Kutlama/Başsağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kutlama/Başsağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

Yeşilçamın Ayrılmaz İkilisi: Zeki ve Metin




   Yeşilçam hakkında yazılarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.Bugünkü yazımın konusunu acı bir haberle belirledim.Ne yazık ki yeşilçamın usta oyuncusu Zeki Alasya'yı kaybettik.Onu hep gülümsemelerle hatırlayacağız.Mekanı cennet olsun.

   Yeşilçam nice oyuncu gördü ve nice başarılı film gördü.Ama bir zaman geldi ki yeşilçamın gövdesinden muhteşem,komik ve ayrılmaz bir ikili çıktı.Aslında hayat adeta onları birleştirmek için yazılmıştı.Öyle ki babaları dahi aynı firmada görev yapan iki yakın arkadaştı.Onlarda bu vesileyle dost oldular hatta birbirlerine can yoldaşı oldular.Zamanla tiyatro ile başlayan maceralarına Yeşilçam ile devam ettiler.Yeşilçamda öyle güzel işlere imza attılar ki halkın gönlüne taht kurdular.Unutulmaz bir ikili oldular.Tahmin edeceğiniz üzere bu ikili Zeki ve Metin...

   Metin Akpınar profesyonel anlamda tiyatroya 1964 yılında başlamıştı.Zeki Alasya ise 1959 yılında tiyatroya adım atmıştı.Bu ikilinin birlikte olması ve halk tarafından tanınması ise kurdukları Devekuşu Kabare Tiyatrosu ile mümkün olmuştur.Devekuşu Kabare Zeki ve Metin dışında Haldun Taner ve Ahmet Gülhan öncülüğünde 1967 yılında İstanbul'da kurulmuştur.Politik mizahın sıkça bulunduğu oyunlarla sık sık gündeme gelmiştir bu tiyatro.Bunun dışında halk tarafından sevilmesi de bu oyunlar sayesinde olmuştur.1978 Yılında Devekuşu Kabare kurucuları arasında ayrılıklar yaşandı ve sonuç olarak tiyatro Zeki ve Metin ikilisinin kontrolüne geçti.Bundan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu güçlenerek yoluna devam etmiş ve en üst noktaya kadar başarısını sürdürmüştür.

    1992 Yılında faaliyetlerine son veren Devekuşu Kabare Tiyatrosunun en bilindik ve en sevilen oyunları ise şunlardır: Deliler,Yasaklar,Dün Bugün,Reklamlar ve Aşk Olsun'dur.Bunların dışında tiyatronun Geceler adlı oyunu çok müstehcen bulunduğu için sahnelense de video,ses kayıtları sonraları imha edilmiş ve günümüze ulaşamamıştır.

   Her ne kadar Zeki ve Metin ikilisinin çıkışı tiyatro ile gerçekleşse de şöhrete ulaşmaları Yeşilçam sayesinde olmuştur.1970 ve 1990 yılları arasında çevirdikleri filmler onların şöhrete ulaşmasına katkılar sağlamıştır.

   Zeki ve Metin'in en unutulmaz filmleri ise şunlardır: Köyden İndim Şehire,Mavi Boncuk,Salak Milyoner,Mirasyediler(1974) Beş Milyoncuk Borç Verir Misin,Güler Misin Ağlar Mısın,Nereden Çıktı Bu Velet(1975) Hasip İle Nasip,Her Gönülde Bir Aslan Yatar,Nereye Bakıyor Bu Adamlar(1976) Aslan Bacanak,Sivri Akıllılar(1977) Petrol Kralları(1978) Vay Başımıza Gelenler(1979) Şaka Yapma(1981) Baş Belası(1982) Davetsiz Misafir(1983) Rus Gelin(2002)



HİÇ AYRILDILAR MI?

   Zeki ve Metin ikilisi hakkında sık sık ayrıldılar kavga ettiler gibi haberler yapıldı.Metin Akpınar bu tür iddialara şu cevabı vermiştir "Ben Zeki ile tartışırım fakat kavga etmem." Zeki Alasya'nın vefatından sonra Metin Akpınar'ın şu sözleri bu kavga iddialarına sitem tarzındaydı "Zeki benim diğer yarımdı.Diğer yarımı kaybettim.Büyük bir insanı kaybettik."

   Zeki ve Metin ikilisi halkın gönlünde nesiller boyu yaşamaya devam edecek.Onlar şimdiye kadar hiç ayrılmadılar ve bundan sonra da hiç ayrılmayacaklar.


23 Nisan 2015 Perşembe

Mustafa Kemal'in Nasihatı


Bu yazı milliyet.com.tr sitesinden alınmıştır...

    Bugün dünyada eşi benzeri olmayan bayram 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm yurtta kutlanıyor. Peki bu günü dünya çocuklarına hediye eden Gazi Mustafa Kemal'in çocuklara nasihatleri neydi? İşte Atatürk, 23 Nisan bayramını armağan ettiği çocukların eğitimi konusunda şöyle yol gösteriyordu...

FARKLI FİKİRLERE SAYGI

    “Çoğu ailelerin öteden beri çok kötü bir alışkanlıkları var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar lâfa karışınca, sen büyüklerin konusuna karışma der, sustururlar. Artık çocuklarımızı düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da, başkalarının samimî düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız.” (Atatürk’ten Hatıralar, Hasan Rıza Soyak, Yapı Kredi Yayınları)

EN ÇOK HOŞUMA GİDEN HALLERİ

    Manevi kızı Ülkü’yle elinden geldiğince sık vakit geçiren Mustafa Kemal Atatürk çocuklar için “En çok hoşuma giden halleri riyakârlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları” diyordu.

Kaynak:  http://www.milliyet.com.tr/ataturk-un-cocuk-sevgisi-iste-gundem-2048524/

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!...

Regaip Kandilinde Neler Yapılmalı?


Bu yazı Ahaber.com.tr sitesinden ALINMIŞTIR..

REGAİB KANDİLİ'NDE NELER YAPILMALI? 

    Kelime olarak regâib, "çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan" mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: "Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece" mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kur'ân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah'a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)'e salât ü selâmlar getirilmeli; O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

5. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

6. Mü'minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

7. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 8. Kişi kendine ve diğer Mü'min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

9. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

10. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

11. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va'z ü nasihat dinlenmeli;

12. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

13. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk'a niyazda bulunulmalı.

14. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

REGAİB GECESİNİN FAZİLETLERİ:

    Peygamberimiz'in mevlid-i şerif olan kutlu doğumuyla yeryüzü nasıl küfür ve cehaletin karanlıklarından kurtulup büyük bir mutluluğa boğulduysa, onun dünyayı teşriflerinin ilk basamağı sayılabilecek bu Reğâib gecesini de bütün kainat alkışlamış, coşkun bir sevinçle ayakta karşılamıştır. Üç ayların ilki olan Receb-i şerif girdiğinde "Allahım, hakkımızda Receb ve Şa'ban ayını mübarek kıl, bizleri Ramazan ayına ulaştır."[26] diye dua eden Allah Rasûlü'nün bu hadis-i şeriflerinden istinbat edilen yoruma göre: Receb ayının, hassaten mânen çok bereketli olan bu Reğâib gecesinin bir özelliği de mübarek Ramazan ayının ilk habercisi olmasıdır. Reğâib gecesi böyle dua etmek bir sünnet-i nebeviyeyi, bir peygamber münacaatını taklit ve takip olacaktır.

REGAİB KANDİLİNİ NASIL GEÇİRMELİYİZ?

1. Kur'an-ı Kerim okuyarak,

2. Peygamberimiz ( a.s.m)'ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,

3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,

4. Allah rızası için namaz kılarak,

5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,

6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek,

7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,

8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,

9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,

10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,

11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz.


REGAİB KANDİLİ NAMAZI NASIL KILINIR?

    Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek'attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:Her rek'atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek'atta bir selam verilerek 12 rek'at tamamlanır. On ikinci rek'at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere " Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi" denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere " subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi" denir.

    Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere "Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta'lemü" dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere " subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi" dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir.

Kaynak: http://www.ahaber.com.tr/din/2015/04/23/regaip-kandilinde-neler-yapilmali

2 Ocak 2015 Cuma

Mevlid Kandilimiz Mübarek Olsun


   Mevlid kelimesinde "doğum" mânası vardır. Kandil kelimesinde de, belli günlerde yakılan aydınlık anlamı mevcuttur. İkisini bir araya getirip de Mevlid Kandili dediğimizde, Resûlüllah (asv)'ın doğum gecesinde minarelerde yakılan kandiller hâtıra gelmektedir. Müslümanlar, her sene Rebiü'l-evvel ayının on ikinci gecesine giriş teşkil eden geceyi dinî merasimlerle ihyâ eder, farklı bir huzur ve neş'eyle tes'id etme titizliği gösterirler. Kandillerle donatılan camiler bu niyetle dolar, taşar...
   Müslümanlar bu geceyi, hem kendi açılarından, hem de çocukları açısından düşünürler. Kendi açılarından düşünürken ibâdetleri, çevredeki konu komşuya yardımları, çeşitli iyilikleri hatırlar, farklı bir yardım anlayışında olurlar. Çocukları açısından ise, çok dikkatli olurlar. Mâsum dimağlarda gecenin güzel bir hatıra olarak kalmasını temin edecek çarelere başvururlar. Nitekim o günde çocukların sevineceği şeyler alırlar, hoşlarına gidecek sohbetler tertip ederler, gecenin, zihinlerinde tatlı bir hâtıra olarak kalmasını temin ederler.

Mevlidin dinimizdeki yeri nedir?
   Mevlid Peygamberimizden (a.s.m.) üç dört asır sonra icad edilen İslâmî bir âdet olmakla birlikte, bid’atın hasene (güzel) kısmına girmektedir. Büyük hadis ve fıkıh âlimi olan İbni Hacer, mevlid merâsiminin meşrûiyeti hakkında şu hadisi zikreder:
   İbni Abbas’ın rivayetine göre, Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) Medine’ye hicret ettiklerinde Aşure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrenir. Oruç tutmalarının sebebini sorduğunda Yahudilerden şu cevabı alır:

   “Bu çok büyük bir gündür. Bugünde Allah, Mûsâ ile kavmini kurtardı. Firavun ile kavmini suda boğdu. Mûsâ da buna şükür için oruç tuttu. İşte biz de bugünün orucunu tutuyoruz.”
   “Bunun üzerine Peygamberimiz, ‘Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakın ve evlâyız’ buyurdu. O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulması için tavsiyede bulundu.” ( Müslim, Sıyam 127)
   İbni Hacer bu nakilden sonra şöyle der: “Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerektir.” (el-Hâvî fi'l-Fetevâ, 1/190.)
   Bugünkü İslâm ülkelerinde Peygamberimizin (asv) doğumunu yâd etmek, ona salât-selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır. Arapça “Bâned Suâd, Bürde ve Hemziyye” kasideleri birer mevliddir. Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumesi vardır. Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunanı Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır. Önceleri yalnız Peygamberimiz (asv)'in doğum gününde okunan ve tertip edilen mevlid merâsimleri, daha sonra bütün mübarek gecelerde tekrarlanmış, bilhassa memleketimizde daha da yaygınlaşarak, ölüm, hastalık ve daha birçok vesilelerle okunagelmiştir.  Bazı İslâm âlimleri mevlidi bid’at sayarak karşı çıkmışlarsa da yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Bediüzzaman, zamanımızda bu meseleyi şöyle tashih etmiştir:

   “Mevlid-i Nebevî ile Miraciyenin okunması gayet nâfi (faydalı) ve güzel âdettir ve müstahsen (iyi, hoş) bir âdet-i İslâmiyedir. Belki hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyenin gayet lâtif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir (sohbet sebebidir). Belki hakaik-i imani-yenin ihtarı (hatırlatılması) için, en hoş ve şirin bir derstir. Belki îmanın envarını ve muhabbetullah ve aşk-ı Nebevîyi göstermeye ve tahrike en müheyyic (heyecan uyandıran) ve müessir bir vasıtadır.” (Nursi, Meklubat, s. 281-285)



Kandiller Nasıl Değerlendirilmelidir?

   Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza–i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var:
1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.
2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.
 3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.
 4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.
 5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.
 6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.
7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.
8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.
10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.
11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.
12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.
13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.
14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.
15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.
16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.
17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.
18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.
19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.
Mübarek gecelerin ihyası ile ilgili özel bir ibadet mevcut değildir. Namaz, tilavet–i Kur'ân, dua gibi bütün ibadet çeşitleri ile gece ihya edilebilir... Mübarek gecelerde kılınan bazı hususi namazlar sünnette mevcut değildir; muteber bir rivayete de istinad etmezler. Bu, “O gecelerde namaz kılmak mekruhtur” anlamına gelmez. Teheccüd ve nafile namazları teşvik eden rivayetler çoktur. Bunların mübarek gecelerde yapılması elbette daha faziletlidir.” (Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/289).
Kandil gecelerine ait olduğu kaydedilen namazları da ayrıca kılmakta bir sakınca yoktur; sevaptan hâli değildir.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Hoşgeldin 2015


Bir koca seneyi de acısıyla tatlısıyla geride bıraktık.2015 Yılının tüm coğrafyalara huzur getirmesini diliyoruz.Özellikle 2014 yılında artan gözyaşlarının bu yeni yılla birlikte dinmesi en büyük dileğimiz.
Karasal Anten Blog olarak yeni yılınızı kutluyoruz.

Aşağıdaki resme tıklayarak geçtiğimiz yılda neler yaşandığına dair Anadolu Ajansının hazırlamış olduğu foto galeriye ulaşabilirsiniz.Bu hafızalarımızı tazelemeye yardımcı olacak.



10 Kasım 2014 Pazartesi

M.Kemal'i Özlemle Anıyoruz



Büyük Atatürk Ölünce; Sene 1938, On Kasım...

İstanbul Üniversitesi'nde saat 9'u 5 geçenin acı haberi duyulmuş... Bir Alman profesör var, hukuk fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer: 
"Efendim, kararsızım.Acaba ne yapsam?" 
"Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa, onu yapın." 
İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak: 
"Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki..." der.


Özlemle Anıyoruz!..Ruhun Şad Olsun Büyük İnsan..

29 Ekim 2014 Çarşamba

Cumhuriyetin 91.Yılı Kutlu Olsun!



    Bir gün de Mustafa Kemal, galiba Avusturyalı bir gazeteci ile görüştüğü sırada (22 Eylül 1923) “Cumhuriyet” kelimesini ağzından kaçırması üzerine Meclisin ve İstanbul gazetecilerinin yüreği oynamıştır. Meclis Reisinin küçük odasına koşuşan birtakım milletvekilleri Mustafa Kemal’in bu “dil sürçünü” düzeltmesini istemişlerdir.

   Yine bu küçük odada geçen bir konuşmayı 11 Eylül 1923 tarihli notlarım arasında saklamışım. Konuşmanın rejim meselesine temas eden kısmını buraya alıyorum.
Mustafa Kemal Paşa, parti toplantısının kaçta olduğunu sordu. Üçte idi.
-Bana birde olduğunu söylediler, onun için erken geldim, dedi.
Odasına giderken bizi de davet etti. Mebus olmakla beraber hâlâ yaverliğini yapan eski zabitlerden (subaylardan) biri fırka nizamnamesinin son şeklini getirdi. Nizamname bugün bütün mebuslar tarafından birer birer imzalanacaktı.
Biraz sonra cebinden nizamnamenin bir nüshasını çıkardı. Sahife açığına yazdığı Fransızca bir cümleyi okudu. Bu, Fransız Cumhuriyeti’nin “bir ve gayr-i kabil-i tecezzi (bölünmez)” olduğunu söyleyen cümle idi.
-Dün akşam, Fransız ihtilâl tarihini gözden geçirdiğim vakit not etmiştim, dedi ve sildi.
Bir sualim üzerine Kanun-i Esasi tâdilatı meselesine geçtik.
Biraz önce içeriye giren Yunus Nadi’de (Abalıoğlu) aramızda idi.
Gazi dedi ki:
-Cumhuriyet ne demektir? Kamusa (sözlüğe) baktım, “chose publique” kelimeleriyle tercüme edilmiştir. Bizde manası ne olmalı?
Gazi’nin, sözü hangi bahis üstüne getirmek istediği belli idi. Kanun-i Esasi’de hükümet şeklini açıkça göstermek sırası geldiğini söyleyen Sabri Bey (Toprak):
-Mesele bugünkü vaziyetin ifade edilmesinden ibarettir, dedi.
Gazi:
-Ben projeyi gördüm, çok eksik yerleri var. Bu hafta kendim uğraşacağım. Sonra bazı arkadaşlarla hususî müzakerede bulunuruz ve Fırkaya (partiye) getiririz, dedi.
Yunus Nadi:
-Bunu en kuvvetli zamanımızda yapmalıyız.
Gazi kalemini masaya vurarak:
-En kuvvetli zamanımız bugündür, dedi.
Sonra yeni Kanun-i Esasi’nin kendi niyetine göre ilk maddesini okudu:
“Türkiye Cumhuriyet usulü ile idare olunur bir halk devletidir.”
Nihayet yakında Cumhuriyetin ilân olunacağını Mecliste Mustafa Kemal Paşa’nın ağzından işitiyorduk. Haber ağızdan ağza yayılarak, Mecliste herkes şüpheden kurtulacaktı. Acaba, böyle bir havadisi ölüm haberi gibi bekleyenler, harekete geçecek miydi?
Aramızdan biri sordu:
-Reisicumhur olduktan sonra gene Halk Fırkası’nın reisi kalacak mısınız?
Gazi gülümseyerek:
-Aramızda öyle! dedi.
Reisicumhurluk müddeti üzerinde konuştuk. Onun fikrince Reisicumhur, Büyük Millet Meclisi’nin de reisidir. Dört sene, yedi sene bahisleri geçti.
Bir gayretkeş:
-Kayd-ı hayat (yaşadıkça) şartıyla da olabilir, dedi.
Gazi sert bir tavırla bunu reddetti.
Bir arkadaş, fesih hakkı meselesini açtı:
-Vakıa (gerçi) şimdiki Meclis için düşünülecek bir şey yok. Sizin hükümetleriniz daima ekseriyet (çoğunluk) bulabilir. Fakat fırkalar (partiler) çoğalınca hükümetsizlik tehlikeleri de baş gösterebilir. Buna ne çare düşünüyorsunuz?
-Millet Meclisi, kendi kendini feshedebilir.
Bu cevap emniyet verecek gibi değildi. Arkadaşların ortaya sürdüğü fikirler, şöyle hülasa olunabilir: Cumhuriyeti Fransa’daki şekli ile almak arzusunda olanlar, bu hakkı Reisicumhura ve hükümete bırakmak teklifinde bulundular. Eski ittihatçı Sabri Bey ( Toprak), fesih hakkının Meşrutiyet devrinde iki defa suiistimal edildiğini hatırlatarak, ihtiyatlı olmayı tavsiye etti.
Bir arkadaş:
-Acaba fesih hakkı şartlarını son derece kayıtlamak, meselâ, Reisicumhur ve hükümetin, bu hakkı ancak fırkalar (partiler) arasındaki nispetsizlik anarşiye vardığı zaman kullanılması daha doğru değil mi? dedi.
Gazi:
-Millete müracaat eder, referandum yaparız, cevabını verdi.
Arkadaşlar bu usulün karışıklığını ve sebep olabileceği buhranları öne sürdüler. Münakaşa gene kendisinin bulduğu şöyle bir formül üstünde karar kıldı:
“Reisicumhur ve hükümet, Millet Meclisi ifa-yı vazife (görev yapma) imkansızlığında kaldığı vakit, yeni intibahat (seçimler) icra ettirmek (yaptırmak) hakkını haizdir (hakkına sahiptir).” Falih Rıfkı ATAY
“Çankaya Atatürk Devri Hatıraları”, Dünya Gazetesi 10-11 Mayıs 1952


4 Ekim 2014 Cumartesi

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun



Saffat Suresi 100-113. Ayet meali


100. O: "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver" dedi.

101. İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.

102. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: "Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin" dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
103. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
104. Biz ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik.
105. Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
106. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
107. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
108. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:
109. İbrahim'e selam! dedik.
110. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
111. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
112. Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik.
113. Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.

Karasal Anten Blog olarak Kurban Bayramını Kutluyoruz...

30 Ağustos 2014 Cumartesi

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!

agustos-30


    Afyonkarahisar’ hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Mustafa Kemal'in doğup büyümüş olduğu Selanik'’ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı. 
- Binbaşı mısınız? 
- Hayır. 
- Albay mı? 
- Hayır. 
- Korgeneral mi? 
- Hayır. 
- Peki nesiniz? 
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! 
Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
 - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

General SHERRIL 
Kaynak: General Sherril – Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935
"Ben Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki bunu âdeta gözlerimle görüyordum."
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
1937


30 Ağustos Zafer Bayramımız KUTLU OLSUN!..


               Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!..

ramazan

Karasalanten blog Ramazan bayramınızı en içten dileklerle kutluyor.En kısa zamanda Bu bayramın şeker tadında tüm coğrafyalarda kutlanmasını diliyoruz.Akan gözyaşlarının sonsuza dek durması dileğiyle iyi bayramlar!..

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kadir Gecesi Hakkında Bilgiler

kadirrgecesi


    Kadir kelime olarak; değer, kıymet ve itibar anlamlarına gelir. Yüce Allah kâinatı yaratmadan evvel zamanı yaratmıştır ve o zamanın bir bölümünde tüm kâinatı yaratmayı planladı. Bu zaman dilimine Kadir Gecesi dedi. 

    “Biz Kuran’ı Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin?Kadir Gecesi bin aydan daha değerlidir. Melekler ve ruh, o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir selamdır, yani esenliktir. (Kadir, 1-5). "

    Bu gece Allah'ın müminlere bahşettiği çok yüce bir ikramıdır.Ramazan'ın her gecesinin dolu dolu geçirilmesi için bu gecenin zamanı gizlenmiştir. Ancak Kadir gecesinin Ramazan'ın son on günü içinde olduğuna dair güçlü işaretler vardır.


Kadir Gecesinde ne yapılmalı?
Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.
Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.
Az da olsa sadaka vermeli.
Bu gece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınır:

 1.rekatta : 1 Fatiha 3 İnna enzelnâhü 
 2.rekatta : 1 Fatiha 3 İhlası Şerif  
 3.rekatta : 1 Fatiha 3 İnna enzelnâhü 
 4.rekatta : 1 Fatiha 3 İhlası Şerif  
Namazdan sonra 1 defa: 
Allahü ekber Allahü ekber La ilahe  illalahü vallahü ekber Alahü ekber ve lillahil hamd 
100 defa Elem neşrah leke...    
 100 defa İnna enzelnâhü  
 100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz'e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:
 Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni, okunup dua yapılır.
 "Ey Allah! gerçekten Sen çok affedicisin, affı seversin, öyleyse Beni Affet."
Mümkünse, Kandil  gecesi olması sebebiyle bir de TESBİH NAMAZI kılınır.

namazkılan


Tesbih Namazı Nasıl Kılınır:

1.Rekat
Kalben tesbih namazı kılmaya niyet edilir.
Allâhü Ekber” diyerek namaza başlanır.

Sübhâneke’den sonra
15 kere tesbih

Fatiha ve  sure’den sonra
10 kere tesbih

Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih

Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih

2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.

* Böylece birinci rek’at kılınmış olur.
* İkinci rek’ate kalkılır.

2.Rekat     

Fatiha’dan önce
15 kere tesbih

Fatiha ve  sure’den sonra 10 kere tesbih
Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih

Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih

2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.

* İkinci rek’atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli ve Allâhümme bârik duaları okunur.
* Üçüncü rekata kalkılır.



3.Rekat     

Sübhâneke’den sonra
15 kere tesbih

Fatiha ve  sure’den sonra
10 kere tesbih

Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih

2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.

* Böylece üçüncü rek’at kılınmış olur.
* Dördüncü rek’ate kalkılır.

4.Rekat

Fatiha’dan önce
15 kere tesbih

Fatiha ve  sure’den sonra 10 kere tesbih
Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih

Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih

Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih

2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.


* Dördüncü rek’atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik, Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur.
* Önce sağa, sonra sola dönülerek; Es-selamü aleyküm ve rahmetüllah denir. Namaz tamamlanır.
* Tesbih namazında beher rek’atte okunan tesbih adedi 75′dir. Dört rek’atte 300 tesbih okunmuş olur.
* Dua edilir.


NOT:“Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym”
Bu namazı kılabilmek için yukarıdaki tesbihi ezber bilmek gerekir.

KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN!

Bilgiler Farklı Sitelerden Alınıp Düzenlenmiştir.

Bilgiler ALINTIDIR!..