Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Bir Çanakkale Gizemi : Kaybolan Tabur

norfolkolayı

    Çanakkale Savaşı tarihimizin en önemli olaylarından birisidir. I. Dünya Savaşı cephelerinden birisi olan Çanakkale'de öyle büyük bir mücadele verilmiş ki bugün bile bundan dersler çıkarmamak mümkün değil. Mustafa Kemal'in "Biz Anafartalar'da bir üniversite gömdük." cümlesi Çanakkale'deki acımasız savaşta kaybedilenleri anlamamızı sağlıyor. Çanakkale'deki savaşta sadece biz değil düşman askerleri de çok sayıda kayıp vermiştir. İşte bu kayıpların içinde öyle bir kayıp vardır ki şu gün bile gizemini koruyor. Bu yazımızda Çanakkale'de esrarengiz bir biçimde kaybolan Norfolk Alayı'nı yazacağız.

Mahşerden Yükselen Bulut

    İngiliz komutan Hamilton tecrübeli bir asker olduğu kadar ileri görüşlü birisiydi. Çanakkale'deki savaşın İngiltere adına hiç de iyi gitmediğini gördü. Yenilginin adım adım geldiğini gören Hamilton bunu engellemek için yeni birlikler istedi. İşte Norfolk Alayı'nın Çanakkale serüveni böyle başladı. 29 Temmuz 1915'te İngiltere'den gemilere bindirilen Norfolk askerleri 10 Ağustos günü Çanakkale mahşerine ulaştılar. 

    Norfolk Alayı Çanakkale'ye ulaştıktan kısa süre sonra savaşa dahil oldular. Komutan Hamilton bu taze kuvvete özellikle güveniyordu. Nitekim onları 12 Ağustos gecesi başlayacak ani bir gece baskınında kullanmaya karar verdi. Bu baskın çerçevesinde gerçekleştirilen bir iki öncü saldırı da Norfolk kuvvetleri bozguna uğramıştı. Bu bozgun neticesinde baskın istenildiği gibi gitmedi. Güneş doğmaya başladığında çatışma şiddetlendi. Türk kuvvetleri inanılmaz bir biçimde bu yeni kuvvetler karşısında üstün durumdaydı.

     Çatışmanın şiddetlendiği bir zaman diliminde 4. Norfolk taburu pek bir karşı saldırı görmeden tepeye ilerlemeye başladı. Hamilton bu olay üzerine umutlandı. Eğer bu tabur başarılı olursa işler değişebilirdi. Türk direnci kırılabilirdi. 267 Kişilik Norfolk taburu Yeni Zelanda sahra birliğinin gözü önünde tepeye tırmanıyordu. Tırmandıkları tepeyi somun biçimli bir bulut kaplamıştı. 267 Norfolk askeri tek tek bu buluta hücum ettiler. En son asker buluta girip gözden kaybolduğunda bulutta yükselmeye başladı. Bulut yükselip tepe açıldığında 267 askerden iz yoktu. 

Hamilton Anlatıyor

    Bu olay sadece olaya tanık olan sahra birliklerini şaşırtmamıştı komutan Hamilton'da şaşkındı. Olayı bir telgrafla İngiliz savaş bakanına anlattı:

ton-hamilton    "Savaş sırasında, 163. tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok garip bir şey meydana geldi... Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en güzel kısmı böyle başladı. Mücâdele, daha da kızışmıştı. Bu askerlerin çoğu, yaralı ve susuzluktan perişan bir haldeydiler. Bunlar, kampa ancak gece vakti geri dönebildiler. Fakat, Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiçbir haber alamadık.Ormanlık bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı. İçlerinden hiç biri geri dönmedi."

Tabura Ne Oldu?

    Şu gün bile kaybolan 267 Norfolk askerine ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Bir söylentiye göre 1918'de İngilizler işgalci devlet olarak Gelibolu'ya döndüğünde bir asker alanda gezi yaparken Norfolk askerlerine ait bir rozet buldu. Daha sonra araştırmalarında bir Türk köylüsünün kendi arazisinde bulduğu çok sayıda cesedi dereye attığını öğrendi. Peki eğer bu gerçekse Norfolk askerleri oraya nasıl gelmişti? Onlara ne olmuştu? 

    Kaybolan Norfolk taburunun gizemli hikayesi çoğu kitapta geniş yer bulmuştur. Askerlerin şu zamana kadar bulunamaması olayın gizeminin hala korunmasını sağlamıştır.

Konuyla İlgili Videomuz:




Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Nusrat "Çanakkale Oyunu"


   Aslında bu blog oyunları tanıtmak ve eleştirmek için kurulmuş bir blog değil.Lakin bunu da yazmasaydım olmazdı.Çünkü karşımızda öyle bir oyun var ki bizi gelecekte oyun sektörümüz açısından umutlandırıyor.

   Kendi kendime hep sormuşumdur.Kısa bir tarihi olan Amerika bile o kısa tarihiyle ilgili nice film ve oyun yaparken biz neden yapmıyoruz?Yoksa yapamıyor muyuz?Malum tarihimiz çok sayıda kahramanlıklara şahit oldu.Peki biz neden bu kahramanlıkları hakkıyla film veya oyun yapmıyoruz?Aslında bir kaç deneme olsa da sonu hep fiyasko.Bu fiyaskolar sonucu iyice bu konuda umudumu kesmişken Nusrat adlı oyunu gördüm.Aslında oyunu oynayana kadar pek umudum yoktu yine.Fakat oynayınca bu işin farklı ve kaliteli olduğunu gördüm.

NUSRAT Hakkında...

   Oyun Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hazırlanmış.Çanakkale Savaşlarının 100.yılı şerefine hazırlanan bir oyun.Doğal olarakta konu Çanakkale.Oyuna ilk girdiğiniz anda diğer Türk yapımı oyunlarına kıyasla kaliteli olduğunu hemen anlıyorsunuz.Grafikler gayet başarılı.Sesler o zamanın ruhunu yansıtıyor.Arada bir devreye giren kısa animasyon videolar sizi duygulandırıyor.Oyun tam manasıyla sizi o zamana götürüyor.

   Oyun ismine yaraşır bir şekilde başlıyor.İlk olarak Nusret mayın gemisiyle düşman ışıklarından saklanıp mayın döşüyorsunuz.Bunun sonucunda oyun gelişiyor.Oyunda 8 bölüm var.Her bölümün kendine has bir hikayesi var.Zaten bölüm isimlerine baktığınız an tarihle ilişkilendiriyorsunuz oyunu.
   Bu oyunda yeri geldiğinde Seyit Onbaşıyı yeri geldiğinde M.Kemal'i göreceksiniz.Oyun kontrolleri genel anlamda gayet başarılı yapılmış.Oyunu oynarken bu eziyet olmuyor ve sizi daha çok oyuna çekiyor.Benim hoşuma giden durumlardan birisi de ana ekranda Çanakkale şehitlerinin il il sayılarının bulunması oldu.Böylece bir bilinç uyandırmak gibi niyeti de var oyunun.

   Kısacası Nusrat oyunu bana göre kaliteli bir Çanakkale Destanı oyunu.Mutlaka oynamalısınız mutlaka destek vermelisiniz ki devamı gelsin bu tür oyunların.

Devamı Gelecek mi?

   Öncelikle bu tür oyunların çoğalması için mevcut oyunların iyi desteklenmesi ve tanıtılması gerekiyor.Nusrat oyununu Gençlik ve Spor Bakanlığı yapmış açıkcası bu bize devam konusunda umut ışığı olabilir.Bakanlık tarihsel olayların oyununu yapmak konusunda anlıyoruz ki bir güce sahip.O halde neden devamı gelmesin.Mesela İstanbul'un fethi,Kurtuluş savaşı,Lale devri vs. gibi olayların neden oyunu yapılmasın?Bakanlık bu işlere girişir mi?Bence girişebilir.Sonuçta Nusrat gibi bir oyunu yapmayı başaran bakanlık bunları da yapmak için yeterli altyapıya sahiptir.

   Ben devam konusunda ümitliyim.Bence gelecek zamanda tarihimizle ilişkili çok sayıda kaliteli oyunu görmeye başlayacağız.Artık Amerika tarzı kahramanlık oyun egomanyasının sonunu getirmek lazım.Kendi kahramanlıklarımızı anlatma zamanı.Yeni nesillere onları aşılama zamanı.


   Nusrat oyununu Google Play mağazasından indirebilirsiniz.





23 Nisan 2015 Perşembe

Mustafa Kemal'in Nasihatı


Bu yazı milliyet.com.tr sitesinden alınmıştır...

    Bugün dünyada eşi benzeri olmayan bayram 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm yurtta kutlanıyor. Peki bu günü dünya çocuklarına hediye eden Gazi Mustafa Kemal'in çocuklara nasihatleri neydi? İşte Atatürk, 23 Nisan bayramını armağan ettiği çocukların eğitimi konusunda şöyle yol gösteriyordu...

FARKLI FİKİRLERE SAYGI

    “Çoğu ailelerin öteden beri çok kötü bir alışkanlıkları var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar lâfa karışınca, sen büyüklerin konusuna karışma der, sustururlar. Artık çocuklarımızı düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da, başkalarının samimî düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız.” (Atatürk’ten Hatıralar, Hasan Rıza Soyak, Yapı Kredi Yayınları)

EN ÇOK HOŞUMA GİDEN HALLERİ

    Manevi kızı Ülkü’yle elinden geldiğince sık vakit geçiren Mustafa Kemal Atatürk çocuklar için “En çok hoşuma giden halleri riyakârlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları” diyordu.

Kaynak:  http://www.milliyet.com.tr/ataturk-un-cocuk-sevgisi-iste-gundem-2048524/

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!...

10 Kasım 2014 Pazartesi

M.Kemal'i Özlemle Anıyoruz



Büyük Atatürk Ölünce; Sene 1938, On Kasım...

İstanbul Üniversitesi'nde saat 9'u 5 geçenin acı haberi duyulmuş... Bir Alman profesör var, hukuk fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer: 
"Efendim, kararsızım.Acaba ne yapsam?" 
"Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa, onu yapın." 
İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak: 
"Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki..." der.


Özlemle Anıyoruz!..Ruhun Şad Olsun Büyük İnsan..