felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2017 Perşembe

Peki Neydi Erdem?

erdemli-olmak

Erdemli olmak.
Erdemli davranışlarda bulunmak.
"Ben erdemliyim."
Erdem, TDK tanımı ile "Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı". Peki ahlak nedir? Ahlakın övdüğü şeyler nedir? Bize göre ahlaklı olan bir şey başkalarına göre ahlaksız nasıl olabilir? "Biz" kimiz, en başta sorulması gereken soru bu.
Kolektif(ortak) kimlik, bir topluluğun içinde bulunarak edinebileceğimiz bir şey. Aidiyet de buradan gelir. Biz, nereye aitsek kimliğimiz oranın kimliğidir. Soyut ama bir o kadar da somut bir kimlik bu. Kimlik, bizlere doğumumuzdan itibaren bazı şeyler kazandıracak; "ahlakın övdüğü" şeyleri öğretecek, "erdemli" olmayı öğretecek... Bu kimlik aynı zamanda bize önyargılı olmayı öğretecek. Peki nasıl önyargılı olacağız? "Biz"den olmayan insanları tespit ederek tabii ki. Asıl soru: Önyargılı olmak erdemli bir davranış mı?
Nietzsche bu konuyu Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında şöyle dile getiriyor:
"Oymak isterler erdemleriyle düşmanlarının gözlerini ve sırf başkalarını alçaltmak için yüceltirler kendilerini.
Ve yine bazıları, oturup bataklıklarında, şöyle buyururlar kamışlar arasından: "Erdem - sükûnet içinde oturmaktır bataklıkta. Biz kimseyi ısırmayız ve çekiliriz yolundan ısırmak isteyenin ve her ne dikte edilmişse bize, odur herhangi bir konudaki kanaatimiz."

Öyle bir bataklığın içinde ki "bazıları", oturduğu yerden erdemden bahsediyor. Bir başkası hakkındaki tutumu o bataklığın dikteleri ile ifade ediyor. Çünkü "biz" olduğu bir toplumun parçası kendisi. Üstte bahsettiğimiz önyargı işte.
Daha sert gidelim mi? Diyor ki Nietzsche: "Ah, nasıl da keyifsiz çıkar ağızlardan 'erdem' sözcüğü! Ve derlerse eğer: 'Adilim', bu demektir ki 'adiyim'!"

İçinde bulunduğumuz toplum ve toplumun en küçük kurumu olan "aile" bizlere bir şeyler öğretti. Vatan sevgisi ya da sevgisizliği, büyüklere karşı saygı küçüklere karşı sevgi ya da tam tersi. Yani herkes aynı yetişmedi. O yüzden de herkes için "ahlak" tanımı ya da "ahlaksız" olma durumu aynı şey d e ğ i l.
Erdem tanımında gördüğümüz bazı terimler herkesin aklında farklı şeyler oluşturdu. Mesela "iyi bir insan olma" herkes için aynı şeyi ifade etmiyor. (EK => Burada şu soru sorulabilir: Herkes için aynı şeyi ifade etmiyorsa nasıl "biz" olabiliyoruz?
Yakın görüşler birbiriyle birleşebilir, daha sonra farklı görüşleri baskılar ve farklı görüşler de yakın görüşlerin peşinden sürüklenir. Psikolojideki "sürü psikolojisi" tamamıyla bu. "Biz" olabiliyorsak "aynı" olduğumuz için değil "benzer" olduğumuz için. Bu benzerlikle toplum oluşur, bu benzerlikten faydalanarak devlet "biz"leri yönetir. Yeri gelir kendi düşüncemiz artık yok olur başkalarının düşünceleri yüzünden...)

Erdem demiştik. Tanımı boşverirsek çünkü boşvermeliyiz; erdem, önyargıdan arınmak demek. Erdem, birilerinin düşüncesi değil kendi düşüncem demek. Erdem, "biz"den özgür olmak demek. Peki şimdi soruyorum ne kadar erdemliyiz? "Ben erdemliyim" diyebilecek kadar erdemli miyiz?

Erdemli olmak bize vaat edilen Cennet için değil, insanlık için gereken bir şey en başta. Nietzsche'nin ifade ettiği gibi "Ah, benim üzüntüm şudur: Her şeyin temeline ödül ve ceza sokulmuş hileyle - ruhunuzun en derinine bile, ey erdem sahibi olanlar!"
Ödül: Cennet
Ceza: Cehennem
Bunun için erdemli olmak erdemli bir davranış mıdır?
Çıkar, erdemi bozuyor her açıdan. Eğer erdemli olunacaksa safça olunsun, bir şeyler için değil. "Ben erdemliyim" demek için de erdemli olunmasın. Dünyadaki heeerkes erdemli buna bakacak olursak.
Bir sözcük insanı ne kadar yüceltirse, o kadar alçaltır esasında. Bir sözcükle yücelmek yerine bir sözcükle yaşamak gerekiyor; erdemli yaşamak.

Erdemli kalın, erdemle kalın dostlar...

Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

10 Haziran 2017 Cumartesi

2 Yeni Yazar 4 Yeni Kategori

yazıkarasal

   Yaklaşık 3 yıl önce Karasal Anten blogunu açtığımda itiraf etmeliyim ki bir süre yazarım bırakırım demiştim kendime. Ama şimdi bakıyorum da yazmaya başladıktan sonra daha doğrusu paylaşmanın o eşsiz güzelliğini gördükten sonra bırakmak zormuş. Karasal Anten ilk açıldığından beri tabiri caizse iyi bir noktaya geldi. Tabii sizlerin sayesinde. Adım adım Karasal Anten denizin ortasına doğru süzüldü. Dalgalarla boğuştu ve bir zaman durdu. O zaman bu zamandı işte. Uzun süredir bu geminin yelkenlerinin açılmadığını itiraf etmeliyim. Yani blog ile ilgilenmediğimi üzülerek görüyorum. Ama hayat işte. Başka durumlarla uğraştırmak zorunda bırakıyor bizi.

   Karasal Anten adlı geminin yani bu blogun tekrardan yelkenlerini doldurup ilerlemesini istiyorum. Yani istiyoruz. Artık geminin tek kaptanı olmayacak. Yeni kaptanlarla birlikte yola devam edelim dedik. Aslında onları tanıyorsunuz. Yani Yazıyoruz blogunu takip edenler mutlaka tanıyacaktır. Onlar hem dümene geçecek hem de gemide yeni odalar açacak.Gerçekten her yerden çeken blog olmalıyız değil mi? Adı üstünde Karasal Anten...

   Lafı çok fazla uzattım galiba. Fazla da canınızı sıkmadan Karasal Antenin yeni yazarlarını tanıtayım:

Allegretto : Üniversite arkadaşım. Elbette yazmayı seviyor ki o yüzden burada. Uzun süredir bu blog işlerinde beraberiz.Felsefe olsun filmler olsun sanat olsun hep meraklı. Bu yüzden de zaten blogta onun için iki yeni kategori felsefe ve sanat kategorisi açtık. İçini döksün istedik. (Aslında bu tanıtım yazılarını neden ben yazıyorum ki. Neden kendileri yazmıyor. Düşünün o kadar mütevaziler yani bir de)

Nida N. : Nasıl anlatsam acaba randomların kraliçesi mi desem. Hayır hayır geleceğin psikologu. Yani inşallah bütlere kalmazsa. Yine uzun süredir tanışıyoruz. Birlikte çok işe atıldık. Psikoloji ilgi alanı anlayacağınız üzere. Zaten onun için de psikoloji kategorisini açtık. Bakalım bizlere neler yazacak merak ediyorum.

    Kendi adıma ikisine de aramıza katıldığı için teşekkür ediyorum.

Yeni Kategoriler

    Bu arada bloga eklediğimiz yeni kategorilerden yukarıda bahsettim fakat şuracıkta düzgün bir biçimde yazayım. Önceki kategoriler duracak bunlara ek olarak bloga 4 yeni kategori ekledik. Eminim ilginizi çekecektir. Eklediğimiz kategoriler:

    Felsefe, Sanat, Psikoloji ve Karalamalar (Burada aynı Görev Hakimiyet tarzı denemelerimizi, hikayelerimizi vs. yazacağız.)


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

9 Haziran 2015 Salı

Yaziyoruz.blogspot.com.tr


   Merhaba arkadaşlar.Şahsım yeni bir blog macerasına başladım.Bu sefer tek değilim ama.Birden fazla yazarı olan blogta çeşitli yazılarımı okuyabilirsiniz.Desteklerinizi esirgemeyin.İyi yazılar okuyacağınıza güvence verebilirim.İsterseniz blog hakkında biraz bilgiler vereyim:

       "Bu blog bir araya gelebilmiş bir grup üniversite öğrencisi tarafından yazılmaktadır.Her bir yazar kendi ilgi alanını belirleyerek okurları bilgilendirme amacı gütmektedir.Bunun dışında gelecek zamanlarda siz okuyucularımızda konuk yazar olarak bu bloga yazabilirsiniz.Bu blogu kurarken ulaşmak istediğimiz en önemli amacımız oldukça bol düzensiz bilginin bulunduğu bloglar dünyasına ve internet dünyasına kaliteli konuları ve bilgileri kazandırabilmektir.

   Blogumuzda şimdilik 5 ana dal bulunmaktadır.Bunları sırasıyla kısaca açıklamak gerekirse:

Bilim: Çok geniş gibi düşünülse de bilim ile ilgili ilginç ve çekici konuları burada bulabilirsiniz.
Felsefe: Yeri geldiğinde derin düşüncelere dalacağımız yeri geldiğinde ise bir filozofun iç dünyasına gireceğimiz konuları burada bulabilirsiniz.
Spor: Genelllikle güncel ve objektif görüşlerin var olacağı spor konularını burada bulabileceksiniz.Biz spor haberleri yazmıyoruz sporu tartışıyoruz.
Kitap: Blog yazarlarımızın tavsiye edeceği ve eleştireceği kitapları burada bulabilirsiniz.
Film:  Yine blog yazarlarımız tarafından tavsiye edilecek veya eleştirilecek filmleri burada bulabilirsiniz.

Not: Bu alanların dışında bir de Diğer Yazılarımız diye bir alan vardır.Burada, açıkladığımız alanlarımız dışında yazdığımız yazıları bulabilirsiniz."

Desteklerinizi Bekliyoruz...