24 Şubat 2016 Çarşamba

Sadakatin Simgesi Olmuş Köpekler

hacıko

   Sadakat kelime olarak bağlılık,güçlü dostluk anlamına gelmektedir. Ama tabii kelime anlamının dışında büyük bir simgedir sadakat. Sadık olamayanlar bile sadakatin öneminden dem vururlar çoğu zaman. Yani o kadar mühim meseledir bu sadakat dediğimiz mesele. Bu yazımda sadık olmayı, çoğu insandan daha iyi becermiş ve adeta onun sarsılmaz simgeleri haline gelmiş iki köpeği yazacağım. Belki onları tanıyorsunuz ve hikayelerini de biliyorsunuzdur. Zaten bu yazı o iki sadık dostumuza bir saygı duruşundan başka bir şey de değil. İki dostumuz da almak isteyenlere büyük dersler veriyor. İstemeyenler için yapacak bir şey yok artık.

SAHİBİNİ BEKLEYEN BİR DOST: HAÇİKO (HACHİKO) 

   Haçiko'nun hikayesi 10 Kasım 1923'te Odate'de doğmasıyla başladı. 1924 Yılında daha yavruyken onu Tokyo Üniversite'sinde görev yapan profesör Dr. Ueno bulur. İsmini Japoncada "sekiz tane" anlamına gelen Haçiko koyar. Haçiko ve profesörün dostluğu daha o yıllardan başlar. Profesör, Haçiko'ya tıpkı yakın bir dostuymuş gibi kıymet verir. Onu gerçek anlamda sever ve sahiplenir. Çoğu zaman birlikte oyun oynarlar ve dolaşırlar. 

   Bir gün profesör her zamanki gibi işe gitmek için metroya binmeye gider. Haçiko, profesörü yalnız bırakmaz ve metroya kadar ona eşlik eder. Sonra istasyondan ayrılır. Profesör işten dönüp istasyondan çıktığında karşısında Haçiko'u görür. Bu duruma çok şaşırır. Haçiko, profesörün işten geleceği zamanı hesaplamış, onun işe giderken kullandığı yolu kullanarak istasyonda sahibini beklemeye başlamıştır. Sonraki bir yıl boyunca bunu alışkanlık haline getiren Haçiko sadece profesörün değil çevredeki insanların da dikkatini çekmiş. İstasyon çevresinde bulunan insanlar Haçiko'yu tanır ve sever olmuş.

hacıko-2

   Bir gün Haçiko yine sahibini tam saatinde beklemeye gelmiş. Gözleri kapıda saatlerce beklemiş. Yolcular girip çıkarken gözleri sahibini aramış. Ama sahibi gelmemiş. Profesör o gün üniversitede kalp krizi geçirmiş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş. Haçiko bundan habersiz beklemeye devam etmiş. Bu bekleme tam 9 yıl boyunca sürmüş. Haçiko her akşam aynı saatte "sahibim gelecek" umuduyla beklemiş. Bu bekleyişi duyan Japonlar ona büyük bir saygı ve sevgiyle yaklaşmış. İstasyon çevresindekiler Haçiko'yu bekleyişinde ne aç bırakmış ne de susuz bırakmış. 3 Mart 1935 tarihi 9 yıllık bekleyişin son günü olmuş. Haçiko gözleri kapıda son nefesini vermiş ve sahibine kavuşmuş.

   Haçiko, sahibine kavuştuktan sonra beklediği yere onun bir heykelini diktiler. Sahibine sadık kalan bu dostun heykeli de milletine yarar sağladı. 2.Dünya savaşında yokluktan ilk dikilen heykelden, savunma yapabilmek için eritilip mermiler üretildi. 1948 Yılında Haçiko'nun yeni bir heykeli dikildi. Bugün Tokyo'ya gidenlerin Shibuya istasyonun kapısında karşılaştıkları köpek Haçiko'dur. O sadakatin sarsılmaz simgesidir.

NOT: 2009 Yapımı Haçiko: Bir Köpeğin Hikayesi filmini mutlaka izleyin derim.

SAHİBİNİ BIRAKMAYAN BİR DOST: GREYFRİARS BOBBY

   1814 Doğumlu John Gray'in babası bahçıvandı. Onunda ilk zamanlarda niyeti bahçıvan olmaktı. Hatta bir süre bu mesleği yaptı. Fakat çok geçmeden kötü hava koşullarından dolayı işsiz kaldı. John, eşi ve çocuklarıyla beraber Edinburg'a geldi ve polis teşkilatına katıldı. Kendisine koruma köpeği olarak Bobby verildi. Bobby ve John çok iyi anlaştı. Birlikte çok iyi bir ikili oldular.

   1857 Yılında John Gray bahtsız bir şekilde tüberküloza yani verem hastalığına yakalandı. Son günlerini yerinden bile kalkamayacak şekilde yatakta geçirdi. Bobby, ise hep sahibinin ayak ucunda yattı kalktı. Sahibi son nefesini verirken bile yanından ayrılmadı. John Gray, 1858 yılında öldükten sonra Greyfiars Kirkyard mezarlığına defnedildi. Bobby, sadece sahibinin cenazesine katılmadı ölene kadar John Gray'in mezarının başından ayrılmadı. 14 Yıl boyunca sahibinin mezarını korudu. Sahibine sadık olduğunu bu hareketiyle gösterdi. Bobby, 1872 yılında ölünce sahibine çok yakın bir yere defnedildi.

   Bobby'nin sahibine olan sadakati kulaktan kulağa yayıldı. Onun anısını yaşatmak için heykelini diktiler. Filmler çektiler. Şarkılar yazdılar. Onun adına tiyatro topluluğu bile kuruldu. Zamanla Bobby sadakatin sarsılmaz simgesi haline geldi.





Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

15 Şubat 2016 Pazartesi

Canım Ülkemden İlginç Haberler 2

ilginchaberler-2

   Canımız ülkemizden ilginç ve bir o kadar da trajikomik haberlere devam ediyoruz. İlk yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Haberleri elimden geldiğince kendi tarzımda yorumlamaya çalıştım. Buradaki niyetim kimseyle dalga geçmek değil. Bu olaylar tabii ki hepimizin başına gelebilir. Benim yaptığım sadece bakın bunlar başımıza gelebilir burası Türkiye demek.

beyzbol-1

   Bilen bilir GTA diye bir oyun vardır. O oyunda adamımız Tommy beyzbol sopasıyla çok insanın canını yakıyordu. Anlaşılan o oyunun yan etkileri bunlar. Böyle bir durumda benim tercihim levye olurdu onu da belirteyim.

cayolayi-1
   "Şakir'e çay yok" lafından beri çay konusunda yaşanan en garip gelişmelerden birisi. "Ne demek Şakir?" "Ne demek çay 2 lira?"

agackadin

   Kadınlar bir çiçektir ve kuş kadar narindirler lafını çok yanlış anlayan bir adamın yarattığı dram.

sınakolayi
   
   Bir sineğin midenizde yaşama olasılığını düşünen ve masum çobana ilaç veren o köylüyü saygıyla anıyor çobana acil şifalar diliyorum.

babolbomba

   Babasını patlatmak istemesine mi yanayım yoksa el bombasını o kadar rahat bulmasına mı bilemedim.

roketatmaz

   Bu adam okulda ne çekmiştir ama.Yoklama alındığını bir düşünün. +Roket Atar   -Burada

isinbaba

   Evet bu kış çok soğuk geçiyor. Ama durun aracım yansın ısınıyoruz demek için gerçekten içmek lazım.

cayolayi-2

   Aha bir çay olayı daha. Şurası bir gerçek bu milletin çayla garip bir ilişkisi var. Üzerime çay dökülse yapacağım tek şey dökülen yere su tutmak. Bende böyle psikopatım :S

vurvurvur


   Türk yardımseverliği der ve susarım.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

14 Şubat 2016 Pazar

Yalnızlığınızı Paylaşacağınız 3 Site

websıtelerı

   İnternet aleminde sosyal bir ortamın var olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sanal dünya çoğu zaman yalanlarla bezeli olsa da insanı yalnız olmaktan kurtarıyor gibi. Ama bazen benim gibi yalnızlıklarını sonlandırmak istemeyenlerde olabilir. Bu durumda yalnızlığınızı ve dertlerinizi paylaşacak bir mecra aramaktan alıkoyamıyorsunuz kendinizi. İşte bu yazımda yalnızlığınızı,dertlerinizi paylaşacağınız siteler önereceğimiz sizlere. Bu siteler çoğu zaman terapi amaçlı da kullanılıyor.

   Siteleri paylaşmadan önce belirtmeliyim ki ne kadar gerçekçi olsa da sanal dünya tamamen sahteliklerle bezenmiştir. Bu dünyaya ait olmadığımızı hep aklımızda tutalım lütfen. Çünkü bunu unutursak gerçek hayatlarımızda sahte oluverir.

1. BİR BOTLA DERTLEŞMEK

clverbot

   Arama motoru gibi tasarlanan Cleverbot, bana bundan yaklaşık 6 veya 7 sene önce tanıştığım karabasan adlı programı hatırlattı. O programda sözde karabasan ile konuşuyordunuz. Tabii ki konuştuğunuz sadece bir bottu. Ama size sanki gerçek birisiyle konuşuyormuş gibi cevaplar veriyordu. İşte onun bir gelişmiş modeli Cleverbot. Cevapları daha gerçekçi. Sanki gerçek birisiyle konuşuyormuş izlenimi veriyor. Olur da arkadaşlarınızla dahi konuşamadığınız dertleriniz varsa bence bir gidin konuşun derim. Ondan daha iyi sır tutan olamaz. Sonuçta bot ve kayıt tutmuyor.


2. DERTLERİNİZİ GÖKYÜZÜNDEN ATIN

dertodasi

   Düşünce odası denilen yerde sizi yıldızlarla kaplı bir gökyüzü karşılıyor. Sonra talimatları takip ederek dertlerinizi yazmaya başlıyorsunuz. Onları tek tek aşağı atıyorsunuz. Bir bakıma terapi sitesi bu. Yalnız kaldığınızda ve bunaldığınızda uğranılacak bir yer. Fon müziği ve ortam etkileyici. Aşağı düşen her sözcükten sanki kurtuluyorsunuz. Bana göre tam kafa dağıtılacak bir yer. Dikkat dil seçeneği geldiğinde Türkçe'yi seçmeyi unutmayın.


3. YAĞMUR RAHATLATIR

yağmurodası

   Sizde benim gibi yağmurlu havaları ve o sesi seviyorsanız mutlaka bu siteye bakmalısınız. Yalnız ve düşünmek istediğiniz bir zamanda siteyi açın. Hemen o havaya gireceksiniz zaten. Tek eksik yağmurun getirdiği o toprak kokusu. Onun dışında her şey gerçekçi. Yağmurun o rahatlatıcı sesine kulak verin ve düşüncelerinizde tur atmaya başlayın. Bu yalnızlığınıza iyi gelecek.


Bonus: UZAYI BOYAYIN

   Uzayı boyamak ister misiniz? Cevabınız evetse hemen bu siteye girin ve boyamaya başlayın. Bir renk seçin sonra siyah bir noktaya dokunun. Bu gerçekten etkileyici bir manzara. Hem de tamamen size ait. Bence denemeye değer.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.