31 Ağustos 2016 Çarşamba

Yapılsa Yok Diyemeyeceğimiz 4 İcat

ıcatlar



   100 Yıldan daha fazla bir zaman diliminden önce bir grup sanatçı bugünleri çizmeye karar verdi. 2000 Yılı itibariyle dünyanın nasıl görüneceğini çizmişlerdi. Çizimlere baktığımızda genel itibariyle hayallerinin fazlasıyla gerçekleştiğini görüyoruz. Ancak gerçekleşmeyenler daha doğrusu belki de gerçekleşme aşamasında olanlar da yok değil. Aşağıda paylaşacağım ve 100 yıl önce sanatçıların çizmiş olduğu 4 icat yok diyemeyeceğimiz icatlar bence. Hemen o 4 çizime ve icatlara geçeyim fazla da lafı uzatmadan.

ucanaraba

Öncelikle insanlığın en büyük hayallerinden birisiyle başlayalım. Uçan arabalar 100 yıl önce sanatçılar tarafından böyle çizilmiş. Onlara göre 2000 yıllarında böyle uçan arabalar olacaktı. Hani neredeler? Uçan araçlara yönelik günümüzde çalışmaların olduğu kesin. Ancak elle tutulur bir gelişme yok hala. Belki de uçaklar bu hayalimizi tatmin etti. Fakat yine de en azıyla şu trafiği rahatlatmak adına uçan arabalara yok diyemezdik. Elbette insan nüfusu arttığı sürece hava yolundaki uçan arabalarda pek trafik için çözüm olmaz.

berber

Benim gibi berber fobisi olanlar için inanılmaz bir icat olurdu. Aslında robotlar geliştirilirse bu pek de hayal değil. Robotlara berberlik yapacak bir program yüklenirse neden olmasın değil mi? 100 yıl öncesinden çizilen bu hayal olsa süper olur diyebilirim kendi adıma.

makyas

Baylar! Kapıda saatlerce beklemeye son! Bayanlar! Müjde saatlerce makyaj yapıp yorulmaya son! Bırakın o sizin yerinize yapsın. 100 Yıl önce bir sanatçının hayal dünyasından çıkan bu icat olsa ne güzel olurdu değil mi? Bunu özellikle bayanlara soruyorum. Aslında yine robot teknolojisi geliştirildiğinde bu icat farklı bir tarzda hayata geçebilecek. 

kitapbeyin

Ah şöyle bir icat olsa. Atsak kitapları makineye, yazılsa kafamıza. Aslında düşünüyorum da öyle bir durumda bilginin çekiciliği yok olabilir miydi? İnsandaki bilgiye ulaşma onunla mutlu olma durumu körelebilir miydi? Belki de 100 yıl önce bunu çizen sanatçı bunları düşünmüştür. Acaba bulduğu cevap ne olmuştur?





Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Android İçin Müzik Dinleme Uygulamaları


muzıkuygulama


   Bu yazımda android cihazlar için işe yarar müzik dinleme uygulamalarını yazacağım. Öncelikle söylemeliyim ki yazacağım uygulamaların çoğunu kendim bizzat denedim ve bu uygulamaları Google Play mağazasından ücretsiz bir şekilde indirip daha sonra da kullanabilirsiniz. Lafı fazla uzatmadan uygulamalara geçeyim.

ŞARKI EVRENİ 

sarkievreni

   Appuniverse tarafından geliştirilen bu uygulama mağazanın en popüler müzik dinleme uygulamalarından birisi. Gayet başarılı bir uygulama. Müzik dinleme uygulamalarının klasik arayüzüne sahip kendisi. Fakat diğerlerine oranla daha verimli bir uygulama. Aradığınız şarkıları sorunsuz bir şekilde bulup dinleyebiliyorsunuz. Şimdiye kadar mağazada 10 milyona yakın indirilen bu uygulamanın en can sıkıcı tarafı ise arama kısmında yaşanıyor. Bir şarkı ararken şarkının ismini virgülüne kadar dahi doğru yazmazsanız bulamıyorsunuz. Yani diyelim ki şarkının isminde bir harfi yanlış yazdınız arama sonuç vermiyor. Bunun dışında uygulama beklentileri karşılayacak nitelikte. Donma sorunu da yok. Bence deneyin. Uygulamayı indirmek için tıklayınız.

MP3 MÜZİK ÇALAR

mp3muzık

   Mixerbox tarafından geliştirilen bu uygulama açıkçası iddialı bir arayüzüne ve özelliklere sahip. Uygulama Youtube sitesindeki şarkıları kesintisiz dinlemeyi sağlıyor. Haliyle uygulamanın ismi mp3 olsa da size video izlettiriyor. Bunun dışında aradığınız her şarkıyı elbette bulabiliyorsunuz bunun dışında beğenilerinize göre çalma listeleri de oluşturuyor. Uygulamaya hesabınızı bağladığınız takdirde ise arkadaşlarınızın müzik zevklerini de görebiliyorsunuz. Uygulama genel olarak iyi ve bence kullanılabilir. Uygulamayı indirmek için tıklayınız.



MÜZİK ÇALAR

müzikçalar

   Green Banana tarafından geliştirilen bu uygulamayı uzun süre kullandım aslında sonraları bazı sorunlar çıkarınca silmiştim. Yeniden baktığımda genel olarak sorunlar düzeltilmiş. Aradığınız çoğu şarkıyı rahatça bulabiliyorsunuz. Arayüzü yine klasik müzik dinleme uygulamalarına özgü. Basit ve kullanışlı. Uygulamanın kronik sorunu ise bazen şarkıları dinlerken donuyor olması. Bu sorunun internetimden mi yoksa uygulamadan mı kaynaklandığını çözemedim. Neyse alternatif olarak kullanılacak bir uygulama bence. Uygulamayı indirmek için tıklayınız.




BONUS: TÜRK TELEKOM MÜZİK

telekom

   Uygulamayı denemedim. Fakat bilgisayardan sitesinde şarkılar dinlemişliğim vardır. Türk Telekomu verdiği internet hizmetinden dolayı takdir etmesem de bu müzik sitesi güzel bir düşünce bence. Uygulamasını beğenen çok, fakat dediğim gibi denemedim o yüzden sorumluluk kabul etmiyorum. Uygulamayı indirmek için tıklayınız.



   


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

21 Ağustos 2016 Pazar

Genç Osman'ın Esrarengiz Hikayesi

bagdatsefer

   Takvimler 1638 yılını gösterdiğinde payitahtta hummalı bir hazırlık sürüyordu. Sultan 4. Murad yıllardır Acem askerlerinin elinde olan şehirlerin en kıymetlilerinden Bağdat'a gözünü dikmişti. Sefer emrini çoktan vermiş ve bunun uğruna şehirde gönüllüler askere yazılmaya başlamıştı. Rivayet odur ki gönüllüleri tek tek kayıt eden adamın önüne bıyıkları tarak tutacak kadar büyümemiş bir genç geldi. Adam genci görünce onu yazamayacağını küçük olduğunu söylemiş. Ayrıca "bıyığın tarak bile tutmaz savaş senin neyine" gibisinden konuşmuş. Adamın karşısındaki genç bu lafların üzerine koşa koşa evine gitmiş. Çekmeceden bir tarak almış ve adamın karşısına yine dikilmiş. Sonra da tereddüt etmeden tarağı bıyığına saplamış. Adam kan içinde kalan yüzdeki kararlılığı görünce gururla genci gönüllü olarak yazmış. İşte bu gencin ismi Osman'mış ve Genç Osman'ın gizemli hikayesi orada başlamış.

   8 Mayıs 1638 tarihinde 4.Murad'ın önderliğindeki Osmanlı ordusu 197 günde Bağdat'ın önlerine geldi. Genç Osman da bu ordunun içindeydi ve bıyık hikayesi kulaktan kulağa dolaşmıştı. Ordunun içinde gururlandıran bir simge olmuştu çoktan. Bağdat'ın alınması için yapılan savaş çetin geçiyordu. Öyle ki genel bir hücumda sadrazam Tayyar Paşa bile şehit düştü. İşte çarpışmaların çetin geçtiği bir zaman diliminde ordu Genç Osman'ın şehadet haberiyle sarsıldı. Nasıl olur da bir askerin ölümü Sultan 4.Murad'ı dahi etkileyebilirdi. Yanlış anlaşılmasın elbet her askerin ölümü sarsıcıdır. Fakat Genç Osman'ın hikayesi daha farklıdır. Onun hikayesinin kesin olan taraflarında ise mücadele ve vatan aşkı vardır. Şüphesiz nasıl şehit düştüğü üzerinde farklı görüşler olsa da onun direndiği, savaştığı ve orduya ışık olacak kadar cesaretli olduğu doğrudur.

   Dediğim gibi Genç Osman'ın nasıl şehit düştüğü üzerinde farklı görüşler vardır. İşte bu yüzden Genç Osman'ın hikayesi esrarengizdir. En çok kabul görülen görüşlerden birisi Genç Osman'ın cesurca savaşırken düşman askeri tarafından kellesinin uçurulduğu ama buna rağmen kellesini bulup "kelle koltukta" mücadeleye devam ettiği şeklinde söylenen bir hikayedir. Uzun süre (bazıları 3 gün der) bu şekilde mücadele edip şehit düşmüştür hikayenin geri kalanına göre. Bu durum imkansız gibi görünse de, kimilerine göre İran kaynaklarında bile yazmış olmasından dolayı gerçekleşmiştir. Başka bir görüşe göre Genç Osman iki eli kesilmiş bir şekilde sancak elinde önlerde ilerliyordur ve bir kişinin bu duruma hayret etmesi üzerine şehit düşmüştür. Başka bir görüşe göre ise Genç Osman cesurca sancağı Bağdat kalesi'ne diktikten sonra atılan oklarla şehit düşer. Çoğu kaynak ise Genç Osman'ın ok ile vurularak Dicle Nehri'ne düştüğünü yazar.

   Genç Osman'ın nasıl şehit düştüğü üzerine görüşlere baktığımızda onun vatan sevgisiyle daha doğrusu cihad sevgisiyle dolu olduğu görülecektir. Mücadeleci ruhu dışında ordunun en başında sancaktarlık yaptığı da söylenebilir. Rivayete göre Genç Osman şehit düşünce 4.Murad bu duruma çok üzülmüş ve "Keşke Osman'ım yaşasaydı da Bağdat elimizde olmasaydı." tarzında bir söz söylemiştir.

   Genç Osman'ın hazin hikayesi uğruna daha sonraları şiirler ve destanlar yazılmıştır. Hatta onun adına bir marş bile vardır. Tarihimiz çok sayıda bu tarzda ilginç ve bir o kadar gururlandıracak kahramanlık örnekleriyle dolu okumasını bilene.


Yararlanılan kaynaklar:





Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

19 Ağustos 2016 Cuma

Ege Dizilerinin Vazgeçilmez 5 İsmi

ıncıege



   Yaz mevsiminin geldiğini nereden anlarsınız? Elbette havalar ısınırsa Yaz gelmiş demektir. Bir de televizyonda Ege dizilerini gördüğünüzde bu mevsimin kesinlikle geldiğini anlarsınız. Bu yazımda Ege dizilerinin vazgeçilmez 5 ünlü oyuncusunu yazmak istedim. Aşağıda yazacağım oyuncuları Ege dizilerinde görmemek adeta imkansız. Onlarsız olmaz yani. Haydi yazalım gayri...

5. Aylin KABASAKAL

aylın-kabasakal

   Cennet Mahallesi dizisi ile bir bakıma şöhrete kavuşan Aylin Kabasakal, daha sonraları bazı farklı dizilerde rol alsa da onu Ege dizilerinde daha çok görür olduk. Aslında görüldüğü kadarıyla şiveli işlerde bulunmayı seven bir oyuncu. Her neyse Aylin Kabasakal'ı önce Baba Ocağı adlı Ege dizisinde gördük. Daha sonra uzun süre farklı işlerde görsek de Güzel Köylü adlı Ege dizisiyle tekrardan o diyarlara döndü. Şu sıralarda ise Hanım Köylü adlı diğer bir Ege dizisiyle izleyici karşısında bulunuyor. Aylin Kabasakal Ege dizilerinin aranan yıldızlarından şüphesiz.

4. Uğur ÇAVUŞOĞLU

uğurçavuşoğlu

   Uğur Çavuşoğlu'nun Ege macerası 2010 yapımı Dürüyenin Güğümleri adlı diziyle başladı. Daha sonra kendisini Osmanlı Tokadı adlı dizide gördük. Şimdilerde ise başka bir Ege dizisi olan Hayat Sevince Güzel ile izleyici karşısında. Anlaşılan Çavuşoğlu, televizyon macerasına Ege dizileri ile şekil vermeye devam edecek. Açıkçası yakışmıyor da değil hani. Kendisinde tam bir efe tipi var. Nitekim oynadığı rollerde genelde ağır abi havasında roller. Sonuç olarak Uğur Çavuşoğlu Ege dizilerinin aranan yıldızlarından.

3. Ali İPİN 

alı*ıpın

   Aslında kendisini ilk olarak Kurtlar Vadisi dizisinde oynadığı Kirve karakteri ile tanıdım. Daha sonra bazı dizilerde oynasa da Baba Ocağı adlı Ege dizisine sonradan girip dikkatimi çekmişti. O zaman Ali Sürmeli'nin yerine girmişti bir bakıma. Ali İpin, Ege macerasını elbette Baba Ocağı ile sonlandırmadı. Güzel Köylü adlı diziyle yine o diyarlarda göründü. Şimdilerde ise Hanım Köylü adlı başka bir Ege dizisiyle izleyici karşısında. Açıkçası Ege dizilerine yakışan nadir oyunculardan birisi kendisi. Yine ağır tiplemeleri kaldıracak bir havası var. Senaristlerde bunun farkında olacak ki hep ağır başlı roller veriyorlar kendisine. Kısacası Ali İpin de Ege dizilerinin aranan yıldızlarından.

2. Lemi FİLOZOF

lemı-fılozof

   Ege dizilerine en çok yakışan erkek oyuncu kim derseniz şüphesiz Lemi Filozof derim. Genelde asıl adamın yancısı rollerinde oynar kendisi. Bunun dışında sevdiğine bir türlü kavuşamaz. Hep sevdiğinin peşinden koşar. Şivesi tam anlamıyla kendisine hastır. Içinde biraz uyanıklık barındırır. Dürüyenin Güğümleri ile başlayan daha sonra Kalbim Ege de Kaldı ile devam eden Ege dizisi macerası şu sıralarda Hayat Sevince Güzel dizisi ile doruk noktasına ulaşmış durumda. Ne kadar Ege dizilerine kendisini yakıştırsam da bence başka rollerde de kendisini denemeli artık. Özetle Lemi Filozof da Ege dizilerinin aranan yıldızlarından.

1. Algı Eke

algı-eke

   Kendisini bir Ege dizisiyle tanıdık. Bu yüzden Ege dizilerine vefa göstermesi anlaşılmayacak bir durum değil. Baba Ocağı ile başlayan serüveni Dürüyenin Güğümleri ile devam etmişti. Şimdilerde ise Hayat Sevince Güzel ile izleyici karşısında. Aslında oynadığı Ege dizilerine baktığımızda oyunculukta nasıl yükseldiğini de görebiliriz. Baba Ocağı dizisinde ailenin En küçüğünü canlandırıp fazla da ön plana çıkmamıştı. Dürüyenin Güğümleri dizisinde ise rolü biraz daha ön planda olsa da yine de İpek Tuzcuoğlu'nun rolünün gölgesinde kalmıştı. Şimdilerde ise Hayat Sevince Güzel dizisinde tam anlamıyla başrol. Bir bakıma çıraklık-kalfalık-ustalık dönemlerini yaşamış ve yaşıyor. Ege dizilerinin dışında Galip Derviş'teki performansı bence görülmeye değerdi ve buna güvenerek Ege dizilerinin dışında da görmek güzel olur kendisini. Özetle Algı Eke Ege dizilerinin aranan yıldızlarından...


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Ağustos 2016 Perşembe

Geleceği Gören Harita

piriharıta

   9 Kasım 1929'da Topkapı Sarayı'nda hummalı bir çalışma vardı. Daha önce alınan bir kararla saray müzeye dönüştürülüyordu. Bu uğurda sarayda envanter tespit çalışması yapılmaya başlanmıştı. O sırada çalışmaları takip eden Milli müzeler müdürü Halil Ethem Elden'in eline bir harita geldi. Bu haritanın değerli olabileceğini düşünen Elden, inceleme için haritayı Alman bilim adamı Adolf Deısmann'a verdi. Deısmann, küçük çaplı bir incelemeden sonra arkadaşı olan Türk denizciliği hakkında uzman Paul Kahle'ye haritayı gösterdi. Paul Kahle, haritanın büyük denizci Piri Reis'e ait olduğunu hatta bu haritanın onun çizdiği ilk dünya haritası olduğunu söyledi. Piri Reis'in bu haritası o günlerde büyük yankı uyandırdı. Hatta Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bizzat haritayı inceleyip çoğaltılması için emir verdi.

   Piri Reis 1500'lü yılların ilk yarısına damga vurmuş büyük bir denizciydi. Ömrünün büyük bir bölümünü denizlerde geçirmişti. Denizlerde şahlanan ömrü yine denizlerin gazabına uğramış ve kimisine göre entrikalarla kimisine göre haklı sebeplerle idam edilmişti. Ömrü boyunca gittiği her denizi geçtiği her dehlizi aklında tutmuş ve bunları haritalara aktarmıştı. Sadece aklındakilerden de değil önündeki usta denizcilerin haritalarından da yararlanmıştı. İşte ilk dünya haritasını da böyle çizmişti belki.

   Bulunun Piri Reis haritası kendi içinde bazı gariplikler içeriyordu. Haritada Piri Reis'in zamanında daha keşfedilmemiş Güney Kutbu yani Antartika görülüyordu. Antartika 1800'lü yıllarda keşfedilmişti. Piri Reis ise 1554'de ölmüştü. Garip olan sadece Antartika'nın çizilmesi değildi elbet. Antartika Piri Reis'in çizimine göre buzlu görünmüyordu. Ayrıca Sahra Çölü'nde de bazı göller çizilmişti. Bu gariplikler haritayı gizemli kılmıştı.

   Charles Hapgood, Piri Reis'in haritasına ilgi duyanlardan sadece birisiydi. Gariplikleri uzun süre inceleyen Hapgood, bunlara mantıklı açıklamalar getirmeye çalışmıştı. Ona göre Piri Reis, haritasını çizerken devrinin çok öncesinden bazı haritalardan yararlanmıştı. Asıl garip olan Hapgood'a göre Piri Reis, tarih öncesi çağlardan kalan bir haritaya sahipti. Nitekim Antartika'nın buzlu görünmemesi veya Sahra Çölü'nde göllerin varlığı ancak tarih öncesi çağların coğrafi koşullarıydı. Haritayı inceleyen diğer bir meraklı Erich Von Daniken ise olayı daha gizemli görmüş ve Piri Reis'in bir şekilde uzaylılardan kalma bir haritaya sahip olduğunu söylemişti. Ona göre Uzaylılardan kalma o harita, uzaydan çekilmiş bir fotoğraftı..

   Piri Reis'in bir bakıma geleceği gören haritası günümüzde hala gizemini koruyor. Haritanın bütün parçaları bulunamasa da bakıldığında tek bir parçasının yarattığı etki bile Piri Reis'in ne kadar gizemli bir kişi olduğunun göstergesidir.

pirireıs



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.