film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2018 Pazar

Börü Dizisini İzlemek İçin 5 Sebep

dizi-börü

    Daha önceleri Yerli Mini Diziler Çoğalıyor adlı bir yazı yazmıştık. O yazıda bahsettiğimiz Börü adlı dizi sonunda Star tv ekranlarında görücüye çıktı. Çıkmasıyla özellikle sosyal medyada çok konuşuldu. Özellikle uzun sürelere sahip dizilerden sıkılan ve Netflix tarzı işlere alışkın olan kesim tarafından çok beğenildi. Açıkçası biz de Börü dizisini çok beğendik ve bu diziyi izlemek için 5 sebep sıralamak istedik. Umarız bu sebeplere dayanarak eğer izlemediyseniz Börü dizisini izlersiniz. İşte o sebepler:

24 Aralık 2017 Pazar

Sinemada 3D Filmler Etkileyici mi Eziyet mi?

eziyet-3d

    3D film teknolojisine istesek de istemesek de artık alışkınız. Sinemaya gelen filmlerden çoğu 3D seçeneği ile karşımıza çıkıyor. Daha doğrusu seçenek demeyelim de zorunluluk diyelim. Çünkü öyle bir anlayış var ki yapımcılar filmleri 3D vizyona soktuğunda filmlerinin daha fazla izleneceğine inanıyor. Aslında biraz haklılar. İnsanlar merak ettiği için 3D filmleri daha çok tercih ediyorlar. Neyse konumuz bu değil. Bu yazımızda sinemada 3D film izlemenin etkileyici mi yoksa eziyet mi olduğunu yazmak istedik.

17 Aralık 2017 Pazar

BluTv mi Netflix mi? Hangisi Daha İyi?

netflix-mi-blu-tv-mi

    Alanında başarılı iki dev! Televizyon izleme alışkanlıklarımızı değiştiren, televizyonu internete taşıyan iki uygulama: BluTv ve Netflix! Peki hangisi daha iyi? Daha doğrusu hangisi size uygun? Karar vermek zor. İşte bunu kolaylaştırmak için bu yazıyı yayınlıyoruz. Acaba iki platformun avantajları ve dezavantajları neler? Hangisi size uygun merak ediyorsanız lütfen okumaya devam edin.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Çok İyi Gidiyorsun Walter



Merhaba sevgili okurlarımız;


Epey bir zamandır yazı yazmıyordum. Söyleyecek biz sözüm yoktu belkide...Üniversite bittikten sonra işsiz kalıp eve dönünce söyleyeceklerim de tükendi sanki...Hayatın zorluğu başka şeyler düşündürmüyor insana. Herhalde artık yazmam dediğim bir anda bilgisayarın başına geçtim. Evet hayat zor ama sahip olduğum tek şeyde kelimelerim onları da kaybetmek istemedim sanırım...

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Türk Televizyonlarının En Acayip 2 Dizi-Filmi

isler-acayip


    Çoğumuz ekranlarda hep aynı şeyleri görmekten bıkmadık mı? Bu bir gerçek. Çoğumuz ekranlarda farklı işler görmek istiyoruz. Aslında sadece izleyiciler değil ekranın öteki tarafındakilerde yani bazı yapımcılarda farklı işler yapmak istiyor. Şu gün olmasa da geçmişte bu türden girişimler gördük. İşte bu girişimlerden en akılda kalan iki adet dizi-filmi bu yazımızda tanıtmak istedik. Belki içinizde farklı işler arayan fakat bu iki dizi-filmden haberdar olmayanlar vardır. Haberdar edelim istedik.

1. Kabuslar Evi (2006)

evi-kabus

    Evet bu ülkede 2006 yılında korku-gerilim türünde bir dizi film yapıldı. Hem de çoğumuzun yakından tanıdığı bir isim tarafından. Çoğumuz onu "Babam ve Oğlum" filmi ile tanısak da o farklı işleriyle de dikkat çekiyor. Evet Çağan Irmak'tan söz ediyoruz. Kabuslar Evi adlı dizi-film Çağan Irmak'ın Türk televizyonu için yaptığı farklı bir işti. Bu dizi-filmde her hafta farklı bir hikaye işleniyordu. Fakat bu hikayelerin ana mekanı gizemli bir konaktı. Bu konak kiralık bir konaktı ve her kim gelirse gerilimi bol bir hikaye yaşanıyordu. Kabuslar Evi adlı bu dizi-filmde çok sayıda ünlü oyuncu rol almıştı. Çetin Tekindor, Hümeyra, Fikret Kuşkan, Levent Üzümcü, Okan Yalabık, Hülya Koçyiğit bu ünlü isimlerden bazıları. Bize göre televizyonlarımızda farklı bir iş görmek isteyenler geçmişte yayınlanmış bu dizi-filmi izlemeli.

2. Acayip Hikayeler (2012)

hikayeler-acayip

    İsminden de anlaşılacağı üzere gerçekten acayip bir işti. İçerisinde sadece korku-gerilim yoktu aynı zamanda fantastik bir tarafı da vardı. Yine Kabuslar Evi gibi her bölümünde ayrı bir hikaye işlenmişti. Galip Tekin imzalı "Acayip Hikayeler"in sunucusu ise acayip sanatçı Hayko Cepkin'di. Yine Kabuslar Evi gibi çok sayıda ünlü oyuncu bölümlerinde rol almıştı. Haluk Bilginer, Şevval Sam, İdil Fırat, Altan Erkekli, Tamer Karadağlı, Özlem Tekin bu ünlü isimlerden bazıları. Gerçekten farklı bir havası olan fakat ne yazık ki ekranda fazla tutunamayan bu iş izlenmeye değer. Mutlaka bir bakın deriz. 


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

24 Haziran 2017 Cumartesi

Yabancı Filmlerin En Sağlam 5 Yaratığı

yaratiklar

   Aslında yaratık demek ne kadar doğru bilmiyorum. İçlerinden bazıları yaratık denilmeyecek kadar şirin. Bazıları ise yaratık yakıştırmasını sonuna kadar hak ediyor. Yabancı filmlerde dikkatleri üzerine çeken ve sağlam bir şekilde aklımıza kazınan 5 yaratığı yazmak istedim bu yazımda. Yakın bir zamanda Türk filmleri için de böyle bir liste oluşturacağım. Tabii 5 tane sağlam yaratık bulabilirsem. Neyse fazla da lafı uzatmadan listemize geçelim:

1. E.T. (1982 - E.T.)



et.
   En efsanesiyle başlayalım. E.T. filmini ilk defa çocukken izlemiştim ve çok beğenmiştim. Uzaydan gelen bir yaratıkla bir çocuğun (Elliot) içimizi ısıtan dostluklarını konu ediniyordu. Yayınlandığı yılda büyük ses getirdiyse bu film en büyük sebebi kuşkusuz E.T. adlı uzaylı dostumuzdur. O güne kadar uzaylı gördüğünde taş atan insanlar dahi E.T. sayesinde bu yargılarından vazgeçtiler. Çocuksu tavırlarının yanında müthiş zekası ve özellikleriyle dikkat çeken bu yaratık, koca beyinli, korkunç gözlü uzaylı algısını da yerle bir etmeyi başarmıştır. Eğer uslu bir çocuk olup bir gece dolunaya bakarsanız Elliot ve E.T.'yi bisikletle uçarken görebilirsiniz. Kalbimizdesin E.T. !

2. Axeman ( 2010 - Ölümcül Deney 4 )


resident-axe   Aslında Ölümcül Deney filminde bu listeye girebilecek birkaç tane daha yaratık vardı. Fakat Axeman bunların içinden bana göre en sağlamı ve dikkat çekicisi. Elindeki koca baltasıyla terör estiren bu yaratıkla, kahramanımız Alice'in kavga ettiği sahne hala zihinlerdeki tazeliğini koruyor. Yüzü çok korkunç olacak ki kafasına çuval çevirmişler. İri cüssesi yetmezmiş gibi bir de eline koca baltayı vermişler. Bir vuruşta insanı ikiye yaran bu balta bana göre ruhsatsız taşınmamalı. Hatta bu direkt taşınmamalı. Ama her şeye rağmen Axeman korkutuculuğunu biraz da buna borçlu.

3. Kraken ( 2006 - Karayip Korsanları 2 )


kraken   Son filmi bu sene çıkan ve sinemaya veda eden Karayip Korsanları serisinin ilk 3 filmi efsaneler efsanesidir. Bana göre içlerinden en efsanesi ise 2.film yani Ölü Adamın Sandığı adlı bölümdür. Bu bölümün sonlarına doğru ortaya Davy Jones'un yaratığı Kraken çıkar. Daha önceki yabancı filmlerin en kötü 5 karakteri adlı yazımda Davy Jones'dan bahsetmiştim. Galiba Kraken adlı yaratığı da ufaktan değinmiştim. Aslında bu yaratık devasa bir ahtapota benziyor. Fakat daha farklı ve daha büyük. Korsanların karşılaşmaktan çok korktuğu, en sağlam gemiyi bile dakikalar içerisinde batıran bir yaratık. Bu yaratığı yönetenin denizleri yönetmesi elbette normal. Zaten Davy Jones adlı abimiz de gücünün büyük bir bölümünü bundan alıyordu. Neyse ki artık bu yaratıktan korkmamıza gerek yok. Sonraki filmde Kraken'in öldüğünü gördük. Rahat bir şekilde okyanusa çıkabiliriz.

4. Yeraltı Canavarı ( 1990 - Yeraltı Canavarı )


alti-yer   Galiba yakın bir zamanda 5. filmi çıkmıştı. Yeni çıkanı izlemedim fakat öncekileri zorunlu olarak izledim. Zorunlu diyorum çünkü illa bir kanalda karşıma çıkardı ve mecbur izlerdim. Aslında görünüşünü pek hatırlamıyorum. Sadece çöl gibi bir ortamda yerin altından gürültülü hareket etmesini ve aniden insanları yemesini hatırlıyorum. Toprak dışında taşa kayaya müdahale edemezdi. Toprağa düşeni ise affetmez yerdi. Çocukluk olacak ki ilk izlediğimde sokakta taşların üzerinde yürümeye çalışırdım. Sonra bunun pek de mantıklı olmadığını anladım. Yeraltı canavarı öyle veya böyle zihinlere kazınmış garip bir yaratıktı.

5. Burnuk ( 2016 - Fantastik Canavarlar N. N. B. )


burnuk   Tatlı başladık tatlı bitirelim ve daha yakın bir zamana gelelim. Aslında Fantastik Canavarlar filmindeki bütün canavarlar bu listeye girmeyi hak ediyor. Gerçekten hepsi müthiş bir hayalin ürünü.  Fakat mecbur içlerinden birisini seçmek zorundayım. Ben de içlerinden en açgözlü olanını seçtim. Burnuk adlı yaratığımızın çok garip bir özelliği var. Bir tür hazine avcısı kendisi. Bulabildiği tüm değerli eşyaları özellikle mücevher ve altınları dolmak bilmez kesesine atıyor. Kendisinin bu özelliği kötü olarak görülse de aslında çok da işe yarıyor. Kayıp hazineleri bulmak da falan inanılmaz yetenekliler. Bir Burnuk karşısında asla değerli bir mücevherinizi saklayamazsınız.

Konuyla İlgili Videomuz:





Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

2 Şubat 2017 Perşembe

Yabancı Filmlerin Unutulmaz 5 Çocuk Karakteri

unutulmazcocuklar

   Oyunculuğun yaşı olmaz. Sinema sektöründe bu altın kural ile yıllarca filmler çekildi. Bu filmlerde çocuk karakterler ön plana çıktı. Ancak bazı çocuk karakterler vardı ki içimize işledi. İşte bu yazımda bana göre unutulmazlar arasına girmeyi başarmış 5 çocuk karakterini yazmak istedim. Tabii tekrardan belirteyim yabancı filmleri baz alarak bu listeyi oluşturdum. İşte hikayeleriyle efsaneleşmeyi başarmış o çocuk karakterler:

5. Kevin McCallister ( Evde Tek Başına )

evdetekbasına

   Türk televizyon kanallarında özellikle yılbaşı zamanında gösterilen Evde Tek Başına film serisinin çocuk karakteridir kendisi. Karaktere hayat veren Macaulay Culkin daha sonraları kariyerinde kötüye gidiş yaşamıştır. Fakat bu kötü gidişe rağmen canlandırdığı afacan Kevin, çocuk karakterler içinde efsaneleşmiş durumda. Kevin ailesi tarafından hep evde unutulan ve evi soymak isteyen hırsızlarla komik dediğimiz bir dizi mücadeleye girişen bir çocuk. Hepimizin bu filmi izledikten sonra Kevin gibi bir günde olsa evde tek başına yaşamak istememiz karakterin başarısını gösteren başka bir durum. Kevin McCallister unutulmaz çocuk karakterler arasında 5. sırada.

4. Bebek Bink ( Bebek Firarda )

bebekfirarda

   Bebek Firarda filmi denildiğinde akla hemen o şirin mi şirin Bebek Bink gelir. 1994 Yapımı bu filmle ilgili ilginç bir bilgi de Bebek Bink'i ikiz Worton'ların canlandırmış olması. Yani filmde gördüğümüz bebek aslında dönüşümlü olarak ikizler tarafından canlandırılmış. Bebek Bink kayıplara karışarak komik bir o kadar da maceralı bir olaya sürükleniyor. O bebek haliyle peşindeki suçlulara dünyayı  dar ediyor. Hepimizin şirinliği ile hatırladığı Bebek Bink listemizin 4. sırasında.

3. David ( Yapay Zeka)

daviddd

   2001 Yapımı Yapay Zeka filminin ana karakteri David aslında bir çocuk robot. Fakat onu unutulmaz kılan bu özelliği değil. Onu unutulmaz kılan insan olabilmek adına giriştiği mücadele. İnsan olmak istiyor çünkü onu alan ailede annesinin kendisini sevmesini istiyor. Annesinin onu robot olduğu için sevmediğini düşünüyor. Film boyunca giriştiği mücadele ve aslında imkansızın peşinden koşması kalbimize dokunuyor. Robot çocuk David listemizde 3. sırada. 

2. Hermione Granger ( Harry Potter: Felsefe Taşı )

emmahermione

   2001 Yılında hayatımıza giren ve devrim yaratan Harry Potter film serisinin çalışkan kızı Hermione, listemizin 2. sırasında. Evet kabul ediyorum biraz ona torpil geçtim fakat Emma Watson'ın yükselişinde mihenk taşı olan bu karakteri yazamasaydım olmazdı. Felsefe Taşı filmi vizyona girdiğinde Hermione karakteri hem sinir bozucu hem de zeki tarafıyla akıllara kazındı. Seri ile büyüyen bu karakter daha sonraları kritik yerlerde Harry'nin en önemli arkadaşı olarak yardımlarını esirgemedi. Öyle veya böyle Hermione ki burada Felsefe Taşı filmini baz alarak konuşuyorum unutulmaz çocuk karakterler arasında.

1. Mathilda ( Leon: Sevginin Gücü )

mathildaleon

   Evet geldik listemizin birinci sırasına ki burada gerçekten unutulmaz bir karakter var. Hemen öncelikle şu tartışmayı bitirelim artık. Mathilda Leon'a bizim sandığımız gibi aşık değildi. Sadece kendisine ilk defa iyi davranan birisi vardı karşısında ve ona çok büyük sevgi besliyordu. Kendisi buna aşk diyebilir. Çocuktur der. Neyse Mathilda, buram buram dram kokan hayatıyla süt içen bir kiralık katilin yanında adım adım büyüyor. Leon büyük adam. Sıradan bir kiralık katil değil. Öyle olsaydı Mathilda'nın gözünün yaşına bakmazdı zaten. Ama o da yalnız ve sevgiye aç. İşte birbirini tamamlayıp büyüyen iki karakter. Mathilda'nın olgunlaşan yüreği yeni acılara gebe kalırken özellikle son sahneyi gözlerimizden yaş akarcasına izliyoruz. Sahi Leon'un bitkisi şimdi ne durumdadır acaba. Bu arada Mathilda karakterini canlandıran isim Natalie Portman.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

29 Ocak 2017 Pazar

Türk Sinemasından Unutulmaz Sahneler 2

kardesimmcanım

   İlk yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Evet geç de olsa listemize devam ediyoruz. İtiraf etmeliyim ki bu yazı dizisini baya unutmuştum ben. Neyse geç olsun güç olmasın diyerek başlayalım. Yine bu yazıda ilkinde olduğu gibi akıllara kazınan unutulmaz sahneleri yazacağım. Bu sahnelerin kimisi bizi hüzünlendirirken kimisi güldürüyor kimisi de düşündürüyor. Hemen hemen hepimizin içinde bir parça bulabileceğimiz türden bu sahneler. Lafı fazla da uzatmayayım işte o sahneler:

7. Elveda Kahraman!

   En ağırıyla başlamak istedim. Ertem Eğilmez'e sen hep komedi yapıyorsun zaten başka da bir şey yapamazsın, senin işin komedi demişler. Ertem Eğilmez'de bu lafın doğru olmadığını göstermek için 1973 yılında Canım Kardeşim efsanesini çekmiş. Çekmez olaydım demiş sonradan. Milleti hüngür hüngür ağlatmaktan pek hoşnut olmamış. Sahi küçük Kahraman'ın hikayesine kim ağlamaz ki? Benim en sevdiğim yeşilçam filmi olan Canım Kardeşim'in en unutulmaz sahnesi şüphesiz son sahnesidir. Bir televizyon hayaliyle yatıp kalkan Kahraman abilerinin getirdiği o hayale kavuşamadan hasta yüreğine yenik düşüp elveda demiştir bize. Abileri mutlulukla, çaldıkları televizyonu kurarken onun bunu göremeden elveda demesi hepimizin içinde inanılmaz bir acı bırakmıştır. Samimi olmalıyım ki ne zaman o sahneyi izlesem içime dayanılmaz bir hüzün çöküyor. Ah Kahraman! Keşke böyle olmasaydı sonu. Sahneyi izlemek için tıklayınız.

kahramanan

8. Ve Barışa Kurşun

   Hepsi birbirinden unutulmaz olan Kemal Sunal filmleri içinde en anlamlılarından birisi 1988 yapımı Uyanık Gazeteci filmidir. Filmde gazeteci Ali'nin gazetelere yanlış haberler yapması sonucu yaşanan komik olaylar konu ediniyor. Uyanık Gazeteci filmi çoğu eleştirmen tarafından vasat olarak görülse de özellikle bence son sahnesiyle unutulmaz bir mesaj veriyor. Bu sahnede Barış adlı gazeteci Ali'nin arkadaşı da sayılabilecek bir çocuk şenlik için toplanmış alanda kayboluyor. Millet onları ararken de Gazeteci Ali ve oradaki kıymetli büyüklere suikast yapmak isteyenler devreye giriyor. Tam gazeteci Ali "Barış Barış" diye bağırırken kurşun sıkılıyor. Bu bir anlamda Barışa sıkılan bir kurşun mesajı veriliyor. 

kursunbarısa

9. Uyursan Ölürsün

   İşte tüylerimizi diken diken eden bir sahne. 2009 Yılında gösterime giren Nefes filmi o dönemde en çok "Uyursan Ölürsün" sahnesiyle konuşulmuştu. Terörün tırmandığı döneme denk gelen bu film askerlerimizin ne şartlarda mücadeleye giriştiklerini görmemiz açısından bana göre en önemli yapımların başında geliyor. Tabii şimdi durum daha farklı. Terör her yerde. Neyse konumuz bu değil. Konumuz bizi ürperten bu sahne. Mete Yüzbaşı askerleri karşısına alıyor ve gerçeği haykırıyor: UYURSAN ÖLÜRSÜN! Sahneyi izlemek için buraya tıklayınız.

nefesvatansagolsun

10. Uzaylı da Olsa İnsan İnsandır!

   Bari şu yazıyı gülümseyerek bitirelim. Cem Yılmaz'ın unutulmaz filmi GORA'nın son sahnesini ne zaman izlesem hem gülerim hem de ya bu işte bir tuhaflık var derim. GORA filmiyle ilgili daha önce gözden kaçanları konu ettiğim bir yazı yazmıştım. O yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Olaylar biter ve Arif Işık tarihe geçecek konuşmasını yapar. Uzaylıların öcü olmadığını söyler ve ABD sinemasına çatar. İşte bu esnada efsane sözünü söyler: "Uzaylı da olsa insan insandır!" Nasıl yani?! Sahneyi izlemek için tıklayınız. 

sonsahnegora

   Evet şimdilik bu kadar. Bu yazı dizisi devam ettikçe altta devam linklerini paylaşacağım.

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

1 Kasım 2016 Salı

Yeniden Yazıyoruz


   2015 Yılında Yazıyoruz adlı blogumuzla ilgili burada bir yazı paylaşmıştım. Blogu üniversiteden birkaç arkadaş bir araya gelip açmıştık. Fakat o zamanlar tam olarak ilgilenemedik. Şimdi oldukça uzun bir zamandan sonra blogumuzu tekrar aktif hale getirdik. İşe öncelikle daha kullanışlı bir tema ile başladık. Daha sonra içerikte oynamalar yaptık. Artık Yazıyoruz adlı blogumuzda izlediğimiz filmler ve dizilerle, okuduğumuz kitaplarla ilgili yazılar bulacaksınız. Bu yazıları genel olarak elimizden geldiğince yararlı ve eğlenceli olacak şekilde yazacağız. Yani okurken sıkılmanızı istemiyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Blogumuza bekleriz. 


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

G.O.R.A Filminden İnce Espriler

gora-1

   DİKKAT! Bu yazıda filmi izlemeyenler için filmde ne olduğuna dair önemli ipuçları vardır. Eğer filmi izlemediyseniz okumanız önerilmez ve hemen filmi izlemeniz tavsiye edilir.

   2004 Yılında vizyona giren G.O.R.A filmi yaklaşık 5 milyon izleyici sayısıyla o zamana damgasını vurmuştu. Cem Yılmaz bu filmle birlikte büyük bir yükselişe geçmişti. Bununla birlikte filmin Bilim Kurgu tarzında olması da ayrıca önemliydi. Nitekim bu tarzda bir filmin de yapılabileceği ve izlenebileceği görülmüş oldu. Yıllar geçse de etkisi eskimeyen bu filmi açıkçası defalarca izlemek gerekir. Filmde çok sayıda gönderme ve espri mevcut. Öyle ki adeta filmin her köşesine ince espriler döşenmiş. Bu esprileri keşfetmek için filmi dikkatle tekrardan izlemek gerekir. G.O.R.A filmini en son izlediğimde ilk izlediğimde fark etmediğim yeni espriler keşfettim ve bunları paylaşmak istedim. İşte onlar:

1. Adamlar İngilizce Saydırıyor

   Filmi izleyenler bilir. İlk sahnede uzay gemisinin içinde herkes İngilizce konuşuyordur. Daha sonra Kuna (Şafak Sezer) Komutan Logar'a gider ve konuşmaların Türkçe'ye çevrilmesini söyler. Film böylece başlar. Filmin başındaki bu sahnedeki İngilizce konuşmalar dikkatimi ilk izlediğimde çekmemişti. Fakat sonradan izlediğimde bu konuşmalarda adamların bolca sövdüğünü fark ettim. Aslında bunu anlamak için İngilizce bilmenize gerek de yok -nitekim bende bilmiyorum-. İngilizce de ünlü bir küfür vardır izlediğinizde sık sık onu duyacaksınız zaten.

2. Adamlar Devrim Yapıyor Biz...

   Kuna, Komutan Logar'a sorar. "Neden insanlardan bu kadar çok nefret ediyorsunuz?" ve Komutan Logar hem anlatır hem hayal eder. İşte o hayal sahnesinde bir tarih belirir: 14 Temmuz 1789! Bu tarih size tanıdık geldi mi? Bu tarih Fransız İhtilali'nin tam tarihidir. Cem Yılmaz'ın ince esprilerinden birisi işte. Millet o tarihte devrim yaparken biz uzaylı taşlıyorduk demeye çalışıyor galiba:

1789

3. Darbe Mağduru Erşan Kuneri!

   Filmi izleyenlerin aklından hiç çıkmayan bir karakterdir Erşan Kuneri. Bob Marley Faruk (Rasim Öztekin) filmcilik serüvenini anlatırken onu hayal eder. Ve hayalde yine bir tarih belirir 12 Eylül 1980! Dışarıda tanklar gidiyordur. Erşan Kuneri ise yeni kırmızı noktalı filmler peşindedir. Faruk ise yeni bir proje ile yanına gelir. Ama darbe Erşan Kuneri'yi es geçmez. O da darbe mağduru olur. Tabii proje de unutulur:

1980

4. Kafalar İyiymiş

   Aslında o kadar ince espri de değil ama enfes espri. Garavel (Özkan Uğur) örtüyü kaldırır. Altında Arif'i dünyaya geri götürecek uzay gemisi vardır. Geminin ismi: KA-FA 1500. Yaratıcı bir isim ve espri daha ne diyeyim:

kafa-1500

5. KarosNives Boyaları

   Arif'e güç yüklendikten sonra Garavel verir eline boyayı evini boyatmaya başlar. Arif, fırçasını boya kutusuna batırırken bir marka görünür: KarosNives. Eee ne var bunda. Bir de bunu tersten okuyun bakalım: SevinSorak. Bu da kim? Hiç kimse. Bunlar filmin iki yapımcısının soyadları: Nuri Sevin ve Ömer Faruk Sorak. Anlaşılan yapımcılarını göz kırpmış film:


sorak-sevin

BONUS: Yok Artık

    Utana sıkıla paylaştığım bir espri daha. Arif ' e karışık güç yüklenecektir. Karışık kaset makineye takılırken, takılı olan kaset dikkat çeker:

ta-o



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

25 Nisan 2016 Pazartesi

Yerli Sektörün Çöküşü...


   1980'li yıllarda yerli sinema sektörümüz inanılmaz bir çöküş içerisine girmiştir. Bu çöküş sadece seyirci cephesinde değil üretim açısından da yaşanmıştır. Yeşilçam kendini bir türlü yenileyememiş ve büyük kan kaybederek yeni asra yürümeye başlamıştır. 1996 Yılında bu çöküş Yavuz Turgul imzalı Eşkıya filmi ile durdurulmuştur. O günden sonra Türk sineması inanılmaz bir yükselişe geçmiştir. Ama şimdilerde bu altın çağın yeniden elden kayıp gitmesi tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bunun belirtileri yerli sinema sektöründe artık daha belirgin bir şekilde hissediliyor. Peki bu yeniden çöküş sürecini başlatan etkenler neler? Bunları görmekte fayda var.

Özgünlükten Uzaklaşmak...

   Eşkıya filmi kendine has yanlarıyla Türk sinemasını yeni bir döneme taşımıştı. Ama zamanla bu kendine has olma durumunu kaybetmeye başladık. Yaptığımız her iş birbirine benzemeye başladı. Bugün sinemada çıkan yerli filmlere bir bakın. Ya komedi çekiyoruz ya aşk - son yıllarda korku da var-. Bu konuların dışına çıkanları ise ayıplar gibi izlemiyoruz. Halbuki bizi altın çağa taşıyan ne aşk ne de komedi işleriydi. Hayatın gerçeklerini yansıtan dram kokulu - ama gerçek dram- işlerdi. Bugün bu işlere ne kadar önem verdiğimizi Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinin izlenme oranlarından anlayabiliriz. Adam ödüller alıyor ama bizim yerli sektör onun eserlerini devam ettirme konusunda adım dahi atmıyor. Özgünlükten uzaklaşmanın en büyük etkeni tabii yine biz seyirciler oluyoruz. Aslında biz seyirciler bir bakıma yerli sektörü hem yüceltiyor hem çökertiyoruz.

Para Kazanma Kaygısı...

   Bugün yapımcıların çoğu para kazanmak için hamleler yapıyorlar. Bu doğal bir durumdur. Ancak işin hoş olmamasını sağlayan bir etken vardır ki o da biz seyircilerdir. Bugün bizler öyle bir şekilde tüketime alıştık ki daha çok dünya düzeyine yaklaşamayacak işlere koşuyoruz. Bu durumu gören yapımcılarda bize daha çok kalitesiz işi sunuyorlar. Sonra da bizler bu durumdan şikayetçi oluyoruz. Halbuki bu durumu doğuran biziz. Bugün bir Türk yapımcı Matrix gibi bir film yapsa izleneceğine kim garanti verebilir. En başta ön yargılarımız bunu engeller. "Türkler Matrix gibi film yapamazlar." yargısı hemen hemen hepimizin içine yerleşmiş durumda. Peki Matrix filmini yapsak. İsimini de "Matrix'te Aşk" koysak. İçeriğe de bol entrika bol cinsel şaka yerleştirsek kaç kişi izler? Emin olun çoğumuz filmi izlemek için birbirimizle yarışırız. 

İmkan Yok Abi...


   "Abi adamların film bütçeleri bizi 10'a katlar. İmkan yok o yüzden iş çıkmıyor." Bu duyacağınız en basit bahane. Bütçemiz gerçekten yok mu? Bütçe bir film için önemlidir ama aynı zamanda da o kadar da önemli değildir. Bugün bütçesi olmayan ama inanılmaz derecede izlenen çok sayıda film sayabiliriz. Bir seviyeye kadar bütçe önemlidir ondan sonra işin kalitesi daha ön plana çıkar. Hem biz "Fetih 1453" gibi bütçeli filmler yapabileceğimizi de gördük. Aynı zamanda "GORA" gibi filmler sayesinde teknolojiyi iyi kullanabileceğimizi de gördük. Sorun buralarda değil boşa aramayın. 

Nasıl Çöküş?

   Kardeşim çöküş dedin ama bak yerli filmler çatır çatır izleniyor. Rekorlar kırıyor. Zaten bende özgün üretim çöküşünden bahsediyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki azımsanmayacak bir kitle bugün yerli sektörün gidişinden hiç memnun değil. Bunu son yıllarda artan yabancı film gişelerinden anlayabiliriz. Yabancı sektör giderek gücünü yeniden arttırmaya başladı. Yakın bir zamanda bunu daha belirgin bir şekilde hissedeceğiz. 

Sonuç Olarak

   Özet olarak Yerli sinema sektörü büyük bir tekrara düşmüş durumda. Bu durum çöküşü de beraberinde getiriyor. Nitekim son yıllarda yabancı filmler yeniden güçlenmeye başladı. Yakın bir zamanda daha da güçlendiklerini göreceğiz.

   Çöküş yalnızca sinemamızda değil televizyonda da büyük bir çöküş yaşıyoruz. Nitekim dizi sektöründe de tekrara düşmüş durumdayız. Aynı konular etrafında dolaşıp duruyoruz. Diriliş tarzı diziler bu çöküşü yavaşlatıyor.Ancak köklü bir zihniyet değişimi olmadan çöküş engellenemez. 

NOT: Uzun süredir blogta bir anket yapıyorduk. Anket sonuçlarına baktığımızda yabancı dizilerin büyük bir güç kazanarak sektörde payını artıracağının sinyallerini alıyoruz:

(OY VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. )



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

17 Nisan 2016 Pazar

5.Dalga


   5.Dalga bu yıl (2016) gösterime giren Amerikan bilim kurgu filmidir. Film Ricky Yancey tarafından yazılan aynı isimli kitaptan beyaz perdeye aktarılmıştır. Şimdi diyeceksiniz ki kardeşim iyi de senin site film sitesi değil ki neden yazıyorsun bunu. Zaten benim derdim de filmin konusu. Bunun dışında filmin konusuyla birlikte filme de değineceğim. Bu yüzden bu yazı ortak bir yazıdır. Yani bu blogla birlikte yaziyoruz.blogspot.com adlı blogda da yayınlanacaktır. Bunu baştan bir söyleyeyim.

Yine Uzaylılar!

   Şüphesiz bu uzaylı konusuna epey takık bu insanoğlu. Ben şahsen dünya dışında bir yaşamın varlığına inanıyorum. Zaten çok sayıda insan da buna inanıyor. Asıl sorun bu dış yaşamın bize ne kadar benzediği ve dost mu yoksa düşman mı olduğu. İşte 5.Dalga filmi bizzat bunu konu ediniyor. Bir gün ansızın uzaylılar geliyor. Gökyüzünde yerini alıyor. Ne hikmetse petrol uğruna ülkeleri birbirine katan ABD bu uzaylı kardeşlerimize (!) bir şey yapmıyor. Onlarla iletişime geçmeye çalışıyor. Sonuç ise 1.Dalga ile kendisini gösteriyor. Şimdi burada 4 dalga neyi getirdi diye yazmayayım da biraz şaşırtısı kalsın filmin. Zaten bizim işimiz 5.Dalga ile.

   Siyah Giyen Adamlar filminde (Kaçıncıydı hatırlamıyorum) bir sahne vardı. İşte ekranın karşısında insanların arasına sızmış insan kılığında uzaylı ajanlar ile konuşuyorlardı. Hatta merhum Michael Jackson bile vardı bu uzaylı ajanların arasında. İşte 5.Dalga bununla ilgili. Aramıza sızan uzaylılar. Hem de insanları avlayan uzaylılar. Kulağa ne kadar hoş bir teori olarak geliyor değil mi?

Hesaplayalım...

   Bir sözelci olarak hemen basit bir hesap yapayım. Dünya üzerinde yaklaşık 7,125 Milyar (2013) insan yaşamakta. Ama asıl vurucu kısım kayıt altında olmayan insanlarda. Evet çoğu sorunlu bölgede (savaş vs.) diyelim ki 10 Milyon insan daha var. Bunların yarısı uzaydan gelmiş diyelim. 5 milyon uzaylı aramızda. Ama sen olasılıklarla gidiyorsun? Kanıt var mı kanıt dediğinizi duyar gibiyim. Kanıt yok. Ama teroiler var. Mesela 51.Bölge olayı bu konuda bize güzelce yardımcı olabilir. O olayda dünyamıza gerçekten uzaylılar geldiyse ve bunlar aramıza girmeyi başardıysa? Neden olmasın. Bugün ABD teknolojisi bir anda nasıl gelişti? Bunun arkasında gerçekten çok zeki insanlar mı var yoksa insan görünümlü dünya dışı varlıklar mı? Einstein veya Nikola Tesla neden bir uzaylı olmasın?


   Yazdıklarım belki gülünç gelebilir. Ama her zaman bir ihtimal vardır. İhtimalleri görmezden gelmemek lazım. Neyse ya konunun dışında fazla da kaçmayalım. 

Konu Güzel Film Tırt...

   Dünyanın asıl sahibi olduğunu iddia eden, onu geri almaya gelen ve bunu insanların arasına sızarak gerçekleştirmeye çalışan uzaylılar fikri benim hoşuma gitti. Zaten buna dayanarak filmi izledim. Ama açıkçası izlediğime pişman oldum. Bu kadar güzel konu ancak bu kadar kötü aktarılabilirdi. Bir kere oyuncu seçimleri yanlış. Başrol oynayan kız gerçekten oyuncu mu merak içindeyim. 

   Film hızlı gelişiyor. Bu kötü değil. Ama açıkçası ben 5.Dalgadan önceki dalgaları daha uzun izlemek isterdim. En azıyla ergenlerin macerasından daha çekici. Lafım filmdeki ergen tavırlara. Bildiğiniz uzaylıların karşısına ergenlerle çıkıyor insanlık. Ne kadar vahim değil mi? Tamam belki kitaptan çeviriyorsun filmi ama yapma be kardeşim girme o muhabbetlere işte.  Kitabın dışına çık. Uzaylılarla savaşan günlük tutan ergen bir kız kulağa ne kadar hoş geliyorsa filmde o kadar hoş. Ergenlikle hiçbir derdim yok. Benim derdim filmdeki yansımasıyla ilgili.

   Özet olarak konu güzel.Ver Christopher Nolan'a şaheser yapsın. Fakat film açık bir ifadeyle tırt. Yani olmamış. Bir de devam filmi falan düşünüyorlarmış. Aman biz böyle iyiyiz. Hiç yapmasınlar bence.  

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

31 Ocak 2016 Pazar

İsmini Unuttuğum Filmi Nasıl Bulurum?

nasılbülürüm

   Bazen öyle çok filmler izleriz ki film hakkındaki tüm bilgiler birbirine karışır. Öyle ki bir filmin konusunu unutmayız ama ismini unuturuz. İnsanlık hali. Bunu hepimiz yaşayabiliriz. Bizde güzel duygular yaratan bir filmin ismini unutabiliriz. Peki ismini unuttuğumuz filmi nasıl bulacağız? Bunun için internet üzerinden denenebilecek çeşitli yöntemler var. Öncelikle söylemeliyim ki eğer internet üzerinden doğru izleri takip edersek ismini hatırlayamadığımız filmi bulmak çok kolay olacak. Şimdi deneyebileceğiniz yöntemleri sıralayalım.

1. OYUNCU ÜZERİNDEN ARAMA YAPMAK

   İzlediğiniz ve ismini unuttuğunuz filmde rol alan bir oyuncunun ismini hatırlıyorsanız işiniz sandığınızdan da kolay. Hemen çeşitli sitelerden oyuncunun rol aldığı filmlerin listesine ulaşarak aradığınız filme ulaşabilirsiniz. Benim bu konuda önerim Beyazperde sitesine bakmanız. O sitede çok sayıda oyuncunun rol aldığı film listesine kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bunun dışında Google'da arama yaparak da buna ulaşabilirsiniz.

oyuncuuzerınden


2. KONU ÜZERİNDEN ARAMA YAPMAK

   Eğer ismini unuttuğunuz filmin konusunu az çok hatırlıyorsanız bunun üzerinden bir aramaya girişebilirsiniz. Ancak böyle bir arama nadir olarak hedefe ulaştırıyor ne yazık ki. Bu konuda en büyük yardımcımız arama motorları olacak. Tabii Google tercih edilmesi gereken ilk arama motoru. Filmin hatırladığınız kadar konusunu kısa kısa yazarak arama yapabilirsiniz. Ancak böyle bir aramayı daha da daraltmak gerekir. O yüzden yazdığınızın sonuna "film" ibaresini eklerseniz arama daha dar çerçevede sürecektir. Mesela diyelim ki Titanik filminin ismini hatırlayamadık. Konusu üzerinden şöyle bir aramaya girişebiliriz.: "Buz dağına çarpan gemi film" Böyle bir şekilde aratma yaptığınızda daha başarılı sonuçlar alacaksınız mutlaka.

3. SİNEMA ÜZERİNE BLOG VEYA SİTELERDEN YARDIM İSTEYİN

   Sinema üzerine yazılar yazan çoğu blog yazarları veya site sahipleri bu konuda yardıma koşmaktan çekinmeyecektir. Onlardan filmin konusundan bahsederek yardım isteyebilirsiniz. Özellikle blog yazarları bu konuda daha istekli olacaklardır. Aynı şekilde sinema üzerine kurulmuş Facebook sayfa ve gruplarından da bu tarzda bir yardım isteyebilirsiniz. Bunların dışında sözlüklerden de yardım talebinde bulunabilirsiniz. Mutlaka yardım edecek birileri çıkacaktır. 

4. FORUMLARA YAZIN

   Bu yöntem bana göre en etkili yöntem. Çünkü forumlar bu tarz konular için yardım edecek insanlarla doludur. Zaten forumların amacı da üyeler arası etkileşim ve yardımlaşmadır. Son yıllarda forum siteleri düşüş gösterse de belli başlı yerini sağlamlaştırmış siteler de yok değil. Bunlardan en bilineni kuşkusuz forum Donanım Haber. Donanım Haber Forum sitesinde bu konuya yönelik bir yazı var. Üyeler ismini hatırlayamadığı film hakkında bilgiler veriyor ve diğer üyelerden yardım istiyor. Genellikle bu yardım talepleri olumlu geri dönüşler alıyor. Tek yapmanız gereken foruma üye olup sormak. Aşağıda o yazının linkini paylaştım. Tabii bu forum dışında farklı forumlardan da yardım isteyebilirsiniz.


Konuyla İlgili Video:



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

29 Aralık 2015 Salı

İçimiz Dışımız Aşk!

bıktıran-ask

   Ünlü bir laf vardır belki bilirsiniz. "Bir insanı sevgiden soğutmak için onu aşırı sevin." Yapılan bir işin aşırısı o işin en büyük düşmanıdır aslında. İnsanları o işten soğutur nefret çeker bu aşırılık. Şöyle bir görüş vardır aşırı dindar bir aileden ateist birey çıkma olasılığı tersine göre daha fazladır. Bunları neden söylüyorum? Aşırılığın iyi olmadığını vurgulamak için söylüyorum.

   Sinemamızda furyalar vardır. Aslında furyalar popüler kültürün bir yansımasıdır. Mesela 1970'li yıllarda Arabesk müziğin halk arasında yaygınlaşmasıyla Arabesk film furyası başlamıştır. Hemen hemen çoğu sinemacı Arabesk film çekmeye başlamıştır. Peki günümüzde bir furya var mı? Bence furya demeyelim de aşırı bir konu var. AŞK! Sinemalarda o var. Televizyonlarda o var. Her yerde o var. Şimdi çıkıp diyeceksiniz ki eee aşk hayatın içinde var. Ne demiştik aşırı olunca insan soğuyor be. Değeri kalmıyor.

AŞAĞI TÜKÜRSEN AŞK YUKARISI YİNE AŞK

   Aşk Yeniden, İnadına Aşk, Kiralık Aşk, Yer Gök Aşk, Acil Aşk Aranıyor, Kara Para Aşk, Aşk Emek İster, Acı Aşk, İlk Aşk ve son olarak Her Şey Aşktan... Bunları kafamdan uydurmuyorum. Bunların hepsi dizi veya film. Daha önce fark ettiniz mi bunu? Türkiye'de çekilen hemen hemen iki diziden birisinin konusu aşk. Hem de öyle yaratıcı bir senaryoları da yok hani. Bir kız bir erkeği sever, sevdiği erkek başka kızı sever, o sevdiği kız da gider başkasını sever... Hep aynı konular etrafında gelişir dizi veya film. Siz hiç sıkılmıyor musunuz bu durumdan?

   Aşkın kendisine yönelik bir tepkim yok aslında. Güzel şeydir aşk.Her insan yaşayamaz sadece yaşadığını düşünür. İnsanı mutlu eder, yaşamayı daha bir değerli kılar. Ama dedim ya her şeyin aşırısı zarardır diye. Bugün televizyonda veya sinemalarda bize dayatılan aşk, kendisine zarar verecek boyutta bıktırıcı bir etkiye ulaşmış durumda. Yani basitçe aşk sıradanlaştı ve güzelliklerini yitirmeye başladı.

NEDEN AŞKTAN ÖTEYE GİDEMİYORUZ?

   Neden televizyonlarda veya sinemada hep aşk işleniyor? Neden daha farklı konulara değinmeye çalışmıyor senaristler. Aslında bu sorunun cevabı bizlerde yani tüketicilerde gizli. Seyirci aşkı işleyen film veya dizileri tüketmeyi seviyor. Bundan dolayı ticari kaygılarla, tüketilsin para kazanalım diye aşk filmleri veya dizileri çekiliyor. Tüketiciler aşk işleyen konuları tükettikçe farklı işler (komediler hariç) hayal kırıklığına uğruyor ve bu da sinemamızın yerinde saymasına sebep oluyor. Çünkü bir sinemada ne kadar çok çeşit konu işlenirse o sinema o kadar zenginleşir.

   Peki ne yapacağız? Hiç aşklı meşkli dizi veya film izlemeyecek miyiz? Hayır izleyeceğiz. Ama eleştirerek izleyeceğiz. Aşka meşke takılıp kalmayacağız. Farklı işleri de göreceğiz. Onları da destekleyeceğiz. 

ÖZET OLARAK

   Günümüzde televizyonlarımızı ve sinema salonlarımızı bir aşktır sarmış durumda. Bu öyle bir sarış ki aşktan soğutuyor adamı. Benim bu yazım aşka karşı çıkış değilde onu sıradanlaştırmaya karşı çıkıştır aslında. Bu yazım aşk dizisi veya filminden ötesini düşünmeyen senaristlere ve izleyicilere yönelik bir eleştiridir.




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

13 Ekim 2015 Salı

Zihin Açıcı Bilim Kurgu Filmleri 2

zhnacıcı2

   Evet zihnimizi,ufkumuzu açacak Bilim Kurgu filmlerini sıralamaya devam ediyorum.Bu liste 15 filmden oluşuyor.Şimdiye kadar 5 film yazdım.Listenin birinci kısmını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.Şimdi gelelim ikinci kısma.Yine burada 5 film paylaşacağım.Belki yazacaklarımdan çoğunu izlemişsinizdir ama eğer izlemediğiniz varsa mutlaka izleyin derim:

10.BEN EFSANEYİM (2007)

ben-efsanym

   Dünya tehlikeli bir virüs yüzünden yok olma eşiğindedir.İnsanların büyük bölümü yok olmuştur.Garip yaratıklara dönüşmüşlerdir.Bunlar klasik zombiler değildir.Bunlar geceleri ortaya çıkan daha tehlikeli ve acımasız yaratıklardır.Robert Neville ve köpeği bir şekilde hayatta kalabilmiş canlılardır.Robert bir bilim adamıdır.Bir gün yaratıklar Robert'a saldırır köpeği kendisini onun için feda eder.Robert,tek dostu olan köpeğinin ölümüne sinirlenir ve elindeki tabancayla yola çıkar.Yaratıklar arabasını devirir.Robert öleceğini zannederken bir yardım eli kendisine uzanır.Bu bir kadındır.Belki de yaşayan son kadın...
   Bu filmi ilk izlediğimde köpeğin ölümü beni de sarsmıştı gerçekten.Zaten filmde öyle bir hava var ki hemen kendinizi olaylara kaptırıyorsunuz.Bu durumda herhangi olumsuz durumda kötü duygular yaşamanıza sebep oluyor.İnsanın yalnızlığı açık bir şekilde sorgulanıyor filmde.İnsanlığın kuklalardan farklı olduğu da gözümüze çarpıyor.Bu filmin iki finali var bu arada.Sinemada gösterilen finalin haricinde çekilmiş bir finali daha var ve bana göre keşke de sinemaya o final konulsaydı.En azıyla daha farklı bir yaklaşım içeren bir final olurdu.Neyse uzatmayayım filmin İMDB puanı 7,2...

9.İNSANLIĞIN SONU (2015)

ınsanlıgın-sonu

   Bilim Kurgu film listelerinde büyük bir ihtimalle nadiren göreceğiniz bir filmdir kendisi.Ben neden bu listeye yazıyorum onu basitçe anlatayım.Film klasik bir zombi filmi gibi başlasa da aslında konu çok farklı bir boyutta ilerliyor.Hayat tamamen yok olmuş hatta mini bir buzul devriyle zombiler evrimleşmiş garip yaratıklara dönüşmüş.Ancak olaylar bir insan zombi kavgası etrafında şekillenmiyor.Ortada bir kız çocuğu var ve onu sahiplenen bir dayı.(Aslında adamın kim olduğunu tam anlayamıyorsunuz ben dayısı olduğuna kanaat getirdim.)Kızın babası da yaşıyor bu arada.Peki neden kıza babası değilde dayısı bakıyor?İşte bunlar hep şaşırtı.Şaşırtısı bol durumlar olduğu için fazla bilgi vermeyeyim filmle ilgili.
   Filmin sonu çok dramatik bitse de aslında tatmin edici bir sonu olduğunu düşünmüyorum.Yine de zombi filmlerinin genel havasından sıyrılıp özgün ve duygusal bir iş çıkarıldığı için film izlemeye değer.Filmin İMDB puanı 5,9 ki bence fazlasını hak ediyor....
   

8.UYUMSUZ (2014)

üyümsüz1

   Toplum farklı erdemleri simgeleyen 5 parçaya  ayrılmıştır.Gençler 16 yaşına geldiklerinde bu parçalardan birini seçmek zorundadırlar.Ya doğdukları erdemde kalacaklar ya da erdem değiştirecekler.Tris seçim yapmak zorunda olan gençlerdendir.Ondan beklenmeyen bir seçim yapar ve cesaret göstermesi gereken bir erdemin üyesi olur.Ancak ona uygulanan testler Tris için tehlikeli bir sırrı ortaya çıkarır.Bu öyle bir sırdır ki Tris'in hayatı da buna bağlıdır.
   Film altyapısında birçok fikri seyirciye işliyor.Bunlardan belki de en önemlisi özür gibi duran bir durumun aslında ne kadar etkileyici olabileceği gerçeğidir.Toplumların farklı olanı kabul etme durumu da yine inceden filmde işleniyor.Bence film gelecek açısından bize olabilecek mesajlar da veriyor.Gördüğüm kadarıyla filmde işlenen distopya pek de akla uzak görünmüyor.Neyse filmin İMDB puanı 6,8....

7.12 MAYMUN (1995)

12-maymün

   Ölümcül bir virüs dünya nüfusunun sadece %1 ini hayatta bırakmıştır.Kalan insanlarda yer altına koloniler kurmuşlardır.Virüsün etkisini kırabilmek için zaman makinesi icat eden bilim adamları James Cole adlı mahkumu geçmişe virüsün hızla yayılmaya başladığı 1996 yılına göndermeye çalışır.Ama makinede terslik olur ve Cole 1990 yılına gider.Ama görevi hala devam ediyordur.Virüsü yayanları bulması gerekmektedir.Gittiği yılda insanları gelecekten geldiğine ikna etmeye çalışan Cole ne kadar başarılı oldu dersiniz?...
   12 Maymun filmi benim gözümde bir kere de hemen anlaşılamayacak bir film.O yüzden filmi en az iki defa izlemek lazım.Özellikle ayrıntıları görmek için bunu yapmak anlamlı olabilir.Filmin benim için ikinci önemli anlamı ise Brad Pitt'in muhteşem oyunculuğunu görebilmemdir.Adam resmen döktürmüş.İzleyince göreceksiniz.Neyse filmin İMDB puanı 8,1...

6. 13. KAT (1999)

13--kat

   Acaba sanal dünyaların içinde yaşayan insanlar mıyız?Paralel evrenlerde ne şekilde yaşıyoruz?Filmde her şey tüm sırrı çözen Hannon Fuller'ın esrarengiz bir biçimde öldürülmesiyle başlıyor.Fuller'ın ortağı Douglas bu ölümle birlikte kendisinin de tehlike de olduğunu düşünüyor ve sırrı çözmek için yarattıkları evrende iz aramaya başlıyor.Fakat gerçek çok farklıdır.Yaratılan evren tek değildir.Douglas ya yaratılan evrende sırrı çözüp ölümünü bekleyecek ya da ölüm ona gelmeden o ona gidecek....
   13.Kat adlı film aslında şansı olmayan bir filmdir.Çünkü konusu ne kadar zihin açıcı olsa da aynı yıl çıkan efsane Matrıx filminin gölgesinde kalmaktan kurtulamamıştır.Kolay değil Matrıx filmini geçebilmek.Ama emin olun 13.Kat filminin Matrıx filminden aşağı kalır yanı yok.Hatta bana göre ondan daha iyi.Film en başta karmaşık gibi görünse de ilerledikçe taşlar tam yerine oturuyor ve finaliyle son noktayı koyuyor.Bu arada filmin İMDB puanı 7,1...




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Ekim 2015 Pazar

Zihin Açıcı Bilim Kurgu Filmleri 1

bılımkurgufılmlerı

   Uzun süredir Bilim Kurgu filmleriyle ilgili bir yazı yazmak istemiştim.Kısmet bugüneymiş.Son 1 yıldır fena derecede Bilim Kurgu tarzında filmlere sarmış durumdayım.Şimdiye kadar çok sayıda Bilim Kurgu filmi izledim.Tabii ki bunun sonucunda benimde en iyiler listem oluşmuş durumda.İşte bu listeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
   Listemde 15 film var bu yüzden bu yazıyı bir seri olarak düşündüm her bir bölümünde 5 film yazacağım.Tavsiye edeceğim filmler gerçekten beğendiğim ve izlemenizi mutlaka tavsiye ettiğim filmler.Bu filmlerin aklınızda ufuklar açacağına emin olabilirsiniz.İşte zihin açıcı Bilim Kurgu filmleri listesi:

15.YAŞAM ŞİFRESİ (2011)

yasam-sıfresı

   Yaşam Şifresi ismiyle geliştirilen bir program ve bir terör saldırısında hayatını kaybeden bir adam.Bu program sayesinde hayata tekrardan gelen fakat her defasında saldırıda ölmeye mahkum kalan Colter'in çok önemli bir görevi vardır.Tekrar hayata geldiğinde bombacıyı bulmak.Buraya kadar konu karmaşık gelebilir fakat aslında olay çok basittir.Saldırıda ölen Colter,saldırıdan kısa süre önce yaşadıklarını Yaşam Şifresi programı adı altında tekrar anımsıyor.Anımsadıklarından yola çıkarak da bombacının kimliğine ulaşmaya çalışıyor.Bombacının peşinden ister istemez koşarken Yaşam Şifresi adlı programı da sorgulamaktan alıkoyamıyor kendini ve yeniden hayata gelebilmenin bir yolunu arıyor.Acaba bu program sayesinde bunu başarabilir mi?
   Film genel itibariyle çok akıcı ve merak uyandırıcı bir yapıya sahip.Aynı şekilde filmin sonu da sizin için şaşırtı olacaktır.Bu arada unutmadan söyleyeyim filmin İMDB puanı 7,5...

14.AZINLIK RAPORU (2002)

azinlik-raporu

   Takvimler 2054 yılını göstermektedir.Dünya üzerinde suç oranı %0'dır.Suç öncesi adlı sistem oluşabilecek tüm suçları engellemiştir.Bu sistem ruhsal güçlere sahip kahinler sayesinde işlemektedir.Kahinler suçları önceden görüyordur ve suç engelleniyordur.Peki bu kahinler hiç yanılmaz mı?Kader bu kadar kesin bir dille bilinebilir mi?Dedektif John Anderton,suç öncesi sistemine hizmet eden özel bir polis biriminin başındadır.Bir gün suç öncesi sistemi yeni bir suç görür.Suçu işleyen tanıdık bir isimdir:Dedektif John Anderton.Artık avcı av konumundadır.John,hem kaçar hem de sistemi sorgulamaya başlar ve olaylar gelişir...
   Bilim Kurgu filmlerinin üstadı Steven Spielberg imzalı Azınlık Raporu filmi bence mutlaka izlenmesi gereken filmler arasında.Film hem bize mutlak kaderin varlığını sorgulatıyor hem de gelecekte olabilecek bir durumdan bahsediyor.Benim şaşırdığım en önemli nokta ise film ne kadar 2002 yılında çekilmiş olsa da sanki yeni bir film izlenimi vermesi oldu.Efektler,görseller oldukça başarılı.Bu arada filmin İMDB puanı 7,7...

13.BATI DÜNYASI (1973)

westworld

   İnsandan farksız görünen robotlar tarafından donatılmış 3 dünya:Batı,krallık ve Roma.Dünya dediysem sanki küçük bir kasaba.Zenginler geçmiş dönemi yaşamak için buralara gelir.Ziyaretçileri bol eğlence,silah ve şöhret bekliyordur.Bu dünyalarda bulunan hemen hemen herkes insandan farksız görünen robotlardır.Sadece ziyaretçiler gerçek insandır.Ama ziyaretçiler kimin robot kimin insan olduğunu bilmiyordur.Her şey yerli yerinde düzgün giderken bir anda robotlarda çözülemeyen bazı hatalar görülmeye başlanır.Bu hatalar zamanla derinleşir ve robotlar kontrolden çıkar.Artık zararsız dünyalarda dehşet kol geziyordur.
   Batı Dünyası filmi Bilim Kurgu film listelerinde nadiren göreceğiniz bir filmdir.Ama bence bir başyapıttır.1973 senesinde bu tarz bir filmin çekilmesi oldukça heyecan vericidir.Film 1973 senesinde çekilmiş olsa da sanki 2000'li yıllarda çekilmiş bir film tadındadır.Özellikle kovboy film meraklıları için bence ilginç ve güzel bir alternatif.Bu arada filmin İMDB puanı 7,1...

12.RİDDİCK GÜNLÜKLERİ (2004)

rıddıck-günlüklerı

   Evren çok değişmiştir.Karanlık bir dönem başlamıştır.Gezegenler Necromonger ordusunun gazabıyla karşı karşıyadır.Bu ordu çok acımasızdır.Umut sadece efsanelerde aranır.İşte Riddick o efsanenin ta kendisidir.Necromonger ordusuyla mücadele için Riddick çağrılır.Aslında bu birazda denize düşen yılana sarılır durumudur.Çünkü Riddick iyilik meleği değildir.Sadece çıkarlarını düşünür.Mücadelede Riddick'in yanında eski dostları da olacaktır.
   Eğer bu filmi izlemeyi düşünürseniz mutlaka önceki bölümünü izleyin derim.Derin Karanlık adlı önceki filmde Riddick ile ilgili başka ipuçlarına ulaşabilirsiniz.Tabii onu izlemeden de bu bölümü izleyebilirsiniz.Bir şey kaybetmezsiniz yani.Neyse filme derinlenmesine baktığımızda aslında kıyamet ve Deccal figürlerini görebileceğiz.En azıyla onlardan esinlenme bazı olayları gördüm ben.Film Bilim Kurgu tarafını bir yana atarsak aksiyon severler için de iyi bir film bence.Bu arada filmin İMDB puanı 6,7...

11.KÜP 1 (1997)

cube

   Sır ve tuzak dolu büyük küpler.Bu küplerin içinde uyanan ve oraya nasıl geldiklerini bilmeyen 7 kişi.Küpten kurtuluş yolu var mı?Küplerin içine sıkışmış yedi kişi birleşerek bir çıkış yolu ararlar.Bir küpten başka bir küpe geçerken tuzaklara yakalanmamak zorundalar.Bunun için taktikler geliştirirler.Ancak zaman geçiyordur.Açlık ve susuzluk gittikçe artıyordur.Birlikte hareket eden insanlar nasıl saldırgan hale gelir?Filmin sonunda ise bir şaşırtı vardır.Aslında her şey çok basittir.
   Aslında yazıp yazmamakta kararsız kaldım bu filmi.Çünkü klasik Bilim Kurgu listelerinde her zaman bulabileceğiniz bir film.Ama o listelere girmeyi fazlasıyla hak eden bir film.Küp filminin ilk bölümü bana göre en iyisiydi.İkinci bölüm benim için hayal kırıklığı yaratmıştı.Bana göre yokluk içinde çekilmiş ilk film varlık içinde çekilmiş ikinci filme inanılmaz fark atmıştı.Neyse fazla uzatmayayım eğer gizem dolu bu küpün sırlarını biraz da olsa çözmek istiyorsanız mutlaka izleyin derim.Bu arada filmin İMDB puanı 7,3...



   


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.