21 Eylül 2015 Pazartesi

Haydi Çocuklar İnternete 1997

arşiv-1

   Haber sitelerini sıkça takip eden birisiyim.Genel olarak tüm fikirlerden haber sitelerini takip etmeye çalışsam da tabii ki bazı favorilerim var.Mesela Sözcü,Milliyet ve Hürriyet gibi haber siteleri yer işaretlerinde eklenmiş durumda.Neyse fazla uzatmayayım.
   Yine gündeme bakmak için Hürriyet sitesine girmeye çalışıyordum ki nasıl oldu bilmiyorum ama sitenin haber arşivini keşfettim.Türkiye'ye ilk olarak internet 1993 yılında geldi.O zaman sadece ODTÜ laboratuarlarında kullanılan internet hızla yayıldı.Hürriyet sitesi ise keşfettiğime göre 1997 yılında kurulmuş.Yani oldukça eski bir site.Tabii ki arşivdeki haberlerin tarihi 1997 yılına kadar gidiyor.
   Arşiv haberler arasında dolaşırken gözüme bir haber takıldı.Başlık aynen şöyle: "Haydi Çocuklar İnternet'e".Haberin özetini değiştirmeden aşağıda paylaştım.Bakın ne deniliyor o ilginç haberde:

Haydi Çocuklar İnternet'e

   "İnternet üzerindeki Türkçe içerik azlığı sorunu en çok çocukları etkiliyor. İnternet içeriğinin büyük bir bölümünün İngilizce olması, çocukların Süper Bilgi Otoyolu'ndan verimli olarak yararlanmasını büyük ölçüde engelliyor.

   Yabancı dil sorunu yüzünden çocuğunuzun İnternet'ten yararlanamadığından şikayetçiyseniz fazla üzülmeyin. Evet, belki bilgi kaynaklarının çoğunun İngilizce olması çocuğunuz için büyük bir dezavantaj. Ama İnternet üzerinde, dil kullanımını gerektirmeyecek şekilde tasarlanmış, çocukların yaratıcılığını geliştirmeye yönelik siteler de var. Çocuğunuzun eğitimine katkıda bulunabilmeniz, ödevlerine yardım edebilmeniz için başvurabileceğiniz sayısız kaynak da cabası.

  İşte bu tür Ağ sitelerinden birkaçı... Hem anne ve babaların hem de gözardı edilemeyecek kadar büyük çocuk potansiyelinden yararlanmak isteyen Türkçe içerik sağlayıcılarının dikkatine sunulur..."(Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın)


Soruna Bakın...

   Yıl 2015...İnternet aleminde artık Türkçe içerik dünyanın çoğu diline fark atmış durumda.Açıkçası ne kadar doğal olsa da kulağa garip geliyor bu haber.Düşünsenize İnternette Türkçe içerik yok denecek kadar az ve bu durumu gören bir haber sitesi Türkçe içerik dezavantajını telafi edecek siteleri haber yapmış.Nereden nereye vay be!
   Haberde verilen sitelerin hemen hemen hepsi günümüzde kapalı.Eee üzerinden kaç sene geçmiş çalışır durumda olmaları bir mucize zaten.Neyse kısaca haberi görünce şaşırdım ve ister istemez geldiğimiz noktanın ne kadar ileride olduğunu gördüm.Eğer sizde bu haber arşivinde gezinmek isterseniz yani geçmişte bir yolculuk yapmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.Emin olun sizi de şaşırtacak bazı haberler.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

20 Eylül 2015 Pazar

Evrende Yolculuk Yaptıran Blog

evrendeyız-10

   Kısa bir zaman önce Uygulama Tanıtım adı altında bir blog kurdum.Bu blogta Google Play uygulamaları tanıtım yapabiliyor.Bunun dışında Blog tanıtımı ve Facebook sayfa tanıtımı da yapılabiliyor.Geçtiğimiz günlerde tanıtım bloguma bir blog tanıtım yazısı geldi.Gönderilen bloga girdim dolaştım.Blog çok hoşuma gitti.O yüzden burada paylaşmak istedim.
 
   Evrendeyiz adlı blog en başta sloganıyla sizi hemen kendine çekiyor: "Evrende kısa bir yolculuğa çıkarmamıza izin verin..."Slogan tahmin edeceğiniz üzere bir blog için çok önemlidir.İnsanları kendine çeker veya iter. Evrendeyiz blogunun sloganı kendine çeken cinsten.Neyse bloga girdiğinizde sade ama etkili bir tasarımla karşılaşıyorsunuz.Gereksiz eklentiler yok.Bu yüzden de gayet hızlı.Neyse bunlar teknik detaylar zaten.

   Eğer uzaya ilginiz varsa kendinizi hemen blogta bulunan konulara kaptırıyorsunuz.Uzaya ilginiz yoksa bile dikkat çeken ilginç konular var.Kendinizi bunları okumaktan alıkoyamıyorsunuz. Blogun yazarı Murat Hazar anladığım kadarıyla bu konulara çok meraklı birisi.Yine anladığım kadarıyla belli bir birikimi var uzay konusunda.Nitekim uzay hakkında ona sorular sorabiliyorsunuz ve tatmin edici cevaplar alabiliyorsunuz.

   Blogta uzay ve teknoloji konularıyla ilgili film önerilerini de görebilirsiniz.Bunun dışında en beğendiğim kısım Uluslararası Uzay İstasyonu canlı yayınını izleyebiliyorsunuz.Dünyayı uzaydan canlı kim izlemek istemez ki?

   Genel olarak eğer uzay ve teknoloji konusuna ilginiz varsa bence mutlaka uğramanız gereken bir blog Evrendeyiz adlı blog.Sizi kesinlikle tatmin edecektir.

EVRENDEYİZ.BLOGSPOT'A GİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ...


   Son olarak eğer sizinde tanıtımını yapmak istediğiniz uygulama,blog veya facebook sayfası varsa buraya tıklayarak tanıtım yapabilirsiniz...

    


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

19 Eylül 2015 Cumartesi

Dev Uygarlık: Âd Kavmi!

devıskelet-1

   Suudi Arabistan toprakları yine çok sıcaktı.Kazı yapan petrol arayan insanlar sıcaktan çok bunalmışlardı.Çoğu dinlenme vaktini sabırsızlıkla bekliyordu.O sırada bir heyecanlı ses yükseldi.Birisi "Buraya Gelin!.." diye bağırıyordu.Alandaki herkes oraya doğru koştu.Çok geçmeden gözler fal taşı gibi açıldı.Herkes şaşkındı.Bulunan bir iskeletti.Fakat normal bir iskelet değildi.
   İnsanlar iskeletin yanında sanki bir cüce gibi kalıyordu.Bu çok iri ve uzun bir insanın iskeleti olmalıydı.Çok geçmeden hemen hemen aynı boyutlarda iskeletler bulunmaya başlandı.Peki kimlere aitti bu iskeletler?Akıllara hemen bir kavim geldi: Âd Kavmi...

KENDİNİ BÜYÜK GÖREN BİR KAVİM

   “Âd (kavmi)ne gelince: Onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Kuvvetçe bizden daha güçlü kimmiş!..” dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ı -ki o, bunlardan pek kuvvetlidir- hiç düşünmediler mi? Onlar bizim mucizelerimizi bilerek inkâr ediyorlardı” (Kuran, el-Fussilet suresi, 15. ayet)

   Tarihsel olarak gerçekten var oldular mı olmadılar mı tam olarak belgelenmese de Kuran-ı Kerim kitabında isimleri geçen kavimlerden birisidir Âd Kavmi.Kavim ismini Hz. Nuh'un torunlarından birisi olan Avs'ın oğlundan almıştır.Ne gariptir ki kavmin sonu Nuh kavminin sonu gibi hüsran olmuştur.Tasvirlere göre bu kavmin insanları çok güçlüymüş.
   Âds kavminde ki insanlar büyük,yüksek,gösterişli binalar inşa ederlermiş.Böyle eserler inşa ederek ölümsüz olacaklarına inanırlarmış.Bir süre sonra güçlerine o kadar güvenir olmuşlar ki Allah'a meydan okumaya yeltenmişler.Bizden daha güçlüsü yok demeye başlamışlar.Mucizeleri göre göre inkar etmeye başlamışlar.Ve bu büyüklük taslamanın sonucunu yok olarak görmüşler.
   Âds kavminin inşa ettiği İrem adlı şehir Kuran-ı Kerim'e göre yaratılmış en güzel şehirdir.Öyle ki bu şehir için "Sahte Cennet" kelimesi bile kullanılmıştır.Bu şehrin Yemen ve Umman arasında olduğu sanılmaktadır.
   
   Suudi Arabistan'da bulunan dev iskeletlerin gazaba uğrayan Âds Kavmine ait olduğu düşünülmüştür.Peki gerçekten dev iskeletler bu kavme mi aitti ya da gerçek miydi bu dev iskeletler?

DEV İSKELET Mİ DEV YALAN MI?

   Suudi Arabistan'da petrol çalışması sırasında bulunduğu iddia edilen dev iskeletler dev bir yalandı. İnternete çok kısa zamanda düşen dev iskelet fotoğraflarının çoğunun fotomontaj olduğu kanıtlandı.Zaten dikkatle bakan birisi hemen anlayabiliyor sahte olduğunu.Bunun dışında gerçek olduğu düşünülen bir dev iskelet fotoğrafının da olayının farklı olduğu anlaşıldı.Fotoğraftaki iskelet bir yarışma için yapılmıştı.
   
   Sonuç olarak Âd Kavmi diye bir kavim var olsa da bulunan dev iskeletler onlara ait değil.Hatta o iskeletler kimseye ait değil.Hatta ve hatta yok öyle iskelet.Zaten doğanın kanunlarına da ters olur düşündüğümüzde.

Dikkat! En başta iskeletlerin nasıl bulunduğuna dair yazdığım olay kurgusaldır.Böyle bir olay yaşanmamıştır.



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

14 Eylül 2015 Pazartesi

Kim Bu Çingene Kızı?

cıngene1

   1987 Yılında Gaziantep Müze Müdürlüğü,Belkıs tepesinin güneyinde tarihsel açıdan çok önemli bir kazı çalışmasına başladı.Bu kazı çalışması sadece Gaziantep kültür çehresini değil Güneydoğu Anadolu bölgesinin tarihsel önemini değiştirecek kalıntıların bulunmasına sebep olmuştur.Kazı çalışmasında çok sayıda tarihi eser bulunmuştur.Bunların içinden en popüleri ise tahmin edeceğiniz üzere Çingene Kızıdır.

KİM BU ÇİNGENE KIZI?

   1998 Kış mevsimi yine çetin geçiyordu.Yaklaşık 11 sene önce başlayan kazı çalışmaları bu çetin şartlarda devam ediyordu.Çalışmalarda o zamana kadar çok sayıda eser bulunmuştu.Çoğu eser Gaziantep Müzesinde sergilenmeye bile başlanmıştı.Büyük İskender'in kurduğu "Selevkia Euphrates" yani Zeugma antik kenti her geçen gün daha da ortaya çıkıyordu.
   Günlerden bir gün arkeologlar yine canla başla kazı çalışmalarına devam ediyordu.O sırada kazı yapılan bir villa da bulunan arkeologlar,şaşkınlık içinde diğer arkadaşlarını çağırdı.Bir anda alandaki hemen hemen herkes villaya akın etti.Yeni bir eser bulunmuştu.Bu eser bir sütunun kaldırılması sonucu villanın taban parçası olarak bulunmuştu.Bir figürdü bu.Garip bir figür.
   Eserin etrafında toplananlar şakayla karışık esere Çingene Kızı dediler.O günden sonra eser Çingene Kızı olarak anılmaya başlandı.Çok geçmeden tarihçiler ve tabii arkeologlar Çingene Kızının aslında kim olduğuna dair araştırmalara başlamıştı.Bu araştırmalar sonucunda Çingene Kızının kim olduğuna dair teoriler ortaya atılmaya başlandı.

  • Bir Tanrıça mı?...
   Ortaya atılan teorilerden birisi Çingene Kızı olarak bildiğimiz kişinin aslında bir tanrı veya tanrıça olmasıdır.İddiaya göre bu figür Yer Tanrıçasına ve tanrıların anası Gaia'ya ait.Antik kentte bulunan çoğu figür,tanrı ve tanrıçalara ait.Bu durumda Çingene Kızı figürünün de bir tanrıçaya ait olma ihtimali hayli yüksektir.

  • Büyük İskender mi?...
   Eser,Çingene Kızı olarak adlandırılsa da aslında figürün kız mı yoksa erkek mi olduğu belli değildir.Zeugma antik kentini MÖ 300'de Büyük İskender kurmuştur.Bir iddiaya göre figür şehri kuran Büyük İskender'e aittir.Büyük İskender'in bilinen figürleri incelendiğinde, Çingene Kızının o olma ihtimali aslında azımsanmayacak kadar çoktur.Ama yine de bu teori tam olarak kanıtlanamıyor.Bunun en büyük sebebi figürün tamamının bulunamamasıdır.

  • Aşığının Eseri mi?...
   Çok düşük bir ihtimal daha var.Bir iddiaya göre Çingene Kızı normal bir vatandaş.Bu kıza aşık olan üst düzeyde bir yönetici veya zengin birisi kızın figürünü yaptırmış.Bu figürü de villasına döşetmiş.Bu iddianın doğru olma ihtimali oldukça düşüktür.Çünkü o zamanda böylesine normal bir vatandaşın figürünün yapılması imkansız sayılacak bir olaydır.


SONUÇ OLARAK...

   Bugün Gaziantep şehrinin simgelerinden birisi olan Çingene Kızının kim olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur.Gözleriyle insanı takip eden bu figürün tamamının bulunamaması kimliğinin sır olmasına katkı sağlamıştır.Günümüzde Çingene Kızı eseri Dünya'nın en büyük mozaik müzesi olan Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesinde sergilenmektedir.

Dikkat!Çingene Kızının nasıl bulunduğunu yazdığım bölüm kurgusaldır...

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

11 Eylül 2015 Cuma

Akıllara Kazınan Dizi Finalleri

ssknlr

   Bazı diziler vardır tüm bölümleri aklımızı alsa da finalinde hayal kırıklığı yaşarız.Bazı diziler de vardır tüm bölümleri aklımızda pek yer edinmese de finaliyle unutulmaz olur.Bu yazımda akıllara kazınan yerli dizi finallerinden bahsedeceğim.Unutulmaz olmuş bazı dizilerimizin finallerinden liste yaptım.Bu listede bulunan diziler yakın zamana ait dizilerdir.
   Listeye geçmeden önce doğal olarak şu uyarıyı yapmalıyım.Eğer listede bulunan bir diziyi izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız dizinin sonundan bahsedeceğim için okumaktan vazgeçmeniz daha uygun olur.İşte akıllara kazınan dizi finalleri:

7.VE BEHZAT KOMİSER YOLLARA DÜŞER...

   Kim ne derse desin Behzat Ç. dizisi Türk televizyonlarında nadir görülebilecek bir yapımdı.Bilindik polislerin aksine daha asabi ve argo polislerin ekrana yansıması olarak bakılabilir bu işe.Emrah Serbes'in anormal kahramanı olan Behzat Ç. çoğu kesim tarafından eleştirilse de azımsanmayacak bir kitle de bu kahramanı çok sevdi.Bu diziyi izleyenler için Ankara dendiğinde akla hemen Behzat komiser ve "La" sözcüğü gelir oldu.
   Behzat Ç.'nin finali kadar sezon finalleri de unutulmazdır.Birinci sezon finalinde kızının katili olan diğer kızıyla yüzleşir ve o zamanda tüm eleştirmenler tarafından en iyi sezon finali damgasını yer.Sonraki sezon finalinde ise sevdiği savcıyı gözü önünde kaybeder.Dizinin kötüsü ama yine de diğer bir sevilen ismi Ercüment Çözer,Behzat komiserin en nefret ettiği kişidir.Onu da anmamak olmaz şimdi.
   Behzat Ç. üçüncü sezonda final yapar.Kızının katili olan diğer kızı Şule parmaklıklar ardına düşer.Behzat komiser açığa alınır.Bunların sonucunda dizinin başından beri kendisiyle özdeşleşmiş arabasına biner ve çok sevdiği Ankara'yı terk eder.Nereye gittiği belli değildir.Yollar uzundur,Behzat komiserin birası ise çok:



6.İKİNCİ BAHARLARINI YAŞARLAR...

   İkinci Bahar dizisi yayınlandığı dönemde inanılmaz bir ilgiyle karşılandı.Dizi 3 sezon sürse de yaşanan sıkıntılardan dolayı sadece 37 bölüm çekilebildi.Ama bu 37 bölüm bile yetti.Dizinin kahramanları Ali Haydar ve Hanım'ın aşkları hep bir düşman tarafından engellenmeye çalışıldı.Ya karşılarına kötü kadın Neriman çıktı,ya rakip kebapçı Vakkas ya da Zabıta Şecaattin.İster istemez her engelde seyirci sordu ne zaman bitecek bu ailenin çilesi.
   Çile tabii ki finalde bitti.Son düşman kalesi Vakkas yıkılınca her şey rayına oturdu.Ali Haydar ve Hanım aşk dolu yuvalarında ikinci baharlarını yaşamaya başladı.Sadece onlar da değil senarist Sulhi Dölek kötülere de mutlu bir son yazdı.Hem aile mutlu oldu, hem esnaf, hem de bizim seyirciler.Anlayacağınız herkes ikinci baharını yaşamaya başladı.

5.TAKOZ İRFAN SUSTURDU...

   2 Sezon 28 bölüm süren Suskunlar dizisi kendi çapında iyi bir kitle oluşturmuştu.Dizi ilk sezonuna oranla ikinci sezonda düşüş yaşasa da finaliyle tam bir altın vuruş yapmıştır.Bunu iyi anlamda söylüyorum başka tarzda bir final olsaydı belki Suskunlar dizisini de başarısız işler arasında sayabilirdik.Türk dizilerinde genel bir hastalık olan mutlu son yapma isteğini kıran nadir yapımlardan birisidir Suskunlar.Mutlu son yapmaya karşı değilim bunu yapmak için zorlama bir iş çıkarmaya karşıyım.
   İlk sezonda gururu yıkılan kötü adam Takoz İrfan,ikinci sezona kötülük konusunda fırtına gibi girse sezonun genel kötülük yükünü komiser Gurur Kutay çekti.Komiser Gurur kalesi yıkılınca Takoz İrfan finali yaptı.İlk önce Iska,Sarı ve Şerif tarafından yakıldı sonra da Şerifi yani Ecevit'i köşede yalnız başına sıkıştırıp bıçakladı.Tabii bu hareketi onun da sonu oldu.
   Ecevit'in aşkı Ahu geldiğinde artık kaçınılmaz son belliydi.Ecevit başta pek çaktırmasa da yarasını fazla gizleyemedi.Sonuç olarak aşkıyla güzel bir yolculuğa çıkmaya hazırlanırken ölüm yolculuğuna çıktı.Aşkının kollarında,Ahmet Kaya müziği eşliğinde,dostlarının hayaliyle can verdi.Bu sahne de akıllara kazınan bir final oldu:



4."AMA MUTLU SON SADECE HİKAYELERDE OLUR!"

   Özdeyişleriyle tanınan Ramiz Dayı 2 sezon 71 bölüm süren Ezel dizisinin finalinde böyle demişti: "Ama mutlu son sadece hikayelerde olur."Ezel dizisi finaliyle tartışmalar yaratan nadir yapımlardan birisidir.Havada çok soru bırakmıştır çünkü.Ezel öldü mü?Finalin son sahnesinde oğlu Can'a kapıyı açan o muydu?Yoksa hepsi bir hayal miydi?
   Ezel'in aşkı Eyşan,Ezel'in eski dostu ve has düşmanı Cengiz tarafından bıçaklanır.Eyşan,Ezel'in kollarında can verir ama o da ne Ezel'inde kolu düşer ve daha önce ölmüşlerle aynı yola çıkmış görünür.Tabii Ramiz dayı hemen araya girer ve anlatmaya başlar.Aslında bu benim hikayemin sonuydu der.Sonrakiler sadece hayal.Yani Ezel gerçekten de ölmüştür.En son sahne ise seyircinin mutlu son isteğini karşılamak için konulmuş bir hayaldir:



3.ADNAN BEY'İN DRAMI

   Aşkı Memnu dizisi 2 sezon 79 bölüm sürmüştür.Burada diziyi derinlemesine anlatmaya gerek yok.Çoğumuz durumu az çok biliyoruz.Ortada bir yasak aşk var ve bu aşktan bihaber Adnan Bey var.Hepimiz biliyoruz ki Adnan Bey durumu öğrendiğinde ortalık kaynayacak.
   Dizinin finalinde Adnan Bey tam 79 bölümlük ihaneti  bir çırpıda hem de kızının düğününde öğrenir.Ondan sonra kim tutar Adnan Bey'i!Hemen koşar Behlül'e.O da ne Bihter de Behlül'ün yanındadır.Silah tam kalbinin üzerindedir.Behlül'den aşkına geri dönmesini istemektedir.Behlül ise hiç oralı değildir.Adnan Bey kapıyı bir hışımla kırar Bihter'e ve Behlül'e saydırır derken Bihter "Beni beni Bihter'ini" diyerekten tetiği çeker.Bihter oracıkta ölür.Behlül oracıkta saçı sakalı uzatma kararı alır.Adnan Bey ise terk eder evini.Eee boşuna dememişler yuva yıkanın yuvası olmaz diye.

2.DELİ YÜREK PATLAR...

   Osman Sınav harikalarından birisi olan Deli Yürek yayınlandığı dönemde ilgiyle izlenen bir diziydi.Polat Alemdar'dan daha eski olan Yusuf Miroğlu'nun aleme ayar vermesini izlemek gerçekten heyecan vericiydi.Kurtlar Vadisi Pusu'nun İskender Büyük karakterinden daha kötüsünü arıyorsanız Deli Yürek'teki Turgay Atacan'a bir bakın derim.Adam helikopterle kır düğünü bastı kaç tane insanı mezara gönderdi daha ne yapsın.En sonunda alnına kurşun yedi ama giderayak emekçi bir iyiyi de öldürmekten zevk aldı.Neyse uzatmayayım.
   Deli Yürek dizisinin finali akıllara kazınan nadir bir finaldir.Yusuf Miroğlu, Jack isminde uluslarası sağlam bir düşman edinir.Çekişme kısa sürer Miroğlu'nun yakınındaki aileden herkes öldürülür.O da adamlarıyla ve dağdaki komutanı Bozo ile tuzağa düşer.Bir depoya girerler.Jack helikopter ile havalanır ve depoyu patlatır.Yusuf ve yanındakiler ölür.En son sahnede ise Kuşçu "Yusuflar Ölmez" diyerek hainlere meydan okur.
   Final Türklerin kaybetmesi aşağılanması gibi görünse de aslında durum çok farklıdır.Verilen mesaj şudur:Ne hainin ihaneti biter ne de bizde Yusuflar biter!...



1.MUHTEŞEM SÜLEYMAN'IN TAHTI...

   Türk televizyonlarının en başarılı yapımlarından birisi olan Muhteşem Yüzyıl finaliyle de akıllara kazınmış durumda.Kim ne derse desin Kanuni Sultan Süleyman'a yakışır bir final oldu.Final bölümünü diğer bölümlerden ayırıyorum.Çünkü diğer bölümlerde doğrular yanlışlar tartışılır ama finalde aynı durum yok.
   Zigetvar kalesi fethedilince Muhteşem Süleyman'ın fani dünyada ki son hayali de gerçekleşmiş olur.Son nefesini huzur içinde verir.Dizide son sahnede çadırından çıkar ve konuşmaya başlar.Asıl dünyaya geçtiğini fani hayatın bittiğini hırsların,tahtın,gücün geride kaldığını söyler.Ve ekler "Bu Dünyadan bir Süleyman Geçti..."Durumun başka özeti yok.Bu dünya Sultan Süleyman'a bile kalmamış demekten başka bir şey gelmiyor dilime:







Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.