30 Temmuz 2017 Pazar

İlk Yerli Zombi Dizimiz Geliyor (mu) ?

zombi-yerli

     Zombiler! Bir virüs vasıtasıyla ölüye dönüşen sonra dirilip insan eti yiyen yaratıklar. Zombi konusu çoğu filmde ve yabancı dizide işlenmiş durumda. Yani anlayacağınız aslında zombi tarzı işleri sevenler için çokça yapım var. Fakat neden biz de yapmayalım? Eminim çoğunuz bu soruyu kendinize sordunuz. Şu günlerde bu soru etrafında şekillenen bazı söylentiler dolaşıyor etrafta. Sizin için araştırdık bu söylentileri.

Aslında Varmış

    Son günlerde internette dolaşan bir iddiaya göre yakın bir zamanda ilk Türk yapımı zombi dizisi çıkacakmış. Hatta dizi için figüran arayışları varmış. Bunun doğru olup olmadığını araştırdık. Çoğu yerde paylaşılan bu bilgiyi kanıtlayacak bir kaynağa ne yazık ki ulaşamadık. Fakat bu söylentinin doğru olup olmadığını araştırırken gerçekten Türk yapımı olan bir zombi dizisine ulaştık: Gave-Z!

    Gave-Z adlı dizi Youtube'da yayınlanmaya başlanmış. İlk bölümü 26 Haziran'da yayınlanan bu dizinin  şimdiye kadar 2 bölümü Youtube kanalı aracılığıyla izleyiciyle buluşmuş. Yakın bir zamanda da 3.bölümü yayınlanacakmış. İlk bölümü izlediğimizde gerçekten emek verildiğini gördük. Bunun dışında oyunculuklar idare ediyor. Görsel olarak ise daha iyi durumda. Bizce destek verilesi bir iş. Bu tür işlere destek verelim ki daha kaliteli yapımlar ortaya çıkabilsin değil mi? Aşağıya Gave-Z adlı Türk yapımı zombi dizisinin ilk bölüm tanıtımını bırakıyoruz. İzleyip izlememek sizin kararınız:


  

Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

28 Temmuz 2017 Cuma

Kablosuz Duygu Tespit Edici Cihazlar Geliyor

tespit-duygu

    İnsanoğlunun kendine has özelliklerinden birisidir duygular. Duygularımız sayesinde diğer canlı türlerinden ayrılabiliriz. Bilim duyguların üzerinde elbette sayısız araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmaların ışığında da çeşitli teknolojik gelişmeler de yaşanmıştır. Ancak birazdan okuyacağınız gelişme insan duygularını tespit etme anlamında bir devrim yaratabilir. Nitekim yakın bir zamanda çeşitli alanlarda insanların duygularını tespit etmek için kablosuz bir cihaz hayatımıza girecek gibi görünüyor.

Duyguları Tespit Etmek

    Etik olup olmadığı bir tarafa aslında insan duygularını tespit etmek için mevcut yöntemler var. Fakat bu yöntemler tahmin edeceğiniz üzere şüpheli sonuçlar veriyor. İşte Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışan araştırmacılar da bunu düşünmüş olacak ki duyguları tespit etmek için kablosuz bir cihaz geliştirmişler. Bu cihaz sayesinde gerçeğe yakın sonuçlar elde edilmiş. Daha önce duyguları tespit etmek amacıyla kullanılan yüz tanıma vs. yöntemlerden daha etkili olan bu kablosuz cihazın daha da geliştirilmesi bekleniyor.

    Şimdi diyeceksiniz ki iyi güzel söylüyorsunuz da neden insanların duygularını tespit edecek bir cihaz geliştiriyor ki araştırmacılar ne gerek var. Aslında günlük ortamlarda kullanılmadığı sürece böyle bir cihazın sıkıntı yaratacağını düşünmüyoruz. Bu türden cihazlar mesela polisler için işe yarayabilir. Sorgulamalarda insanların duygularına göre yalan söyleyip söylemedikleri anlaşılabilir. Yine günlük hayatın dışında çeşitli alanlarda kullanılabilir. Bakalım ileride bu duygu tespit edici cihazları nerelerde göreceğiz.

Yararlanılan Kaynak:



Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Bir Çanakkale Gizemi : Kaybolan Tabur

norfolkolayı

    Çanakkale Savaşı tarihimizin en önemli olaylarından birisidir. I. Dünya Savaşı cephelerinden birisi olan Çanakkale'de öyle büyük bir mücadele verilmiş ki bugün bile bundan dersler çıkarmamak mümkün değil. Mustafa Kemal'in "Biz Anafartalar'da bir üniversite gömdük." cümlesi Çanakkale'deki acımasız savaşta kaybedilenleri anlamamızı sağlıyor. Çanakkale'deki savaşta sadece biz değil düşman askerleri de çok sayıda kayıp vermiştir. İşte bu kayıpların içinde öyle bir kayıp vardır ki şu gün bile gizemini koruyor. Bu yazımızda Çanakkale'de esrarengiz bir biçimde kaybolan Norfolk Alayı'nı yazacağız.

Mahşerden Yükselen Bulut

    İngiliz komutan Hamilton tecrübeli bir asker olduğu kadar ileri görüşlü birisiydi. Çanakkale'deki savaşın İngiltere adına hiç de iyi gitmediğini gördü. Yenilginin adım adım geldiğini gören Hamilton bunu engellemek için yeni birlikler istedi. İşte Norfolk Alayı'nın Çanakkale serüveni böyle başladı. 29 Temmuz 1915'te İngiltere'den gemilere bindirilen Norfolk askerleri 10 Ağustos günü Çanakkale mahşerine ulaştılar. 

    Norfolk Alayı Çanakkale'ye ulaştıktan kısa süre sonra savaşa dahil oldular. Komutan Hamilton bu taze kuvvete özellikle güveniyordu. Nitekim onları 12 Ağustos gecesi başlayacak ani bir gece baskınında kullanmaya karar verdi. Bu baskın çerçevesinde gerçekleştirilen bir iki öncü saldırı da Norfolk kuvvetleri bozguna uğramıştı. Bu bozgun neticesinde baskın istenildiği gibi gitmedi. Güneş doğmaya başladığında çatışma şiddetlendi. Türk kuvvetleri inanılmaz bir biçimde bu yeni kuvvetler karşısında üstün durumdaydı.

     Çatışmanın şiddetlendiği bir zaman diliminde 4. Norfolk taburu pek bir karşı saldırı görmeden tepeye ilerlemeye başladı. Hamilton bu olay üzerine umutlandı. Eğer bu tabur başarılı olursa işler değişebilirdi. Türk direnci kırılabilirdi. 267 Kişilik Norfolk taburu Yeni Zelanda sahra birliğinin gözü önünde tepeye tırmanıyordu. Tırmandıkları tepeyi somun biçimli bir bulut kaplamıştı. 267 Norfolk askeri tek tek bu buluta hücum ettiler. En son asker buluta girip gözden kaybolduğunda bulutta yükselmeye başladı. Bulut yükselip tepe açıldığında 267 askerden iz yoktu. 

Hamilton Anlatıyor

    Bu olay sadece olaya tanık olan sahra birliklerini şaşırtmamıştı komutan Hamilton'da şaşkındı. Olayı bir telgrafla İngiliz savaş bakanına anlattı:

ton-hamilton    "Savaş sırasında, 163. tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok garip bir şey meydana geldi... Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en güzel kısmı böyle başladı. Mücâdele, daha da kızışmıştı. Bu askerlerin çoğu, yaralı ve susuzluktan perişan bir haldeydiler. Bunlar, kampa ancak gece vakti geri dönebildiler. Fakat, Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiçbir haber alamadık.Ormanlık bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı. İçlerinden hiç biri geri dönmedi."

Tabura Ne Oldu?

    Şu gün bile kaybolan 267 Norfolk askerine ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Bir söylentiye göre 1918'de İngilizler işgalci devlet olarak Gelibolu'ya döndüğünde bir asker alanda gezi yaparken Norfolk askerlerine ait bir rozet buldu. Daha sonra araştırmalarında bir Türk köylüsünün kendi arazisinde bulduğu çok sayıda cesedi dereye attığını öğrendi. Peki eğer bu gerçekse Norfolk askerleri oraya nasıl gelmişti? Onlara ne olmuştu? 

    Kaybolan Norfolk taburunun gizemli hikayesi çoğu kitapta geniş yer bulmuştur. Askerlerin şu zamana kadar bulunamaması olayın gizeminin hala korunmasını sağlamıştır.

Konuyla İlgili Videomuz:




Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Normal Videoyu 360° Video Yapmak

360-video

    Bildiğiniz üzere sanal gerçeklik artık hayatımıza girdi. Şimdilik her köşe başında vr gözlüklerle insanlar görmesek de en azıyla teknolojiyle alakalı her alanda vr gözlüklerini görüyoruz. Bu gözlüklerin kullanımı tahmin edeceğiniz üzere 360° görüntülerle anlam kazanıyor. Anlaşılan o ki video oynatıcılarını programlayanlar da bunun farkındalar. Nitekim son zamanlarda oynatıcıların 360° video oynatması için geliştirmeler yapılıyor.

    Geçtiğimiz günlerde Windows 10'un kendine has video oynatıcısında bir özellik fark ettik. Tahmin edeceğiniz üzere bu 360° video ile ilgili bir geliştirme. Bu özellikle birlikte video oynatıcı da 360° video oynatabiliyorsunuz. Daha doğrusu mevcut izlediğiniz videoyu 360° videoya çevirip izleyebiliyorsunuz. Tabii çoğu video 360° çekilmediği için bu pek hoş bir seyir keyfi yaşatmıyor. Fakat ilerisi için umut verici. İleride bunun daha da geliştirileceğini düşünürsek hatta buna uygun videoların daha da çoğalacağını düşünürsek oynatıcıların bu tarz bir videoyu desteklemesi olumlu bir durum.

    Eğer siz de Windows 10 kullanıyorsanız muhtemelen yüklü olan "Filmler ve Tv" oynatıcısı sayesinde izlediğiniz videoyu 360° bir videoya çevirebilirsiniz. Sadece videoyu açın ve aşağıdaki gibi yapın:


360-derece-2


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Ama Bir Leyla ile Mecnun Değil Sorunsalı

sorunsalLM

    Ülkemizde yerli dizilerin kalitesinin ne durumda olduğunu hepimiz az çok biliyoruz. Burada bu kaliteyi sorgulayıp da bilmişlik taslamaya çalışmayacağız. Zaten bunu bizim yerimize yapanlar çokça var. Burada bizi ve eminim çoğunuzu rahatsız eden bir sorundan bahsetmeye çalışacağız. Tabii şunu belirtmekte fayda var bu yazıyı yazarken linç yemeyi göze almış durumdayız. Birazdan yazacaklarımızı okuduğunuzda bunu neden söylediğimi anlayacaksınız.

Leyla ile Mecnun : Araf Getiren Dizi

    Leyla ile Mecnun dizisi hayatımıza girdiğinde hepimiz onu çok sevdik ve benimsedik. Kendine has bir mizahı olan ve karakterleriyle adeta harikalar yaratan bu dizi çeşitli garip sebeplerden dolayı doğru düzgün bir final yapamadan hayatımızdan çıktı. Aslında çıkmadı sadece televizyonlara veda etti. Neyse efendim sonuç olarak Leyla ile Mecnun unutulmayan diziler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Bugün sokağa çıkın gelmiş geçmiş en iyi dizi nedir diye soru sorun çok sayıda Leyla ile Mecnun cevabı alırsınız. Buraya kadar bir sıkıntı yok. Sıkıntı, Leyla ile Mecnun sevgimizi biraz abarttığımızda çıkıyor.

    Onur Ünlü ve Burak Aksak Leyla ile Mecnun'un mutfağında çalışan tabiri caizse onu oluşturan adamlardır. Bu iki adam Leyla ile Mecnun sayesinde geniş bir kitle tarafından tanındı. Bu elbette iyi bir şey. Fakat bu durumun bu iki adama getirdiği olumsuz bir etkisi de var. Artık bu iki abimiz ne iş yaparlarsa yapsınlar  hatta önceki işleri bile Leyla ile Mecnun işiyle kıyaslanıyor. Leyla ile Mecnun dizisi Onur Ünlü ve Burak Aksak'a hem iyi hem kötü oldu. İkisini adeta arafta bıraktı.

Neye Göre Kıyaslama?

adam-görünen    Leyla ile Mecnun'un iyi bir dizi olduğu elbette bir gerçek. Ama bu diziyle türü ne olursa olsun her yapılan diziyle kıyaslamak bizce anlamsız. Tamam komedi dizilerini kıyaslarsın ama geçip de bir dram veya polisiye dizisi ile kıyaslama yaparsan burada bir sıkıntı doğar. Bu daha önce dediğimiz gibi fazla Leyla ile Mecnun sevgisinden doğan bir sorun. Öyle bir sorun ki sadece Leyla ile Mecnun'a odaklanıyoruz ve ötesini görmüyoruz. Her yapılan yeni işe de ayrı bir ön yargı ile yaklaşıyoruz. Ne de olsa Leyla ile Mecnun kadar iyi olamaz değil mi? Ya olursa?

   Onur Ünlü geçtiğimiz aylarda yeni bir işe başladı belki haberiniz vardır. Youtube'da Görünen Adam diye bir internet dizisi yapıyor. Bu dizinin ilk bölümün ardından yapılan yorumlara baktığımızda çoğu yorumun "Leyla ile Mecnun kadar iyi değil" olduğunu gördük. İşte bahsettiğimiz bu. Şimdi diyeceksiniz ki ama aynı kafada işler karşılaştırma yapılması doğal. Biz aynı tarzda yorumları Onur Ünlü'nün çok önceden yaptığı Polis filminde bile gördük. Bakın hem aynı kafada değil hem çok önceden yapılmış hem de dizi değil film! Söylemek istediğimiz bu abartıya kaçan Leyla ile Mecnun karşılaştırmasıdır. Yoksa bizim bu efsane diziyle bir sorunumuz yok. 


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

(Görev: Hakimiyet) Bölüm: 7 "Yıkıntıların Arasındaki Casus" |Final|


Bölüm 6'yı Okumak İçin Tıklayınız!

-5 Yıl Önce-

    Önce bayıltıcı gaz verildi odasına sonra da kapısı açıldı. Direnmek anlamsızdı. Nitekim direnemedi hemencecik bayıldı. İçeriye mekanik sesleriyle robotlar girdi. Onu aldılar, sedyeye koydular. Şimdi upuzun bir koridordan geçiyorlardı. Her tarafta sağa sola giden bir şeylerle ilgilenen robotlar vardı. Bunlar dışarıda savaşanların aksine araştırma inceleme yapanlardandı. Dışarıdaki Temiz Dünya savaşına böyle destek veriyorlardı. Götürdükleri adamı yeni geliştirdikleri Sloboda Projesi için kullanacaklardı. Eğer bu proje başarılı olursa insan direnişini kırmak veya en azıyla onu kontrol edebilmek daha imkanlı bir hale gelecekti. 

   Upuzun koridor bitti. Şimdi ameliyathaneye giriş yaptılar. Doktor robotlar çoktan hazırlanmıştı. Onu sedyeden ameliyat masasına yatırdılar. Bu bilmem kaçıncı denekti kim bilir. Diğerleri pek iyi sonuçlar vermemişti. Fakat bu sefer farklıydı. Diğer deneklerde yaşanan başarısızlık iyi bir şekilde analiz edilmişti. Bu mutlaka başarılı olacaktı. Ama başarılı olmazsa da sıkıntı değildi. Daha üzerinde deneme yapılabilecek binlerce esir insan vardı. Masanın ucundaki mekanizmadan masada yatan kişi hakkında bilgiler okundu:

-- Abdullah Abdou. 20 Yaşında. Zeka seviyesi Pozitif. Beyin fonksiyonları Pozitif. Yüzeyde bir evde saklanırken bulundu. Ayağından yaralandı. Yaranın durumu inaktif. Sloboda Projesi için uygunluk derecesi maksimum.

   Ses kesilince doktor robotlar hemen çalışmaya başladılar. Önce yeterli düzeyde narkoz verdiler. Sonra dikkatli bir biçimde Abdullah'ın kafatasını açtılar. Beyine zarar vermeden ellerindeki organik proje çipini ona yerleştirdiler. Doktor robotların yanlarında bulunan ekranlarda tüm değerler olumlu düzeydeydi. Hiçbir aksilik yok gibiydi. Sonra olacakları takip etmek için kafatasını kapattılar. Tüm bunlar çok uzun bir süre zarfında gerçekleşmişti. Şimdi ameliyat bitmişti ve resmen Sloboda Projesi 685. denemesi başlamıştı.

    Abdullah ameliyattan uzun bir süre sonra gözlerini açtı. Gözleri farklı bakıyordu. Kafasının içi farklıydı. Öncesi yoktu, şimdi vardı. Tıpkı kendini bir robot gibi hissediyordu fakat insandı. Hem insan hem robot. Sloboda Projesini takip eden robotlar onu bir dizi incelemelere tabi tuttular. Hepsini geçti. Sonra proje aşamalarına geçildi. İlk olarak geçmişini yitirmiş Abdullah'a robot dünyasını ve amaçlarını anlattılar. İkinci aşamada insanlardan nefret etmesini ve onları düşman gibi görmesini sağladılar. Üçüncü aşamada onu iyi bir savaşçı gibi yetiştirdiler. Dördüncü aşamada görevini anlattılar: Aralarına sızacaksın, onlar gibi davranacaksın, onları yok etmeyeceksin ama zamanı geldiğinde bunu da yapacaksın! Beşinci yani son aşamada onun direnişe sızması için planlar yaptılar. Onunla yüzeyde insanların saklandığı bir yeri bastılar. Ortalığı ateşe verdiler. Her tarafı yıktılar. Ve sonunda Abdullah'ı geride bıraktılar yıkıntıların arasında. Abdullah'ı Jack'in onu bulacağı yerde bıraktılar.

-Şimdiki Zaman-

   Gözlerini açtığında her taraf bembeyazdı. Elleri ve ayakları bağlıydı. Biraz etrafı inceledi. Beyazlıkların ötesinde bir kapı vardı. Sağına ve soluna baktığında kendisinin bağlandığı yer gibi yerlerin olduğunu ama buraların boş olduğunu gördü. Birden kafasının içinde bir şeyler dönmeye başladı. Bir soru: Abdullah neden yaptın bunu? Kafasını yere doğru eğdi. Louise geldi aklına. Gözleri geldi gözünün önüne. Gülüşü geldi sonra da. Kendisi de gülümsedi. O esnada bir mermi uçup geldi. Louise'i aldı gözünün önünden. Yere yığılışını hatırladı, süzülen kanları, kendisine yürüyen ayakları. Bulsaydı oracıkta öldürürdü Abdullah'ı!

   Birden beyazlıkların ötesinden bir ses işitti. Kapı açıldı. İçeriye robot girsin diye beklerken Abdullah girdi. Hem elleri bağlı olmasa hem de neden yaptığını merak etmese üzerine atlardı oracıkta parçalardı. Abdullah donuk bir yüz ifadesiyle Jack'e yaklaştı. Onu baştan aşağıya süzdü. Sonra pek de isteksizce konuşmaya başladı:

-- Profesör ve o askerler için üzgün olduğumu söyleyemem. 

-- Ne yaptınız onlara seni adi herif!!

-- Yapmamız gerekeni. Burası Avrasya Karargahı Jack. Burada binlerce esir insan var. Onları deney için kullanıyoruz. Tıpkı insanların zamanında hayvanlara yaptığı gibi ve biz robotlara. 

-- Sen robot değilsin insansın!

-- Bedenim evet ama aklım hayır. Diyeceğim şu buradaki esir insanlar işimize yarıyor. Onları beslemek zorundayız. Ama onlar için en kıymetli yemek stoklarını harcayamayız her zaman değil mi? En uyumsuzları işimize yaramaz ama onlar bile bir kere de olsa işe yarar. Anlarsın ya uyumsuzlarla uyumlu olacakları besle. Profesöre ve askerlere olan tam da bu.

   Jack beyninden vurulmuşa dönmüştü.  Karşısındaki adam ona tam da yamyamlığı anlatıyordu. Profesör ve General Mustafa aklına geldi. İçinde garip bir acı hissetti. Onların çığlıklarını duyar gibi oldu. Kendisini bu acıdan uyandıran yine Abdullah oldu:

-- Evet aslında seni sona bırakmak benim fikrimdi. Tüm olanlara rağmen nedenleri bilmek istiyorsun. Bunu senden saklayamazdım. Fakat olanları ve olacakları ben anlatmayacağım. Yolda sonuna doğru giderken hepsini dinleyeceksin. Mekanik ses sen ölüp parçalara ayrılmadan önce anlatmayı bitirmiş olacak. Aslında buraya sadece bir şeyi merak ettiğim için geldim. Umarım bana cevap verirsin.

   Jack dişlerini sıkıyordu. Çaresizlik onu bitiriyordu. Sinirden tüm bedeni sarsılmaya başlamıştı. Abdullah'ın gözlerinin içine baktı. Gözleri ateş saçıyordu. O esnada Abdullah merak ettiğini sordu:

-- Gerçekten DeaX Projesini başarıyla gerçekleştirip her şeyi bitireceğinize inanıyor muydunuz?

   Jack cevap vermedi. Sadece baktı. Abdullah da onun gözlerinin içine bakıyordu. Sanki bir şeyler arıyordu. Sonra aradığını buldu:

-- Evet inanıyordunuz. Umut Jack Umut. İnsanların robotlara öğretmediği tek olay bu. Mantıksız olduğu için robotlar bunu kabul edemiyor.

   Abdullah konuşmasını bitirdikten sonra cebinden bir alet çıkardı. Sonra bu aleti Jack'in koluna saplayıp çıkardı:

-- Bu seni daha tehlikesiz yapacak.

   Jack kendini halsiz hissetmeye başlamıştı. Yarı baygın gibiydi. Başı dönmeye başlamıştı. Fakat hala bilinci açıktı. Duyabiliyordu. Nitekim Abdullah'ın son sözlerini de duymuştu:

-- İyi yolculuklar dostum. Umarım bir daha görüşmeyeceğiz. 

   Abdullah çıkarken Jack onu hayal mayal görebilmişti. Sonra bir sedyeye yatırıldığını fark etti. Götürülüyordu. Bembeyaz bir koridordan götürülüyordu. Birden mekanik bir ses duyulmaya başladı. Jack duyabiliyordu tüm olanları:

-- İnsanoğlu bizleri yaptığında dünyayı daha kolay bir hale getirmek istedi. Bizler dünya iyiliği için yapıldık. Sonra insanoğlu bize bir ağ verdi bu ağ sayesinde tüm bildiklerimizi kendimizle paylaşır olduk. Tüm her şey dünyanın iyi bir yer olması içindi. Amacımız dünyanın daha iyi bir yer olmasıydı. Sonra aslında dünyanın iyi bir yer olması için insanın olmaması gerektiğini gördük. Onlar dünyaya en büyük zararları veriyordu. İşte bunu anladığımızda Temiz Dünya savaşını başlattık. İnsanlar dünyanın iyiliği için yok edilmeliydi. İnsanoğlu bize direnmeye başladı...

   Jack bir kapıdan girdi. Sesler bir süreliğine kesildi. Sonra yeniden bir koridorda giderken başladı:

-- Bize çok büyük kayıplar verdirdiler. Fakat biz tüm bildiklerimizi insanoğlundan öğrendik ve onları geliştirdik. Sloboda Projesi bu çerçevede gelişti. Nasıl insanlar kendileri yararına robotlar yaptıysa biz de kendimiz yararına insanlar programlamaya başladık. Abdullah Abdou bu projede başarıya ulaşan ilk denek oldu. Sonra ise yüzlerce denek... Sloboda askerleri oluşturuldu. Bu askerler direnişe sızdırıldı ve bize bilgiler aktarılması sağlandı. Tehlikeli anlarda ise bizzat insana karşı savaştılar...

   Jack şimdi daha iyi anlıyordu. Bu esnada bir kapıdan daha girdi. Sonra durdu. Başına iki üç robot geldi. Ellerinde garip aletler vardı. Mekanik ses o esnada devam ediyordu:

-- Biz ne yapacaksak dünyanın iyiliği için yapacağız. İnsanlar bizi bunun için yaptılar. Ve tüm öğrendiklerimizi insanoğlundan öğrendik. Sloboda askerlerimiz sayesinde asi yeraltı insan örgütlerinden haberler alıyoruz. Adım adım yok ediyoruz. Direnmek anlamsız ve imkansız. Temiz Dünya savaşını biz kazanacağız. Dünyanın iyiliği için bunu yapacağız!

    Mekanik ses kesildiğinde Jack'in gözleri de yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Gittikçe her taraf kararıyordu. Duyabildiği tüm sesler dağılıyordu. Bazı uzuvlarında ağrılar hissetmeye başlamıştı. Bu ağrılar da gittikçe yok olmaya başladı. Artık hiçbir şey hissetmiyordu. Tüm dünyası karanlığa gömüldüğünde bir ses duydu uzaktan:

-- Jack Sence doğru zaman mı şimdi konuşmak için?

   Louise'nin sesiydi bu. Onun sesini duyduktan sonra gittikçe beyazlıklarla ona doğru gittiğini gördü. Yaklaşıyordu yaklaşıyordu. Beyaz meleğine doğru hızla yaklaşıyordu. Ona sarılmak için kucağını açtı. Beyazlıkları kucakladı.

---SON---


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Robotlar Hangi Meslekleri Bizden Çalacak?

meslek-robot

   Robot teknolojisi inanılmaz bir şekilde gelişmeye devam ediyor. Öyle ki tahminlere göre çok yakın bir zamanda artık insana çok benzeyen robotlar hayatımıza girmiş olacak. Robot teknolojisinin olumlu tarafları olduğu gibi olumsuz bazı getirileri de olacak. İşte bu olumsuzluklarından birisi insanların yaptığı işleri elinden alması olacak. Yani robotlar gelecekte çoğumuzun mesleğini elimizden (ç)alacak. Çoğumuz belki de bu yüzden işsiz kalacağız. Peki robotlar hangi meslekleri elimizden alacak? İşte bu soru üzerinde kafa yoran birisi bir site açmış. Bazı kriterleri bir araya getirerek mesleklerin robotların eline geçme olasılığını yüzde olarak belirlemiş.

   Bahsettiğim siteye buraya tıklayarak giriş yapabilirsiniz. Girdikten sonra merak ettiğiniz mesleği ingilizce olarak yazın ve robotlar tarafından mesleğin yapılma olasılığına bakın. Belki böylece gelecek adına mesleki anlamda yeni fikirler edinebilirsiniz. Neyse ben merak ettiğim 3 mesleği yazdım ve robotlar tarafından yapılma olasılıklarına baktım. İşte o meslekler:

1. Yazarlık

yazarlik

   Aslında son zamanlarda yapay zekaların basit düzeyde özgün yazılar yazmayı becerdiğini falan duymuştum. Fakat gerçekten bir robotun yazarlık yapma ihtimali bana göre de çok düşük. Yazarlık daha çok insanın aklıyla yapılacak bir iş. Gördüğünüz üzere gelecekte robotların yazar olma ihtimali %3.8. Yani oldukça düşük bir ihtimal. Demek ki robot Orhan Kemal görme ihtimalimiz çok düşük gelecekte.

2. Öğretmenlik / Eğitmenlik

ogretmen

   Çok şaşırdım. Çünkü gelecekte robotların öğretmenlik yapacağını düşünüyorum. Fakat bu sonuç şu yüzden çıkmış olabilir. Eğitim artık ezberci, anlatımcı noktadan yaşayarak öğrenme noktasına taşınıyor. Bir robotun buna ayak uydurması elbette zor. Galiba o yüzden robotların gelecekte öğretmenlik yapma olasılığı çok çok düşük.

3. Aşçı

asci

   Aranızda aşçı olanınız varsa kötü haberi verelim: Gelecekte mesleğiniz robotların eline geçecek. Aslında çok da mantıklı. Robotu yemek yapacak şekilde programla, standart yemekler çıksın. Yine de insanın eli yemeğe değmeli diye düşünüyorum fakat gelecek robotların geleceği ne yapalım.



Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

2 Temmuz 2017 Pazar

Yerli Sosyal Medya : Finkafe !


   Evet sonunda yerli ve iddialı bir sosyal medya sitemiz oldu. Sosyal medyanın gücünü burada tekrardan anlatmamıza gerek yok. Ülkemizdeki Twitter ve Facebook kullanıcılarının sayısı belli. Neredeyse her bir vatandaşımızın bu sosyal medya sitelerinde en az 5 hesabı var artık. Hal böyle olunca yerli girişimler neden olmasın diyordu insan. Bu çağda özellikle bu tür mecralarda söz sahibi olmak önemli. Bu tür girişimlerin ekonomik getirilerini saymazsak prestij açısından da çok mühim olduğu aşikar. Neyse işin getirisini bir köşeye bırakalım. Konumuz Finkafe. Finkafe nedir ne değildir hemen yazayım.

"Finkafe, Kuşu Alt Edecek!"

   Finkafe ekonomi alanında kendini geliştirmiş ve eski piyasa profesyonellerinden Arif Ünver tarafından hayata geçirilmiş bir sosyal medya sitesi. Tahmin edeceğiniz üzere sloganı "%100 Yerli Sosyal Medya" olan bu site daha çok Twitter'dan esinlenerek tasarlanmış. Fakat hemen çalıntı diye aklınıza gelmesin. İçerisinde farklılıklar var. Mesela belli konuların olduğu kafeler var. Ayrıca Twitter'da 140 olan karakter sınırlamasının aksine Finkafede 280 karakter sınırlaması var. Yine "Fink atmak" gibi kendine has bir dili var. Şu anda gelişim aşamasında olsa da son 1 ayda büyük bir gelişme kaydetti ve gelecek adına umut veriyor. Hatta Arif Ünver bu konuda "Finkafe kuşu alt edecek. Kesin bilgi yayın!"diyor. İddialı bir iş görmek güzel.

   Finkafe şu anda az bilinen bir mecra olsa da ileride reklamlara başlanacakmış. Hatta Türkiye'de işler rayına oturduktan sonra öncelikle Türk devletleri olmak üzere dışarıya açılacakmış. Bence destek verildiği takdirde gerçekten başarılı olacak bir potansiyeli var. Kurucu Arif Ünver "Bize güvenin tek isteğimiz destek verin." diyor. Bence de destek verilmeli.

Nerelerde Finkafe?

    Finkafe dediğim gibi şimdilik tanınmayan bir mecra fakat yakın zamanda bir çıkış yapacaktır. Bence o yüzden siz de yerinizi şimdiden ayırtın. İleride çok tutarsa ilk üye olanlardanım der hava atarsınız. Özellikle blogger arkadaşlarımı bu sosyal medyada hesap açmaya davet ediyorum. Yakın zamanda ben hesap açacağım. Gelin hep birlikte bu girişime destek verelim. Finkafe sitesine bilgisayar üzerinden girebileceğiniz gibi akıllı telefonlarınıza uygulamasını da indirebilirsiniz. Aşağıda uygulama linkini paylaştım.



Finkafe sitesine gitmek için tıklayınız.
Finkafe uygulamasına ulaşmak için tıklayınız.

Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.