31 Ocak 2016 Pazar

İsmini Unuttuğum Filmi Nasıl Bulurum?

nasılbülürüm

   Bazen öyle çok filmler izleriz ki film hakkındaki tüm bilgiler birbirine karışır. Öyle ki bir filmin konusunu unutmayız ama ismini unuturuz. İnsanlık hali. Bunu hepimiz yaşayabiliriz. Bizde güzel duygular yaratan bir filmin ismini unutabiliriz. Peki ismini unuttuğumuz filmi nasıl bulacağız? Bunun için internet üzerinden denenebilecek çeşitli yöntemler var. Öncelikle söylemeliyim ki eğer internet üzerinden doğru izleri takip edersek ismini hatırlayamadığımız filmi bulmak çok kolay olacak. Şimdi deneyebileceğiniz yöntemleri sıralayalım.

1. OYUNCU ÜZERİNDEN ARAMA YAPMAK

   İzlediğiniz ve ismini unuttuğunuz filmde rol alan bir oyuncunun ismini hatırlıyorsanız işiniz sandığınızdan da kolay. Hemen çeşitli sitelerden oyuncunun rol aldığı filmlerin listesine ulaşarak aradığınız filme ulaşabilirsiniz. Benim bu konuda önerim Beyazperde sitesine bakmanız. O sitede çok sayıda oyuncunun rol aldığı film listesine kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bunun dışında Google'da arama yaparak da buna ulaşabilirsiniz.

oyuncuuzerınden


2. KONU ÜZERİNDEN ARAMA YAPMAK

   Eğer ismini unuttuğunuz filmin konusunu az çok hatırlıyorsanız bunun üzerinden bir aramaya girişebilirsiniz. Ancak böyle bir arama nadir olarak hedefe ulaştırıyor ne yazık ki. Bu konuda en büyük yardımcımız arama motorları olacak. Tabii Google tercih edilmesi gereken ilk arama motoru. Filmin hatırladığınız kadar konusunu kısa kısa yazarak arama yapabilirsiniz. Ancak böyle bir aramayı daha da daraltmak gerekir. O yüzden yazdığınızın sonuna "film" ibaresini eklerseniz arama daha dar çerçevede sürecektir. Mesela diyelim ki Titanik filminin ismini hatırlayamadık. Konusu üzerinden şöyle bir aramaya girişebiliriz.: "Buz dağına çarpan gemi film" Böyle bir şekilde aratma yaptığınızda daha başarılı sonuçlar alacaksınız mutlaka.

3. SİNEMA ÜZERİNE BLOG VEYA SİTELERDEN YARDIM İSTEYİN

   Sinema üzerine yazılar yazan çoğu blog yazarları veya site sahipleri bu konuda yardıma koşmaktan çekinmeyecektir. Onlardan filmin konusundan bahsederek yardım isteyebilirsiniz. Özellikle blog yazarları bu konuda daha istekli olacaklardır. Aynı şekilde sinema üzerine kurulmuş Facebook sayfa ve gruplarından da bu tarzda bir yardım isteyebilirsiniz. Bunların dışında sözlüklerden de yardım talebinde bulunabilirsiniz. Mutlaka yardım edecek birileri çıkacaktır. 

4. FORUMLARA YAZIN

   Bu yöntem bana göre en etkili yöntem. Çünkü forumlar bu tarz konular için yardım edecek insanlarla doludur. Zaten forumların amacı da üyeler arası etkileşim ve yardımlaşmadır. Son yıllarda forum siteleri düşüş gösterse de belli başlı yerini sağlamlaştırmış siteler de yok değil. Bunlardan en bilineni kuşkusuz forum Donanım Haber. Donanım Haber Forum sitesinde bu konuya yönelik bir yazı var. Üyeler ismini hatırlayamadığı film hakkında bilgiler veriyor ve diğer üyelerden yardım istiyor. Genellikle bu yardım talepleri olumlu geri dönüşler alıyor. Tek yapmanız gereken foruma üye olup sormak. Aşağıda o yazının linkini paylaştım. Tabii bu forum dışında farklı forumlardan da yardım isteyebilirsiniz.


Konuyla İlgili Video:



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Yabancı Filmlerin En Kötü 5 Karakteri


enkotuler

   Hep iyiler kazanır ve iyiler konuşulur. Haydi gelin bu kuralı bir kereliğine değiştirelim. Kötüleri konuşalım bu sefer. Yabancı filmlerin buram buram kötülük kokan 5 karakterini sıralayacağım bu yazımda. Bu listeyi hazırlarken fantastik ve ona benzer filmlerin sınırı içinde kaldım. Yoksa elbet listeye girebilecek daha çok sayıda kötü var. Lafı fazla uzatmadan şimdi kötülüğün 5 kralını sayalım:

5. DAVY JONES (Karayip Korsanları)

davy-ones

   Uçan Hollandalı gemisinin ahtapot yüzlü kaptanıdır kendisi. Denizlerin görebileceği en acımasız kaptanların başında gelir. Vicdansız oluşu geçmişte yaşadığı aşkından kaynaklanır. Yüzü onlarca dokungaçtan oluşan bu adamın kendisi gibi nice mürettebatı vardır. En sevmediği kişi her defasında başına bela olan Jack Sparrow'dur. (Pardon Kaptan Jack Sparrow'dur) Hayatının çoğunu denizin altında geçiren bu kötülerin kaptanı, denizin üstüne çıktığında bilin ki çoğu kişinin canı yanacaktır. Nitekim en son deniz üstüne çıktığında büyük bir deniz savaşına sebep olmuştur. Korkunç surat ifadesi ve yürüyüşüyle bir korku abidesi haline gelen Davy Jones, denizin en büyük canavarının da efendisidir. "Kraken" adlı bu mitolojik canavarı kendisi yönetir. Kraken efendisi gibi acımasız koca bir canavardır. Büyük gemileri koca dokungaçları ile saniyesinde yok edebilir. Kısacası efendisine yakışır bir canavardır.

4. SAURON (Yüzüklerin Efendisi)

sauronn

   Yüzüklerin efendisi lakabıyla anılan Sauron, Orta Dünya'nın en kötü karakteridir. İsminin anlamı nefret uyandıran olan Sauron, gerçekten böyle bir etkiye sahipti. Kötü olduğu kadar zeki de olan Sauron, ölümsüz olup hükmetmek istediği için gücünün dolayısıyla ruhunun bir bölümünü tek yüzüğe aktarmıştır. Orta Dünya'da çoğu zaman yenilgi yüzü görse de yüzüğün varlığı sebebiyle ruhunu kaybetmemiş ve her defasında geri dönmeyi başarmıştır. Ta ki Frodo denilen o her şeye burnunu sokan çocuk çıkana dek. Tüm kötülüğe hükmeden ve onu dünyaya hükümdar kılan Sauron, işe yaramaz bir çocuğun aklına yenik düşmüştür. Şimdilerde Orta Dünya'da ne zaman bir kötü ortaya çıksa akıllara Sauron gelir. Eski anılar canlanır ve yaşlılar beşinci günün şafağında gökyüzüne bakıp şükür eder. 

3. JOKER (Batman)

jokerr

   Gülümsemesinin ardında karanlıklar yatan bir delidir aslında. Deliliği bütün kötülüklere yansıdığından fazlasıyla acımasızdır. İnsanların mutlu olmasını haz edemez. Onları yok etmekten büyük bir haz duyar. Geçmişte yaşamadığı o mutlu duyguları böyle yaşamaya çalışır. Palyaço gibi bir görünümü olsa da aslında kişiliği hiç de öyle değildir. Kendisinin mutlu olması dışında kimseyi mutlu görmeye dayanamaz. En büyük düşmanı Batman ile adeta kedinin fareyle oynaması gibi oynar. Batman hem düşmanı hem de oyuncağıdır. Derinlerinde bir yerlerde yoğun duygular yatsa da kötülükler yaparak onları asla uyandırmaz. Joker karakterini tam manasıyla doya doya izlemek isteyenler 2008 yapımı Kara Şövalye filmini izleyebilirler. (Dikkat kendinizi fazla kaptırmayın nitekim ABD'de kendini karaktere fazla kaptıran bir genç katliam yapmıştır.)

2. LORD VOLDEMORT (Harry Potter)

tomriddle

   Büyücülük dünyasında tüm kötülerin kralıdır kendisi. Sinsi, zeki ve çalışkandır. Asla acımaz ve aşık olmaz. Büyücülük dünyasını saf kanların yönetmesi gerektiğine inanır. Bulanıkların yani insan soyluların bu dünyada yeri yoktur. Bu felsefenin çizgisinde eylemlerini gerçekleştirir. Zamanla görüşlerinde değişiklik olur. Artık sadece bulanıklara düşman değildir kendisine karşı gelen herkese düşman olur. Yoldaşları yani ölü yiyenlerle beraber büyücülük dünyasına kral olmayı başarır. Ta ki en büyük düşmanı Harry Potter gelip ölümsüzlüğünü yok edene kadar. Lord Voldemort, ölümü zayıflık olarak görür, ona göre güç ölümsüzlüktür. Kendisini en büyük büyücü olarak görür. Arkadaş edinmez ve insanları kandırmakta ustadır.

1. DARTH VADER (Yıldız Savaşları)

darthvader

   Kötülerin kötüsüdür. Kötüden ötesi çok zalimdir. En yakınındaki kişiyi bile başarısız olursa yok etmekten geri durmaz. Kara pelerin ve zırhı tüm Jedi savaşçılarına umutsuzluk aşılar. Onların en büyük düşmanıdır Vader. Sith İmparatoru da olan Darth Vader, kötülüğün en büyük temsilcilerinden olsa da zamanla iyi tarafa doğru kaymıştır. Bu hareketiyle yoldaşlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Ne zaman iki kötü bir araya gelse bu döneklikten bahsetmeye başlamıştır. Ama ne kadar sonradan iyiliğe göz kırpsa da kötülüğün babalarından birisidir kendisi. Öyle ki büyük bir kötülük partisi kurulsa genel başkanlığa mutlaka kendisi getirilir.

BONUS: KÖTÜLÜKLER ÜLKESİ

   Düşündüm de bu 5 kötünün bir ülke kurup yönetmesi gibi bir durum olsaydı ne olurdu acaba. Bence siyasi yapılanma aşağıdaki gibi olurdu:

Başbakan: Darth VADER
Cumhurbaşkanı: Lord VOLDEMORT
Ulaştırma, Denizcilik Bakanlığı: Davy JONES
Hazine Müsteşarı: SAURON
Ana Muhalefet: JOKER


Konuyla İlgili Video:


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

9 Ocak 2016 Cumartesi

Kendiliğinden Yanma Fenomeni

kendılıgındanyanma


   DİKKAT! Bu yazı kişiyi rahatsız edecek içerikler barındırıyor. 18 Yaşından küçükseniz veya rahatsız olacağınızı düşünüyorsanız lütfen kendiniz için bu yazıyı okumayı bırakın.

   Fenomen, sözlükte duyularla algılanabilen şeyler için kullanılan bir kelimedir. Ancak bu anlamının dışında çoğu zaman şaşırtıcı şeyler için de kullanılır. Ama sözcüğün gerçekte bu türde bir anlamı yoktur. Yani ilk anlamı daha doğrudur.

   Bu yazımda dünya üzerinde sırrı tam çözülememiş kendiliğinden yanma fenomenini anlatmaya çalışacağım. Bu feci olayın sebepleri üzerine öne atılmış teorileri yansıtmaya çalışacağım.

YALNIZ BİR KADIN MARY REESER

   67 Yaşındaki Mary Reeser, yalnız yaşayan bir kadındı. Her gece yaptığı gibi o gecede sandalyesine oturmuş düşünüyordu. Arada bir ayağındaki terlikleri sallayıp vaktinin geçmesini bekliyordu. Tam o sırada kendisinde bir değişiklik hissetmeye başladı. Sanki içeri birden bire ısınmaya başlamıştı. Ayağa kalktı. Odada dolaşmaya başladı. Ama sıcaklık gittikçe yükseliyordu...

mar-yreeser

   Mary'nin ev sahibesi hemen yan dairede oturan bir kadındı. O gece yan dairenin sanki ısındığını hissetmişti. Sabah olduğunda Bayan Mary'e gelen telgrafı vermek üzere kapısına gitti. Kapısını uzun süre çaldı ama karşılık alamadı. Şüphelenip içeriye girmek için kapı koluna dokundu. Dokunmasıyla sıçraması bir oldu. Kapı kolu adeta alev gibiydi. Neredeyse eriyecekti. Ancak gelen itfaiye ile içeri girilebildi.

   İçeride manzara korkunçtu. Ortada sadece terlikli bacakları sağlam kalan, küle dönmüş bir ceset vardı. Bunun dışında sandalye de aynı şekilde yanmıştı. Doktorlar ve polisler bu manzara karşısında şaşkına dönerler. Mary Reeser, kuvvetli bir şekilde yanmıştı. 70 kilogram ağırlığındaki kadın yanmanın etkisiyle 450 grama kadar düşmüştü. Kafatası beyzbol topu kadar küçülmüştü. Evin içi de feci durumdaydı. Sanki kuvvetli bir yangın çıkmıştı.

   Yapılan araştırmalar sonucunda yangının elektrik aksanlarından veya herhangi bir aletten çıkmadığı saptandı. Nitekim yangın çıkmış olsa bile kadının tüm vücudunun kül olması ama bacaklarının sapasağlam kalması sıradan yangın ihtimalini azaltıyordu. İyi de bu yangın nasıl çıkmıştı? Kadın nasıl o derecede yanmıştı? Bu sır dolu olaya benzer olaylar geçmişte de sonraki dönemlerde de yaşanmıştı. Peki gerçek neydi?

BİLİMSEL AÇIKLAMALAR

   Bu türden kendiliğinden yanma hadiseleriyle ilgili iki farklı alandan görüşler vardır. Bunlardan birisi bilimsel diğeri ise paranormal kaynaklı açıklamalardır. Bilimsel yönde yapılan açıklamalar iki hipotez doğurmuştur. Bunlar basitçe şunlardır:


  • Fitil Efekti Hipotezi: Bu hipoteze göre kurbanın vücut yağı, kıyafetleri tarafından emilir. Kıyafetleri bu durumda fitil vazifesi görür. Ateşle ufak bir temas bile bu fitili tutuşturur. Ve kurban kendiliğinden yanmaya başlar.
  • Statik Elektrik Hipotezi: İnsan vücudunda belli bir miktarda statik elektrik bulunur. Bu elektriğin seviyesi normal düzeydedir. Bu seviyede olağanüstü bir artış gerçekleşirse kendiliğinden yanma olayı gerçekleşir. 

PARANORMAL AÇIKLAMA

   Bu açıklamaya göre insanın iç enerjisinde nedeni belli olmayan bir yükselme yaşanır. Bu durum sonrasında ruhun kontrolsüz bir biçimde yükselmesi de görülür. Ruhun kontrolsüz bir biçimde yükselmesi kendiliğinden yanma durumunu getirir. Kişi kendiliğinden yanmaya başlar. Fakat bu durum bedenin yanması şeklindedir. Ruh bu durumdan acı çekmez. Nitekim 1944 yılında kendiliğinden yanma olayını yaşan Peter Jones isimli şahıs bundan canlı kurtulmuş ve hiç acı çekmediğini söylemiştir. Bu olay paranormal teoriye dayanak olmuştur.

   Kısacası kendiliğinden yanma olayı geçmişten günümüze dek sırrı tam manasıyla çözülememiş bir olaydır. Bu olay üzerinde farklı teoriler olsa da bunların hiçbirisi kanıtlanamamıştır. 

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

8 Ocak 2016 Cuma

Mim Nedir? (İlk Mim'im)

mimimim

   Bloglar arasında gezerken Mim yazılarını görüp bu da nedir diyenler olmuştur elbet. Hatta ben de o sözü söyleyenlerden birisiydim. İlk defa bir Mim yazısı gördüğümde bunun üzerine bir araştırma yapmıştım. Sonra olayın ismi kadar çekici olduğunun farkına vardım.

   Blog yazarlarının en büyük dertlerinden birisi, yazılarını geniş kitlelere ulaştırma kaygısıdır. Bir blog yazarı, yazısı ne kadar çok okunursa o derece mutlu olur. İşte bunun için bloglar arasında farklı yöntemler geliştirilmiştir. Mim yazıları bu yöntemlerden sadece birisidir. Şimdi isterseniz basitçe bu yöntemi anlatalım. Mim işlemi bloglar arasında işbirliği mantığı çerçevesinde gelişir. Herhangi bir konuda görüşlerini istediğiniz blog yazarını, yazınızın altına etiketleyerek ona da yazı yazdırma şeklinde gelişir. Böylece iki blog arasındaki bu paslaşma, okuyucularının dikkatini çeker. Bir bakıma Mim yazıları bloglar arası işbirliğini artırmaya yönelik bir yöntemdir. Ve çoğu blog yazarı Mim yazısı yazdıktan sonra hoş dönütler alır.

   Bu yazıyı yazmamdaki sebebe gelelim şimdi. Geçtiğimiz günlerde Cafe Tigris tarafından bende ilk defa Mim'lendim ( Hep merak etmişimdir nasıl Mim'lenir insan :) ). Yazısına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bazı soruları cevaplamam istendi. Tabii ki bu isteği geri çevirmeyeceğim. Cevapları verirken dürüst olmaya çalıştım.

1- En Sevdiğiniz Blog Hangisi?

   Bak bunu cevaplaması çok zor işte. Emekler verip yazılar, bilgiler paylaşan bütün bloglara saygım ve sevgim var. Ama illa blog ismi vermek gerekirse Evrendeyiz, Haber Seyri ve Tigris Cafe  (Tigris Cafe dememde bir sakınca yok umarım öyle kulağa daha hoş geliyor :) ) diyebilirim.

2-  Bu Blogu Nasıl Keşfettiniz?

   Evrendeyiz: Dost Blog olarak birbirimizi keşfettik. Bloguna girdiğimde yazdığı yazılar çok ilgimi çekti. Zaten uzay, dünya, evren vs. konulara ilgim vardı. Bu blogda tuzu biberi oldu işte.

   Haber Seyri: Google Plus topluluklarından birisinde karşılaştım. Film tanıtımları, yorumları dikkatimi çekti. Sonra güzel fotoğraflar gördüm. Sonrası malum işte bu yazının içerisinde.

   Tigris Cafe: Yine topluluklardan birisinde karşılaştım. Yazıları hoşuma gitti. Yazılardaki üslup hoşuma gitti ve sık sık ziyaret eder oldum.

3-  Blogda Dikkatinizi Çeken İlk Şey Ne Oldu?

   Evrendeyiz: Şablon. Evet şablon. Çok sade ve hoş bir şablonu var.

   Haber Seyri: Türkiye ve Dünya gündemi adlı alan dikkatimi çekti. Hoş düşünülmüş bir yer.

   Tigris Cafe: Kahve. Öyle güzel bir görüntü ki mis kokusu geliyor sanki burnunuza.

4-  Blogda En Beğendiğiniz Yayın Hangisi?

   Evrendeyiz: Gezegenler Neden Yuvarlak?

   Haber Seyri: İstanbul Metrosu Fotoğrafları

   Tigris Cafe: Yerli Malı

5- Blogda En Beğenmediğiniz Şey Nedir?

   Evrendeyiz: Ara sıra yazı yazmasını beğenmiyorum mesela. Daha çok yaz okuyalım değil mi?

   Haber Seyri: Daha güzel bir temayı hak ediyor bence. Ama olmazsa olmaz değil bu da.

   Tigris Cafe: Sağdaki reklam kısımlarının düzenlenmeye ihtiyacı var gibi duruyor. Bir de o sağ kısım bana karmaşık geldi nedense.

6-. Blogla İlgili Bir Tavsiyede Bulunmak İsterseniz Ne Olur?

   Bu soruyu es geçmek istiyorum. Nitekim önceki soru biraz bu soruyu karşılıyor gibi.

7- Tavsiye Edebileceğiniz Bloglar Hangisi?

   Buna yönelik geniş kapsamlı bir yazı yazmıştım. O yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

   İşte bu kadar. İlk Mim'imi bitirdim böylece. Sorulara dürüst cevaplar vermeye çalıştım. Bunun dışında yeniden Tigris Cafe  ' ye teşekkür ediyorum beni Mim'lediği için. Umarım cevaplarım sorularını karşılayabilmiştir. 

   


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Tavsiye Bloglar

blog-tavsıye

   Blog yazmaya başladıktan sonra bu mecranın ne kadar geniş olduğunu fark ettim. Çok sayıda insan blog yazıyor. Yazılan bloglar çeşit çeşit içerikler barındırıyor. Daha önce daha dar çerçevede düşünürdüm. Yani sadece kozmetik hakkında bloglar yazıldığını düşünürdüm. Ama işin içerisine girince böyle olmadığını anladım. Neyse daha fazla uzatmayayım.

   Blog yazmaya başladıktan sonra elimden geldiğince çok sayıda blogu ziyaret etmeye çalışıyorum. Bütün yazıları okuyamasam da genelde çoğunu okumaya çalışıyorum. Tabii bu süre zarfında benim de favori bloglarım oldu. İşte bu yazımda o bloglardan bahsetmek istiyorum. Bu yazımı okuyan herkese de o blogları ziyaret etme tavsiyesinde bulunuyorum. Pişman olmayacaksınız emin olabilirsiniz. İşte takip ettiğim ve tavsiye ettiğim bloglar:

haberseyri.blogspot.com.tr  (Sinemaseverler ve İstanbul'a aşıklar için tavsiye edilir.)

- kitapcumhuriyetim.blogspot.com.tr (Kitaplar hakkında güzel ve ilginç gelişmeleri merak edenler için tavsiye edilir.)

- biposetkitap.blogspot.com.tr (Farklı bir tarzda yazılmış kitap eleştirileri okumak isteyenler ziyaret etsin derim)

kitapgunesim.blogspot.com.tr (Kitap yorumu okumaktan zevk alanlar için tavsiye edilir. Gerçekten hoş yorumlar var blogta.)

- berikaningunlugu.blogspot.com.tr (Kalpten ve içimizden şiirler okumak ve dinlemek isteyenlere tavsiye edilir.)

emrebek.blogspot.com.tr (Kuvvetli bir kalemden çıkan, içinize dokunan şiirler... Şiir okumaktan hoşnut olanlar için şiddetle tavsiye edilir.)

www.eceevren.com (Tecrübeli bir kalemin hayatınıza dokunmasına izin verir misiniz? Bence izin verin.)

- www.doktorhayat.com (Hayata imza atan saygıdeğer bir kalem. Mutlaka içinize işleyecek bir şeyler bulursunuz. Şu hayata bir bakın derim.)

-  adadenizi.blogspot.com (Çocuklarına ve hayatına aşık bir kalemden ölümsüzlüğe uçuşan cümleler. Bu cümlelerin arasında dolaşmak bir tık ötede.)

- www.deneyimlianne.com (Aslında sloganı kendisini anlatmaya yeter. Denemeleri değil deneyimleri paylaşan bir blog.)

- tigrisdriver.blogspot.com.tr (Kuvvetli bir kaleme sahip nadir kişisel bloglardan. Kişisel blog diyorum ama sizi bilgilendirecek tarafları çok.)

- www.bloggokhantekin.com (Bende yeri başka olan bir blog. Yazmaya yeni başladığımda çok desteğini gördüm. Örnek gösterilen kişisel blog. Mutlaka uğrayın derim.)

-  www.renklipastasepeti.com (Çeşit çeşit yemek tarifi sade bir anlatımla sizleri bekliyor. Yemek yapmayı ve yemeyi sevenlere tavsiye edilir.)

- sevdicann.blogspot.com.tr (Çok çeşitli yemek tarifleriyle ve ender bilgilerle donatılmış güzel bir kişisel blog.)

- miraserist.blogspot.com.tr (Aykırı bir kişisel blog. Okuyunca anlarsınız.)

- www.eskiblog.com (Kendi tarzı olan hoş tasarımıyla dikkat çeken hoş bir blogtur kendisi.)

- yagmurtozu.blogspot.com.tr (İçerisinde çok sayıda konuyla ilgili kişisel değerlendirmeleri bulacağınız güzel bir blog.)

- kafadergi.blogspot.com.tr (Kafasına göre ters düz takılan bir kalemin hayalleriyle bütünleşmiş blogu. Nadir bulunur böylesi)

-  technicalfaul.blogspot.com.tr (Basketbolu sevenler için şiddetle tavsiye edilir. Basketbol ile ilgili sayılı bloglardan.)

- evrendeyiz.blogspot.com.tr (Evren meraklıları için kaliteli içerikler sunan bir blog. Evrenin sırlarını kurcalamaya ne dersiniz?)

 
   Evet arkadaşlar liste bu şekilde. Ancak daha çok sayıda blog okuyorum. Yani sadece bunlar yok. İleride yine bu şekilde bir tavsiye listesi oluşturabilirim. Çünkü her gün yeni bloglar keşfediyorum. İçlerinden çoğu da gerçekten başarılı işlere imza atıyor.
   

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.