Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2018 Cuma

Ceket ve Giysi Dolaplarımız Akıllanıyor

ceket-akıllı

    Teknoloji hızla gelişmeye devam ederken günlük hayatımızda kullandığımız çok sayıda eşya bu gelişime adapte edilmeye çalışılıyor. Cep telefonlarımız, kol saatlerimiz, bilgisayarlarımız hatta beyaz eşyalarımız dahi artık gelişime ayak uydurarak akıllı hale geldiler. Tabii bu ilerleyişin bunlarla sınırlı kalmayacağını biliyorduk. Son olarak artık ceketlerimiz ve giysi dolaplarımız da akıllanmaya başladı. Bu yazımızda bundan bahsedeceğiz işte.

7 Ocak 2018 Pazar

Sanal Paraların Yükselişi Başladı mı?

para-sanal

    Evet evet bir ekonomi blogu değiliz. Fakat sanal dünya ile ilgili yazılar yazdığımızı biliyorsunuz. İşte buna güvenerek sanal para olayı hakkında yazmak istedik. Özellikle son birkaç yıldır iyice gündemde olan bu sanal paraların ucu nereye dayanacak? Bu sanal paralar bize gelecek hakkında ne söylüyor? İşte bunları kendi çapımızda cevaplamak istedik. Şimdiden uyaralım, dedik ya ekonomi blogu değiliz. Bu sanal paralar yükselir mi düşer mi? Almalı mı almamalı mı? Bu sorular bizi aşar. Bunlar için başka kaynaklara göz atmanızda yarar var.

10 Aralık 2017 Pazar

Akademik Camiayı Şaşırtan Kedi Chester

kedi-fizikci

    Basit bir soruyla başlayalım: Fizikçi kedi olur mu? Evet fizik ve yine evet kedi. Bu ikisi yan yana geldiğinde tek aklımıza gelen bütün kediler dört ayağının üstüne düşer kuralıdır belki de. Şimdi sıkı durun. Bu yazıyı okuduktan sonra akademik camianın içerisinde bulunan fizikçi bir kedinin varlığını öğrenmiş olacaksınız. Hem de makaleler yazan bir kedi. Hem de akademik camiada ismini duyurmuş bir kedi. Daha fazla uzatmayalım. Fizikçi kedimizin sırrı neymiş yazalım.

27 Ağustos 2017 Pazar

İdrardan Elektrik ve Şarj Üretmek

şarj-elektrik-idrar

    İnsanoğlu enerji üretimi konusunda her zaman alternatif arayışlarda bulunmuştur. Bu arayışlar çerçevesinde elektrik üretimi konusunda da farklı kaynaklar her zaman denenmiştir. Birazdan yazacağımız son başarılı deneme bizleri şaşırtacak düzeyde. Bu başarılı girişim bilimin ve teknolojinin ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

İdrardan Elektrik ve Şarj Üreten Cihazlar Yapıldı

    İngiltere'nin Bristol kentinde bilim insanları idrar ile çalışan iki cihaz üretmiş. Bu cihazlardan birisi idrar sayesinde elektrik üretirken diğeri şarj üretiyormuş. Şimdilik üretim kapasiteleri düşük miktarda olsa da bu kapasiteyi artırmak için çalışmalar yapılıyormuş. Cihazların içinde bulunan mikroorganizmalar şarj ve elektrik üretimini sağlıyormuş. Bu mikroorganizmalar idrarın içindeki bakteriler ile beslenip üretimi gerçekleştiriyormuş. Ne muhteşem değil mi?

    Bu gelişme bizlere 1995 yapımı Su Dünyası adlı bilimkurgu filmini hatırlattı. O filmde de denizci abimiz ufak teknesinde idrarını arıtıp temiz bir su elde ediyordu. Evet belki aynı bir gelişme değil fakat daha da iyisi. Bakalım ileride daha neler göreceğiz.



Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

28 Temmuz 2017 Cuma

Kablosuz Duygu Tespit Edici Cihazlar Geliyor

tespit-duygu

    İnsanoğlunun kendine has özelliklerinden birisidir duygular. Duygularımız sayesinde diğer canlı türlerinden ayrılabiliriz. Bilim duyguların üzerinde elbette sayısız araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmaların ışığında da çeşitli teknolojik gelişmeler de yaşanmıştır. Ancak birazdan okuyacağınız gelişme insan duygularını tespit etme anlamında bir devrim yaratabilir. Nitekim yakın bir zamanda çeşitli alanlarda insanların duygularını tespit etmek için kablosuz bir cihaz hayatımıza girecek gibi görünüyor.

Duyguları Tespit Etmek

    Etik olup olmadığı bir tarafa aslında insan duygularını tespit etmek için mevcut yöntemler var. Fakat bu yöntemler tahmin edeceğiniz üzere şüpheli sonuçlar veriyor. İşte Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışan araştırmacılar da bunu düşünmüş olacak ki duyguları tespit etmek için kablosuz bir cihaz geliştirmişler. Bu cihaz sayesinde gerçeğe yakın sonuçlar elde edilmiş. Daha önce duyguları tespit etmek amacıyla kullanılan yüz tanıma vs. yöntemlerden daha etkili olan bu kablosuz cihazın daha da geliştirilmesi bekleniyor.

    Şimdi diyeceksiniz ki iyi güzel söylüyorsunuz da neden insanların duygularını tespit edecek bir cihaz geliştiriyor ki araştırmacılar ne gerek var. Aslında günlük ortamlarda kullanılmadığı sürece böyle bir cihazın sıkıntı yaratacağını düşünmüyoruz. Bu türden cihazlar mesela polisler için işe yarayabilir. Sorgulamalarda insanların duygularına göre yalan söyleyip söylemedikleri anlaşılabilir. Yine günlük hayatın dışında çeşitli alanlarda kullanılabilir. Bakalım ileride bu duygu tespit edici cihazları nerelerde göreceğiz.

Yararlanılan Kaynak:



Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

(Görev: Hakimiyet) Bölüm: 7 "Yıkıntıların Arasındaki Casus" |Final|


Bölüm 6'yı Okumak İçin Tıklayınız!

-5 Yıl Önce-

    Önce bayıltıcı gaz verildi odasına sonra da kapısı açıldı. Direnmek anlamsızdı. Nitekim direnemedi hemencecik bayıldı. İçeriye mekanik sesleriyle robotlar girdi. Onu aldılar, sedyeye koydular. Şimdi upuzun bir koridordan geçiyorlardı. Her tarafta sağa sola giden bir şeylerle ilgilenen robotlar vardı. Bunlar dışarıda savaşanların aksine araştırma inceleme yapanlardandı. Dışarıdaki Temiz Dünya savaşına böyle destek veriyorlardı. Götürdükleri adamı yeni geliştirdikleri Sloboda Projesi için kullanacaklardı. Eğer bu proje başarılı olursa insan direnişini kırmak veya en azıyla onu kontrol edebilmek daha imkanlı bir hale gelecekti. 

   Upuzun koridor bitti. Şimdi ameliyathaneye giriş yaptılar. Doktor robotlar çoktan hazırlanmıştı. Onu sedyeden ameliyat masasına yatırdılar. Bu bilmem kaçıncı denekti kim bilir. Diğerleri pek iyi sonuçlar vermemişti. Fakat bu sefer farklıydı. Diğer deneklerde yaşanan başarısızlık iyi bir şekilde analiz edilmişti. Bu mutlaka başarılı olacaktı. Ama başarılı olmazsa da sıkıntı değildi. Daha üzerinde deneme yapılabilecek binlerce esir insan vardı. Masanın ucundaki mekanizmadan masada yatan kişi hakkında bilgiler okundu:

-- Abdullah Abdou. 20 Yaşında. Zeka seviyesi Pozitif. Beyin fonksiyonları Pozitif. Yüzeyde bir evde saklanırken bulundu. Ayağından yaralandı. Yaranın durumu inaktif. Sloboda Projesi için uygunluk derecesi maksimum.

   Ses kesilince doktor robotlar hemen çalışmaya başladılar. Önce yeterli düzeyde narkoz verdiler. Sonra dikkatli bir biçimde Abdullah'ın kafatasını açtılar. Beyine zarar vermeden ellerindeki organik proje çipini ona yerleştirdiler. Doktor robotların yanlarında bulunan ekranlarda tüm değerler olumlu düzeydeydi. Hiçbir aksilik yok gibiydi. Sonra olacakları takip etmek için kafatasını kapattılar. Tüm bunlar çok uzun bir süre zarfında gerçekleşmişti. Şimdi ameliyat bitmişti ve resmen Sloboda Projesi 685. denemesi başlamıştı.

    Abdullah ameliyattan uzun bir süre sonra gözlerini açtı. Gözleri farklı bakıyordu. Kafasının içi farklıydı. Öncesi yoktu, şimdi vardı. Tıpkı kendini bir robot gibi hissediyordu fakat insandı. Hem insan hem robot. Sloboda Projesini takip eden robotlar onu bir dizi incelemelere tabi tuttular. Hepsini geçti. Sonra proje aşamalarına geçildi. İlk olarak geçmişini yitirmiş Abdullah'a robot dünyasını ve amaçlarını anlattılar. İkinci aşamada insanlardan nefret etmesini ve onları düşman gibi görmesini sağladılar. Üçüncü aşamada onu iyi bir savaşçı gibi yetiştirdiler. Dördüncü aşamada görevini anlattılar: Aralarına sızacaksın, onlar gibi davranacaksın, onları yok etmeyeceksin ama zamanı geldiğinde bunu da yapacaksın! Beşinci yani son aşamada onun direnişe sızması için planlar yaptılar. Onunla yüzeyde insanların saklandığı bir yeri bastılar. Ortalığı ateşe verdiler. Her tarafı yıktılar. Ve sonunda Abdullah'ı geride bıraktılar yıkıntıların arasında. Abdullah'ı Jack'in onu bulacağı yerde bıraktılar.

-Şimdiki Zaman-

   Gözlerini açtığında her taraf bembeyazdı. Elleri ve ayakları bağlıydı. Biraz etrafı inceledi. Beyazlıkların ötesinde bir kapı vardı. Sağına ve soluna baktığında kendisinin bağlandığı yer gibi yerlerin olduğunu ama buraların boş olduğunu gördü. Birden kafasının içinde bir şeyler dönmeye başladı. Bir soru: Abdullah neden yaptın bunu? Kafasını yere doğru eğdi. Louise geldi aklına. Gözleri geldi gözünün önüne. Gülüşü geldi sonra da. Kendisi de gülümsedi. O esnada bir mermi uçup geldi. Louise'i aldı gözünün önünden. Yere yığılışını hatırladı, süzülen kanları, kendisine yürüyen ayakları. Bulsaydı oracıkta öldürürdü Abdullah'ı!

   Birden beyazlıkların ötesinden bir ses işitti. Kapı açıldı. İçeriye robot girsin diye beklerken Abdullah girdi. Hem elleri bağlı olmasa hem de neden yaptığını merak etmese üzerine atlardı oracıkta parçalardı. Abdullah donuk bir yüz ifadesiyle Jack'e yaklaştı. Onu baştan aşağıya süzdü. Sonra pek de isteksizce konuşmaya başladı:

-- Profesör ve o askerler için üzgün olduğumu söyleyemem. 

-- Ne yaptınız onlara seni adi herif!!

-- Yapmamız gerekeni. Burası Avrasya Karargahı Jack. Burada binlerce esir insan var. Onları deney için kullanıyoruz. Tıpkı insanların zamanında hayvanlara yaptığı gibi ve biz robotlara. 

-- Sen robot değilsin insansın!

-- Bedenim evet ama aklım hayır. Diyeceğim şu buradaki esir insanlar işimize yarıyor. Onları beslemek zorundayız. Ama onlar için en kıymetli yemek stoklarını harcayamayız her zaman değil mi? En uyumsuzları işimize yaramaz ama onlar bile bir kere de olsa işe yarar. Anlarsın ya uyumsuzlarla uyumlu olacakları besle. Profesöre ve askerlere olan tam da bu.

   Jack beyninden vurulmuşa dönmüştü.  Karşısındaki adam ona tam da yamyamlığı anlatıyordu. Profesör ve General Mustafa aklına geldi. İçinde garip bir acı hissetti. Onların çığlıklarını duyar gibi oldu. Kendisini bu acıdan uyandıran yine Abdullah oldu:

-- Evet aslında seni sona bırakmak benim fikrimdi. Tüm olanlara rağmen nedenleri bilmek istiyorsun. Bunu senden saklayamazdım. Fakat olanları ve olacakları ben anlatmayacağım. Yolda sonuna doğru giderken hepsini dinleyeceksin. Mekanik ses sen ölüp parçalara ayrılmadan önce anlatmayı bitirmiş olacak. Aslında buraya sadece bir şeyi merak ettiğim için geldim. Umarım bana cevap verirsin.

   Jack dişlerini sıkıyordu. Çaresizlik onu bitiriyordu. Sinirden tüm bedeni sarsılmaya başlamıştı. Abdullah'ın gözlerinin içine baktı. Gözleri ateş saçıyordu. O esnada Abdullah merak ettiğini sordu:

-- Gerçekten DeaX Projesini başarıyla gerçekleştirip her şeyi bitireceğinize inanıyor muydunuz?

   Jack cevap vermedi. Sadece baktı. Abdullah da onun gözlerinin içine bakıyordu. Sanki bir şeyler arıyordu. Sonra aradığını buldu:

-- Evet inanıyordunuz. Umut Jack Umut. İnsanların robotlara öğretmediği tek olay bu. Mantıksız olduğu için robotlar bunu kabul edemiyor.

   Abdullah konuşmasını bitirdikten sonra cebinden bir alet çıkardı. Sonra bu aleti Jack'in koluna saplayıp çıkardı:

-- Bu seni daha tehlikesiz yapacak.

   Jack kendini halsiz hissetmeye başlamıştı. Yarı baygın gibiydi. Başı dönmeye başlamıştı. Fakat hala bilinci açıktı. Duyabiliyordu. Nitekim Abdullah'ın son sözlerini de duymuştu:

-- İyi yolculuklar dostum. Umarım bir daha görüşmeyeceğiz. 

   Abdullah çıkarken Jack onu hayal mayal görebilmişti. Sonra bir sedyeye yatırıldığını fark etti. Götürülüyordu. Bembeyaz bir koridordan götürülüyordu. Birden mekanik bir ses duyulmaya başladı. Jack duyabiliyordu tüm olanları:

-- İnsanoğlu bizleri yaptığında dünyayı daha kolay bir hale getirmek istedi. Bizler dünya iyiliği için yapıldık. Sonra insanoğlu bize bir ağ verdi bu ağ sayesinde tüm bildiklerimizi kendimizle paylaşır olduk. Tüm her şey dünyanın iyi bir yer olması içindi. Amacımız dünyanın daha iyi bir yer olmasıydı. Sonra aslında dünyanın iyi bir yer olması için insanın olmaması gerektiğini gördük. Onlar dünyaya en büyük zararları veriyordu. İşte bunu anladığımızda Temiz Dünya savaşını başlattık. İnsanlar dünyanın iyiliği için yok edilmeliydi. İnsanoğlu bize direnmeye başladı...

   Jack bir kapıdan girdi. Sesler bir süreliğine kesildi. Sonra yeniden bir koridorda giderken başladı:

-- Bize çok büyük kayıplar verdirdiler. Fakat biz tüm bildiklerimizi insanoğlundan öğrendik ve onları geliştirdik. Sloboda Projesi bu çerçevede gelişti. Nasıl insanlar kendileri yararına robotlar yaptıysa biz de kendimiz yararına insanlar programlamaya başladık. Abdullah Abdou bu projede başarıya ulaşan ilk denek oldu. Sonra ise yüzlerce denek... Sloboda askerleri oluşturuldu. Bu askerler direnişe sızdırıldı ve bize bilgiler aktarılması sağlandı. Tehlikeli anlarda ise bizzat insana karşı savaştılar...

   Jack şimdi daha iyi anlıyordu. Bu esnada bir kapıdan daha girdi. Sonra durdu. Başına iki üç robot geldi. Ellerinde garip aletler vardı. Mekanik ses o esnada devam ediyordu:

-- Biz ne yapacaksak dünyanın iyiliği için yapacağız. İnsanlar bizi bunun için yaptılar. Ve tüm öğrendiklerimizi insanoğlundan öğrendik. Sloboda askerlerimiz sayesinde asi yeraltı insan örgütlerinden haberler alıyoruz. Adım adım yok ediyoruz. Direnmek anlamsız ve imkansız. Temiz Dünya savaşını biz kazanacağız. Dünyanın iyiliği için bunu yapacağız!

    Mekanik ses kesildiğinde Jack'in gözleri de yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Gittikçe her taraf kararıyordu. Duyabildiği tüm sesler dağılıyordu. Bazı uzuvlarında ağrılar hissetmeye başlamıştı. Bu ağrılar da gittikçe yok olmaya başladı. Artık hiçbir şey hissetmiyordu. Tüm dünyası karanlığa gömüldüğünde bir ses duydu uzaktan:

-- Jack Sence doğru zaman mı şimdi konuşmak için?

   Louise'nin sesiydi bu. Onun sesini duyduktan sonra gittikçe beyazlıklarla ona doğru gittiğini gördü. Yaklaşıyordu yaklaşıyordu. Beyaz meleğine doğru hızla yaklaşıyordu. Ona sarılmak için kucağını açtı. Beyazlıkları kucakladı.

---SON---


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

14 Haziran 2017 Çarşamba

İki Yüzyıl Önce Deliydik

deliydik-hepimiz

    Psikoloji, 19. yüzyılda Freud ile birlikte gelişmiş bir bilim dalı. Elbette 19. yüzyıldan öncesi de var. Psikolojinin karanlık tarafı olarak görmek gerekiyor bu dönemi. Çünkü ciddi manada korkunç tedavi yöntemleri kullanılıyordu.

    Gerçi çok öncesine gitmeye de gerek yok. Bundan 17 yıl öncesine kadar eşcinsellik hastalık olarak görülüyordu. Hatta ve hatta çok korkunç deneylere maruz kaldı bu insanlar. "Normal olmak isteği" doğrultusunda elbette ki. Neyse ki Dünya Sağlık Örgütü 1990 yılında eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkardı.

    Freud'dan önce, psikolojik hastalıklar en başta şizofreni gibi çok ağır olanları ciddi manada dehşet verici şekilde sözde tedavi ediliyordu. Freud aslında içebakışçı yöntemle bilhassa hipnoz yöntemi ile psikoloji alanında çağ açtı. Ki zaten ondan sonra gelecek olanlar da onu referans alarak çalışmalarını devam ettirdiler. İşte öyle büyük bir insan <3

    Bu yazımda delilik kavramını ve bakış açımızı değiştirmek adına bir şeyler söylemek istiyorum. Çünkü psikoloğa giden ya da psikiyatriste giden insanlara potansiyel deli olarak bakmak, bunu ifade etmesek de bir düşünce olarak beynimizin bir köşesinde bulunması kaçınılmaz oluyor.

    İki yüz yıl öncesinde bu tür rahatsızlıklar elektrik şokları gibi değişik metotlarla, yani İNSANI İNSAN YERİNE KOYMAYAN yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılıyordu. Ben şimdi size aslında hepimizin anksiyetesi var, bipolar bozukluğa yatkınlığı var desem? Kendinizi deli yerine koyabilir misiniz? "Hayır değilim, imkanı yok" mu?

    Hepimiz kaygılanıyoruz, hepimiz depresyona giriyoruz kimi dönemler. Bazen travmalar geçiriyoruz, bunların etkilerini içimizde barındırıyoruz. Bazen onları unutuyoruz. Yani tahmin edemeyeceğimiz şeyleri barındırıyoruz içimizde şu yaşımıza gelene kadar. Yaşadığımız her olay insan için "normal" olan şeyler fakat bazı insanlar bunu normalin dışında yaşadıkları için delirmiş mi oluyorlar? Bizim bile potansiyel hasta olduğumuz şu dünyada o insanlara başka isimler takarak hitap etmek ne derece doğru olabilir? Çok sevdiğim bir empati yöntemi var: Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma! İş tam olarak burada bitiyor olsa gerek.

    Gelişen bilim, yapılmış olan deneyler ve sonuçları bizlere göstermeli ki hiçbir insan deli değil. Bu iki yüz yıl öncesinden kalma bir bakış açısından ibaret. İnsanlar bir şeyler yaşarlar ve eğer yaşadıkları normalin dışında ise tedavisini görürler. Bu onları yargılamamızı gerektirmez yani. Gerçi kimseyi yargılamamız gerekmez. Böyle bir hakkımız da yok.

    "Deli" kelimesi her ne kadar TDK tanımıyla "1. sıfat Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun" anlamına gelse de kullanılması hoş bir kelime değil. Küfür gibi bakabiliriz. Kimi küfürler o insan hakkında tam karşılığını verse de nasıl ki söylenmesi hoş değil, bu da öyle. Bazı kelimeler anlamlarının dışında anlam barındırırlar. Kulağa hoş gelmemeleri gibi mesela. Özellikle insan o kelimeye karşı kompleks barındırıyorsa iş daha da kötü. Kompleks, Jung'un ortaya koyduğu bir kavram. Kişinin bir kelimeye karşı anlamlı anlamsız birden çok kelimeyi, duyguyu içinde barındırması. Örneğin kaza kelimesi, kişi eğer geçmişte bir kaza sonucu annesini kaybettiyse artık duyduğu her "kaza" kelimesinde annesine olan özlem, sevgi, acı duygularını içine çekecek. Ve daha birçok şeyi. Belki o kazada annesine çarpan arabanın markası, o an burnuna gelen bir ıhlamur kokusu aklınıza ne gelirse artık. Yaşadığımız şeylere "alıştığımız" için o şeyleri yaşarken düşünmüyoruz. Eğer beş duyu organımızdan aldığımız her duyumun üzerine düşünsek hayatımızı yaşamamız imkansızlaşırdı. Bu alışanlıklar doğaya uyum sağlamamızı kolaylaştırıyor. Fakat o uyum sağlama sırasında yaşadığımız kötü bir olay heeer ayrıntıyı tek tek hatırlamamıza ve onlar üzerine "kompleks" geliştirmemize neden olabiliyor. Gerçekten kimsenin yaşamak istemeyeceği bir şey bu. (Jung hakkında daha fazlası için: https://www.guncelpsikoloji.net/kisilik-kuramlari/jungun-ogretileri-analitik-psikoloji-nedir-h6216.html)

    Aslında size söylemek istediğim şey "deli" kelimesinden ziyade her kelime üzerine biraz olsun düşünmek. Karşımızdakine nasıl bir etki yapacağı konusunda. Çünkü her kelime çok hassas yerlere çıkabiliyor. Jung'a katılıyorum bu noktada.

Psikoloji, içinde barındırdığı her konuda(yazarken tedirgin oldum :D) insana olan hassasiyetini ortaya koyuyor. Sanırım dikkate almamız gereken birçok şey var.
Diğer yazılarda buluşmak umuduyla o zaman.. :')

Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

7 Mayıs 2017 Pazar

Sizleri Şaşırtacak 3 Bilimsel Gelişme

bilim-ilginc

   Bilim hayatımızın her noktasında kendisini göstermeye devam ediyor. Uzun yıllardır ülkemizde hak ettiği değeri göremese de dünyanın çeşitli yerlerinde hala en hakiki mürşit bilimdir. Bu doğrultuda bilim insanları hayatımızı kolaylaştıracak ve meraklarımızı giderecek bilimsel çalışmalarına devam ediyorlar. İşte son yıllarda gerçekleştirilen bu çalışmalardan sizleri şaşırtacağını düşündüğüm 3 adet gelişmeyi yazmak istedim. Bu gelişmeler hem ilginç hem de gerçekten mükemmel. Ayrıca bilimin ne noktalarda olduğunu göstermek açısından da birer örnek. Fazla uzatmadan sizleri şaşırtacak 3 bilimsel gelişmenin ne olduğunu yazayım.

1. Vejeteryenler Et Yiyebilecek (mi)

etlaborutvur

   Aslında vejeteryenler çeşitli sebeplerden et yemiyor. Ama en genel sebeplerden birisi bu etlerin bir canlıya ait olması. İşte bilim insanları buna bir çözüm bulmak istemişler. Sadece buna da değil dünya nüfusunun çoğalmasıyla oluşacak et yetersizliğini de çözmek istemişler. Hiçbir hayvanı kesmeden et elde etmeye yönelik çalışmalar yapılıyor. Laboratuvar ortamında hayvanlardan alınan kök hücreler kullanılarak et üretiliyor. Şimdilik bu üretim istenilen seviyede olmasa da geliştirmek için çalışmalar devam ediyor. Anlayacağınız ileride sofralarımızda laboratuvar ortamında yetiştirilmiş etler görebiliriz. Sağlıklı olur mu olmaz mı orasını bilemem tabii. Ama her geçen gün artan dünya nüfusunu beslemek için bu tür çözümlere ihtiyaç var değil mi?

2. Çok Erken Doğumlara Yeni Umut: Yapay Rahim

rahim-yapay

  Çeşitli sebeplerle gerçekleşen çok erken doğan bebeklerin ne yazık ki çoğu hayatını kaybediyor. Hayatta kalanların çoğu ise engelli oluyor. İşte bilim insanları bu duruma da çözüm üretmek istiyorlar. Buna yönelik ilk elle tutulur girişim ise çok yakın bir zamanda başarıyla sonuçlandı. Bilim insanları beklenenden erken doğan kuzuları yapay rahim ortamına benzer plastik bir kesenin içinde yaşatmayı başardı. Yapay rahim diyebileceğimiz bu gelişmenin 5 yıl içerisinde insanlar üzerinde kullanılması bekleniyor. Ayrıca 10 yıl içinde de kullanıma sokulması planlanıyor. Görünüşe göre erken doğumlar yakın bir zamanda insanlar için bir sorun olmaktan çıkabilecek.

3. Mars'da Tarım Yapmak

tarım-mars

   Kulağa ne kadar imkansız gibi gelse de bilim bunun üzerine de çalışmalarını yürütüyor. Bilindiği üzere yakın gelecekte insanoğlu Mars gezegenine bir koloni yollayıp yerleşmeyi düşünüyor. Bu koloni oraya giderken yanında bir miktar yiyecek götürecek. Peki ya sonra? İşte bunun için Mars gezegeninde bir şekilde ürün yetiştirmeleri gerekecek. Hollandalı bilim insanları bunu düşünerek Mars toprağına benzer bir toprak üzerinde ürün yetiştirmeye çalıştı. Ve sonuç başarılı! Toprakta yetişen ürünlerin bünyesinde sağlığa zararlı maddelere rastlanmadı. Bu deney ileride Mars'taki dostlarımız için hayati değere sahip olabilir.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

24 Şubat 2017 Cuma

(Görev: Hakimiyet) Bölüm: 4 "Hedef Avrasya!"

avrasya

Bölüm 3'ü Okumak İçin Tıklayınız!

-- Bunu düşünmek bile tamamen delilik! Bakın zaten buraya gelerek ölüm fermanımı imzalamış oldum. Bırakın gideyim ve şansımı deneyeyim. Dışarıda yaşamak için daha çok şansım var.

   Profesör bunları söylerken odada bulunan direnişçiler çıldırmak üzereydi. Profesör tam bir korkak gibi davranıyordu. Onu ikna etmek için belki de saatlerdir dil döküyorlardı. Jack çıldıranların arasındaydı. Dayanamadı konuştu:

-- Bir yolunu biliyorsunuz fakat neden yardım etmiyorsunuz. Tüm bu olanları bitirebiliriz. Tüm bu yaşananlara son verebiliriz. Robotları yenebiliriz. 

-- Bunlar sadece hayal. Onları yenemezsiniz. Yaşananlara son veremezsiniz. Her şey bitti.

-- Bunu nasıl söylersin! Daha düne kadar dışarıda yaşıyordun. Onlardan kaçmayı başarıyordun. Demek hala bir umut var. Onların zayıf noktalarını biliyorsun. Sistemlerini biliyorsun.

-- Evet. Ama bu bir şeyi değiştirmez. Benim dışarıda yaşamayı başarmam günü kurtarmaktan öteye gidemez. Dünyayı kurtarmaya yetmez.

-- Sen bir korkaksın. Evet korkaksın. Bunu anladım!

-- Korkak ha! Bana bakın bayım. Gözlerime bakın. Bu gözlerin neler gördüğünü  tahmin bile edemezsin. Bakın! Bu gözler karımın ve çocuklarımın vahşice ölümünü gördü. Onların infazlarına şahit oldu. Daha 5 yaşındaki küçük kızımın göğsüne giren mermiyi gördü. Yere yığılışını, yerde can çekişini gördü. Korkak ha!.. Onları kurtarmak için çırpındım. Bu korkakça bir hareket değil bence...

   Profesör kafasını öne eğdi. Odadaki herkes susmuştu. Jack söylediğine pişman olmuştu. Bir an Louise ile göz göze geldi. O esnada profesör ayağa kalktı. Şimdi tüm gözler profesörün üzerindeydi. Jack profesöre yaklaştı. Onu mutlaka ikna etmek zorundaydı. Nitekim profesör son şansları olabilirdi. Brüksel direnişi çökmüştü. Komutan Markov'un birlikleri yenilmişti. Robotlar adım adım ilerliyorlardı. Jack tüm bunları düşünerek konuşmaya başladı:

-- Belki de bizim için değil. Kızınız için yaparsınız bunu. Kızınızın intikamını almak istersiniz. Onunla birlikte her gün ölen daha küçük kızların dahası bebeklerin intikamı. Bakın profesör siz yardım edin veya etmeyin biz savaşmaya devam edeceğiz. Öleceğimizi bilsek bile bunu yapacağız. Çünkü hayatlarımızı geri istiyoruz. Ve çok küçücük bir umut olsa dahi buna sarılıyoruz. Çocuklarımızın ölmeyeceği bir dünyanın umudu bu...

   Jack bunları söyledikten sonra odadan çıkmak için yavaş yavaş kapıya yürüdü. Arkasında ise Abdullah ve Louise vardı. Tam kapıya gelmişlerdi ki profesör konuştu:

-- DeaX Projesi...RoboNet- X üzerindeki anormallikleri fark edince tasarladım. Tüm ağı kapatmaya yarıyor. Fakat yarım kaldı. Daha doğrusu kontrolü kaybettik...

   Jack hızla geri döndü. Odadaki herkes şimdi profesöre kulak vermişti. Bir çıt bile çıkmıyordu. Profesör ise Jack'e bakarak konuşuyordu:

-- Haklısın yıllarca kaçtım. Korkakça kaçtım. Her gece uyuduğumda karım ve çocuklarım geliyor gözümün önüne. Kızımın çırpınışı geliyor... Onun için savaşacağım. Onu gerçekten kurtarmak için. Daha rahat uyuması için... Eğer bana bilgisayar verirseniz DeaX'ın son kodlamasını yapabilirim. Ve eğer şanslıysak sistemi çökertebiliriz. 

-- Elbette size istediğiniz bilgisayarı veririz. Fakat RoboNet- X ağına nasıl erişeceksiniz. İnternet yok.

-- Şanslıysak dedim zaten. Bunu elle yapmamız gerekecek. Gerekli programı çipe yükleyeceğim. Ve bu çipi merkez sisteme takmamız gerekecek.

   Şimdi herkes birbirine bakıyordu. Gerçekten de bu çok zor bir işti. Robotların ana karargahına gitmek ölüme gitmekle aynı anlama geliyordu. Fakat başka çaresi yoktu. Bunu yapmak zorundaydılar. Jack kafasını kaşıdı. En yakın merkezi düşündü. Kendisi düşünürken profesör bu düşüncesine cevap verdi:

-- Avrasya karargahı. Orası şu anda bize en yakın olan ana merkezlerden. Avrupa ve Asya robot ordularının ortak merkezi. Zamanında bizzat çalıştım orada. Yani bir bakıma avantajlıyız. Eğer içeri girebilirsek bu işi halledebilirim. Ve orası eskisi gibiyse içeri girmek için bir şeyler yapabilirim.

   Odadaki herkesin yüzünde ufak bir mutluluk belirmişti. Umut gittikçe büyüyordu. Jack'de bunu daha çok körüklemek istiyordu:

-- Avrasya karargahı İstanbul'da köprünün diğer tarafında. Bundan 3 sene evvel oraya kadar uzanan tünelimiz vardı. Robotlar keşfetti ve yok etti. Fakat Çatalca'ya kadar bir tünelimiz gidiyor. Tehlikeli ama oradan sonrasını yüzeyden devam edebiliriz. Köprüyü geçebiliriz.

   Bu esnada Abdullah konuşmaya başladı:

-- Tabii köprü hala duruyorsa. En son gitmemizin üzerinden oldukça uzun bir zaman geçti. 

   Jack gülümseyerek cevap verdi:

-- Köprüyü yıkacaklarını sanmam. Üzerinden geçmek imkansız olabilir ama. Bir yolunu düşünmeliyiz. Mutlaka bir yolunu buluruz oraya kadar ulaşırsak.

   Odadaki herkes Jack'i onaylamıştı. Direniş için şimdi gerçekten bir umut belirmişti. Çok kısa süre sonra toplantı bitti. Profesör çalışmalarına başladı. Jack ve adamları ise yolculuk için hazırlıklara başlamıştı. Sadece onlar da değil. Merkezde bulunan eli silahlı direnişçilerin hemen hepsi hazırlıklara başlamıştı. Bu direnişçilerin yarısı burada savunmada kalacaktı. Diğer yarısı ise profesöre katılıp Avrasya karargahına doğru yola koyulacaktı. Hepsi heyecanlıydı. Yıllardan beri savunma yapıyorlardı. Şimdi ise saldıracaklardı. Kendilerini yok etmeye çalışanlara karşı saldıracaklardı. Belki küçük bir ihtimal onları yeneceklerdi...

 Bölüm: 5 "Uzun Yol"

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.