24 Haziran 2016 Cuma

Küçük İnsanlar Gerçekten Var mı?

küçkınsan

   1997 Yılında gösterime giren Minik Kahramanlar adlı filmi ilk izlediğimde çok etkilenmiştim. Hatta etrafta şirinleri arayan Gargamel gibi küçük insanları aramaya başlamıştım. Onların gerçekten var olabileceğine inanmıştım. Sonra zaman geçti. Küçük insanların var olabileceği düşüncesi bende derinlere gömüldü. Ta ki birkaç gün evvel bazı videoları izleyene kadar. O videoları izledikten sonra içimdeki küçük insanların varlığı konusu yeniden gündemime geldi ve böyle bir yazı yazmak istedim.

   Aslında sinemanın sık sık başvurduğu bir fantastik şekildir küçük insanlar. Aynı bizim gibi olan bu yaratıklar bizden çok ufaktırlar. Tahmin edebileceğiniz üzere hız ve saklanmak konusunda uzmandırlar. Hal böyle olunca onları fark etmek imkansız hale geliyor. Tabii onları bir kamera veya fotoğraf yakalamazsa. Videolar üzerinden konuşmakta daha çok yarar var:


   Bu görüntüler Diyarbakır'da çekildi. Görüntülerde aniden sol taraftan bir cisim beliriyor. Bu cisim sanki yürüyor. Bir süre yürüdükten sonra ise uçuyor. Sonra yeniden yere inip garip hareketlerine devam ediyor. Acaba bu esrarengiz cisim o küçük insanlardan birisi olabilir mi? Görüntüleri inceleyen uzmanlar görüntülerdeki cismin bir balon olabileceği konusunda hemfikir. Diğer video ise daha dikkat çekici:


   Görüntülerde bir bebek var. Sonra aniden arkadan koşup giden küçük bir insan görünüyor. Masanın altına doğru koşuyor. Sonra gözden kayboluyor. Bu görüntüler ilk yayınlandığı zaman çok tartışılmıştı. Görüntülerdeki küçük insanın gerçek olup olmadığı çok tartışılmıştı. Ama annenin o an nedensiz yere bebeğini çekmesi görüntülerin pek de gerçek olamayacağını gösteriyor. Bu videonun montaj olma ihtimali çok yüksek.

   Bu iki video beni küçük insanlar konusunda heyecanlandırsa da aslında bu görüntülerin mantıklı açıklamasının olması küçük insanların gerçek olmadığını kanıtlıyor gibi. Sonuç olarak galiba yalnızca filmlerde var şu küçük insanlar.

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

18 Haziran 2016 Cumartesi

En İyi Sezon Finalleri (2016)

ksemm

   Uzun süredir yerli dizilerle ilgili bir yazı yazmıyordum. Aslında daha önceki bir yazımda yerli sektörün ne halde olduğunu az çok yazmaya çalıştım. Pek dizi izleyen birisi değilim. Fakat ne kadar dizileri izlemesem de çoğu dizinin sezon finallerini sırf bu yazıyı yazmak için izledim. Kendime göre en iyi bir bakıma gelecek sezona heyecan bırakan sezon finallerini sıraladım. Bu sıralamada 4 diziden bahsedeceğim ve şimdiden uyarayım sezon finali hakkında bilgi vereceğim. Ama ben izleyecektim tüm şaşırtısı kaçtı işin demeyin sizi uyarıyorum.

4. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz (ATV)

edhooo

    Kuşkusuz EDHO, bu sezona damga vuran işlerden birisiydi. Nitekim çevremde bu diziyi izleyen çok insan vardı. Dizide çalan müzikleri her yerde duymamızda gerçekten izlendiğinin bir kanıtıydı. İlk önce sezon finalinin tanıtımını seyrettim. Açıkçası tanıtımda neler olacağını az çok kestirdim ve yanılmadım. Adamımız Hızır ve karısı Meryem tabiri caizse avlanmışlar. O avlanma sahnesinin altına güzel de bir türkü koyunca off milleti tam heyecana getiriyor. Açıkçası gelecek sezon Hızır ve Meryem'in bir şekilde yaşayacağını düşünüyorum. Raci Şaşmaz Süleyman Çakır'ı pardon Hızır Çakırbeyli'yi tekrar öldürecek değil ya? Bu hatayı bir kere yaptı bir daha yapmaz.

3. Poyraz Karayel (KANAL D)

poyraz

   Poyraz Karayel de bu sezona damga vuran dizilerin arasındaydı. Bütün ayrılıklar bir yana Poyraz gerçekten öldü mü be abi? Dizinin şimdiye kadar hiç bir bölümünü doğru düzgün izlemedim. Ama düşünün Poyraz'ın gerçekten öldüğüne bende inanamadım. Adam diziye ismini vermiş be abi. Gerçekten ölmüş. Poyraz karakterini canlandıran İlkel Kaleli veda açıklaması yapmış. Yani ciddi ciddi ayrılmış. Tamam da peki gelecek sezon dizi nasıl devam edecek? Bana göre ciddi anlamda sıkıntı yaşayacak. Keşke final yapsalardı. En etkileyici final olurdu o zaman.

2. Diriliş Ertuğrul (TRT 1)

drsss

    Diriliş dizisi, reyting rekorları kırarak bu sezonu tamamladı. Kuşkusuz bu başarıyla gurur duymak gerekir. Nitekim ister beğenelim ister beğenmeyelim bu tür işler tarihe olan ilgiyi artırdı. Tabii tarihi dizilerden öğrenmemek gerekir notunu düşerek bunu söylüyorum. Ben sadece artan ilgiye vurgu yapıyorum. Diriliş dizisinin sezon finaline iki kardeş Ertuğrul ve Gündoğdu'nun rekabetleri damga vurmuş. Ve beklenen son gerçekleşmiş. Ertuğrul boyunu yanına alarak göç etmiş. Bu göç çok önemli. Çünkü Osmanlı Devleti'nin temelleri bununla beraber atılmış oluyor. Gelecek sezonda Osman Bey'i görecek olmamızda heyecan verici açıkçası. Bakalım neler olacak?...

1. Muhteşem Yüzyıl - Kösem (STAR TV)

ksmsms

   Bir tarihi dizi daha. Diriliş kadar reyting açısından başarılı olamasa da bana göre iyi işlerden birisi. Bana göre bu sezonun en etkileyici sezon finaline imza atmışlar. Genç Osman'ın o feci ölüme nasıl gittiğini çok iyi yansıtmışlar. Tarihi konularda çok tartışılan bir dizi olmasına rağmen sezon finalinde tarihi yönden bir hata bulamadım. Genç Osman'ın ölümünü gerçekte olduğu gibi yansıtmışlar. Çok iyi hazırlandıkları belli yani. Bunun dışında sezon finalinde adeta bir kıyım yaşanmış. Çok sayıda karakter ölüme yürümüş ve diziden ayrılmış. İçlerinden en üzüldüğüm ise Zülfikar Paşa'nın ölümü oldu. Mete Horozoğlu diziye yakışıyordu gerçekten. Muhteşem oyunculuklarla muhteşem bir sezon finali. Umarım gelecek sezon IV. Murad devri de muhteşem olur.

BONUS: En Kötü: Kurtlar Vadisi Pusu (KANAL D)

    Kurtlar Vadisi bildiğiniz gibi. Bu sezon finalinde bir şaşırtı yapmışlar ama. Polat bu sefer ölmüyor. Şaka bir tarafa bitirin artık şu diziyi. Dizin reytingleri yerlerde karşısında rakip olmadığı için geçiniyor.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Kim Yazıyor Bu Yazıları? (Geç Kalınmış Bir Mim)

kmkmkm

   Öncelikle Sema Gürpınar yani namı diğer Basitrota bloguna beni Mim'lediği için teşekkür ederim. Oldukça geç oldu ama...Ve adet üzerine mim nedir ne işe yarar merak edenler buraya tıklayıp okuyabilirler.

   2014 Yılında daha önceki denemelerimi gözden geçirip bir blog açmaya karar verdim. Blogumun nasıl olacağını zihnimde şekillendirip bu işe atıldım. İşte karşınızda Karasal Anten. Peki blogumu biliyorsunuz da beni tanıyor musunuz? Aslında bu Mim çok iyi oldu. Kim merak etmez ki okuduğu yazıyı yazan kişiyi?

   Bendeniz Mehmet Ali Yalçınkaya. Ayı ve günü önemsiz olmakla beraber 1995 yılında belki de sıcak bir günde Gazi şehirde dünyaya geldim. Sokaklarda oynayan son çocukların arasındaydım. Güzel günlerdi. Teknolojinin sokak çocuklarını tek tek yok etmesinden hoşnut olmasam da yarattığı imkanlardan ötürü ona saygı duyanlardanım. Keşke teknoloji ile o güzel hayatı uyumlu yapabilseydik... Yazmayı ve okumayı hep sevdim. Bu sevgiyi bana başta dedem olmak üzere öğretmenlerim ve belki de babam aşıladı. (Babam ki biraz zoraki olmuştu. Bir kere yalan söylemiştim. O da ceza olsun diye yalancı çoban hikayesini defalarca okutmuştu. Yalancı çoban hikayesi hoşuma gitmişti.)

    Eğitim durumumuzdan bahsediyor muyuz? Başarılı bir eğitim hayatım var diyebilirim. Şu sıralar hayalim olan öğretmenlik mesleği için uğraş veriyorum. Hayırlısıyla son senemi okuyacağım. Sonrası malum KPSS :)

   Blog yazmak bir hobiyse evet düzenli bir hobim var. Blog okumakta güzel bir uğraş. Bunun dışında kitap okumak gibi bir huyum da var. Şiir yazmak bir hobi sayılır mı tartışılır. Geçmişte biraz da tiyatro ile ilgilenmiştim. Ama öyle on parmağında on marifet birisi değilimdir. Aksine pek asosyal bir hayatım var. Ama ne olursa olsun şükretmeyi bilirim ve bunu seviyorum.

   Fobilerim var mıdır daha önce hiç düşünmedim. Galiba yüksekten korkuyorum. Denizlere açılmayı isterim fakat suda boğulmak korkutur beni. Gecelerden çok gündüzlerden korkarım. Bu yüzden gündüzleri sokaklarda dolaşmak pek hoşuma gitmez. Dar alanda kalmaktan korkarım. Mesela beni geniş olmayan bir dolaba sokarsanız yani hareketimi kısıtlayacak bir yer olursa bu pek hoşuma gitmez.

   Uzay ve anormal konular hep ilgimi çekmiştir. Nitekim bu blogu bundan dolayı açtım. Daha başka ne var diye düşündüm de pek bir şey yok. Okuduğunuz için teşekkür ederim kendimi biraz tanıtmaya çalıştım.

   Bu Mim'i çok geç yaptığım için özür dilerim bu sıralar bir yazı yazmam bile mucize...


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.