27 Nisan 2015 Pazartesi

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.
Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...
13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”
Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Nisan 2015 Perşembe

Mustafa Kemal'in Nasihatı


Bu yazı milliyet.com.tr sitesinden alınmıştır...

    Bugün dünyada eşi benzeri olmayan bayram 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm yurtta kutlanıyor. Peki bu günü dünya çocuklarına hediye eden Gazi Mustafa Kemal'in çocuklara nasihatleri neydi? İşte Atatürk, 23 Nisan bayramını armağan ettiği çocukların eğitimi konusunda şöyle yol gösteriyordu...

FARKLI FİKİRLERE SAYGI

    “Çoğu ailelerin öteden beri çok kötü bir alışkanlıkları var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar lâfa karışınca, sen büyüklerin konusuna karışma der, sustururlar. Artık çocuklarımızı düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da, başkalarının samimî düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız.” (Atatürk’ten Hatıralar, Hasan Rıza Soyak, Yapı Kredi Yayınları)

EN ÇOK HOŞUMA GİDEN HALLERİ

    Manevi kızı Ülkü’yle elinden geldiğince sık vakit geçiren Mustafa Kemal Atatürk çocuklar için “En çok hoşuma giden halleri riyakârlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları” diyordu.

Kaynak:  http://www.milliyet.com.tr/ataturk-un-cocuk-sevgisi-iste-gundem-2048524/

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!...

Regaip Kandilinde Neler Yapılmalı?


Bu yazı Ahaber.com.tr sitesinden ALINMIŞTIR..

REGAİB KANDİLİ'NDE NELER YAPILMALI? 

    Kelime olarak regâib, "çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan" mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: "Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece" mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kur'ân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah'a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)'e salât ü selâmlar getirilmeli; O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

5. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

6. Mü'minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

7. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 8. Kişi kendine ve diğer Mü'min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

9. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

10. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

11. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va'z ü nasihat dinlenmeli;

12. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

13. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk'a niyazda bulunulmalı.

14. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

REGAİB GECESİNİN FAZİLETLERİ:

    Peygamberimiz'in mevlid-i şerif olan kutlu doğumuyla yeryüzü nasıl küfür ve cehaletin karanlıklarından kurtulup büyük bir mutluluğa boğulduysa, onun dünyayı teşriflerinin ilk basamağı sayılabilecek bu Reğâib gecesini de bütün kainat alkışlamış, coşkun bir sevinçle ayakta karşılamıştır. Üç ayların ilki olan Receb-i şerif girdiğinde "Allahım, hakkımızda Receb ve Şa'ban ayını mübarek kıl, bizleri Ramazan ayına ulaştır."[26] diye dua eden Allah Rasûlü'nün bu hadis-i şeriflerinden istinbat edilen yoruma göre: Receb ayının, hassaten mânen çok bereketli olan bu Reğâib gecesinin bir özelliği de mübarek Ramazan ayının ilk habercisi olmasıdır. Reğâib gecesi böyle dua etmek bir sünnet-i nebeviyeyi, bir peygamber münacaatını taklit ve takip olacaktır.

REGAİB KANDİLİNİ NASIL GEÇİRMELİYİZ?

1. Kur'an-ı Kerim okuyarak,

2. Peygamberimiz ( a.s.m)'ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,

3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,

4. Allah rızası için namaz kılarak,

5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,

6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek,

7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,

8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,

9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,

10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,

11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz.


REGAİB KANDİLİ NAMAZI NASIL KILINIR?

    Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek'attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:Her rek'atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek'atta bir selam verilerek 12 rek'at tamamlanır. On ikinci rek'at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere " Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi" denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere " subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi" denir.

    Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere "Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta'lemü" dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere " subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi" dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir.

Kaynak: http://www.ahaber.com.tr/din/2015/04/23/regaip-kandilinde-neler-yapilmali

16 Nisan 2015 Perşembe

İnsan Ve Robot Farkı 2


   İnsan ve Robotlar(yapay zeka) arasında yaşanacak krizin ilk aşamasında insanın günümüz tanımını ve yapay zeka tanımını yapmıştık.Bu ikinci aşamada ise krizin oluşumuna ve insanın yeniden tanımlanmasına bakacağız.Biraz sonra yazacaklarım teknolojinin gelişimi göz önünde bulundurularak yapılan tahminleri içermektedir.Niyetim kahinlik yapmak değil insanın gelecek adına yapılacak yeni tanımını belirlemeye çalışmaktır.

Gelecekten Bir Gün


   Sene 2100...Dünya günümüzdeki görüntüsü dışına çıkmış tanınmayacak halde.Teknolojik gelişmeler insanlığın her noktasına işlemiş durumda.Uçan arabalar,akıllı binalar,Mars gezegenine seyahat eden insanlar,hayatın  her noktasına girmiş nanoteknoloji ve tabii ki robotlar.Robot dediğimize bakmayın o mekanik görüntülerinden eser yok tıpkı bir insan gibiler.Hatta çoğu insan karşılaştığı şeyin robot olduğunun farkında değil.2070 Yılından beri kullanılan RoboEarth sistemi artık kontrol edilemez durumda.RoboEarth robotların birbirleri arasında bilgi paylaşmasını ve yeni becerileri daha çabuk öğrenmelerini sağlayan bir ağ.(Aslında bu tahmin Ruhi Çenet'e aittir.Onu belirteyim.)

   2100 Yılında RoboEarth sistemi artık insanların kontrol edemediği bir seviyeye ulaştı.Robotlar kontrolsüz bir şekilde beceri kazanmaya hareket etmeye başladı.Aralarında öyle bilgiler paylaştılar ki artık insandan daha insan oldular.Yavaş yavaş dünyada insanoğlundan daha çok söz sahibi olmaya başladılar.Azınlıkta kalmaya başlayan insanlar ise kendilerini yeniden tanımlamak ve robotları daha iyi ayırt etmek için yeni bir konuma erişmek için girişimlerde bulunmaya başladılar.Ancak bu o kadar kolay bir iş değil.Nitekim robotlar artık insan kılığında gezen onlar gibi olan yaratıklardır.Peki onlar bu durumda insan mıdır?Onlara insan dersek onları oluşturan ve geçmişi olan bizler ne oluruz peki?

   İşte bu noktada insanı yeniden tanımlamak zorunda kalacağız.Hayatımıza giren robotları bizlerden iyi ayırt edip geleceği tekrar ele almalıyız.Savaş kaçınılmaz lakin ben işin tanım kısmındayım başından beri.Şimdi yeniden insanı tanımlamaya çalışalım.Daha önceki yazımda söylediğim gibi bu tanımı yapmak için mecburen farkları belirtmemiz gerekiyor.

Ve Farklar...

   Robotlar insan gibi konuşuyor,koşuyor,duygulanıyor kısacası hareket ediyor.Tıpkı insana benziyorlar.Ayırt etmek imkansız.Robot ile insan arasındaki fark dediğimizde hemen akla duygusallık geliyor.Haklı olarak insan diyor ki onlar bizim gibi duygusal olamazlar.Ben ise olacaklar diyorum.Onlar önceden bahsettiğimiz teknoloji(RoboEarth) sayesinde duygulanmayı bile öğrenecekler.Öyle ki bizim nasıl heyecanlandığımızda kanımız hızlı akıyorsa onlarda da mekanizma aynı hızla çalışacak.Yani duygusallık bizi onlardan ayırmaz.

   Benim robotlar ile insan arasındaki gelecekteki farklar konusunda iki görüşüm var.Yani iki fark olabilecek özellik buldum.Ne kadar doğrudur tartışılır.İlk oluşacak fark üreme farklılığıdır.Bildiğiniz üzere insanlar bir erkek ve bir kadının birleşmesiyle ürer.Ancak robotlarda durum farklı olacaktır.Onların bizim gibi üremesi çok zordur.Çünkü mekanizmaları o tarzda oluşturulmamıştır.Onlar üremek için fabrika tarzı bir üretime muhtaç durumdalar.Bizler ise buna muhtaç değiliz.Ama burada şunu belirtmeliyim robotlar nanoteknoloji sayesinde bizlerden daha hızlı çoğalıp çoğunluğa geçecek duruma geçebilirler.

   İkinci fark olarak temel ihtiyaçları görebiliriz.Mutlaka bir robot ile insan arasında temel ihtiyaç yönünden farklar oluşacaktır.Bizler havaya,suya,yemeğe muhtaç iken onlar bunun dışında farklı ihtiyaçlara sahip olabilirler.Burada örneğimi vermeden önce fark sayılabilecek enerjiden bahsetmek istiyorum.Biz insanlar enerjimizi besinlerden dolayısıyla vitamin,mineral vs. gibi durumlarla sağlarken onlar belki elektrik,güneş gibi farklı kaynaklara ihtiyaç duyacaklardır.Şimdi bu iki farkı daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki kurguyu okumakta fayda var.

   "Dünya yok olmuş durumda.Bir grup insan ve robot yaşam koşulları bulunan(insani yaşam) Europa (Jüpiter'in uydusu) uydusuna ulaştı.İnsanlar derhal ortama uyum sağladı.Üreme faaliyetlerini yerine getirip çoğalmaya ve yeni medeniyetler kurmaya başladı.Besin konusunu da bolca bulunan balığa benzer yaratıkları yiyerek çözüm getirdiler.Robotlar ise hızla yok olmaya başladılar.İçlerinden bazıları Güneş enerjisine bazıları elektriğe ihtiyaç duyuyordu çünkü.Bunlar ise şimdilik yoktu.Olsa bile çoğalmaları insan kadar basit olmayacaktı.Çünkü üretildikleri madenler uyduda mevcut değildi.Onlar Dünya gezegenindeki tükenebilir kaynaklardan meydana gelmiş yaratıklardı.Tükenebilir vücudun tükenmesi ona nazaran zor mekanizmaya meydan okuması mümkün mü?"

   Evet artık yazımızın sonuna gelelim ve gelecek insan tanımımızı yapalım.Bu tanım belki yanlıştır fakat zaten kişisel bir tanımdır.Benim düşüncelerim bu tanımın kaynağıdır.İşte benim gelecek insan tanımım:

   "İnsan,diğer canlı varlıklardan akıl yönüyle ayrılan,cansız varlıklardan ise *ki burada yapay zekalarda dahildir* üreme,temel ihtiyaç yönünden farklılık gösteren canlı varlıktır."

9 Nisan 2015 Perşembe

Kafa Nakli Ve Ötesi


   Daha önce yazdığım insan ve robot farkı 1 yazısında ufaktan bahsettiğim Kafa Nakli konusunu-ki ben buna vücut veya insan nakli diyorum- bu yazıda biraz irdelemek istiyorum.Fazla ayrıntılara girmeden olayı basitçe anlatalım ve kafa naklinin gerçekleşmesi sonucunda oluşabilecek durumlardan bahsedelim.

Vladimir Demihov Ve Sonrası

    Vladimir Demihov...Bu Sovyet bilim adamı 1930-1950 yılları arasında çok garip çalışmalar üzerinde uğraşmıştır.Özellikle soğuk savaşın yarattığı ortam bu çalışmalara zemin hazırlamıştır.Adamımızın günümüze kadar şöhretini korumasına yardımcı olacak deneyi ise çift başlı köpek deneyidir. Demihov, bir yavru köpeğin baş ve ön ayaklarını yetişkin bir köpeğe naklederek çift başlı köpek elde etmiş ve bu köpekler 1 ay kadar yaşayabilmiştir.Ancak bu kadar süre yaşamalarının en büyük sebebi nakledilen başın bir yavru köpeğe ait olmasıdır.Nitekim yetişkin köpeğin kalbi ancak böyle her ikisine yeterli gelebilmiştir.Demihov'un bu çift başlı köpekleri tarihe "Frankeştayn'ın Köpekleri" ismiyle geçmiştir.Zamanına göre inanılması güç bir deneydir ve kısmen başarıya ulaşması heyecan yaratmıştır.Bu noktada Demihov öncesinde bu işlerle uğraşan Sovyet bilim insanlarının olduğunu söylemeden geçmeyelim.Nitekim 2.Dünya Savaşı yıllarında yapılan ve gün yüzüne sonradan çıkan deneyler bunu kanıtlar niteliktedir.Bu çalışmalar içinde en dikkat çekeni yine bir köpeğin kafasının vücudundan bağımsız bir şekilde yaşatılmasıdır.

   Vladimir Demihov'un bu deneyi sonrası Amerikalı bir cerrah olan Robert J. White bu çalışmanın etkisinde maymunlarda kafa naklini gerçekleştirmiştir.Bu nakil başarılı olmuş ve kafası başka vücuda nakledilen maymun yaşayabilmiştir.Bu başarı önemlidir çünkü bunun sonucunda insan için kafa nakli çalışmaları başlamıştır.Bu çalışmalarda günümüze ulaşan gelişmeleri hazırlamıştır.

Günümüz

   Dr.White son 40 yıldan beri kafa nakli konusunda ciddi çalışmalar yapıyor.Maymunlarda kafa naklinin başarıya ulaşması insanlara yönelik çalışmaları başlatmış durumda.Günümüzde artık gelişmelerin ışığında en fazla 1-2 yıl içerisinde buna yönelik ilk ameliyatlar gerçekleştirilecek.Hatta son günlerde bir çılgın İtalyan bunu yapacağını söylemeye başladı.İtalyan cerrah Sergio Canavero kısa zamanda ilk kafa nakli ameliyatını yapacağını duyurdu.Hatta kendisine bu konuda gönüllü bir insanda buldu.Rus bilgisayar mühendisi,kas sorunu yaşayan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan Valeri Spiridonov,çılgın İtalyanın kafa nakli ameliyatında gönüllü oldu.Ameliyat ne zaman gerçekleşir bilinmez fakat eğer başarıya ulaşılırsa tıp dünyasında yeni bir dönüm noktası olacağı açık.Bu konuda tıp etik mi değil mi diye tartışadursun İtalyan cerrah bu işi yapmakta ciddi duruyor gerçekten.Hem sadece İtalyan değil dünyada çoğu bilim insanı da bu işin hayalini kuruyor ve buna yönelik çalışmalar yapıyorlar.Peki bu nakil insanlığa neler kazandıracak sonrasında ne olacak?

Neler Getirebilir?

   Bir kere eğer başarıya ulaşırsa tıp alanında çok şeyin değişeceği açık.En başta felçli insanlara umut olacak bu nakil.Bunun dışında tedavisi bulunmayan hastalıklar konusunda da gelişmeler getirebilir.Nitekim vücutta bulunan hastalıklı hücreler vs. yeni vücutta olamayacağı için tedavi amaçlı kullanılabilir.Diğer taraftan insan ömrü biraz daha uzayacak.Ölümsüzlük hayali kuran insanlar için bu çalışmalar yeni bir umut ışığı olacak.Bunlar akla gelebilecek ilk gelişmeler sonrası elbette var.Kafa naklinden sonra o çalışmanın ışığında yeni garip deneyler için cesaret bulunacak.İnsanların bu garip ve acabalarla dolu çalışmalara kötü yargılarla bakması kırılacak.

   Bu noktada aklımıza şöyle bir soru geliyor.İyi güzel kafa nakli başarıya ulaştı diyelim nakil isteyen kafa tamam da nakli alacak vücut nasıl bulunacak?Bu vücutlar bir süre sonra isteklerin artmasıyla yetersiz kalmaz mı?İşte bu sorular akla gelince de kafa nakli sonrası hedefin açığa çıktığını görmek lazım.Kafa naklinden sonra bilim insanları bu sefer insan klonlama işine hız verecektir.

   Aşağıda çift başlı köpek deneyine ait gerçek görüntüleri verdim.Lütfen bu konuda hassas bir yapınız varsa izlemeyin.Yaşınız 18'den küçükse hiç izlemeye bile yeltenmeyin.



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.


6 Nisan 2015 Pazartesi

İnsan Ve Robot Farkı 1


   Bu yazımda uzun süredir düşüncelerimi meşgul eden ve tahminimce yakın gelecekte çok tartışacağımız bir konuya değinmek istiyorum.Daha doğrusu giriş yapmak istiyorum.Çünkü bu yazıyı iki aşamalı olarak düşünüyorum.İlk aşamada insan ve insanlığın günümüz şeklini tanımlayıp gelecek adına bu tanımların riskine değineceğim.İkinci aşamada ise gelecekte robotla olan farklılıklara değinip kabul görülebilecek bir insan tanımını öne sürmek istiyorum.İlk aşamaya başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki bu yazı bilimsel bir yazı değil sadece kişisel fikirlerimin ve tahminlerin var olduğu bir yazıdır.

İnsan Nedir?

   Günümüzde insan dediğimizde onu nasıl tanımlıyoruz işe oradan başlamak lazım.İnsan genel olarak şöyle tanımlanır;doğup,büyüyen ve sonuçta ölen,duyguları ve düşünme yeteneği olan canlı varlıklar.Şimdi bu tanımı biraz irdeleyelim.Doğmak,büyümek ve sonuçta ölmek insanı farklı kılan bir özellik değil.Nitekim bugün tüm canlılar bu aşamaları yaşamaktadır.Yani bu şekilde bir özellik tek başına yeterli değildir.Ardından gelen duygusal bir varlık olma özelliği kısmen farklı bir özellik olarak görülse de yine tek başına yeterli değildir.Nitekim günümüzde yapılan bazı araştırmalar bazı hayvanların da duygularının olduğunu göstermiştir.Yaptığımız tanımın içinde insanı farklı kılan tek özellik düşünme yeteneği dolayısıyla akıldır.

   Dünya üzerindeki canlılardan bizi ayıran en temel özellik akıldır.Peki cansızlar alemi için durum aynı mıdır?Bugün bile ürettiğimiz bazı cihazlar(akıllı telefonlar,tabletler vs.) insan akıl kapasitesini zorlamıyor mu?Akıllı varlıklara insan diyorsak bir akıllı telefona da insan diyebilir miyiz?Şimdilik bunun cevabı hayır.Çünkü tanımımızda ki duygusallık durumu buna engel oluyor.Ama gelecek adına aynısını söyleyemeyiz...

   Bu noktada insan tanımını bir köşeye bırakıp insanlık nedir onu tanımlamakta fayda var diye düşünüyorum.

İnsanlık Nedir?

   Aslında insanlık dediğimizde öyle net bir tanım yapmak oldukça güçtür.Nitekim kişiden kişiye,zamandan zamana değişen bir durumdur insanlık.Ama genel olarak insanlık denildiğinde şu tanımlar yapılır;
  1. Doğru dürüst insana yakışır durum, adamlık, âdemiyet.
  2. İnsanı insan yapan, insanın doğasını oluşturan niteliklerin hepsi.
   Bu tanımlara rağmen ben yine net tanım yapılamayacağını söylüyorum.Kimisine göre insanlık aç birisinin karnını doyurmak,kimisine göre de ölen bir yakınının ardından yas tutup aç kalmaktır.2.Dünya savaşı döneminde Nazi destekçisi Almanlar tarafından insanlık Yahudilerin ölümü olarak algılanabileceği gibi,Günümüzde Almanlar tarafından insanlık Yahudi kırımını kabul etmek ve özür dilemek olarak algılanabilir.Yani bana göre insanlık kişiden kişiye ve zamandan zamana farklılık gösteren bir kavramdır.

   Yine de ben kendi insanlık tanımımı yapmadan bu konuyu kapatmak istemiyorum.Bence insanlık kişinin kendine göre oluşturduğu faydalı sonuca ulaşmak için giriştiği anlayış ve hareketler bütünüdür.İnsanlık konusuna değinmemin sebebi insanı biraz daha anlayabilmekti.Şimdi asıl sorunumuza dönelim.

Gelecek ve İnsan

   Daha önce insanın akla yatkın günümüz tanımına değinmiştik.Şimdi gelecekte bu tanımın nasıl yetersiz kalacağını anlatmak istiyorum.

   Teknoloji her geçen gün gelişiyor.İnsanoğlunun ona bağımlılığı da aynı şekilde artıyor.Gelecekte teknoloji adına ve insan adına çok yeni gelişmeler yaşanacak.Bu gelişmeler sonucu bizler insanı yeniden tanımlamak zorunda kalacağız.Gelecek adına günümüzde bir taraflarda planlanan ve denenen gelişmeler ışığında bunu biraz daha açıklayalım.

   Yakın zamanda Kafa Nakli dediğimiz olay başlayacak.Aslında bu bir vücut naklidir.Nitekim insanın kafası demek beyni demek vücudu demektir.Buna insan nakli de diyebiliriz.Yakın zamanda dediğim de öyle uzak bir zaman dilimi gelmesin aklınıza 2 bilemediniz 3 yıl sonra bunu görmeye başlayacağız çünkü.Kim bilir gizli bir yerlerde başlamıştır bile.Kafa nakli insan kafasının yaşlanan vücudundan alınıp taze bir vücuda takılmasıdır.Bu öyle basite indirgenecek bir konu değildir.Nitekim kafa nakli sadece bir kafanın değil bir hayatın naklidir.Kafa aynı,vücut ayrı.Bunu söylerken bile insan nedir diye bir soru aklınıza gelmiyor mu?Neyse biz asıl ilgileneceğimiz gelişmeye odaklanalım.Kafa nakli ile ilgili zaten ayrı bir yazı yazmak düşüncesindeyim.


  Gelecekte yapay zekaların ne seviyeye ulaşacağını tahmin edelim mi birlikte.Yapay zeka bir bilgisayarın veya robotun zeki canlılara-yani insanlara- benzer şekilde çeşitli faaliyetleri yerine getirme kabiliyetidir.Bu kabiliyet gelecekte çok yüksek bir seviyeye ulaşacak.Robotlar artık insanoğlunun yapabildiği hatta yapamadığı çoğu şeyi yapmaya başlayacak.Öyle bir noktaya gelinecek ki onlar aynı bizim gibi görünmeye,yaşamaya,koşmaya,konuşmaya,duygulanmaya hatta düşünmeye başlayacak.İşte o zaman insanı yeniden tanımlamak ve yeniden onu bir konuma ulaştırmak zorunda kalacağız.Robotların karşısında insanoğlunun aciz durumu ancak bu şekilde belki kurtarılabilecek.

   Şimdi bu noktada durmakta ve düşünmekte fayda var.Hep birlikte düşünelim.O zaman geldiğinde insanları robotlardan ayıracak ve tanımı oluşturacak farklılıklar neler olabilir?Benim bu konuda bazı düşüncelerim var ancak onları ikinci yazıda paylaşacağım.Bu yazı daha çok giriş amaçlıydı.Bu arada insan ve robot arasındaki farklar neler olabilir sizlerde düşüncelerinizi yorum olarak atarsanız memnun olurum.Belki burada atılacak her yorum her düşünce gelecekte parmakla gösterilecek bir konuma ulaşacaktır.

YAZININ İKİNCİ BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

NOT: Bu robot-insan durumuna ilgisi olan arkadaşlarıma şu filmleri izlemelerini öneririm.Nitekim ufuk açıyorlar:

WESTWORLD (1973)
BEN ROBOT (2004)
TERMİNATÖR (Aslında zaman yolculuğu için de değerlendirilebilir)
ROBOCOP (Efsanedir yazmalıydım :) )
   

3 Nisan 2015 Cuma

Güneydoğu'ya Sinemayı Sevdiren Adam:Nakıp Ali


   Yeşilçam ile ilgili yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum.Daha önce Yeşilçam isminin nereden geldiğiyle ilgili bir yazı yazmıştım.Bugün ise sinema tarihimizde sinemacılık açısından unutulmayan bir isimden bahsedeceğim.O isim Gaziantep'e ve aynı zamanda Güneydoğu'ya sinemayı getiren adam yani Nakıp Ali.

   Gerçek adı Mehmet Ali Nakıpoglu olan Nakıp Ali 1897 tarihinde Gaziantep'in Şehreküstü semtinde doğmuştur.Milli mücadeleye katılan Nakıp Ali "Bombacı Ali" lakabıyla anılmıştır o zamanlar.Nakıp Ali'nin yaşadığı zamanlarda sinema daha ülkemizde yeni yeni gelişen bir sektördür.Hatta sinema salonları Türkiye'de o zamanlar çok az sayıdadır.Buna rağmen Nakıp Ali,elektriği bile olmayan Gaziantep iline sinemayı getirmiştir,bir sinema salonu kurmuştur.Böylece sinemacılık Güneydoğu'da kendini göstermiştir.

   Nakıp Ali bir sinema kurmakla kalmamış,bu sinemayı kalkındıracak atılımlar yaparak sinemacılıkta çoğu yeniliğin öncüsü olmuştur.Bu yeniliklerden bazılarını saymakta yarar var.O zamanlar hakim olan yabancı filmlerin gösterimi çok zor bir olaydır.Çünkü günümüzdekinin aksine bir dublaj veya altyazı durumu nadirdir.Nakıp Ali bu soruna tercümeler aracılığıyla çözüm bulur.Tercümeciler filmdeki yabancı konuşmayı aynı anda çevirirler.Bu o zamanlarda büyük bir yeniliktir.Bunun dışında Nakıp Ali,seans aralarında konser,sinema çekilişi gibi uygulamalarıyla sinema işletmeciliğine büyük yenilikler getirmiştir.

   Nakıp Ali vefat ettiği 1969 tarihine kadar sadece sinema değil tiyatro,sanat ile ilgili de çalışmalarda bulunmuştur.Yardımseverliği,cömertliği ve hazırcevaplığı onun kişisel özellikleridir.Nakıp Ali'nin bölgede kurduğu sinema bölgenin sosyal yönüne hareketlilik kazandırmıştır.Bunun dışında daha sonra sinemaya emek verecek kişilerin sinemayla ilişki kurmasını da sağlamıştır.

  Nakıp Ali sinemacılık açısından çok önemli bir isim olmasına rağmen günümüzde onun adına yapılmış film,tiyatro vs gibi eserler çok az sayıdadır.Nakıp Ali'yi anlatan en önemli film Kadir İnanır'ın başrolünde olduğu Memduh Ün filmi "Bir Mucizedir Sinema"(2005)



  Özet;

    Türkiye'de büyük dönüşümler her 10 yılda bir gerçekleştirilirken 1950'lerin Türkiye'sinde her kesim bu olağanüstü değişikliklerden payını almaktadır. Artık tek parti dönemi sona ermiş iktidarı Demokrat Parti devralmıştır. Sosyal hayatın hızla farklı rüzgarlara savrulduğu bu dönemlerde değişenler ve bunların tam ortasında Anadolu’da kendi yağları ile kavrulan, sade yaşamları ile günlerini geçiren Antep halkı da yeralmaktadır. Antepliler’in sakin hayatlarına renk katan tek şey, büyülü perde sinemadır. En keyifli zamanlarını sinemanın ışıltılı dünyasında geçiren Antepliler, dertleri, tasaları birkaç saatliğine de olsa gerçek dünyada bırakırlar. Kentin en büyük sinemasının sahibi Nakip Ali, ellili yaşlarında, bir İstiklal Savaşı gazisidir. Ne zaman parlayacağı belli olmayan bu adam, her şeye rağmen, neşeli gözükmeye çalışır. İnsanlar onun bu gel-gitli haline alışmıştır. Nakip Ali en yakın arkadaşının vasiyeti üzerine onun oğluna bakmaktadır. 11 Yaşındaki Ümit’in en sevdiği şey, tabii ki, sinemadır. Büyüyünce de tıpkı Nakip Ali gibi bir sinemacı olmayı şimdiden kafasına koymuştur. Mutlu mesut giden günleri, gelen misafirlerle değişecek ve sinemalarının perdesi ilginç oyunlara ev sahipliği yapacaktır. Türk Sineması’nın ustalarından Memduh Ün’ün rahatsızlanıp çekimlerini yarım bırakmak zorunda kaldığı filmi Tunç Başaran tamamladı. Filmde Kadir İnanır’dan Fatma Girik’e Yeşilçamın ünlü simaları rol alıyor.
(Beyazperde.Com'dan alıntıdır.)

KONU DIŞI DUYURU: Arkadaşlar yaklaşık 1 aydır yazı yazmıyordum bloga.Bu sürede blog hakkında bazı kararlar aldım.Blogu daha kaliteli bir hale getirmek için maddi amaçlı tüm hamleleri sonlandıracağım.Onlara ait alanları sosyal sorumluluk adına kullanacağım.Buna yönelik değişiklikleri en kısa sürede devreye koyacağım.Bizi okumaya devam edin ;)