gök Aşk, Acil Aşk Aranıyor, Kara Para Aşk, Aşk Emek İster, Acı Aşk, İlk Aşk ve son olarak Her Şey Aşktan... Bunları kafamdan uydurmuyorum. Bunların hepsi dizi veya film. Daha önce fark ettiniz mi bunu? Türkiye'de çekilen hemen hemen iki diziden birisinin konusu aşk. Hem de öyle yaratıcı bir senaryoları da yok hani. Bir kız bir erkeği sever, sevdiği erkek başka kızı sever, o sevdiği kız da gider başkasını sever... Hep aynı konular etrafında gelişir dizi veya film. Siz hiç sıkılmıyor musunuz bu durumdan?

   Aşkın kendisine yönelik bir tepkim yok aslında. Güzel şeydir aşk.Her insan yaşayamaz sadece yaşadığını düşünür. İnsanı mutlu eder, yaşamayı daha bir değerli kılar. Ama dedim ya her şeyin aşırısı zarardır diye. Bugün televizyonda veya sinemalarda bize dayatılan aşk, kendisine zarar verecek boyutta bıktırıcı bir etkiye ulaşmış durumda. Yani basitçe aşk sıradanlaştı ve güzelliklerini yitirmeye başladı.

NEDEN AŞKTAN ÖTEYE GİDEMİYORUZ?

   Neden televizyonlarda veya sinemada hep aşk işleniyor? Neden daha farklı konulara değinmeye çalışmıyor senaristler. Aslında bu sorunun cevabı bizlerde yani tüketicilerde gizli. Seyirci aşkı işleyen film veya dizileri tüketmeyi seviyor. Bundan dolayı ticari kaygılarla, tüketilsin para kazanalım diye aşk filmleri veya dizileri çekiliyor. Tüketiciler aşk işleyen konuları tükettikçe farklı işler (komediler hariç) hayal kırıklığına uğruyor ve bu da sinemamızın yerinde saymasına sebep oluyor. Çünkü bir sinemada ne kadar çok çeşit konu işlenirse o sinema o kadar zenginleşir.

   Peki ne yapacağız? Hiç aşklı meşkli dizi veya film izlemeyecek miyiz? Hayır izleyeceğiz. Ama eleştirerek izleyeceğiz. Aşka meşke takılıp kalmayacağız. Farklı işleri de göreceğiz. Onları da destekleyeceğiz. 

ÖZET OLARAK

   Günümüzde televizyonlarımızı ve sinema salonlarımızı bir aşktır sarmış durumda. Bu öyle bir sarış ki aşktan soğutuyor adamı. Benim bu yazım aşka karşı çıkış değilde onu sıradanlaştırmaya karşı çıkıştır aslında. Bu yazım aşk dizisi veya filminden ötesini düşünmeyen senaristlere ve izleyicilere yönelik bir eleştiridir.




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

28 Aralık 2015 Pazartesi

İnsan Neden Süper Kahramanlara İhtiyaç Duyar?

super-kahraman

   Onlar güçlüdürler. İyinin her zaman yanında, kötünün ise amansız düşmanıdırlar. Kimisi bir ağ atar masum insanları kurtarır, kimisi gözlerinden ışın çıkarır. Hepsinin tek amacı vardır kötülüğü yok etmek iyiliği hakim kılmak. Peki hiç düşündünüz mü ilk süper kahramanı yazıp çizen adamın amacı neydi? Neden insanoğlu süper kahramanlara ihtiyaç duydu? Bizlerin ve çocuklarımızın hayretle izlediği bu kahramanların bizlere iletmek istediği mesaj ne? Aklımı kurcalayan bu soruları düşündüm ve kendi çapımda cevaplar bulmaya çalıştım.

İNSAN NEYDİ?

   İnsan nedir sorusuna aslında büyük oranda insan ve robot farkları adlı yazımda değinmiştim. Burada kısaca yine değinmek istiyorum. İnsan sadece düşünen canlı bir varlıktır diye tanımlayabileceğimiz bir varlık değildir. İnsanın bir ruhu vardır. Bu ruh sınır bilmeyen, tamamen özgür bir ruhtur. Bu ruh sınırları belli olan insan vücuduna hapsedilmiştir. Hocam derdi ki gözlerimiz bu hapishanenin pencereleri, sözlerimiz ise sözlerimizin sadece ufak bir bölümü. Sınanıyoruz her açıdan.

   İnsanın ruhu ölümsüzdür. İnsan bundan dolayı ölümsüzlüğü her zaman arzu etmiştir. Konuyu fazla uzatmadan basitçe insan ruhtur diyebilir miyiz? Kısmen bunu söyleyebiliriz de bu bile aslında insanı tanımlamak için yetersiz kalır. O yüzden insan ve robot farkı adlı yazımı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Buraya tıklayıp okuyabilirsiniz.

PEKİ SÜPER KAHRAMANLARA NEDEN İHTİYAÇ DUYAR İNSAN?

   Süper kahramanların çoğu ölümsüzdür. Onların sınırları yoktur. Aşamayacakları zorluklar yoktur. Koca bir duvarı yerle bir ettikleri gibi o duvarları kolayca dikebilirler de. Ruhumuz arzularının bir yansımasıdır süper kahramanlar aslında. İlk süper kahramanı çizen adamın ruhunu düşünelim. Hapishanesinde öyle sıkılmıştır ki dışarı bir şekilde çıkmak istemiştir. İşte belki de bu yolu kullanarak dışarı çıkmıştır. Burada belirtmek isterim ki çoğunun düşündüğü gibi süper kahramanlar yaratıcıya karşı bir isyan bayrağı değildir. Aksine onun kudreti önünde bir saygı duruşudur. Çünkü ne olursa olsun ne kadar sınırsız olursa olsun süper kahramanların hepsinin canı yanar ve bir tarafı her zaman acizdir. Canı yanmayan ve aciz kalmayan sadece yaratıcıdır aslında sonuç olarak.
batm-an

   İzlediğimiz süper kahramanların hepsi bize mesajlar verir. Ortak mesaj ise azimli olmaktır. İnsanın azimli olursa çözemeyeceği bir sorun yoktur. SpiderMan karşısına dikilen duvarları basitçe geçer, SuperMan yaşanan problemlere kayıtsız kalmaz ve çok çabuk müdahale eder, BatMan yine aynı şekilde suçlulara ceza verir. İnsana bunları yapın diye mesajlar verir süper kahramanlar.

   Özet olarak ruhumuzun yansıması olan süper kahramanlar insanı iyi dünya düzeni için belli kalıplara sokmak adına çaba harcar. Bu çabaya kayıtsız kalıp kalmamak yine insanın kendisine bağlıdır.



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

26 Aralık 2015 Cumartesi

Hürriyet Yazarkafe ve Milliyet Sizdensize Karşılaştırması

yazarkafe-sızdensıze

   Daha önce bu konuyla ilgili bir yazı yazmıştım.Ancak o yazı ne yazık ki yaptığım bir hata sonucu silindi.O yüzden yazıyı tekrar yazmaya karar verdim.Ancak bu sefer Sizdensize servisini bir alternatif değil de Yazarkafe servisine bir rakip olarak göreceğim ve iki servisi karşılaştıracağım.Hangisini kullanacağınız size kalmış.

YAZARKAFE NEDİR?

yazarkafa

  Aslında çoğu blog yazarı ne olduğunu biliyor ama ben bilmeyenler için tekrardan yazayım. Yazarkafe, Hürriyet haber sitesi tarafından desteklenen Bumerang servisinin bir uzantısıdır. Bumerang, blog yazarlarının kayıt olduğu, reklam teklifleri alarak gelirler elde ettiği ve yazılarını yayınlayabileceği Yazarkafe gibi çeşitli yararları olan bir bir servistir. Bu serviste üç üyelik tipi vardır. Bunlar; bronz,altın ve platin üyelik tipleridir.Sıralamadan anlaşılacağı üzere en düşük üyelik tipi bronzdur ve neredeyse yok denecek kadar avantajlardan yararlanabilmektedir.Altın üyelik tipi ona göre daha iyidir.Platin üyelik tipi ise en yüksek üyeliktir.Bu üyelik sayesinde Bumerang servisine bağlı Yazarkafe'ye yazı gönderebilirsiniz.

SİZDENSİZE NEDİR?

sızdansıze

   Sizdensize, çoğu blog yazarının bilmediği bir servistir aslında. Hemen hemen Yazarkafe mantığıyla çalışır. Sizdensize servisinin destekçisi ise Milliyet haber sitesidir. Bu serviste yine blog yazarlarının çoğu yazısı mevcuttur. Bu servise yazı göndermek biraz daha farklıdır. Çoğu teferruatı vardır. Ancak yazınızın yayınlanması daha kolaydır ve sitenizin kabul edilmesi daha mümkündür.

İKİ SERVİSİN AVANTAJLARI DEZAVANTAJLARI

   Öncelikle Yazarkafe'den başlayalım. Yazarkafe servisinin avantajlarını sayacak olursak şunları söyleyebiliriz: Öncelikle Hürriyet gibi bir haber sitesinin desteğinin olması servisi cazip hale getiriyor. Servise yazı göndermek basit bir şekilde gerçekleşiyor. Genel olarak yazıların çoğu yayınlanıyor. Serviste bir yazınız çok tutulursa güzel bir ziyaretçi sitenize geliyor. Bunun dışında bazen tutulan yazılar Hürriyet sitesinde de yayınlanıyor ve bu da daha fazla ziyaretçi demek oluyor. Yazarkafe'ye gönderdiğiniz yazılar arama motorlarında haliyle daha bir ön plana çıkıyor ve bu yine fazladan ziyaretçi demek oluyor.

   Yazarkafe'nin dezavantajlarını sayacak olursak şunları söyleyebiliriz; Öncelikle platin üye olmadan yazı gönderememek can sıkıcı bir durum bence. Bunun dışında servisi çok sayıda blog kullandığı için yazılarınızın dikkat çekmesi biraz zorlaşıyor. Genel olarak servis sürekli bir ziyaretçi sağlamıyor sizlere. Yazınız yayınlandıktan kısa bir süre ziyaretçi geliyor sonrası olmuyor. 

   Şimdide Sizdensize servisinin avantajlarından ve dezavantajlarından bahsetmek istiyorum. Yine avantajlardan başlayalım; Sizdensize servisine üye olmak daha kolay. Çoğu üyelik hemen kabul ediliyor. Ayrıca serviste üyelik tipleri gibi bir dert yok. Üye olur olmaz yazı gönderebiliyorsunuz. Yazınız yayınlandıktan sonra gözle görülür bir ziyaretçi alıyorsunuz. Bunun dışında size küçükte olsa sürekli ziyaretçi sağlıyor. Ne kadar çok yazı gönderirseniz o kadar çok ziyaretçi çekiyorsunuz. Yazarkafe'ye oranla ziyaretçi açısından daha yararlı olarak görülüyor.

   Dezavantajlarından bahsedecek olursak; Ne kadar Milliyet destekli görünse de aslında bağımsız bir servistir. Milliyet sitesinde yazınızın yayınlanması gibi bir durumu yok. Yazarkafe'ye oranla yazı göndermek daha karmaşık. Yazı gönderme sistemi karmaşık bir şekilde duruyor. Bunun dışında ne yazık ki servis blogspot uzantısını kabul etmiyor. İlla .com v.b. uzantılar istiyor. Belki de bu yüzden blog yazarlarının ilgisini çekmiyor.

BENİM TAVSİYEM

   İki servisi kullanmakta faydalıdır. Ama bir tercih durumu olsaydı kesinlikle Sizdensize derdim. Çünkü gerçekten küçükte olsa sürekli ziyaretçi çekiyorsunuz. Yazarkafe'de durum yazınızın tutup tutmamasına bağlıyken Sizdensize'de böyle bir durum yoktur. Orta ölçekli ziyaretçi illa geliyor sitenize. 


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

11 Aralık 2015 Cuma

Türk Sinemasından Unutulmaz Sahneler 1

aküyok2

 Evet başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz unutulmaz sahneler.Sinemamızda öyle filmlerin öyle sahneleri vardır ki bunları unutmak mümkün değildir.Bazen bu sahnelerde çok duygulanırız bazen çok eğleniriz bazen ise çok düşünürüz.O sahneler öyle sahnelerdir koca filmi anında efsane yapar ve unutulmaz kılar.Çoğunda oyunculuklar şahanedir ve ötesi yoktur.Aslında sinemamızda o tür sahneler çoktur da ben sadece küçük bir kısmını buraya yazacağım.

   Öncelikle bu listenin şahsi bir liste olduğunu söylemeliyim.Çünkü burada yazacağım bir sahneden herkesin etkilenmesi mümkün değil.Bu yüzden listenin kendi anılarımdaki sahnelerden oluştuğunu belirtmek isterim.Sözü fazla uzatmayayım işte sinemamızdan unutulmaz sahneler:

1.BABA OLMAK...

   Çağan Irmak imzalı Babam ve Oğlum gözyaşlarınızı zorla tutacağınız bir filmdi gerçekten.Hele de son sahne babaya veda, ne duygu yüklüydü ama.Ama benim en unutamadığım sahne Sadık karakterinin babasıyla yüzleştiği ve artık hastalığının iyice ortaya çıktığı acı yüklü konuşma sahnesiydi.Çaresizlik içinde kıvranan iki babanın o konuşması, birisinin torunu diğerinin ise çocuğu üzerineydi aslında.Ama bunun aracılığıyla da yüzleşmişlerdi.O sahneyi izlerken hep aklıma, baba olmak ne zor bir iş arkadaş diye bir düşünce gelir.İzlemek için tıklayınız.

babmoğlum

2.BEN YAŞAR USTA!

   Ertem Eğilmez imzalı 1975 yapımı Bizim Aile filmini ne zaman izlesem içime bir sıcaklık dolar.Bu hepimizin özlem duyduğu sevginin,dürüstlüğün ve kardeşliğin inanılmaz etkisidir aslında.Madem babalardan açtık sözü Yaşar babayı yazmamak olmaz.Yaşar Usta ailesine zarar verecek zengin iş adamının karşısına çıkar ve o efsane sözleri söyler.Bu sözler isyan bayrağıdır aslında.Mazlumun zalime,yoksulun açgözlülere bir isyanıdır.Yaşar Usta bu isyanın lideridir belki de.İzlemek için tıklayınız.

yasarusta-1

3.DELİREN MÜFETTİŞ

   Haydi biraz hüzünlü havayı dağıtalım.Eğlenceli ve unutulmaz bir sahneden söz açalım bu sefer.Hababam Sınıfı her sahnesiyle aklımızda kazınmış bir filmdir.Ama bazı sahneleri vardır ki daha çok hatırlanır.Hatta o sahneler ezbere bilinir.Hababam sınıfına müfettiş gelir.Geldiğine geleceğine pişman olur.Sorduğu sorulara öyle cevaplar alır ki kafayı yer.Bu sırada bizler yani izleyiciler gülmekten karnımız ağrır vaziyette sahneyi keyifle izleriz.Ne çok eğlence dolu ve içten bir sahne değil mi...İzlemek için tıklayınız.

müfettişhababam

4.KORKUYORUM EŞKIYA...

   Gülümsemenize ara vermenizi hiç istemem ama ne yapayım yazmasam da olmaz işte.Yavuz Turgul imzalı 1996 yapımı Eşkıya filmini bilirsiniz elbet.İşte o filmden bir sahne var ki efsaneler efsanesidir.Cumali karakteri vurulur ölümün kıyısındadır.Onu çocuğu gibi seven Eşkıya ile işte bu kıyıda konuşur.Ölümden korkuyordur Cumali.Ama Eşkıya onu öyle çok sever ki korkusuzca ölüme meydan okuması için bir an bile yanından ayrılmaz.Ölümün kıyısındaki bu konuşmanın içerisinde korkunun aksine umut vardır.Cumali bu umutla birlikte yelken açar yeni dünyaya.İzlemek için tıklayınız.

eşkıyacumalı

5.BABA AKÜ YOK!...

   Böyle daldan dala atlıyorum gibi görünebilir ama gülmeye neden devam etmeyelim diye düşündüm bir an.Vizontele filmi eskiyi anlatan eskimeyen bir film.Bana göre son yıllarda yapılmış efsane filmler sıralamasında en ön sıralarda yer alır.Serinin ilk filminde öyle bir sahne vardır ki ne zaman izlesen gülmekten kırılırım.Başlıktan da anlaşılacağı üzere Baba akü yok sahnesidir bahsettiğim sahne.Cezmi Baskın ve Şafak Sezer'in muhteşem oyunculuklarıyla harmanlanan bu sahne daha uzun yıllar unutulmayacak gibi.İzlemek için tıklayınız.

akuyok

6.HAYAT SENDEN OLMAYANLARLA GÜZELDİR!

   Demiştim ya öyle sahneler vardır ki düşündürücüdür ve koca filmi efsane yapar.Bununla da kalmaz koca filmi özetler.İşte Hükümet Kadın filmindeki Aziz Veysel'in sözleri de böyle bir etki yarattı bende.Aziz Veysel karakteri bilmeden ölümüne yürürken bu güzel sözleri söylemişti ve bu sözlerini vasiyet olarak gerisindekilere bırakmıştı.Karısı Xate'nin bu vasiyetin arkasından koşturmasıyla film gelişir.Ama koca filmin özeti aslında bu repliktir.İzlemek için tıklayınız.

xatehatun

   Evet arkadaşlar şimdilik burada duralım.Bu listeyi olabildiğince devam ettirmeyi düşünüyorum.Eğer listenin devamını yazarsam bu yazıda ve devam yazılarında linklerini paylaşacağım.

Devam Yazıları:




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Aralık 2015 Cuma

Canım Ülkemden İlginç Haberler 1

haber-ilginc

   Şimdiye kadar ilginç konu olarak genelde gizemli olayları tercih etmiştim.Bu olayların çoğu yurt dışını içeriyordu.İlginçlikler için aslında fazla uzağa gitmek de gerekmiyor.Bazen aradığınız ilginç olayları çok yakınınızda bulabiliyorsunuz.

   Bazı sitelerde rastlamıştım, Yurdum İnsanı manzaraları adlı galerilere.Öncelikle söylemeliyim ki bu yazı biraz da yurdum insanı manzaraları galerilerine özenerek yapılmıştır.Ama geçip de onlarca kez gördüğünüz manzaraları paylaşmayacağım tabii ki de.Ben daha çok canım ülkemde rastladığım komik ve bir o kadar da ilginç haberleri paylaşacağım.Bu haberleri de kendi tarzımda yorumlamaya çalışacağım.Umarım beğenirsiniz:


mazotcuu

   İçki tüm kötülüklerin anasıdır dememişler boşuna da bira kesmeyince mazot içmek nedir ya hu?Aslında burada asıl soru mazot içmesini söyleyen arkadaşı o zekayla nasıl hayatta kalabiliyor.Fazla! gerçekten bu seviye güzel ülkem için çok fazla...

sodacıı

   Soda içtin ama nasıl bir soda?Sade mi meyveli mi?Meyveliyse elmalı mı armutlu mu limonlu mu yoksa başka meyveli mi?Bunları bir öğrenelim ona göre cevap verelim değil mi?Tıpta utanma yok kuzum söyle bakalım elmalı mı armutlu mu?

balkoncuu

   Umarım şu anda balkonda uyuyorumdur ve bu gördüğüm haber bir rüyadır.

okeycii

   Anadolu insanı misafirperverdir.Hemde öyle böyle değil tam bir misafirperverdir.Görünen o ki hayvancağız bu misafirperverlik karşısında hayran kalmış ve yerleşik hayata geçmeye karar vermiş.Aha buraya yazıyorum bu hayvan yakında o kahvehanede okeye dördüncü olur.Gözlerim yaşardı.

cüzdancıı

   Bence cüzdanı yollayan kişi hala hırsız mı yoksa iyilik meleği mi olacağına karar verememiş?Karar veremeyen sadece gönderende değil cüzdanın sahibi de olayın şokunda anlaşılan.

rüyacıı

   Siz siz olun rüyanızda bile kimseyi dövmeyin.Adamı artık nasıl fena dövmüşse rüyada o kadar zoruna gitmiş ki....

rögarcıı

   Nerede o eski aşklar,nerede o eski ilişkiler.Hep çıkar ilişkisi şimdikiler.Ya o değilde o rögar kapakları ne kadar ağır.Adam azim etmiş kaldırmış onu sonra da atmış sevgilisini.Merak ediyorum acaba sevgilisini rögar deliğine atmasına sebep olan borç ne kadardı?

animecii

   Haydi bunu da açıklayın Animeciler?..Şimdi düşünüyorum da orada olsam ve birisi çıkıp Pokemon'a çizgi film dese bende aynı tepkiyi gösterirdim.Aynı tepkiyi göstermesem bile en az iki üç el bombası atardım diye düşünüyorum.

ateistcii

   Bende normalde wordpress severim ama blogspot kullanıyorum.İşime de profesyonelce yaklaşıyorum.Kardeşim, İslam hoşgörüsünü biraz fazlaca yanlış anlamış gibi görünüyor.Dua etsin de (ne diyorum ben ya) Cübbeli Ahmet hoca duymasın bunu.

   Evet canım ülkemden ilginç ve bir o kadar da komik bazı haberleri paylaşmaya çalıştım.Bu haberlerin devamı gelecek.Malzeme bol ne de olsa.









Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Biggin Hill Hayalet Uçağı

ghostbiggin


   Biggin Hill...İngiltere Londra'da bulunan bu hava yolunun tarihi Birinci Dünya Savaşına kadar gider.Ama hava yolunu yazılmaya değer kılan tarihi değildir.Görünen hayalet uçaktır.Nasıl dediğinizi duyar gibiyim.O zaman okumaya devam edin.

BASİT BİR BİÇİMDE ZAMAN BÜKÜLMESİ

   Zaman tahmin edeceğiniz üzere çok karmaşık bir meseledir.Bu mesele uğruna bilim adamları yıllarını harcayacak çalışmalara imza atıyorlar.Zaman bükülmesi veya zaman anomalisi denilen olay da bilim adamlarının yıllardır üzerinde kafa yorduğu bir maceradır.Zaman nasıl bükülür?Bunu basit ve anlaşılır bir şekilde anlatmaya çalışalım.

    Büyük fizikçi Einstein'ın ortaya attığı görelilik kavramını az çok biliyoruz hepimiz.Bilmeyenler için basit bir şekilde anlatacak olursak farklı gözlemciler doğru kabul edilen bir ölçümü farklı olanaklarla farklı hesaplayabilir.Örneğin elinizde bir sopa var elinizde sopanın uzunluğunu ölçtüğünüzde 20 cm olarak buluyorsunuz.Fakat sopayı elinizde değilde uzaktan ölçtüğünüzde uzunluğunu daha düşük olarak buluyorsunuz.İşte buna görelilik diyoruz.Einstein'ın bu muhteşem buluşundan sonra zaman mutlak bir büyüklüğe sahiptir düşüncesi de sarsılmıştır.Bizler zamanı saatlerimizle ölçüyoruz.Peki bu ölçüm cihazı gerçekten bize mutlak bir doğruyu mu veriyor?

    Çoğu fizikçi zamanın doğru ölçülmesi için ışığın kullanılmasını savunuyor.Çünkü ışık bize sabit olan bir büyüklük verir.Onun hızı hiç değişmez ve büyüklüğüne şüphe yoktur.Görelilik cisimlerde olduğu gibi zaman içinde geçerlidir.Farklı kişiler farklı olanaklarda mutlak olan zamanı farklı ölçebilir.İşte buna da zaman göreliliği diyoruz.Zaman bükülmesine gelecek olursak bu yeterli kütleye sahip cisimler sayesinde oluyor.Bu kütleler zaman bölgelerini bükerek zaman bükülmesini gerçekleştiriyor.Daha anlaşılır anlatacak olursak gergin bir çarşafı zaman bölgesi olarak düşünelim.Bu çarşafın ortasına bir basketbol topunu attığımızda çarşaf bükülecektir.İşte bu durumu daha soyut anlamda düşündüğümüzde zaman bükülmesini kavramış oluruz.

zaman-bukulmesı


   Zaman bükülmesi karmaşık bir olaydır.Bir bakıma zamanda kaybolmak boşluğa düşmek gibi etkileri olduğu savunulur.Ve sıkı durun dünya üzerinde bazı bölgelerde bu bükülmenin olduğu tahmin edilmektedir.İşte Biggin Hill hava yolu onlardan sadece birisidir.

BİGGİN HİLL HAVA YOLU HAKKINDA

   Biggin Hill hava yolu ilk olarak Birinci Dünya savaşında faaliyete geçmiştir.1932 Yılında yeniden yapılanmaya giden hava yolu bir süreliğine kapatılmıştır.İkinci Dünya savaşında Biggin Hill hava yolu İngiltere için bir hava komuta üssü olarak kullanılmıştır.Hava yolu bu savaşta Nazi Almanya'sının korkulu rüyası olmuştur.Çünkü buradan kalkan uçaklar Nazi uçaklarına karşı başarılar kazanmıştır.Bu başarılar Nazilerin dikkatini çekmiştir.Nitekim 1941 yılında hava yoluna ağır bir saldırı yapılmıştır.Bu saldırı sonucunda Biggin Hill kullanılamaz hale gelmiştir.Savaştan sonra Biggin Hill bir süre askeri işler için kullanılsa da daha sonraları sivil havacılık alanında kullanıma açılmıştır.

VE BİGGİN HİLL HAYALETİ

   İkinci Dünya Savaşından sonra hava yolunda ilginç olaylar yaşanmaya başlamıştır.Biggin Hill hava yolu sakinleri havada aniden beliren ve kaybolan uçak gördüklerini iddia etmişlerdir.İddialara göre bu uçak savaş uçağıdır.Günümüze kadar çeşitli zamanlarda bu iddialar yinelenmektedir.Uçağı gördüğünü iddia edenlerin sayısı ciddi derecede çoktur.Söylediklerine göre önce bir gürültü beliriyor sonra uçak görünüyor son olarak da inişe geçen uçak gözden kayboluyor.Peki bu uçağın sırrı nedir?



   Zaman bükülmesinden daha önce bahsetmiştik.Hayalet uçak hakkındaki teoriye göre bu uçak İkinci Dünya savaşında zaman bükülmesine maruz kalmış bir uçaktır.Bu bükülme sonucunda zamanda kaybolmuş ve dolaşmaya başlamıştır.Uçağı görenlerin onun eski bir savaş uçağı olduğunu doğrulaması bu teoriyi güçlendirmektedir.Ama yine de bu konuda pek emin konuşulamıyor.

   Zamanda yolculuk ile ilgili daha önce yazdığım yazımı okumak için tıklayınız.Son olarak Biggin Hill olayından haberdar olmamı sağlayan ve bence mutlaka izlemeniz gereken bir zaman yolculuğu belgeselini paylaşmak istiyorum:



KONUYLA İLGİLİ OLARAK: Evet arkadaşlar uzun süredir blogta zamanda yolculukla ilgili bir anket yapıyorduk.Burada anketin sonuçlarını paylaşıp anketi kapatacağım:


   Anket Açıklaması: Zamanda yolculuğa inananlar fazla olsa da inanmayanlar da azımsanmayacak kadar çok.Hemen hemen durum ortada ağır bir fikir yok.

   Anketimize katıldığınız için teşekkür ederim.Yeni anketimize sağda bulup oy verebilirsiniz.



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

20 Kasım 2015 Cuma

Kösem Sultan mı Polat Alemdar mı?

polat-mı-kösem-mi


   Daha önce yeni sezona damga vurması beklenen diziler arasında gösterdiğim Muhteşem Yüzyıl: Kösem Sultan dizisi beklediğim gibi şimdiden çok konuşuluyor.Dizi haklı veya haksız eleştirilere maruz kalıyor.İşin ilginç tarafı ise dizinin başka bir eleştiri bombardımanına tutulan diziyle yarışması.Aslında ben Kösem dizisinin Çarşamba günü yayınlanacağını tahmin ediyordum.Fakat Kösem dizisi Perşembe günü yayınlanmaya başlandı.Bu da Perşembe günlerinin demirbaşı olan Kurtlar Vadisi dizisiyle yarışmak demekti.

   Aslında eskiye oranla artık pek dizi izlemiyorum.Zaman kaybı olarak bakıyorum dizilere.Ama ekrandaki Kösem Sultan ve Kurtlar Vadisi yarışı dikkatimi çekti.Öncelikle iki diziye kendi içerisinde karşılaştıralım.Sonuç olarak da hangisinin bu yarışı kazanacağını tahmin etmeye çalışalım.

PERŞEMBE = KURTLAR VADİSİ 

kvp-1

   Kurtlar Vadisi 2003 yılında başlayan bir mafya dizisi.Günümüzde yoluna Kurtlar Vadisi Pusu olarak devam eden dizinin tek değişmeyenleri Perşembe günü yayınlanması ve Polat Alemdar'ı.Dizi adeta Perşembe gününün imparatoru.Ama bu imparatorluk açıkçası bir gerileme döneminde.Nitekim dizinin reytingleri gittikçe düşüyor.Hatta sık sık liderliği farklı dizilere kaptırıyor.Tabii ki bunun belli başlı sebepleri var.Örnek vermek gerekirse artık dizi çoğu izleyiciye yapmacık geliyor.Bu yapmacıklık Polat Alemdar'ın ölümsüzlüğüyle daha da çekilmez bir hal alıyor.Dizinin eskiye oranla kan kaybettiğini kesinlikle kabul etmek gerekiyor.Kurtlar Vadisi dizisinin şimdiye kadar bitmemesinin tek sebebi ise sadık bir izleyiciye sahip olmasıdır.Bu izleyici kitlesi diziyi ne kadar saçma bulursa bulsun izlemeye devam ediyor.

ENTRİKA = KÖSEM SULTAN DEVRİ


   Muhteşem Yüzyıl 2011 yılında başlayan tarih ve dram dizisi.Günümüzde yoluna Muhteşem Yüzyıl: Kösem Sultan adıyla devam ediyor.Dizinin tek değişmeyeni yapımcı Timur Savcı.Muhteşem Yüzyıl dizisi yayınlandığı zamanda haklı veya haksız çok ağır eleştirilere maruz kalmıştı.Bu eleştirilerin bazılarına bende açıkçası katılıyorum.Fakat yine de dizinin olumlu taraflarını da görmemiz gerekir.Nitekim Muhteşem Yüzyıl yayınlandıktan sonra tarihe olan ilgi artmış ve bu yöndeki yapımlar çoğalmaya başlamıştır.Neyse Kösem Sultan dizisi Kanuni devrinin anlatıldığı Muhteşem Yüzyıl:Aşk-ı Derun dizisinin gölgesinde kalmış görünüyor.Hele ki dizinin daha başından bazı sahneler can sıkıyor.Bir dizinin izlenmesi için neden işin içerisine bu kadar erotizm konulur ki?Bence gereksiz.Fakat Kösem Sultan dizisinin ileride erotizmden arınmış daha aksiyon dolu olacağına inanıyorum.Çünkü Kösem Sultan devri çok kanlı ve entrika dolu bir devirdir.Bunlar ekrana gelmeye başladığı an işler değişir.

HANGİSİ GERİDE KALIR?

   Kurtlar Vadisi sadık izleyicisi ve perşembe günü bakımından güçlü görünürken,Kösem Sultan dizisi ise entrika ve aksiyon dolu bir devri anlattığı için güçlü görünüyor.Şimdilik reytinglerde berabere giden iki dizinin içinden birisinin parlayacağı kesin.Bence bu noktada Kösem Sultan daha avantajlı.Çünkü gördüğüm kadarıyla Kurtlar Vadisi son iki haftadır(Kösem Sultan yayınlandığından beri) 2 puan daha yüksek reyting alıyor.Bu da Kösem Sultan'a karşı tepki olarak izlendiğini gösteriyor.Yani işin içinde emanet izlenme oranları var.Bu emanet izleyicilerin Kurtlar Vadisi dizisini daha fazla izleyeceklerini sanmıyorum.Bir süre sonra tepkileri dinecektir diye düşünüyorum.

   Sonuç olarak bence Kurtlar Vadisi yani Polat Alemdar Kösem Sultan ile giriştiği bu yarışta biraz geride kalacaktır.Fakat Kurtlar Vadisi dizisinin biteceğini söylemek bence hayalperestlik olur.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

12 Kasım 2015 Perşembe

Beyin Jimnastiği Yaptıran Android Oyunları

akılaçanoyunlar

   Android uygulamalarının kalbinin attığı nokta olan Google Play mağazasında tahmin edeceğiniz üzere yüzlerce oyun mevcut.Ne yazık ki bulunan çoğu oyun insanların zamanını öldürmek üzerine kurgulanmış ve belirli bir getirisi olmayan şekilde tasarlanmış.Ancak bu kuralı bozan oyunlar yok mu?Evet var.Bu oyunlar sizi hem eğlendiriyor hem de düşündürüyor.Böylece hem oyun oynuyoruz hem de bilgileniyoruz.Kısacası beyin jimnastiği yapıyoruz.

   Bu yazımda aklımızı çalıştıracak bazı android oyunları yazmak istedim.Yazacağım tüm oyunları ücretsiz bir şekilde Google Play mağazasından indirebilirsiniz.Şunu söylemeliyim ki yazacağım tüm oyunları bizzat denedim ve mutlaka tavsiye ediyorum.

1. %99 OYUNU

yüzdedoksandokuz
   Favori oyunumu en önce yazmak istedim.Bir zamanlar televizyonda Aileler Yarışıyor diye bir program vardı.Programda yarışmacılara 100 kişinin cevapladığı sorular soruluyordu.Yarışmacılarda en çok söylenen cevapları tahmin etmeye çalışıyorlardı.İşte %99 oyunu tam da bu şekilde tasarlanmış.Şimdi en çok cevapları tahmin etme sırası sizde.

   Oyun Krombera adlı yapımcı tarafından geliştirilmiş.Yaklaşık olarak 500 bin indirilmeye sahip.Oyunda her birinin içinde 3 soru olmak üzere 156 bölüm var.Amacınız bu bölümlerden en az 1 yıldız alıp diğer bölümlere geçmek.Oyunun kesinlikle beyninizi zorlayacağını söylemek isterim.Hele bazı sorularda öyle cevaplar verilmiş ki tahmin etmek için oldukça düşünmeniz gerekiyor.Oyuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

2. BİL VE FETHET

bıl-fethet

   Uzun süre Bil Ve Fethet ne zaman telefonlara gelecek diye beklemiştim.Bu oyunu ilk olarak çoğu kişi gibi Facebook platformunda oynamıştım.Daha sonra Android cihazlar için bir uygulama yapacağını duymuştum.Sonunda o uygulama geldi.Bil Ve Fethet oyunu genel kültür seviyenizi yükseltmeniz için oldukça başarılı bir oyun.Oyunda çeşitli konulardan farklı sorular geliyor.Oyunu online olarak başka kullanıcılara karşı oynuyorsunuz.Yani hem yarışıyorsunuz hem bilgileniyorsunuz.

   Oyunun kendi açımdan belki de tek eksisi internet olmadan bir işe yaramıyor oluşu.Aslında oyunda internet olmadan oynanacak bir bölüm tasarlanırsa çok iyi olur gibi görünüyor.THX Games tarafından geliştirilen oyun yaklaşık 5 milyon indirilmiş.Türk versiyonunun dışında Brezilya,Arjantin,Bulgaristan için tasarlanmış versiyonları da var.Oyuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

3.KELİMELİK

kelıme-lık

   Scrabble adlı oyunun sanal versiyonu olan Kelimelik, kelime dağarcığınızı müthiş derecede sorgulamanıza olanak veren bir oyun.Oyunda online olarak gerçek kişilere karşı mücadele veriyorsunuz.Size verilen harflerden en nadirlerini kullanarak uzun kelimeler kurmanız gerekiyor.Aslında burada uzunluk o kadar da önemli değil.Önemli olan kelimenin sık  veya nadir kullanır oluşu.Nadir kelimeler bulursanız daha çok puan alırsınız.

   Kelimelik adlı oyunun en sevdiğim tarafı ise hızlı oynama kaygınızın olmaması.Size belirli uzunca bir zaman veriliyor kelime bulmak için.Bu durum oyunu daha zevkli hale getiriyor.Öyle ki günlerce süren oyunların sonunda kazanmak sizi daha çok mutlu ediyor.Oyun 5 milyona yakın indirmeye sahip.He2 Apps tarafından geliştirilen bu oyunu deneyin derim.Oyuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

4.RESİMLİ KELİME BULMACA

resımlı-bulmaca

   Elinizde dört adet resim var.Bu dört adet resim sizlere bir kelimeyi ifade ediyor.Peki nedir bu kelime?İşte bu oyunun tüm özeti bu.Elinizdeki resimlerin ortak olarak neyi çağrıştırdığını bulmak zorundasınız.Bu söylendiği gibi kolay bir durum değil.Bazen öyle alakasız resimler geliyor ki çok geniş düşünmezseniz kelimeyi çözemiyorsunuz.Aslında bu oyunun püf noktası biraz dikkat ve biraz da derin düşünce bence.

   TGW Games tarafından geliştirilen oyun yaklaşık 5 milyon indirmeye sahip.Oyuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


5. YAKINDAN BAK OYUNU

yakindanbak

   Görsel hafızanız ne kadar kuvvetli?Çok mu kuvvetli?Bir hayvanı bacağından veya kullağından tanıyacak kadar kuvvetli mi?Resimli Kelime Bulmaca adlı oyunun yapımcıları tarafından geliştirilen Yakından Bak işlerin daha da zorlaştığı bir oyun.Artık elinizde dört adet açık resim yok.Sadece bir adet resim var.O da sadece tahmin etmeye çalıştığınız şeyin bir kısmını gösteriyor.Görsel hafızanızı sorgulatacak bu oyunu mutlaka deneyin derim.

   TGW Games tarafından geliştirilen bu oyun 100 bin kadar indirilmeye sahip.Bu oyuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

6. KELİME LABİRENTİ

kelıme-labirant

   Kelime Labirenti adlı oyun beyin jimnastiği yapmanızı sağlayacak kelime oyunlarından birisi.Oyunda verilen 12 harf içinde gizli kelimeyi bulmaya çalışıyorsunuz.Her bölümde 4 adet gizli kelime buluyorsunuz.Her kelime birbiriyle bağlantılı anlamlar içeriyor.4 Adet gizli kelimeyi bulduktan sonra yeni bölüme geçebiliyorsunuz.
   
   Kelime Labirenti adlı oyun bir Türk geliştirici olan Murat Öksüzer tarafından yapılmış.Bence bu tür yerli geliştiricilere hep destek vermeliyiz.Sizde Türk geliştiricilerin uygulamalarını indirerek onlara destek verebilir daha iyi işler yapmalarını sağlayabilirsiniz.Bu oyuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


   Sizde mi Beyin Jimnastiği yaptıran bir oyun yaptınız?Tanıtım mı yapmak istiyorsunuz.Buraya tıklayarak bedava tanıtım yazısı gönderebilirsiniz.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

10 Kasım 2015 Salı

Voynich Kitabının Gizemi

voynich-1


   Geçmişten günümüze dünya üzerinde belki de binlerce veya daha fazla millet yok oldu.Bu milletlerin çoğunun kendilerine has dilleri vardı.O dillerde yok olan halkının peşinden silinip gitti.Tahminlere göre geçmişte dünya üzerinde konuşulan binlerle ifade edilen dil yok olmuş durumda.Bu yok oluş hızla devam ediyor.Tahminen 100 yıl içerisinde günümüzde konuşulan dillerin büyük bir bölümü yok olacak.

   Dilin yok olmasıyla milletlerin verdiği yazılı eserlerde anlaşılmaz duruma düşüyor.Bu tür eserler bilim adamlarının üstün gayretleriyle günümüz dillerine çevriliyor.Çoğunun sırrı bir şekilde çözülüyor.Peki bu durum karşısında istisna oluşturan bir örnek yok mudur?Evet vardır.Voynich adlı elyazması kitap hemen hemen 100 yıldır bilim adamlarının gizemini çözemediği bir eser olarak duruyor.

ORTAYA ÇIKIŞI...

   1912 Yılında sahaf Wilfrid Voynich'in eline ilginç bir elyazması kitap geçer.Kitap bilinmeyen bir dille yazılmış ve ilginç resimlerle donatılmış bir eserdir.Çok geçmeden bilim adamlarının dikkatini çeken kitap üzerinde incelemeler başlatılır.Yapılan incelemeler sonucunda kitabın sahtekarlık içermediği ve tahminen 1400'li yıllarda yazıldığı saptanır.Gizemli kitaba onu bulan sahaf Voynich'in ismi verilir.

   Bilim adamları Voynich elyazması üzerinde uzun süreli araştırmalar yapmışlardır.Bu uzun süreli araştırmalar sonucunda kitabın aslında 270 sayfa olduğunu fakat günümüze 240 sayfasının ulaşabildiğini saptamışlardır.Bu bulgunun dışında elyazmasının dili bir türlü çözülememiştir.Çoğu dilbilimci bu konuda üstün çabalar gösterse de elyazmasının dili bir türlü çözüme ulaşamamıştır.

TAHMİNLER...

   İçinde ilginç resimler bulunan Voynich kitabının içeriği hakkında bazı tahminler vardır.Bir kesim bilim çevreleri elyazmasının, fantastik masalımsı eserlere özgü resimler barındırdığını,bu yüzden bu tarzda bir kitap olabileceğini iddia etmişlerdir.Bu tahmin kabul görebilecek bir tahmindir.Bunun dışında kitabın botanik kitabı olabileceği üzerinde görüşlerde vardır.

voynich-2


   Bazı insanlar kitabın içeriğinin bu dünyayla alakalı olmadığını iddia etmişlerdir.Onlara göre elyazması dünyadışı bilgiler içeriyor.Bu yüzden kitabın dili çözülemiyor.Yine onlara göre kitabı da dünyadışı kalemler yazmıştır.Bu tarz yazılarımda genelde hep bu türden görüşler oluyor.Bunun nedeni galiba insanoğlunun evrende yalnız olmak istememesinden kaynaklanıyor.

SIR ÇÖZÜLDÜ MÜ?..

   2014 Yılında İngiliz Dilbilim profesörü Stephen Bax, Voynich elyazmasındaki 10 adet sözcüğün ve 14 sembolün sırrını çözdüğünü açıkladı.Stephen Bax çözdükleri konusunda şöyle bir açıklama yapmıştır:

"Metindeki belli kelimeleri incelerken zamanında Mısır hiyeroglifleri ve diğer gizemli metinleri başarıyla çözümleyen yaklaşımları takip ettim. Sonra da bu kelimeleri kullanarak metni anlamaya çalıştım. El yazması yıldızların ve bitkilerin illüstrasyonlarını içeriyordu. Bazılarını Arapça ve ortaçağa ait diğer dillerdeki bitki reçetelerinden isimleriyle teşhis etmem mümkün oldu. Ve sonra şifre çözümlemelerine başladım ve heyecan verici sonuçlar elde ettim." Pax'ın çözümlediği sözcükler arasında yedi yıldız çiziminin hemen yanında yer alan 'Taurus' (Boğa burcu) ve kantoron bitkisinin resminin yanında görülen 'Kantairon' sözcüğü bulunuyor. (Sabah.com.tr)

   Stephen Bax,Voynich elyazmasının küçük bir kısmını çözse de gizemin çözülmesi açısından büyük bir adım atılmıştır.Kitap günümüzde Yale Üniversitesi'nde korunuyor ve hala tam manasıyla çözülmeyi bekliyor.
   



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

3 Kasım 2015 Salı

Akıllı Telefonunuzdan Hologram İzleyin

hologram222

   Google Play mağazasının anlamsız uygulamaları  adlı yazımda Hologram görüntülerle ilgili ufak bir bilgi vermiştim.Ayrıca yapacağınız küçük bir aparat sayesinde akıllı telefonunuzdan Hologram görüntü izleyebileceğinizi de belirtmiştim.Bu yazımda bu aparatı nasıl yapacağınızı anlatmaya çalışacağım.

Malzemeler:

   Öyle masraflı, bulunmaz Hint kumaşı malzemeler gerekmiyor.Elinizde 1 adet CD kabı(Alternatif olarak şeffaf farklı bir malzeme de olabilir),1 adet maket bıçağı,1 adet kareli kağıt,makas,kalem ve bant olması yetecektir:

hologram-8


NASIL YAPILIR?

   1. Öncelikle aşağıdaki oranlarda kağıda çizim yapıyoruz.Çizimi yaptıktan sonra üçgen tarzı şekli makasla keserek çıkarıyoruz.Bu bizim kalıbımız olacak:



   2. Daha sonra CD kabını veya şeffaf malzememizi çıkardığımız kalıba uygun kesiyoruz.Bu kalıba uygun 4 parça çıkarmamız gerekecek:

hologram-7


   3.Çıkan parçaları aşağıdaki gösterilen şekilde birleştiriyoruz:

hologram-6


   4.Ve yaptığımız aparat kullanıma hazır hale geliyor.Şimdi hologram video bulup aşağıda gösterildiği gibi aparatı yerleştirip görüntüyü izleyebilirsiniz.Hologram video bulmakta zorlanıyorsanız buraya tıklayarak bu tür videolardan oluşan bir kanala ulaşabilirsiniz:

hologram-5



SON OLARAK

   Evet arkadaşlar sizlere basit şekilde akıllı telefondan hologram izlemeye yönelik bir aparat yapmayı anlattım.Hologram teknolojisi gelecekte büyük gelişmeler göstermesi beklenen bir teknolojidir.Gelecekte bu teknoloji kullanılarak bir çok alanda çalışmalar yapılacaktır.Belki de sırf bu yüzden bu teknolojiyi ciddiye almak gerekiyor ve birazda ilgili olmak gerekiyor.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

30 Ekim 2015 Cuma

Sır Dolu Bir Patlama: Tunguska

tngsk1

   30 Haziran 1908 günü Sibirya için normal geçmesi beklenen günlerden sadece birisiydi.Hava tam Sibirya'ya yakışır bir düzeydeydi.İnsanlar yeni bir güne başlamak için sabırsızlanıyordu.Çoğunun bugün halletmesi gereken çeşitli işleri vardı.

   Podkamennaya Tunguska Irmağı, Sibirya'nın orta kesiminde bulunan çevresi büyük ağaçlarla çevrelenmiş doğa harikası bir yerdi.30 Haziran sabahı orası içinde sakin başlamıştı.Kuşlar uyanmış,çeşit çeşit canlılar günlük işlerine koyulmuştu.Saatler 7:45 i gösterdiğinde gökyüzünde garip bir dalgalanma oldu.Sonra büyük bir gürültü koptu.Bu büyük bir patlamaydı.Üstelik kuvveti 10-15 bin tonluk dinamite eşdeğer bir patlamaydı.Patlama öyle şiddetliydi ki yaklaşık 80 milyon ağaç dümdüz olmuştu.Patlamayla çok sayıda canlı ölse de bölgede yerleşim olmaması insan kaybını önlemişti.

   Tunguska Irmağı'nda gerçekleşen olaydan sonra insanları bir tedirginlik almıştı.Olayı duyan bilim adamları derhal araştırmalara başlamıştı.Komplo teorisyenleri de boş durmuyordu.Neydi bu patlamanın sebebi?Büyük bir alanı dümdüz eden bu kuvvet de neyin nesiydi?

UZAYLI İŞİ BU ABİ!...

   Uzaylılara inanan insanlar hemen Tunguska Olayına da dahil oldular.Onlara göre bu patlama doğaüstü bir patlamaydı.Kesinlikle bu dünyadan olmayan varlıkların işiydi.Uzaylı görüşü daha sonraları bir adım daha ileriye gitti.İddiaya göre patlamanın olduğu alana bir UFO düşmüştü.O düşüşte bu etkiyi yaşatmıştı.İyi de peki o zaman düşen UFO nerede?Bunun onlara göre iki cevabı var.Ya uzaylıların ortaya çıkmasını istemeyen gizli ve olağanüstü bir örgüt kanıtları hemen yok etti ya da düşen UFO, gelişmiş teknolojisi sayesinde kendini hemen tamir etti ve kaçtı.

   Şimdi burada akıllara hemen şu soru geliyor: Madem ki patlamaya bir UFO düşüşü neden oldu peki etki alanına göre bu düşen UFO'nun büyük olduğu aşikar,o büyüklükte bir UFO nasıl gökyüzünde fark edilmez?İşte bu noktada Uzaylılar yaptı görüşü tıkanıyor.Buna verilen cevaplarda aşırı fantastik oluyor.

ÇILGIN TESLA'NIN DENEYİ Mİ?

   Nikola Tesla bilim dünyasının görebileceği en çılgın adamlardan birisiydi.Ortaya çıkan ve gizlendiği düşünülen çalışmaları şimdi bile insanları hayrete düşürecek nitelikteydi.Tunguska patlamasının olduğu zamanda Tesla, garip çalışmalarına devam ediyordu.Tahminen bedava elektrik üzerinde çalışmaları vardı.İşte kimilerine göre Tunguska patlamasının sebebi Tesla'nın deneylerinden birisidir.
 
nikolatesla1
   Tesla'nın deneyiydi görüşü, kanıtlanması hemen hemen imkansız bir görüştür.Nitekim Tesla'nın böyle bir deney yaptığına dair bir açıklaması hatta iması bile yoktur.Zaten Tesla, geçip de bunu söyleyecek bir durumda değildir o zamanlar.Böyle bir itiraf rakiplerinin eline koz vermekten başka neye yarardı ki zaten?Sonuç olarak Tesla yaptı görüşü zayıf bir ihtimaldir.Bedava elektrik ve Tesla ile ilgili yazdığım yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

SEBEP KUYRUKLU YILDIZ PARÇASI VEYA METEOR!

   Rusya Bilim Akademisi'nden Andrei Zlobin, olaydan 80 yıl sonra yani 1988 yılında bir tür karantinaya alınmış bölgede incelemelerde bulundu.Tunguska patlamasından kaldığına inandığı 100 örnek parça topladı.Sonra bu 100 parçayı eleyerek 3'e indirdi.Bunlar üzerinde derinlemesine araştırmalarda bulundu.Yaptığı araştırmalar sonucu parçaların gerçekten de patlama zamanından kaldığına kanaat getirdi.Çünkü parçalarda patlama izleri görülüyordu.
tas3

   Zlobin,araştırmaları neticesinde patlamanın bir kuyruklu yıldızın çarpması sonucu oluştuğunu ileri sürdü.Daha sonraları bunun meteor çarpması da olabileceğini belirtti.Zlobin hala bu konu üzerine araştırmalarına devam ediyor. Kuyruklu yıldız veya meteor görüşü Tunguska Olayı için en çok kabul edilen görüştür.Ama yine de bilim adamları bu görüşe kesin olarak bakamıyor,şüpheyle yaklaşıyorlar.



   Kısaca Tunguska Olayı hala tam anlamıyla çözülememiş bir olaydır.Üzerinde çok sayıda komplo teorisi üretilmiştir.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.