24 Ağustos 2015 Pazartesi

Esrarengiz Ayak İzleri

izler-11

   İngiltere'de 1855 yılında kış çok çetin geçiyordu.Ülkeye olağanüstü bir soğuk hava dalgası hakimdi.Soğuk hava öyle şiddetliydi ki birçok insan çeşitli yerlerde can verdi.Tüm ülkede olduğu gibi Güney Devon kentinde de kış şiddetliydi.
   Soğuk hava yüzünden insanlar evlerinden dışarı çıkmıyordu.Ama Devon kentinin Topsham Köyü'nde garip şeyler oluyordu.İnsanlar evlerinden dışarı çıkıyorlardı.Onları dışarıya iten güç ise bir gizemdi.
   8 Şubat 1855 sabahı Topsham Köy okul müdürü Bay Albert Brailford,her sabah yaptığı gibi okula doğru gidiyordu.Her yer bembeyaz karlarla kaplıydı.Bay Brailford,yerlere bakarak yürüyen insanlardandı.Yerler karla kaplı olsa bile bu huyundan vazgeçmemişti.İşte tam o sırada garip izleri fark etti.Bu izlerde neyin nesiydi?Hiç insan ayak izine benzemiyorlardı.Daha doğrusu bu bir ayak izi miydi?At nalı şeklindeydi,10 cm metre uzunluğundaydı,3,5 cm genişliğindeydi.
   Haber çok çabuk köye yayıldı.Soğuk yüzünden evlerinden çıkmayan insanlar bu gizemi merak ederek evlerinden çıktı.Herkesin bir tahmini vardı.Ahali dindar bir topluluktu.Bu yüzden bu izleri şeytan bırakmış tezini çabucak kabul etti çoğu.Çok geçmeden bu gizemli ayak izlerinin şöhreti hızlıca yayıldı.Haberciler,meraklılar ve bilim adamları köye doluşmaya başladı.İyi de kiminde bu izler?

PAPAZIN TEZİ

   Doğa Bilimlerine meraklı bir Devon papazı,izlerin arkasında doğaüstü bir gücün olduğunu yalanladı.Ona göre bu ayak izlerinin sahibi tek bir yaratıktı.Evet evet bu kesinlikle bir yaratığın işiydi.Ancak papazın tezinin derhal çürüdüğü bir nokta vardı.Bu izleri çıkaran şey geceden başlayarak sabaha kadar 120 km yol kat etmişti.Bunu da damlardan geçerek,ot yığınlarını ezerek yapmıştı.Hangi yaratık veya hayvan bunu yapabilirdi ki?Belki de keşfedilmemiş bir yaratık!

ÜNLÜ DOĞA BİLİMCİSİNİN TEZİ

porsuk

   Ünlü doğa bilimcisi Sir Richard Owen,olayı duyduktan sonra hemen köye gelenler arasındaydı.Derhal izleri inceledi.Bunu Porsuk yapmış olmalı dedi.Porsuk gelincik ailesine mensup iyi bir kazıcıdır.Geceleri kazmayı da çok sever.Kolay kolay yılmaz ve yorulmaz.Sir Richard Owen haklı olabilirdi.Ama yine de kör bir nokta vardı bu porsuk birbirinin benzeri ve belirli aralıklarla duran izleri yapmış olabilir miydi.Peki bu porsuk damdan dama atlamış olabilir mi?Porsuk tezini bazı insanlar kabul etse de çoğu insan pek gerçekçi bulmamıştır.

GİZEMLİ İZLER ÇOĞALIYOR

   Bazı insanlar Devon kentinde görünen bu ayak izlerinin ilk olmadığını öne sürdü.Geçmişte de çeşitli gizemli izlerin bulunduğunu iddia ettiler.Antartika'ya araştırma yapmaya giden bazı bilim adamlarının çok önceleri bu ize benzer izlere rastladığına dair kanıtlar sunuldu.İzlerin genelde soğuk yerlerde göründüğünün iddia edilmesi ise olayın bilinmeyen bir doğa olayı olabileceği ihtimalini doğurdu. 

   Sonuç olarak Devon'da gün yüzüne çıkan gizemli izlerin neden oluştuğuna dair pek doğru cevaplar bulunamadı.Devon izlerinin sırrı günümüzde dahi çözülemedi.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Yeşilçamın Akıllara Kazınan Melodileri

selvi-boylum


   Bir filmde müzik olmazsa olmazdır benim için.Çünkü yerinde çalınacak melodiler insanı filme daha çok adapte eder.İnsan filmdeki duyguları gerçekten kalbinde hisseder.İşin özü benim için filmlerin vazgeçilmez ögesidir müzik.
   Yeşilçamda oyuncu,yönetmen,yapımcı derken şimdi bir de müzik konusuna eğilmek istedim.Yeşilçam filmlerinde duyduğumuz ve unutamadığımız bizi farklı hayallere götüren melodilerden bir liste yapmak istedim.Yeşilçam filmlerinde aslında duyguyu çok iyi yansıtan çok sayıda melodi var.Ama ben daha çok ön plana çıkan melodilerden bir liste yaptım.Umarım beğenirsiniz.İşte akıllara kazınan o melodiler:

7.AH NEREDE VAH NEREDE

   1975 Yapımı Romantik-Komedi türünde olan Ah Nerede filmine ismini de veren unutulmaz bir parça.Füsun Önal tarafından seslendiren bu şarkı ne zaman çalmaya başlasa hemen film sahneleri gelir aklıma.Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu, Adile Naşit gibi usta isimlerin bulunduğu film zaten bir başyapıt.Film bu şarkıyla birlikte harmanlanınca ortaya çok güzel bir iş çıkmış.Uzatmaya gerek yok Ah Nerede Vah Nerede şarkısı akıllara kazınan Yeşilçam melodileri arasında:


6.AİLE ŞEREFİ FİLM MÜZİĞİ

   1976 Yılında gösterime giren, Münir Özkul-Adile Naşit aile filmleri sersinin halkalarından birisi olan, Aile Şerefi filminin müziğini duyduğumuzda hala tüylerimiz diken diken olur.Çünkü bu müzikte keder vardır dram vardır en önemlisi birliktelik vardır.Bir müzik bu kadar çok anlam ifade edebilir mi?İşin içinde Ertem Eğilmez varsa ifade eder.Müzik Melih Kibar tarafından yapılmış.Aile Şerefi filmini burada uzun uzun anlatmama gerek yok.Hepimiz az çok ne kadar kaliteli bir iş olduğunu biliyoruz.Film gibi müziği de akıllara kazınmış durumda:


5.UÇURTMAYI VURMASINLAR FİLM MÜZİĞİ

   1989 Yılında gösterime giren,ödüllere doymayan,Türkiye'nin ilk Oscar aday adayı olan, Uçurtmayı Vurmasınlar filminin müziği de unutulmazlar arasında.Tunç Başaran tarafından çekilen filmin müziğini Özkan Turgay yapmış.Daha sonra bu müzik çoğu sanatçı tarafından seslendirilmiştir.Benim en beğendiğim seslendirmeyi ise Grup Yorum yapmış.Uçurtmayı Vurmasınlar filmi beş yaşındaki bir çocuğun gözünden kadınlar hapishanesini,sevgiyi işliyor.Aslında film düzene karşı da eleştiriler içeriyor.Belki bu yüzden bir kesim tarafından çok sevilen bu film başka bir kesim tarafından da ağır eleştirilere maruz kalıyor.Neyse bizim derdimiz müzik.Uçurtmayı Vurmasınlar film müziği akıllara kazınanlar arasında:


4.SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM FİLM MÜZİĞİ

   1977 Yılında gösterime giren,Atıf Yılmaz imzalı Selvi Boylum Al Yazmalım film müziği unutulmazlar arasında.Bu müziği ne zaman duysam uzun yolculuk aklıma geliyor.Çok iyi bir yol müziği ne dersiniz?Filmin müziğini Cahit Berkay yapmış.Filmde inanılması güç bir aşk işleniyor.Bu müzikle birlikte bu aşk daha da ölümsüzleşmiş gibi görünüyor.Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın başrolde olduğu bu filmin müziği de akıllara kazınanlar arasında:


3.CANIM KARDEŞİM FİLM MÜZİĞİ

   1973 Yapımı,Ertem Eğilmez  imzalı,ödüllere doymayan,her izlendiğinde tekrar gözyaşları akıtılan Canım Kardeşim filminin müziği de unutulmazlar arasında.Cahit Oben tarafından yapılan müzik bol bol hüzün kokuyor,ayrılık ve sevgi kokuyor.Minik vücuduyla ölüme doğru yürüyen ve bu yolda abilerinin sevgisini hep yanında hisseden Kahraman'ın hikayesini unutmak mümkün mü?Tarık Akan, Halit Akçatepe, Metin Akpınar gibi usta oyuncuların başrolde olduğu filmi tekrar tekrar izlemekten şahsen bıkmıyorum.Aynı şekilde müziği de akıllara kazınmış durumda:


2.TURİST ÖMER DERLER BENİM ADIMA

   Unutulmaz oyuncu Sadri Alışık ile özdeşleşmiş olan Turist Ömer'in kendi diliyle seslendirdiği şarkısı da unutulmazlar arasında.Turist Ömer karakteri ilk olarak karşımıza 1963 senesinde Helal Olsun Ali Abi filmiyle çıktı.Karakter o kadar çok sevildi ki ertesi yıl yani 1964 yılında filmi çekildi.İşte o filmin hemen başında "Turist Ömer derler benim adıma..." diye başlayan şarkı artık karakterle özdeşleşmiş oldu.Ne zaman Turist Ömer lafı geçse bir yerlerde akla ilk önce Sadri Alışık sonra bu şarkı gelir.Turist Ömer'in seslendirdiği kendi şarkısı akıllara kazınanlar arasında:


1.HABABAM'IN UNUTULMAZ MELODİSİ

   Rıfat Ilgaz'ın ölümsüz eseri,Ertem Eğilmez imzalı Hababam Sınıfı filmlerinin müziği unutulmazlar arasında.Bir melodi hem bu kadar hüzünlü hem de bu kadar neşeli olabilir mi?Evet söz konusu Hababam Sınıfıysa olur!Bu melodi hızlı hızlı aktığında insana neşe verirken,yavaş yavaş aktığında ise hüzne boğuyor.Bunun sırrı nedir bilmiyorum.Melih Kibar tarafından yapılan yapılan bu müzik,Altın Portakal ödülüne sahip.Bence daha fazla ödülü de hak ediyor.Neyse uzatmayayım Hababam Sınıfının müziği akıllara kazınanlar arasında:



   Aşağıda bir arkadaşımız tarafından hazırlanmış olan Unutulmayan Türk Film Müzikleri adlı videoyu da izleyebilirsiniz:




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

16 Ağustos 2015 Pazar

Facebook Hesap Vârisi Nasıl Eklenir? (Resimli Anlatım)

facebook-varis

   Allah korusun bizler vefat edince sosyal medya hesaplarımıza ne olacak hiç düşündünüz mü?Onlarda mı bizim gibi ölecek yoksa bizden sonra bizi yaşatmaya devam edecek mi?Facebook, işte bu soruyla çalışmalara başlamış ve dün ilk defa duyduğum belki sizinde ilk defa duyacağınız hesap vârisi uygulamasını başlatmış.
   Hesap vârisi tahmin edeceğiniz üzere size kötü bir şey olursa hesabınızı yönetecek olan kişidir.Bu vârisi bizler belirliyoruz.Bu uygulamayla sadece hesap vârisi değil,vefat ettikten sonra hesabınızı kapatma seçeneği de bulunuyor.
   Hesap vârisi seçmek için ayrı bir program kurmaya gerek yok.Bizzat Facebook ayarlarından bunu yapabilirsiniz.Aşağıda aşama aşama resimli bir şekilde nasıl vâris seçeceğinizi anlattım.Umarım yararlı olur.

NOT: Üstüne tıklayarak resimleri büyük boyutta görebilirsiniz.

varis-1

1. İlk olarak resimde gördüğünüz yere tıklayarak Ayarlar seçeneğinin bulunduğu listeye ulaşmalıyız.

2.Listeden Ayarlar seçeneğini bulup üstüne tıklayın.

varis-2

3.Sayfanın sol kısmında karşımıza çıkan seçeneklerden Güvenlik seçeneğine tıklıyoruz.

4.Karşımıza bir dizi seçenek çıkıyor.Bu seçeneklerden sonlarda bulunan Hesap Vârisi seçeneğinin Düzenle sekmesine tıklıyoruz.

varis-3

5.Hesap vârisinizi ismini soyismini yazarak belirleyin.Hesap vârisine bu aşamada bir mesaj gidecek.Onun bu durumdan haberdar olması sağlanacak.Seçeceğiniz hesap vârisinin yetkileri sınırlı olacak.Profil resmini değiştirebilir,zaman tünelinizde başta gönderi tutturabilir ve arkadaşlık isteğini yanıtlayabilir.Mesajlarınızı okuyamaz,gönderi paylaşamaz.

6.Eğer hesap vârisi seçmek istemiyorsanız vefat ettikten sonra hesabınızın silinmesini isteyebilirsiniz.Bunu isterseniz hesabınız vefat durumunda silinecek.




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Dejavu Nedir? Neden Dejavu Oluruz?

 

   Hemen belirteyim ben bu kelimeyi Dejavu diye yazacağım.Deja Vu şeklinde yazımı da var.Ama bildiğim gibi yazmak daha iyi.

   Çoğumuzun başına gelmiştir.Bir olay yaşarız ve bu olayı daha önce yaşadığımızı anımsarız.Yani sanki yaşadığımız o olayı daha önce görmüş gibi oluruz.Çoğu insan belli etmese de insanlar Dejavu yaşadığı an garip bir duyguya kapılır.Bu duygu insana sanki birileri tarafından yönlendiriliyormuş hissi verir.Peki Dejavu aslında nedir?Neden Dejavu oluruz?

   Bu yazımda Dejavu olayını irdelemek istedim.Bu olayın neden oluştuğuna dair hem bilimsel hem de bilimsel olmayan görüşleri buraya yazacağım.Gerçekten bu konu hakkında ilginç görüşler var.Tabii bu ilginç görüşlerin çoğu tahmin edeceğiniz üzere bilimsel değil.O yüzden işe bilimsel olmayan görüşlerle başlayıp,bilimsel görüşlerle bitirelim.

İLGİNÇ GÖRÜŞLER

  • Paralel Evrendeki Biz
  Paralel evren diğer bir ismiyle çokluevren,bilim çevrelerinin de üzerinde çokça kafa yorduğu bir kavram.Bu kavram üzerinde geliştirilen görüşleri burada yazmaya kalkarsam konu Dejavu olayının oldukça dışına çıkar.Basit olarak Paralel evreni şu şekilde açıklayabilirim:Bizim yaşadığımız evrene benzer,yaşamımızın ve hayatımızın farklı olasılıklarını yani bir bakıma tercihlerini içinde barındıran çok sayıda evrene çoklu evren diyorlar.Bu evrenlerde bizler farklı tercihlerimiz ve yollarımızla varız.Örnek vererek anlatmak gerekirse bu evrende bir markette siyah zeytin alıyorsak farklı herhangi bir evrende yeşil zeytin alıyoruz ve daha başka bir evrende hiç zeytin almıyoruz.Biraz karmaşık görünebilir ama oldukça önemli bir konudur Paralel evren.




   Bir görüşe göre insan yaşamında bazen Paralel evrenlerde yapılan tercihler kesişir.Yani örnek üzerinden gidecek olursak bütün evrenlerde markette yeşil zeytin alacağımız bir zaman denk gelir.İşte bu kesişmede Dejavu oluşur."Dur ya ben bu yeşil zeytini daha önce almıştım!" Evet paralel evreninizde bunu alıyordunuz.Bu görüşü kabul edecek olursak Paralel evrenler arası iletişim kurulacağı fikrini de desteklemiş oluruz.Bunun içinde yine kanıt gerekir ki Paralel evren savunucularının elinin kanıt konusunda zayıf olduğu aşikar.

  • Ah Şu Uzaylılar!
   Her ilginç konuda olduğu gibi Dejavu olayında da uzaylıların parmağının olduğunu söyleyenler yok değil.Uzaylı yapıyor abi fikrini savunan kardeşlerimiz bunu nasıl yaptıkları konusunda biraz bölünüyor.Kimisi sinyal yolluyorlar zihnimizi karıştırıyorlar diyor kimisi bize görününce hafızamızla oynuyorlar diyor.Ama benim en beğendiğim görüş "Uzaylılar insan beynini karmaşık buldu çözemedi çözmek için deneme yapıyorlar bu yüzden Dejavu oluyoruz" görüşü.Gerçekten fantastik görüşler.Paralel evren görüşünde yine bazı dayanak noktaları vardı.Lakin bu uzaylılar yapıyor fikrinde bir dayanak noktası yok.Ayrıca insanların her gizemli olayı uzaylıların üstüne yıkma alışkanlığından vazgeçmesi lazım.

  • Zamanda Yolculuk Ve Dejavu
   Dejavu olayını zamanda yolculukla ilişkilendirenler de var.Zamanda yolculuk ile ilgili bir yazı yazmıştım.Okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.Zamanda yolculuk ve Dejavu ilişkisini savunanlar şöyle bir görüş geliştirmişler özet olarak: Gelecekte insanlar zamanda yolculuk yapmayı başardı ve bunu yapıyorlar.İnsan zamanda geçmişe giderken boyuttan boyuta ve evrenden evrene geçiyor.Bu geçişlerde çeşitli insanların zihinlerinden geçiyorlar.İşte bu geçişlerde insan Dejavu yaşıyor.Bu görüşün farklı bir versiyonu da şöyle:Dejavu yaşayan insanlar zamanda yolculuk yapmayı bir şekilde başarmış insanlar.Geçmişe dönerken bu insanlar yaşadıklarını tekrar gördükleri için geçiş esnasında bulunduğu konumundaki yaşantı da o kişi Dejavu oluyor.Anlatabildim galiba.

   Dejavu olanların zamanda yolculuk yaptığını kabul etmek biraz zor gelebilir.Ama bu noktada da şöyle bir görüş var.Paralel evrenlerde yapılan yolculuklarda işin içine giriyor ve Dejavu olunuyor.Aslında Paralel evrenler yine işin odak noktası gibi duruyor.

  • İnsan İnsana Yapar mı?
      Komplo teorisi kurmayı seven insanların Dejavu olayının sebebini de bu doğrultuda geliştirmesi normal bir durum.Bu görüşe göre bazı büyük devletler zihin kontrolü konusunda gizli çalışmalar yapıyor.Bu çalışmalar çerçevesinde hiç haberi dahi olmadan bazı insanlar üzerinde deneyler yapılıyor.İşte bu deneylerin sonucunda veya içeriğinde Dejavu oluyor insanlar.Amaç zihni kontrol altına almak.

   Zihin kontrolünün önemi konusunda daha önceden bir yazımda bahsetmiştim.Okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.Büyük devletlerin zihin kontrolü konusunda çalışmalar yaptığına şahsen inanıyorum.Ama Dejavu olayını buna bağlayabilir miyiz emin değilim.

BİLİMSEL BİR GÖRÜŞ

   Dejavu konusunda bilim adamlarının araştırmaları yoğun bir şekilde devam ediyor.Dejavu olmamızın kesin nedeni tam olarak bilinmiyor olsa da bilim çevreleri olayın neden oluştuğuna dair ortak bir görüşe sahipler.Bu görüşe göre beyin yorgunluk anında veya başka sebeplerden dolayı yaşanan anı algılayamaz.Algıladığında ise olayı daha önce yaşadığını hisseder.Özet olarak Dejavu yaşamamızın sebebi beynimizin bir noktasında yaşanan aksiliktir.Bu aksiliğin beynimizin hangi noktasında yaşandığını ise tam olarak bilmiyoruz.Bu yüzden Dejavu olayının sırlarını da tam anlamıyla keşfedemiyoruz.

   Yapılan bir araştırmaya göre insanların yarısı farkında olarak veya olmayarak Dejavu olmuştur.Bunun dışında Dejavu olayının tam tersi olan Jamaıs Vu yaşayan insanlarda çok sayıdadır.Bu olayda da Dejavu olmanın zıddı olarak insan çevresine yabancı kalıyor.Bu olayın da sebebini Dejavu olayının sebeplerini de bağlıyorlar.(Bu bilgiler Wikipedia sitesinden alınmıştır) 



KONU DIŞI NOT: Bu tür konularda kaynak yazmıyorum.Bunun sebebi birden fazla kaynağı okuyup bilgileri kafamda derleyip buraya yazmamdır.Eğer direk alıntı yaparsam kaynak yazıyorum!




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Uygulamanı,Blogunu Ücretsiz Tanıt!



   Android mağazaları için uygulama veya oyun yaptınız ama yeterince dikkat çekmedi mi?Bir blog açtınız yeterince ziyaretçi çekemediniz mi?Facebook sayfası kurdunuz ama beğeni alamıyor musunuz?İşte tanıtım yapma zamanınız geldi o halde.Ne bekliyorsunuz hemen bir tanıtım yazısı yazın ve gönderin.Anında burada yayınlayalım ve tanıtımınızı yapın!Tanıtacaksınız,Tanınacaksınız ve tabii Kazanacaksınız!...
   Tanıtımın iyisi kötüsü olmaz.Burada yapacağınız bir tanıtım arama motorlarına gönderilen yeni bir yazı demek.Haydi sizde arama motorlarına bir yazı gönderin ve ziyaretçilerinizin geleceği günü bekleyin!...


   Buraya Tıklayarak tanıtım yazısı gönderebilirsiniz.Yazınız çok kısa değilse ve yetişkin türü içeriklerle ilgili bir tanıtım değilse yayınlanır.Ayrıca ayda 1 defa seçilen bir tanıtım yazısı Karasal Anten sitesinde ve facebook sayfasında yayınlanır...

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

9 Ağustos 2015 Pazar

Google Play Mağazasına Uygulama Nasıl Eklenir?


   Android cihaz kullanıcılarının vazgeçilmez mağaza uygulaması olan Google Play içerisinde çok sayıda içerik var.Yine bu mağazada bu içerikleri oluşturan çoğu geliştirici var.Yine bu geliştiricilerin arasında Türk geliştiriciler de var.Peki bu mağazada nasıl geliştirici olunur?Bu mağazaya uygulama nasıl eklenir?Sizler için araştırdım.

Hesap Açın,Geliştirici Olun!...

   Öncelikle Google Play mağazasına uygulama ekleyebilmek için geliştirici olmak zorundasınız.Geliştirici olmak öyle zor bir iş değil.Google Play'de geliştirici hesabı açmanız yeterli olacaktır.Buraya tıklayarak bir geliştirici hesabı edinebilirsiniz.Ama geliştirici hesabı edinebilmek için 25$ gibi bir parayı gözden çıkarmanız gerekecek.Yani Google Play mağazasına uygulama ekleyebilmek için yaklaşık 70 Türk lirası(Dolar ne kadardı ya!) ödemeniz gerekecek.
   Geliştirici hesabı açmaya yöneldiğinizde zaten karşınıza nasıl hesap edineceğinize dair yönergeler çıkacak.Yani hesap açmak o kadar karmaşık bir iş olmayacak.

Konsoldan İlerleyin...

   Buraya tıklayarak geliştirici konsoluna ulaşın.Eğer hesabınız aktif duruma geldiyse yani hesabınızı sorunsuz açtıysanız geliştirici konsolu karşınıza çıkacaktır.Aksi durumda hesap almanız istenecektir.
   Konsolu açtıktan sonra zaten işi hemen hemen çözeceksiniz.Karşınıza Yeni Uygulama Ekle diye bir buton çıkacak.Bu butona tıkladıktan sonra gelen ekranda uygulama ismini yazıp Google Play Store Girişini Hazırla butonuna tıklayın.Açılacak ekranda uygulamanız adına açıklamaları eklemeniz gerekecek.
   Daha sonra karşınıza Grafik Öğeleri diye bir kısım gelecek.Tahmin edeceğiniz üzere burada ikonunuzu ayarlıyorsunuz.İkon hazırlamak için buna yönelik programlar kullanabilirsiniz.

Adımları Takip Edin...

   İkonunuz hazırsa uygulamanız markete girmeye hazır demektir.Ama öncelikle imzalı apk oluşturmanız lazım uygulamanızı markete yükleyebilmeniz için.Bunun için Projemize sağ tıklayıp >> Android Tools >> Export Signed Application Package'a tıklayalım.Gelecek ekranlarda gerekli alanları doldurup imzalı apk olayını halledin.
   Daha sonra gerekli adımları takip edip uygulamanızı Google Play mağazasına ekleyin.

   Anlatımı kısa tutmak istedim nitekim daha uzun şeklini aşağıda vereceğim linkten okuyabilirsiniz.Orada daha ayrıntılı anlatılmış bu iş.Oraya göz atarsanız daha yararlı olacaktır yazı.Benim niyetim sadece ön bilgi vermekti.



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

7 Ağustos 2015 Cuma

Tanınmış Oyuncuların Rol Aldığı İlginç Yapımlar 2


   Daha önce Tanınmış Oyuncuların Rol Aldığı İlginç Yapımlar diye bir yazı yazmıştım.Bu konunun devamını yazmaya karar verdim.Tabii ki bunda karşılaştığım diğer şaşırtıcı örnekler etkili oldu.İlk yazımda televizyon dünyasının çok garip olduğunu ve şu gün hiçbir ünlünün aniden ünlü olmadığını vurgulamıştım.Bu sözümün arkasındayım.
   İlk yazımda ünlü isimlerin geçmişte yer aldığı oldukça ilginç bulabileceğimiz yapımları yazmıştım.Aslında burada ilginçlik o oyuncunun ünlü olduktan sonra "Aaa o film veya dizide de mi oynamış?" noktasında gerçekleşiyor.İlk yazımda gerçekten ilginç örnekler vermiştim.Bu yazımda vereceğim örneklerin aşağı kalır yanı yok gerçekten.Bu sefer bulduğum örnekler genelde filmlerden.Dizilerden de örneklerim var tabii ki.Ve yine liste şeklinde sunacağım size bu isimleri ve yapımları.
   Fazla uzatmayayım ilk yazımda zaten fazlasıyla bir giriş yapmıştım.Hemen listeye geçeyim.İşte günümüzde bazı tanınmış oyuncuların geçmişte rol aldığı ilginç yapımlar:

7.Vadideki Sarp:


sarp-kvp
   Ezel dizisiyle çıkış yakalayan,Suskunlar dizisiyle bu çıkışını sürdüren ve son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisiyle zirveye çıkan Sarp Akkaya da bir zamanlar Kurtlar Vadisi Pusunun oyuncularındanmış.Muhteşem Yüzyılın Atmacası Sarp Akkaya,vadide örgüt militanı olan Servet karakterine can vermiş.17.Bölümde diziye dahil olan Servet'in ömrü fazla uzun olmamış.22.Bölümde o da Türkiye'nin Rambosu Polat Alemdar'ın kurşunlarına hedef olmuş.Bence Sarp Akkaya'nın oyunculuğundan daha fazla yararlanabilirlerdi.
   Sarp Akkaya, daha o günlerden ileride ağır rollerle ismini duyuracağının sinyallerini veriyor adeta.Bu adama komedi gitmez gitse bile ağır abi komedisi olmalı diyor insan Kurtlar Vadisi Pusu performansını görünce.Nitekim daha sonra aynı çizgide devam etmiş.Ezel dizisinde can verdiği Tevfik karakteriyle dikkatleri bu yönde üzerine çekmişti tahmin edeceğiniz üzere.Ama ben Sarp Akkaya'nın bence kariyerinde en sağlam karakter olarak Muhteşem Yüzyılda canlandırdığı Atmaca karakterini görüyorum.Atmaca çok farklı bir işti kesinlikle.

6.Reklamlardan Zirveye:

pelin-karahan
   Ben Pelin Karahan'ı Kavak Yelleri ile tanıdım.Çoğu seyirci de onu orada tanıdı.Kavak Yellerinde hep bir tutuk oyuncuydu ve aklımızda şüpheler vardı.Ama Muhteşem Yüzyılda canlandırdığı Mihrimah Sultan rolüyle bu şüpheleri yok etti.Peki Pelin Karahan'ın bu oyunculuk serüvenine ilk olarak reklamlarda oynayarak başladığını kaçımız biliyor?Ben bilmiyordum ve öğrenince çok şaşırdım.
   Resimde gördüğümüz Pelin Karahan Demirdöküm reklamında genç evli bir bayanı canlandırmış.Reklam o kadar eskimiş ki kaliteli video halini bulmak zor.Reklamlarda oynayan Pelin,2007 yılında Timur Savcı'nın dikkatini çekmiş ve Kavak Yelleri dizisine başlamış.Sonrasını hepimiz az çok biliyoruz.Nereden nereye?Demirdöküm reklamından zirveye.Oyunculuk böyle garip bir meslek işte.Bu meslek adamı vezir de ediyor yeri geldiğinde rezilde.Hep bunu söylüyorum zaten.

5.Yedi Numara Ali:

ali-atay
   İşte buna şaşırmamak elde değil.Leyla İle Mecnun dizisiyle gönüllerde taht kurmuş Ali Atay'ın Yedi Numara dizisinde konuk oyuncu olması değil de görüntüsü daha çok şaşırttı.Daha önce İlker Ayrık ile kek reklamında oynadığını çeşitli yerlerde okumuş ve izlemiştim.Ama Yedi Numara macerasını ilk defa gördüm.
   Ali Atay,konuk oyuncu olarak katıldığı Yedi Numara dizisinde(ki 47.Bölümde konuk olmuştur) bir  gazeteciyi canlandırmış.Hiç abartmadan sakince de rolünün üstesinden gelmiş.
   Yıllar Ali Atay'a daha gelişmiş bir oyunculuk getirmiş bu kesin ama yıllar Atay'dan bazı şeyleri de götürmüş.Mesela uzun saçlar gitmiş.Mesela fazla kilolar gitmiş.Mesela konuşma şekli bile değişmiş.Yok böyle değişim.Eee bu değişimler olmuşta kötü mü olmuş.Yok hatta iyi olmuş.Vay be Mecnun nereden nereye değil mi?

4.Gökçe'nin Tatlı Hayatı:



gökce-bahadır
   Haluk Bilginer ve Türkan Şoray gibi usta oyuncuları bünyesinde barındıran ve zamanında çok beğenilen Tatlı Hayat dizisinin bir bölümünde Gökçe Bahadır'ın konuk olduğunu biliyor muydunuz?Tatlı Hayat dizisinin 41.bölümünde karşımıza çıkan güzel kızın televizyonların aranan oyuncusu olacağını kim tahmin edebilirdi ki?Gökçe Bahadır ilk oyunculuk tecrübesini bu diziyle kazanmış.Sonrasında kendini daha iyi geliştirmiş ve bildiğiniz üzere günümüzde en beğenilen oyuncular arasında yerini almış.
   Gökçe Bahadır konuk oyuncu olsa da aslında gelecek adına ışık veren bir oyuncu olduğunu daha o günden kanıtlamış.Rol büyük olmasa da Gökçe,bu rolün üstesinden öyle iyi gelmiş ki oyuncu olarak aldığı teklifler artmış.Ve sonra Hayat Bilgisi dizisinden teklif gelmiş.Sonuç olarak bir çıkış çizgisi yakalamış.Nereden nereye işte.

3.Serkan Keskin'in Gönül Yarası:

serkan-keskın
   2005 Yılında gösterime giren Yavuz Turgul yapımı Gönül Yarası filmi çok ses getirdi.Çeşitli ödüllere de layık görüldü.Filmde Şener Şen,Meltem Cumbul ve Timuçin Esen gibi usta oyuncular vardı.Aslında Şener Şen'in ismi bile tek başına yeter filmin kalitesini anlamamız için.Neyse filmde daha sonra çok tanınacak bir isim daha oynamış.Kim mi?Leyla İle Mecnun'un İsmail Abisi Serkan Keskin tabii ki.
   Serkan Keskin, Gönül Yarası filminde Nazım'la (Şener Şen) karşı karşıya gelen taksicilerin arasında boy gösteriyor.Henüz daha genç bir oyuncu olan Keskin,yine de günümüzdeki haline yakın bir halde.Yani tipinde hiçbir değişikliği olmamış sanki.Oyunculuk konusunda ise çok değişiklik olmuş.Kendini daha geliştirdiği açık bir gerçek.
   Bu arada Serkan Keskin'in Beş Kardeş dizisi de final yapacakmış herhalde.Üzüldüm bu habere.Fark ediyor musunuz?Leyla İle Mecnun dizisinden sonra oyuncuları bir türlü dizi tutturamadı.Bence yüzlerini dinlendirmeleri gerekiyor.Sonra da bomba gibi bir işle dönmeliler diye düşünüyorum.

2.Yarım Elma Ve Selma:

selma-ergec
   2002 Yılında Kanal D ekranlarında gösterilen Yarım Elma dizisi o zamanda ilgiyle izlenmiş diziler arasındadır.Ayrılsak da beraberiz dizisiyle şöhrete kavuşan Janset bu diziyle başarısını perçinlemiş.Bu dizide şöhrete ulaşmak için ilk adımını atmış olan bir isim var ki konumuzda bu zaten.Evet Muhteşem Yüzyılın Hatice Sultanı'ndan yani Selma Ergeç'ten bahsediyorum.
   Selma Ergeç Yarım Elma dizisinde Ayça karakterine can vermiş.Selma Ergeç'i Yarım Elma dizisinde ilk gördüğümde tanıyamadım hatta hemen kariyerine baktım.Evet gerçekten de Ayça, Selma Ergeç'ti.Bana göre inanılmaz bir değişim geçirmiş.Bunu iyi anlamda söylüyorum.
   Yarım Elma dizisinden sonra bir süre bocalayan Selma Ergeç, daha sonra Sis ve Gece filmiyle yepyeni bir tarzla karşımıza çıkmış.Sonuç olarak orada başlayan bir başarı çizgisi var.Bu çizgi Muhteşem Yüzyıl dizisiyle doruk noktasına ulaşmış.Şimdilerde Gönül İşleri dizisiyle başarının peşinde Yarım Elmanın Ayça'sı.

1.Şehzade Cihangir Hepileri:

emgım-hepılerı
   2003 Yılında Star Tv ekranlarında yayınlanan Hürrem Sultan dizisinde kimler yok ki?Gülben Ergen,Ali Sürmeli,Engin Altan Düzyatan,Hatice Aslan,Sinem Kobal vs. aslında hepsi de tek tek bu listeye alınacak isimler.Ama benim dikkatimi en çok Engin Hepileri çekti.Aslında Engin Hepileri,bu dizinin öncesinde Yılan Hikayesi ve Yedi Numara gibi dizilerde kendini göstermiş.Ama bu dizi tabii ki farklı.
   Muhteşem Yüzyıl dizisinde Şehzade Cihangir karakterine genç oyuncu Tolga Sarıtaş can vermişti.2003 Yılındaki Hürrem Sultan dizisinde ise bu karaktere genç Engin Hepileri can vermiş.Şehzade Cihangir karakteri tahmin edeceğiniz üzere canlandırması zor bir karakter.Ancak her iki oyuncu da bunun üstesinden rahatlıkla gelmiş.
   Engin Hepileri, daha sonraları Emret Komutanım dizisindeki Sinyor Seyfi karakteri ile tanınacak.Özellikle İntikam dizisiyle başarısının tesadüf olmadığını gösterecek.Günümüzde özellikle genç bayan izleyicilerin sevgilisi konumuna yükselen Hepileri'nin Hürrem Sultan dizisindeki performansı izlenmeye değer.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Loch Ness Canavarının Sırrı



   1934 Yılında Londralı Jinekolog Dr. R. K. Wilson, İskoçya'nın Loch Ness gölünde kıpırdayan garip bir yaratık gördü.Wilson korkuyla karışık hemen fotoğraf makinesine sarıldı.Yaratığın fotoğrafını çekmesi uzun sürmedi.Hazırlıklıydı çünkü buraya onun için gelmişti.İlk kez 6.yüzyılda rapor edilen bu yaratığın peşindeydi.Ve çektiği fotoğraf gerçekten gizemliydi.
   Wilson,hemen elinde çektiği fotoğraflarla evine döndü.Çok geçmeden kapısı Daily Mail gazetesi yetkilileri tarafından çalındı.Fotoğraflardan haberdar olmuşlardı.Bu fotoğrafları gazetede yayınlamak istiyorlardı.Wilson isminin kullanılmaması şartıyla buna izin verdi.Fotoğraflar ertesi gün gazetede yayınlandı ve büyük yankı uyandırdı.Artık dünya Loch Ness canavarını konuşuyordu.Ona canavar demişlerdi.Çünkü bilinen hiçbir hayvana benzemiyordu!Peki bu gizem ne zaman başlamıştı?

Mezozoik Çağdan Günümüze...

   Plesiosaur, Dinozorlar devrinde yaşamış büyük bir deniz sürüngenidir.Kafası küçük gövdesi büyük boyun kısmı uzun olan bu canlı Almanya ve İngiltere'de yapılan kazı çalışmalarında keşfedilmiştir.Hemen hemen tüm iskelet parçalarına ulaşılmıştır.Bu yüzden canlının tahmini görüntüsü de çıkarılmıştır.Plesiosaur canlısının neslinin tükendiği tahmin ediliyordu.
   Loch Ness yaratığını gördüğünü iddia edenlerin anlatıklarına ve Wilson'un çektiği fotoğrafa bakılarak bu yaratığın mezozoik devrinde yaşamış Plesiosaur canlısına benzediği söylenmiştir.Gerçekten karşılaştırma yaptığımızda benzerlikler olduğu görülür.İyi ama Plesiosaur canlısının nesli tükenmemiş miydi?Plesiosaur günümüze kadar nasıl gelebildi?
   Plesiosaur canlısının günümüzde hayatta olma ihtimaline karşın çok sayıda iddia ortaya atılmıştır.Bu iddialara baktığımızda en akla yatkını yeni düzene ayak uydurması yani evrim geçirmiş olması iddiasıdır.O halde Loch Ness gölünde gerçekten Plesiosaur canlısı varsa bu onun evrim geçirmiş başka bir şeklidir.
   Bilim çevreleri Loch Ness yaratığına modern bir efsane demiş olsa da Plesiosaur canlısının hayatta olma ihtimali onları heyecanlandırmıştır.Bu canlının incelenmesi durumunda mezozoik devirle ilgili yeni bilgiler elde edilebilir çünkü.
Plesiosaur Canlısı

Bizde de Varmış...

   Loch Ness yaratığının mezozoik devrinden kalmış bir canlı olma düşüncesi hâlâ tam anlamıyla kanıtlanmasa da bu türden canlının başka yerlerde de ortaya çıktığı iddiaları gerçekten ilginçtir.Bu türden canlının hep farklı göllerde göründüğünün iddia edilmesi onun gölde yaşayan bir hayvan olduğu kanısını oluşturmuştur.
   Dediğim gibi Loch Ness gölü canavarı tarzı iddialar farklı göllerde de yükselmiştir:
   "Bir adam abdest almak için Van Gölüne yaklaşıyor.Kollarını sıvıyor.Besmelesini çekiyor.Abdest almak için göle eğiliyor.Tam başlayacakken gölde bir hareketlenme oluyor.Adam kuşkulanıyor.Düzeleceği sırada tanımlayamadığı bir yaratık çıkıyor karşısına ve onu göle çekiyor.Bu öyle hızlı oluyor ki adam kaçmaya fırsat bulamıyor.29 Nisan 1889 tarihli Saadet Gazetesinde bu olay haber yapılıyor.Ve Van Gölü canavarının ismi ilk defa duyuluyor."
   Van Gölü canavarı ile Loch Ness canavarı arasında görgü şahitlerine bakıldığında benzerlikler vardır.Buradan şu sonuç çıkarılıyor.Loch Ness Gölünde yaşayan yaratık bizim Van Gölümüzde de yaşıyor.Bu çıkarımda onun mezozoik devirden gelen Plesiosaur canlısı olma ihtimalini güçlendiriyor.Bunun dışında keşfedilmemiş bir göl canlısı olduğu bazı çevrelerce artık daha yüksek sesle söyleniyor.

Yoksa Bir Yayınbalığı mı?

   Steve Feltham,Loch Ness canavarına yönelik 24 seneye aşkın araştırma yapan bir meraklı.Artık kendinden daha emin konuşuyor:
"Loch Ness diye tabir edilen yaratık kesinlikle bir yayınbalığı!"
   Avrupa'da en büyük tatlı su balığı olan yayınbalıkları uzun ömürleriyle dikkat çeker.80 Yıla kadar yaşayabildikleri tespit edilmiştir.İrilikleri onları diğer balık türlerinden ayırır.Steve Feltham,Loch Ness canavarı diye tabir edilen yaratığın bir yayınbalığı olduğunu söyledikten sonra onu da tarif ediyor.en az 4,5 metre ve en az 300 kilo ağırlığında devasa bir yayınbalığı!Ne yani 24 senedir canavar diye bir yayınbalığını mı takip etmişti?

Bir Bomba da Fotoğraftan!

   1934 Yılında Wilson,tarafından çekilen Loch Ness canavarının fotoğrafından bahsetmiştik.Aslında efsane de bu fotoğraftan sonra başlamıştı.Steve Feltham,canavarın aslında bir yayınbalığı olduğunu söyledikten sonra meraklılar ufak bir araştırma yaptıktan sonra çekilen fotoğrafın da sahte olduğunu öğrendi.Fotoğraf üzerinde yapılan incelemeye göre sahteliği kanıtlanmıştı.

Wilson'ın Çektiği Fotoğraf
   Buradan ne sonuç çıkaracağız?Olay gerçekten gizem dolu.Böyle bir yaratık var mı?Mezozoik devirden kalma bir yaratık mı?Loch Ness canavarının gerçek olmadığı fotoğrafın sahteliğiyle kanıtlanmış gibi dursa da bir de bu işin Van Gölü canavarı ayağı var.Böyle bir canlının varlığına inananların tek dayanak noktası olarak Van Gölü canavarı sırrı kalmış gibi görünüyor.Bilim çevreleri umudunu yitirmiş olsa da gizem meraklısı insanlar hâlâ bu işin peşinde.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Ağustos 2015 Salı

Blogunuz İçin Yararlı Topluluklar


   Blog sahiplerinin en büyük dertlerinden birisi yazdığı yazıların okunması ve kalıcı ziyaretçilere sahip olmaktır.Bu öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değildir.Şimdiye kadar bir çok blog destek sitelerinde blogunuza nasıl izleyici,okuyucu çekeceğinize yönelik tüyolar mevcuttur.Bu yazımda tüyo yazmayacağım.Blogunuzun gelişimine yardımcı olacak Google Plus topluluklarından bahsedeceğim.
   Google Plus topluluklarını bilmeyeniniz vardır belki.Bu topluluk sistemi aynı Facebook grup sistemi gibidir.İnsanlar gelir topluluğun konusuyla ilgili paylaşımlarda bulunur.Genelde Google Plus toplulukları doğal olarak bloglar ile ilgili oluyor.
   Şimdi benimde katıldığım ve geri dönüş olarak memnun kaldığım bazı topluluklardan bahsedeyim.Eğer bir blog sahibiyseniz veya okuyucuysanız bu topluluklardan çeşitli blog hareketlerini takip edebilirsiniz.

1.Blog Yazısı Yayınlama Toplulukları:

   Google Plus bünyesinde bu tarzda kurulmuş çok sayıda topluluk vardır.Ayrıca Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde de bu tarzda gruplar bulabilirsiniz.
   Blog yazılarınızın okunmasını istemek en doğal hakkınız.Bu yazıları ne kadar çok kişinin görmesini sağlarsanız dikkat çekme olasılığınız artar.Daha önce yazılarınızı sosyal paylaşım platformlarında paylaşmanız konusunda belki çok sayıda yazı okudunuz.Gerçekten de sosyal paylaşım sitelerinin blogunuza katkısı olduğu tartışılmaz bir gerçek.Kısa zamanda olmasa da uzun zamanda bu katkıyı kesinlikle görüyorsunuz.İşte bu yüzden yazılarınızı oralarda paylaşmak akıllıca bir iş olacaktır.
   Google Plus kendini geliştiren bir platform.Blog yazılarınızı bu platformda paylaşmak kesinlikle yararlı olacaktır.Zaten blogger kullanıyorsanız mecburen buraya adım atmış oluyorsunuz.Yazılarınız profilinizde paylaşılsa da takipçinizle orantılı okuyucu çekebiliyorsunuz.Google Plus platformunda yazı paylaşmanın en yarar sağlayacak yeri Blog yazısı paylaşım toplulukları olacaktır.Bu topluluklarda çok sayıda blog okuyucusuna ulaşabilirsiniz.Haliyle yazılarınızı da onlara ulaştırmış olursunuz.
   Benim bu yönde kullandığım bazı topluluklar var.Gerçekten okuyucu çekmek açısından yararlı oluyor.Fakat şunu belirtmeliyim ki kalıcı bir ziyaretçi getirisi yok veya daha zayıf.Genelde kısa zamanda okuyucu geliyor ve gidiyor.Ama yine de yazılarınızı buralarda sık sık paylaşarak dikkat çekebilirsiniz.
   Aşağıda kendimin kayıtlı olduğu ve yararını gördüğüm Blog yazısı paylaşım topluluklarını ekledim.Umarım yararını görürsünüz:

2.Blog Yazısı Yorumlama Toplulukları:

   İsimden de anlaşılacağı üzere bu topluluklarda üyeler birbirlerinin yazılarını yorumluyor.Bloggerlar için yazılarına yorum almak çok önemlidir.Yorum, hem bloggerları yazı yazmaya devam etme konusunda destekler hem de blogun arama motorlarında üstlere çıkmasına yardımcı olur.Bu yüzden yorum almak çok önemlidir.Ancak eğer bir blog sahibiyseniz ve yorumlar almak istiyorsanız sizin de diğer bloglara karşı iligili olmanız ve onların yazılarını yorumlamanız gerekecek.Kısacası yorum yapmadan yorum almak çok zor.Bazı arkadaşlar bu yorum işini fark etmiş olacak ki buna yönelik topluluklar kurulmaya başlanmış.
   Daha önce bu tür topluluklara rastlamamıştım.Yakın zamanda Grup Yorum diye bir topluluk kuruldu.Şimdilik küçük olsa da bu topluluk yararı bakımından bence çok önemli.Paylaştığınız yazı kesinlikle yorumlanıyor.Tabii sizin de diğer paylaşılan yazıları yorumlamanız şartıyla.Yani karşılıklı bir alışveriş oluyor.Yazılara atılan yorumlar ise öyle spam yorumlar değil bizzat konuyla ilgili yorumlar.Yani yazınız kesinlikle okunuyor.Size kalıcı ziyaretçi kazandırıyor bir noktada.
   Bence çok güzel bir topluluk hareketi.Daha da gelişmesini temenni ediyorum:

3.Takipleşme Toplulukları:

   Blogger için takipçi kazanmak çok önemlidir.Takipçi ne kadar çok olursa yazılarınız da o denli çok kişiye ulaşır.Google Plus platformunda takipçi kazanmak Twitter'daki gibi basit değil aslında.Takipçi kazanmak için fazla yöntem yok.En etkili yöntem ise bu yönde kurulmuş topluluklara üye olmak.Karşılıklı takip esasına dayanan bu topluluklar gerçekten size takipçi kazandırıyor.Sadece takipçi değil blogunuzu takip listesine(izleyici) almalar da oluyor.Tabii daha önce söylediğim gibi karşılıklı oluyor bu.
   Benim yakından takip ettiğim iki topluluk var bu konuyla ilgili.İkisi de şimdiye kadar bana yararlı oldu.Eminim size de olacaktır:

   Şimdilik blogunuz için yararlı olacağını sandığım topluluklar bunlar.Sizde eğer bu yönde topluluklar biliyorsanız aşağıda yorum olarak bizimle paylaşabilirsiniz.

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Yeşilçamın Unutulmaz Yönetmenleri


   Yeşilçam ile ilgili yazılarıma uzun bir aradan sonra devam ediyorum.Daha önceki Yeşilçam ile ilgili yazılarıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
   Rejisör denilirdi bir zamanlar onlara.Şimdi ise yönetmen deniliyor.Basit anlamda yönetmen,bir filmi,diziyi veya tiyatroyu yöneten anlamında kullanılabilir.Tabii bu tanımın daha derinine inmek mümkündür.Çünkü günümüzde yönetmen kavramı iyice alt dallara ayrılmış durumda.Mesela bir filmde artık ayrı olarak görüntü yönetmeni,ses yönetmeni vs. var.Benim burada bahsedeceğim yönetmenler ise daha eskilerden Yeşilçam döneminden yetiştiği için hepsini kapsıyor olacak.
   Bu yazıyı hazırlarken çok sayıda Yeşilçam yönetmenini inceledim.İçlerinden iyi işler çıkarmış ve halkın gönlünde taht edinmiş olanları buraya yazacağım.Ama şunu belirtmeliyim ki burada yazılmayan yönetmen değersiz bir yönetmen değildir.Nitekim onlar da Yeşilçama emek vermiştir.Bu emeğe sonuna kadar saygı duyuyorum.
   İşte Yeşilçama damgasını vurmuş yönetmenlerimiz:

1.ERTEM EĞİLMEZ:

 
   Daha önce Yeşilçamın efsane yapım şirketi:Arzu Film adlı yazımda Ertem Eğilmez hakkında bilgiler vermiştim.Burada kısaca Ertem Eğilmez'den bahsedeceğim.Daha geniş bilgi için o yazımı okuyabilirsiniz.
   1929 Yılında doğan Eğilmez, 60 yıllık yaşamına çok sayıda başarılı film sığdırdı.Hem yönetmen hem de yapımcı olarak dönemin aranan Yeşilçam emekçisi olan Eğilmez, Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi filmini 1964 yılında yönetti.Bu yönettiği ilk filmdi.Bundan iki yıl sonra Ölmeyen Aşk isimli filmi yazdı.Bu onun ilk senaryosunu yazdığı filmiydi.1972 Yılında yönettiği Tatlı Dillim filmi ile yukarıya doğru tırmanmaya başlayan Eğilmez,bu filmde Kemal Sunal gibi bir üstadı keşfetti.Tatlı Dillim filminden sonra yönettiği her filmi bugün efsane olarak nitelendirilen filmler oldu.
   Ertem Eğilmez, şu gün bile Türk halkının gülerek izlediği Rıfat Ilgaz'ın ölümsüz eseri Hababam Sınıfı filmlerinin yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptı.Tahmin edeceğiniz üzere bu filmlerle adını Yeşilçam sinemasına altın harflerle yazdırdı.Ölümünden 1 yıl önce Arabesk adlı filmi yönetti ve yapımcılığını yaptı.Bu film onun son yönettiği filmi olacaktı.Bu son filmi gişede büyük başarı yakaladı ve Yeşilçamın Eğilmez yönetmenine seyirci böyle güzel bir şekilde veda etti.Ertem Eğilmez 1989 yılında hayatını kaybetti.

2.ATIF YILMAZ:

 
   1925 Yılında Mersin'de doğan Atıf Yılmaz, 80 yıllık yaşamına yönetmen olarak 100'den fazla film sığdırmıştır.İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar akademisinde eğitim alan Yılmaz,sinemaya yardımcı yönetmen olarak ayak basmıştır.İlk yönetmenliğini 1951 yılında Mezarımı Taştan Oyun filmiyle yapmıştır.Bu filmden sonra neredeyse aralıksız 2005 yılına kadar filmler yönetmiştir.
   Bugün Atıf Yılmaz dendiğinde akla hemen bir film gelir.Yeşilçam tarihine damga vurmuş Selvi Boylum Al Yazmalım filmini 1978 yılında Atıf Yılmaz yönetmiştir.Bu filmle birlikte unutulmaz yönetmenler arasında yerini sağlamlaştırmıştır.Yine Kemal Sunal'ın unutulmaz filmleri Kibar Feyzo ve İbo İle Güllüşah Atıf Yılmaz yönetmenliğinde çekilmiştir.
   Yeşilçamın ünlü kadın oyuncusu Müjde Ar, şöhreti Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı filmlerle yakalamıştır.Bunun dışında Yeşilçamın vazgeçilmez ikilisi olan Zeki ve Metin'in bazı filmleri de yine Yılmaz yönetmenliğinde çekilmiştir.Atıf Yılmaz'ın vazgeçemediği ve şöhretini parlattığı isimlerden birisi de Türkan Şoray'dır.Özellikle Selvi Boylum Al Yazmalım filmi Türkan Şoray'a şöhret kazandırmıştır.
   Atıf Yılmaz'ın veda filmi ise 2005 yılında gösterime giren Eğreti Gelin dir.Günümüzün Müjde Ar'ı olarak nitelendirilen Nurgül Yeşilçay bu filmle birlikte daha tanınır hale gelmiştir.Atıf Yılmaz 2006 yılında hayatını kaybetmiştir.
   Atıf Yılmaz'ın yönettiği filmleri buraya yazmaya kalkarsam sayfalar yetmez.O yüzden buraya tıklayarak yazdığı,yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği filmleri bulabilirsiniz.

 3.METİN ERKSAN:

   

   1929 Yılında doğan Metin Erksan 83 yıllık sinema kariyerine yönetmen olarak 50'ye yakın film sığdırmıştır.Sinema yazıları yazarak girdiği bu sektörde unutulmaz filmleri yönetmiş olan Erksan,1952 yılında ilk filmini yönetti.Karanlık Dünya/Aşık Veysel'in Hayatı adlı bu filmden sonra Metin Erksan gittikçe yükselen bir başarı grafiği yakaladı.
   1962 Yılında Yılanların Öcü adlı filmiyle doruğa çıkan Metin Erksan,1964 Susuz Yaz filmiyle uluslararası arenada taçlandırıldı.Susuz Yaz 1964 Berlin Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülünü almıştır.Bu Türk sinema tarihi için bir dönüm noktasıdır.Çünkü o zamana kadar hiçbir Türk filmi uluslararası arenada ödül almamıştı.Susuz Yaz bu özelliğiyle ilk olmuştu.Bu ödülle birlikte Metin Erksan unutulmaz yönetmenler arasındaki yerini sağlamlaştırdı.
   Metin Erksan'ın yönettiği filmlere bakıldığında genelde toplumsal yönlü filmler olduğu hemen anlaşılır.Yine aşk onun vazgeçilmezlerindendir.Metin Erksan son olarak 1982 yılında Preveze Öncesi adlı belgesel filminde yönetmen koltuğuna oturdu.Bu filmden sonra pasif duruma geçti.Metin Erksan 2012 yılında hayatını kaybetti.

4.OSMAN F. SEDEN:

 
   1924 Yılında doğan Osman Seden, 74 yıllık yaşamına yönetmen olarak 150'ye yakın film sığdırmıştır.Ömer Lütfi Akad ile yakın arkadaş olan ve onunla işler yapan Osman Seden,aynı zamanda Seden Film şirketinin de sahibiydi.
   Osman Seden ilk filmini 1955 yılında yönetti.Kanlarıyla Ödediler adlı bu filmden sonra neredeyse aralıksız 1989 yılına kadar filmler yönetti.Üstad Kemal Sunal'ın yıldızının parladığı çoğu filmin yönetmenliğini yaptı.Bunlardan en dikkat çekeni 1978 yapımı İnek Şaban adlı filmdir.Kemal Sunal bu filmle birlikte halkın koyacağı ikinci ismini yani Şaban ismini kazandı.Kemal Sunal dışında Ayhan Işık,Ediz Hun,Zeki Müren,Belgin Doruk,Hülya Koçyiğit,Perihan Savaş vs. gibi usta isimler Osman Seden'le çalıştı.
   Osman Seden dendiğinde akla gelenlerden birisi de Reşat Nuri Güntekin'in ölümsüz eseri Çalıkuşu'nun televizyon dizisidir.Osman Seden 1986 yapımı bu dizinin yönetmenliğini yapmıştır.Dizi sadece Türkiye'de değil Rusya'da da beğeni kazanmıştır.
   Yeşilçama sayısız film armağan eden Osman Seden,1989 yılında Namusun Bedeli adlı son filmini yönetti.Daha sonra dizi yönetmenlikleri yaptı.1998 Yılında hayatını kaybetti.

5.YILMAZ GÜNEY:

 
   1937 Yılında Adana'da doğan Yılmaz Güney,47 yıllık kısa yaşamına yönetmen olarak çok sayıda başarılı film sığdırmıştır.Atıf Yılmaz'ın desteği ile sinema çalışmalarına başlayan Yılmaz Güney'in asıl ismi Yılmaz Pütün'dür.Yokluk içerisinde geçen çocukluğunun da etkisiyle genellikle toplumun yoksulluğunu beyaz perdeye yansıttı.Filmlerinde zalimlerin karşısında,halk dostu,mazlum yoldaşı olan karakterlere can verdi.
   Siyasi fikirleri yüzünden yaşamının bir bölümünü firari olarak geçiren Yılmaz Güney,1966 yılında At Avrat Silah adlı ilk filmini yönetti.1972 yılına kadar aralıksız her sene filmler yönetti.1972 Yılında aranan devrimciler Mahir Çayan ve arkadaşlarına yardım ettiği gerekçesiyle 2 yıl hapse mahkum edildi.Cezaevinde siyasi fikirlerini yazdığı Güney dergisini çıkardı.
   Cezaevinden çıktıktan sonra sinema çalışmalarına devam eden Yılmaz Güney, Arkadaş,Endişe(1974) Zavallılar(1975) filmlerinde yönetmen koltuğuna oturdu.Bu 3 filmi Altın Portakal ödülleri aldı.Daha önce yönettiği filmlerin hemen hemen hepsi de Altın Koza ödülleri aldı.Yılmaz Güney 1976 yılında Yumurtalık ilçesinde bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten suçlandı ve 19 yıl hapis cezası aldı.1981 Yılında ise yurt dışına firar etti.Cezaevinde yazdığı Sürü ve Yol filmleri başka yönetmenler tarafından çekildi ve büyük başarılar kazandı.Hatta Yol adlı film Cannes Film Festivali'nde ödül aldı.Bu Türkiye'nin Cannes Film Festivali'nde kazandığı ilk ödüldü.Daha sonraki yıllarda Nuri Bilge Ceylan bu başarıları tekrarlayacaktı.
   Yurt dışına kaçtıktan sonra sinema çalışmalarına devam eden Yılmaz Güney,1983 yılında Fransa'da Duvar adlı filmini çekti.Bu onun son filmi oldu.1984 Yılında memleketinden uzakta Fransa'da hayatını kaybetti.

6.KARTAL TİBET:


   1938 Yılında doğan Kartal Tibet oyunculukta yakaladığı başarıyı yönetmen koltuğunda da sürdürmüştür.Yönetmen olarak ilk filmini 1976 yılında çekmiştir.Bu film hepimizin bıkmadan izlediği Tosun Paşa adlı filmdir.Kartal Tibet Tosun Paşa filminden sonra Kemal Sunal ile çalışmaya devam etmiştir.Şark Bülbülü,Umudumuz Şaban,Zübük,Öğretmen vs. adlı Kemal Sunal filmlerinin yönetmenliğini yapmıştır.Bunların dışında yine çoğu Kemal Sunal filminin senaristliğini yapmıştır.
   Kartal Tibet dendiğinde akla sadece yönettiği filmler gelmiyor yönettiği dizilerde günümüzde unutulmazlar arasındadır.1993 Yılında yönettiği Süper Baba ve 1995 yılında yönettiği Bizim Aile dizisi şu gün bile tekrarları bıkmadan izlenen diziler olmuştur.2000 Yılının başında biraz bocalasa da Kartal Tibet,hala sinema sektöründe aranan yönetmenlerden.
   Kartal Tibet 77 yaşında ve sinemaya aktif olarak emek veriyor.

7.YAVUZ TURGUL:

 
   1946 Yılında doğan Yavuz Turgul,yönettiği filmlerle ve aldığı çok sayıda ödülle unutulmaz yönetmenler arasına girmiştir.Yönetmen olarak filmi diğer isimlere göre az olsa da senaristliğini yaptığı filmler onu farklı kılıyor.
   Fahriye Abla adlı filmi 1984 yılında yönetti.Bu onun ilk yazıp-yönettiği filmidir.1987 Yılında Muhsin Bey adlı yazıp-yönettiği filmle çok sayıda ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldü.Bu tür ödülleri Eşkıya(1996) ve  Gönül Yarası(2005) adlı yazıp-yönettiği filmlerle almaya devam etti.Son olarak 2010 yılında Av Mevsimi adlı filmi yönetti.
   Yavuz Turgul'un vazgeçilmez oyuncusu Şener Şen'dir.Nitekim Şener Şen onun tekliflerini hep kabul etmiştir.Hatta ona hayır diyemediğini söylemiştir.
   Yavuz Turgul'un projeleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.