gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Sanal Paraların Yükselişi Başladı mı?

para-sanal

    Evet evet bir ekonomi blogu değiliz. Fakat sanal dünya ile ilgili yazılar yazdığımızı biliyorsunuz. İşte buna güvenerek sanal para olayı hakkında yazmak istedik. Özellikle son birkaç yıldır iyice gündemde olan bu sanal paraların ucu nereye dayanacak? Bu sanal paralar bize gelecek hakkında ne söylüyor? İşte bunları kendi çapımızda cevaplamak istedik. Şimdiden uyaralım, dedik ya ekonomi blogu değiliz. Bu sanal paralar yükselir mi düşer mi? Almalı mı almamalı mı? Bu sorular bizi aşar. Bunlar için başka kaynaklara göz atmanızda yarar var.

21 Ocak 2017 Cumartesi

Rüyalarımız Bize Geleceği Gösterebilir mi?

rüyagelesek

   Rüyalar! Hala sırları tam anlamıyla çözülememiş muhteşem bir deneyim. Rüyalar sadece beynimizin bize sunduğu basit bir hizmet mi? Yoksa daha farklı anlamları mı var? Daha ileri gidelim o halde. Rüyalarımız bize geleceği gösteriyor olabilir mi? Bilim dünyası buna kesinlikle hayır diyor. Fakat yaşanan hadiseler bunun bu kadar kesin olmadığını gösteriyor. Mesela en ünlüsünden ABD başkanı Abraham Lincoln'in rüyasında kendi ölümünü görmesi hadisesi var. Abraham Lincoln'in rüyasında ölümünü görmesini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Buna nasıl cevap verebiliriz peki?

Enver Sedat'ın Ölümünü Gören Kadın


sedat-enver   Barbara Garwell 1981 yılında çok ilginç bir rüya gördü. Rüyasında futbol sahası gibi bir yerdeydi. Burada dikkatini minyon tipli birisi çekti. Barbara, sahanın ortasında o minyon tipli adamın yanından geçerken ona bakmıştı. O adama bakarken aniden sahanın çeşitli yerlerinden makineli tüfeklerle adamlar çıkmıştı. Bu makineli tüfekle gelenler o minyon tipli adama ateş etmeye başlamıştı. Adam yere yığılmıştı. Rüya bu şekilde sona eriyordu. Barbara bu rüyayı gördükten üç gün sonra dünyayı sarsacak bir olay meydana geldi. Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat katıldığı bağımsızlık töreninde aynı Barbara'nın gördüğü şekilde öldürüldü. Barbara Garwell rüyasında geleceği görmüştü. Peki bu mümkün müydü?

Rüya Yorumlayan Bir Peygamber

   Rüyalardan geleceği görmek dediğimizde aklımıza ilk gelenlerden birisi Hz. Yusuf'tur hiç şüphesiz. Kutsal kitaplarda bu peygamberin rüya yorumlama özelliği vurgulanır. Bu gücün kendisine Allah tarafından verildiği de yazılır. Hz. Yusuf görülen rüyalardan ülkesinde kıtlık çıkacağını bilmiş ve bunu bilmesinden ötürü Mısır'a hükümdar dahi olmuştur. Aslında burada olaydan çok rüyaların bir anlamının olacağının dini açıdan kanıtlandığını görebiliriz. Rüyalarımız hiç de öyle anlamsız değil yani.

Rüyalar, Duygular ve Gelecek

    Genel bir inanışa göre rüyalarımız duygusal yönden bizi tatmin etmeye yarıyorlar. Eksikliğini hissettiğimiz birçok duyguyu rüyalarımız vasıtasıyla giderebiliyoruz. Bu durum yine rüyalarımızın amaçsız ve basit olmadığını gösteriyor. Rüyalardan geleceği görmek en azıyla geleceği yorumlamak verilen örnek olaylara baktığımızda mümkün bir durum olarak görülüyor. Fakat bu çok ender rastlanan bir durum. Yani her gördüğünüz rüya size gelecekten haber vermiyor. Hatta belki de şimdiye kadar gördüğünüz tüm rüyaların böyle bir özelliği yoktu. Aslında bu noktada rüyaların tek işlevinin olmadığını düşünebiliriz. Onların birden fazla amacı olabilir. Mesela bazen bizleri duygusal yönden rahatlatırken bazen geleceği gösterebilir bazen de hiç anlamı olmadan ruhumuzu rahatlatabilir. Yani kısacası onları tek bir kalıba sokmamak lazım. Ayrıca onları yorumlamak konusunda sanıldığının aksine fazla da maharetli değiliz.

   Rüya yorumlama işi öznel bir iştir. Bugün kitapçılarda satılan tabirler nesneldir yani pek de işe yaramaz. Bir rüyanın anlamını ancak siz kendiniz çok iyi bilirsiniz. Onu yorumlamak konusunda kendinize güvenmelisiniz. 

   Özetle rüyalarda geleceği görmek yaşanan olaylara baktığımızda mümkün bir durum olarak görülüyor. Fakat günümüzde bunu gerçekten yaşamak ender bir durum. Ayrıca bilimsel bir dayanağı olmadığını da yeniden belirtmem gerekiyor.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

Ölümünü Gören Bir Lider: Abraham Lincoln

lincolnabraham

   ABD tarihine damgasını vurmuş bir lider. Köleliği kaldırmış, ülkenin birliğini korumayı başarmış bir isim. ABD'nin Cumhuriyetçilerden ilk olmak üzere tarihte ise 16. başkanı. Abraham Lincoln'den bahsediyorum. ABD'li çoğu tarihçiye göre Abraham, ülkenin geçmişten günümüze en iyi başkanları arasındadır. Bu parlak isim sadece başarılarıyla değil talihsiz ölümüyle de daha doğrusu öldürülüşüyle de tarihe geçmiştir. Çünkü ABD tarihinde suikast sonucu öldürülen ilk başkandır kendisi. Bu suikastı ilginç kılan ve yazımıza konu olmasını sağlayan ise Abraham'ın gördüğü bir rüyadır. Abraham rüyasında kendi ölümünü görmüştür.

"Beyaz Sarayda Kim Öldü?"

   Abraham Lincoln geç saatlere kadar çalışırdı. Öldürülmesinden kısa bir süre öncesinde yine aynısını yaptı. Bu defa masasında çalışırken uyuyakaldı. Uyandığında kan ter içindeydi. Gördüğü rüya dehşet vericiydi. Hemen karısına koştu. Rüyasını anlatmaya başladı. Rüyasında Beyaz Saraydaydı. Ancak ortalarda kimseler görülmüyordu. Uzaktan ağlamaklı sesler geliyordu. Bu seslere doğru gitti ve bir odaya girdi. Odada insanlar siyah giyinmişti. Herkes ağlaşıyordu. Cenaze vardı. Abraham cenazenin kime ait olduğunu görememişti. Yanında duran askere sessizce sordu: "Beyaz Sarayda kim öldü asker?" Asker hüzünle cevap vermişti: "Başkan öldü.." Abraham neye uğradığını şaşırdı. Ölen kendisiydi. Birden uğultular çıkmaya başladı. Sesler yükseldi ve Abraham uyanmıştı. 

Ve Rüya Gerçekleşir

   Abraham Lincoln bu rüyayı gördükten kısa bir süre sonra gittiği bir oyunda başından vurularak öldürüldü. Ölümü ABD hatta dünya için şok etkisi yarattı. Sadece şok değil kısa bir süre sonra karısı kocasının gördüğü rüyayı anlattığında herkes ikinci defa şok oldu. Lincoln öleceğini bilmişti. Peki nasıl oluyordu? Rüyalardan geleceği görmek mümkün müdür? Buraya tıklayarak rüya ve gelecek ile ilgili yazıya ulaşabilirsiniz. 



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

21 Nisan 2016 Perşembe

Geleceğe Posta At!


   Turgut Özal zamanında yani seksenlerde "2000 Yılına mektup yaz" adlı bir kampanya düzenlenmiş. Bu kampanyaya katılan insanlar geleceğe mektup yazarak PTT'ye teslim etmişler. Ve 2000 yılına gelindiğinde mektuplar alıcılarına ulaşmış. Geçmişten gelen mektupları gelecekteki insanlar okumuş. Peki yine böyle bir kampanya olsa katılır mıydınız? Aslında kampanyaya gerek yok bir site bunu sizin için yapıyor. Hem de ücretsiz.

Nasıl Oluyor...

   Sitemizin ismi FutureMe.org. Bu site aracılığıyla gelecek bir zaman dilimine E-Posta atabiliyorsunuz. İsterseniz adım adım bunu nasıl yapacağınızı anlatayım:

Öncelikle siteye girdiğinizde aşağıdaki gibi bir ekran geliyor karşınıza:


ADIM 1: Bu formu doldurmamız gerekiyor. Dili ingilizce olduğundan isterseniz çeviri yapabilirsiniz. Ama yine de ben belirteyim ne ne anlama geliyor: TO: Postayı göndereceğiniz E-Mail adresini yazıyorsunuz. SUBJECT: Konu başlığı. YOUR LETTER: Postanızı yani mesajınızı buraya yazıyorsunuz. DELİVER ON: Postanın hangi tarihe gönderileceğine karar veriyorsunuz. MAKE THİS LETTER: Mektubun özel mi yoksa kamusal mı olduğunu belirtiyorsunuz. ADD A PİCTURE: Postanıza isterseniz bir fotoğraf ekleyebilirsiniz.

   Mesajınızı yazdıktan sonra "Send to the Future" tuluna basarak postanızı gönderebilirsiniz.

ADIM 2: Postanızı attıktan sonra karşınıza bir ekran gelecek. Bu ekranda site sizden bağış isteyecek. Siteye bağış yapıp yapmamak sizin elinizde. Karar sizin yani. Bazıları buekran gelince sitenin para istediğini sanıyor aslında öyle bir durum yok.

   Ben kendime bir mesaj yazdım 2030 yılına attım. Ömrümüz yeterse bir bakalım nasıl olacak. Bence sizde mutlaka deneyin. Denemekten zarar gelmez.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

3 Kasım 2015 Salı

Akıllı Telefonunuzdan Hologram İzleyin

hologram222

   Google Play mağazasının anlamsız uygulamaları  adlı yazımda Hologram görüntülerle ilgili ufak bir bilgi vermiştim.Ayrıca yapacağınız küçük bir aparat sayesinde akıllı telefonunuzdan Hologram görüntü izleyebileceğinizi de belirtmiştim.Bu yazımda bu aparatı nasıl yapacağınızı anlatmaya çalışacağım.

Malzemeler:

   Öyle masraflı, bulunmaz Hint kumaşı malzemeler gerekmiyor.Elinizde 1 adet CD kabı(Alternatif olarak şeffaf farklı bir malzeme de olabilir),1 adet maket bıçağı,1 adet kareli kağıt,makas,kalem ve bant olması yetecektir:

hologram-8


NASIL YAPILIR?

   1. Öncelikle aşağıdaki oranlarda kağıda çizim yapıyoruz.Çizimi yaptıktan sonra üçgen tarzı şekli makasla keserek çıkarıyoruz.Bu bizim kalıbımız olacak:



   2. Daha sonra CD kabını veya şeffaf malzememizi çıkardığımız kalıba uygun kesiyoruz.Bu kalıba uygun 4 parça çıkarmamız gerekecek:

hologram-7


   3.Çıkan parçaları aşağıdaki gösterilen şekilde birleştiriyoruz:

hologram-6


   4.Ve yaptığımız aparat kullanıma hazır hale geliyor.Şimdi hologram video bulup aşağıda gösterildiği gibi aparatı yerleştirip görüntüyü izleyebilirsiniz.Hologram video bulmakta zorlanıyorsanız buraya tıklayarak bu tür videolardan oluşan bir kanala ulaşabilirsiniz:

hologram-5



SON OLARAK

   Evet arkadaşlar sizlere basit şekilde akıllı telefondan hologram izlemeye yönelik bir aparat yapmayı anlattım.Hologram teknolojisi gelecekte büyük gelişmeler göstermesi beklenen bir teknolojidir.Gelecekte bu teknoloji kullanılarak bir çok alanda çalışmalar yapılacaktır.Belki de sırf bu yüzden bu teknolojiyi ciddiye almak gerekiyor ve birazda ilgili olmak gerekiyor.


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Gelecekte Savaşlar: Siber Savaşlar Ve Ötesi


   Elbette dünyaya barış hakim olsun istiyoruz.Lakin bunun ne kadar zor olduğunu da biliyoruz.Bu yazımda artık hayatımızda iyice yer bulan savaşı konu edineceğim.Geçmişte,günümüzde olan ve gelecekte olacak  savaşlar hakkında fikir yürüteceğim.

   Geçmiş zamanlarda savaşlar genelde toprak kazanmak için yapılırdı.O zamanlar en çok toprağı olanlar en güçlü devlet sayılırdı.Toprak savaşlarının yapıldığı alanlar ise tahmin edeceğiniz üzere yine toprağın üzeriydi.Bu savaşlar genelde cephe veya meydan savaşları şeklinde gerçekleşir ve etkisi yerel düzeyde olurdu.Ancak bu savaş düzeni keşfedilen ve geliştirilen sanayi ile farklı boyutlara doğru gitti.Sonuç olarakta günümüz savaş düzenine ulaştık.

   Günümüzde savaşlar artık belli başlı kaynakları elde etmek için yapılıyor.Bunlardan hemen akla gelen ise petroldür.Lakin şunu söylemeliyim ki artık yavaş yavaş su savaşları dünya savaşlarının sebebi olmaya başladı.Nitekim Ortadoğu'da yapılan savaşlar iyi bir şekilde analiz edilirse çoğunun altında sebep olarak su bulunacaktır.Hemen örnek vermek gerekirse yakın bir zamanda gündemimizi oldukça meşgul eden Kobani(Aynel Arab) savaşının özünde suyu ele geçirme vardır.Günümüz savaşlarında alan olarak hava kullanılıyor.Gelişen savaş uçakları buna imkan vermiş durumda.Savaşlar artık kitle imha veya sivil halkı imha şeklinde evrensel boyutta gerçekleşiyor.Gelişen teknoloji savaşlara artık yeni boyutlar kazandırma aşamasındadır.Evrensel boyutlarını koruyacak olan savaşlar gelecekte daha tehlikeli bir şekle bürünecektir.

Gelecek SAVAŞLARI...

   Günümüzde de yavaş yavaş kendini gösteren biyolojik/kimyasal saldırılar,gelecekte savaşların günümüzden arta kalan ilk yansımaları olacaktır.Büyük devletler gizli araştırma merkezlerinde sürekli yeni ve etkili virüs bulma çabasındalar.Daha doğrusu öyle olduğu tahmin ediliyor.Bu virüsler bir şekilde düşman topraklarına atılarak kurşun dahi sıkmadan savaşlar yapılıyor.H1N1 virüsü(Domuz Gribi),H5N1 virüsü(Kuş Gribi),KKKA virüsü(Kene) ve en son Ebola virüsü kimbilir belki de bu savaşların ufak tefek provalarıydı.

   Biyolojik/kimyasal savaşların dışında yine dikkat edilmesi gereken bir gelecek savaş türü de zihin kontrol saldırılarıdır.

Zihin Kontrol Saldırıları


   Buna beyin yıkama da diyebiliriz.Geçmişte ve günümüzde denemeleri yapılan bu saldırılar gelecekte savaşları şekillendirecek saldırılardır.Hatta bir noktada bu saldırılar sonucunda savaşa bile gerek kalmayabilir.Ne de olsa birisini kendinize çekmek onunla savaşmaktan daha yararlıdır.

   Geçmişte zihin kontrolün ilkel şekillerinden birisi ne tuhaftır ki Türkler üzerinde uygulanmıştır.Çinliler Türkleri kontrol altına almak için Mankurt yöntemini(işkencesini) bulmuşlardır.Bu işkence şu şekilde yapılırdı: Kurbanın ilk önce saçı tümden kesilir daha sonra kafasına ıslak deve derisi konulur,kurban güneşte bekletilir,deve derisi mengene gibi gerilir kafatasını küçültür,kurban delirir ve her emri yapacak bilinçsiz bir hale gelir.Böylece Çinliler en önemli düşmanlarını yönetir.Burada tuhaf noktalardan birisi de Mankurt edilen Türklerin özellikle yine Türkler ile yapılan savaşlarda kullanılmasıdır.Kısaca Çinliler bu ilkel zihin kontrol yöntemi ile dostu dostta kırdırtmıştır.

   Zihin kontrol saldırıları günümüzde de devam etmektedir.Özellikle medya,internet vs. gibi alanlar buna aracı olmaktadır.En basitinden masum görünen çizgi dizilerde bile bilinçaltını yönetmek adına mesajlar verilmektedir.

   Şüphesiz gelecekte akıl kontrol savaşları büyük oranda gelişim gösterecek.Teknolojinin gelişimi bunu mümkün kılacaktır.Nitekim artık görünmez sinyaller aklımıza fikir yerleştirmekle uğraşacaktır.Tabii bu bir tahmin ama gerçeğe yakın bir tahmin bence.

Siber Savaşlar "Asla %100 Güvenme!"

   Geçmişte karada,günümüzde havada yapılan savaşlar gelecekte sanal dünyaya taşınacak.Sanal dünya savaşları yani siber savaşlar diğer kimyasal ve zihin kontrol saldırılarından farklı olarak gerçek bir savaş olacak.Artık düşman görünmez bir tehdit ve daha karanlık.

   Siber savaşta amaç düşman ülkenin bilgisayar ağlarını alt üst edip bir kaos ortamı yaratmaktır.Bu ağları sadece bireysel açıdan düşünmeyelim.Nitekim günümüzde çoğu ülkenin birçok hizmeti bu ağlara bağlı.Örneğin bir ülkenin elektrik dağıtımı bu türden bir ağ saesinde gerçekleşiyor.Bu ağların hasar alması demek ülkenin hasar alması demektir.İşte siber savaşların etkisi bundan dolayı artıyor.Doğal olarak önemi de artıyor.Günümüzde siber savaş eseri olduğu düşünülen bazı durumlara örnek verelim şimdi:

   Arap baharı denilen Ortadoğu'yu yeni bir şekle sokma girişimi bildiğiniz üzere sosyal medya üzerinden başladı.İddiaya göre olayların başladığı günlerde sosyal medya da ciddi bir siber saldırı başladı.Birçok kişi sosyal medya hesaplarında kendilerini sokağa götürecek haberlerle karşılaştılar.Bu haberler öfkelerini harekete geçirecek tarzda haberlerdi.Sonuç ise Arap Baharı oldu.Bu yüzden sosyal medya da karşılaştığınız hiçbir habere %100 inanmayın hep bir şüphe olsun içinizde.Hatta size arkadaşlarınızın yolladığı mesajlar da bile şüphe olsun.Onun yolladığından mutlaka emin olun.

   Geçtiğimiz günlerde başta ülkemizde yaşanan daha sonra ise birçok ülkede rastladığımız elektrik kesintileri yeni bir siber savaş çağının habercisiydi.Artık siber savaşçılar bu hizmetlere saldıracak kadar güçlendiler.

   Yine yakın bir zamanda Türkiye kurumlarının sitelerine yönelik 12 farklı ülkeden siber saldırılar oldu.

   Gelecekte bu tür siber saldırılar giderek artacak.Ülkeler siber savaşlara yönelik hazırlıklarını da sürdürüyor.Nitekim günümüzde Türkiye dahil birçok ülke siber saldırılara yönelik savunma için birimler kurmuş durumda.Bu birimler ne kadar etkili bilinemez ama bir şeylerin yapılması gerçekten önemli.Çünkü gittikçe sanallaştırılan dünyamızda bu savaşlar insanlık için önemli bir tehdit unsuru oluyor.

   Ne kadar doğru bilmiyorum ama dünya üzerindeki siber saldırıları anında gösteren bir site varmış.Siber saldırı haritası varmış.Belki bakarsınız diye paylaşıyorum.O site: 
http://map.ipviking.com




   Kısacası gelecekte savaşlar çok değişik biçimlerde devam edecek.Yine de biz dileğimizi yazalım her zaman umut vardır:

                "YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ"

16 Nisan 2015 Perşembe

İnsan Ve Robot Farkı 2


   İnsan ve Robotlar(yapay zeka) arasında yaşanacak krizin ilk aşamasında insanın günümüz tanımını ve yapay zeka tanımını yapmıştık.Bu ikinci aşamada ise krizin oluşumuna ve insanın yeniden tanımlanmasına bakacağız.Biraz sonra yazacaklarım teknolojinin gelişimi göz önünde bulundurularak yapılan tahminleri içermektedir.Niyetim kahinlik yapmak değil insanın gelecek adına yapılacak yeni tanımını belirlemeye çalışmaktır.

Gelecekten Bir Gün


   Sene 2100...Dünya günümüzdeki görüntüsü dışına çıkmış tanınmayacak halde.Teknolojik gelişmeler insanlığın her noktasına işlemiş durumda.Uçan arabalar,akıllı binalar,Mars gezegenine seyahat eden insanlar,hayatın  her noktasına girmiş nanoteknoloji ve tabii ki robotlar.Robot dediğimize bakmayın o mekanik görüntülerinden eser yok tıpkı bir insan gibiler.Hatta çoğu insan karşılaştığı şeyin robot olduğunun farkında değil.2070 Yılından beri kullanılan RoboEarth sistemi artık kontrol edilemez durumda.RoboEarth robotların birbirleri arasında bilgi paylaşmasını ve yeni becerileri daha çabuk öğrenmelerini sağlayan bir ağ.(Aslında bu tahmin Ruhi Çenet'e aittir.Onu belirteyim.)

   2100 Yılında RoboEarth sistemi artık insanların kontrol edemediği bir seviyeye ulaştı.Robotlar kontrolsüz bir şekilde beceri kazanmaya hareket etmeye başladı.Aralarında öyle bilgiler paylaştılar ki artık insandan daha insan oldular.Yavaş yavaş dünyada insanoğlundan daha çok söz sahibi olmaya başladılar.Azınlıkta kalmaya başlayan insanlar ise kendilerini yeniden tanımlamak ve robotları daha iyi ayırt etmek için yeni bir konuma erişmek için girişimlerde bulunmaya başladılar.Ancak bu o kadar kolay bir iş değil.Nitekim robotlar artık insan kılığında gezen onlar gibi olan yaratıklardır.Peki onlar bu durumda insan mıdır?Onlara insan dersek onları oluşturan ve geçmişi olan bizler ne oluruz peki?

   İşte bu noktada insanı yeniden tanımlamak zorunda kalacağız.Hayatımıza giren robotları bizlerden iyi ayırt edip geleceği tekrar ele almalıyız.Savaş kaçınılmaz lakin ben işin tanım kısmındayım başından beri.Şimdi yeniden insanı tanımlamaya çalışalım.Daha önceki yazımda söylediğim gibi bu tanımı yapmak için mecburen farkları belirtmemiz gerekiyor.

Ve Farklar...

   Robotlar insan gibi konuşuyor,koşuyor,duygulanıyor kısacası hareket ediyor.Tıpkı insana benziyorlar.Ayırt etmek imkansız.Robot ile insan arasındaki fark dediğimizde hemen akla duygusallık geliyor.Haklı olarak insan diyor ki onlar bizim gibi duygusal olamazlar.Ben ise olacaklar diyorum.Onlar önceden bahsettiğimiz teknoloji(RoboEarth) sayesinde duygulanmayı bile öğrenecekler.Öyle ki bizim nasıl heyecanlandığımızda kanımız hızlı akıyorsa onlarda da mekanizma aynı hızla çalışacak.Yani duygusallık bizi onlardan ayırmaz.

   Benim robotlar ile insan arasındaki gelecekteki farklar konusunda iki görüşüm var.Yani iki fark olabilecek özellik buldum.Ne kadar doğrudur tartışılır.İlk oluşacak fark üreme farklılığıdır.Bildiğiniz üzere insanlar bir erkek ve bir kadının birleşmesiyle ürer.Ancak robotlarda durum farklı olacaktır.Onların bizim gibi üremesi çok zordur.Çünkü mekanizmaları o tarzda oluşturulmamıştır.Onlar üremek için fabrika tarzı bir üretime muhtaç durumdalar.Bizler ise buna muhtaç değiliz.Ama burada şunu belirtmeliyim robotlar nanoteknoloji sayesinde bizlerden daha hızlı çoğalıp çoğunluğa geçecek duruma geçebilirler.

   İkinci fark olarak temel ihtiyaçları görebiliriz.Mutlaka bir robot ile insan arasında temel ihtiyaç yönünden farklar oluşacaktır.Bizler havaya,suya,yemeğe muhtaç iken onlar bunun dışında farklı ihtiyaçlara sahip olabilirler.Burada örneğimi vermeden önce fark sayılabilecek enerjiden bahsetmek istiyorum.Biz insanlar enerjimizi besinlerden dolayısıyla vitamin,mineral vs. gibi durumlarla sağlarken onlar belki elektrik,güneş gibi farklı kaynaklara ihtiyaç duyacaklardır.Şimdi bu iki farkı daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki kurguyu okumakta fayda var.

   "Dünya yok olmuş durumda.Bir grup insan ve robot yaşam koşulları bulunan(insani yaşam) Europa (Jüpiter'in uydusu) uydusuna ulaştı.İnsanlar derhal ortama uyum sağladı.Üreme faaliyetlerini yerine getirip çoğalmaya ve yeni medeniyetler kurmaya başladı.Besin konusunu da bolca bulunan balığa benzer yaratıkları yiyerek çözüm getirdiler.Robotlar ise hızla yok olmaya başladılar.İçlerinden bazıları Güneş enerjisine bazıları elektriğe ihtiyaç duyuyordu çünkü.Bunlar ise şimdilik yoktu.Olsa bile çoğalmaları insan kadar basit olmayacaktı.Çünkü üretildikleri madenler uyduda mevcut değildi.Onlar Dünya gezegenindeki tükenebilir kaynaklardan meydana gelmiş yaratıklardı.Tükenebilir vücudun tükenmesi ona nazaran zor mekanizmaya meydan okuması mümkün mü?"

   Evet artık yazımızın sonuna gelelim ve gelecek insan tanımımızı yapalım.Bu tanım belki yanlıştır fakat zaten kişisel bir tanımdır.Benim düşüncelerim bu tanımın kaynağıdır.İşte benim gelecek insan tanımım:

   "İnsan,diğer canlı varlıklardan akıl yönüyle ayrılan,cansız varlıklardan ise *ki burada yapay zekalarda dahildir* üreme,temel ihtiyaç yönünden farklılık gösteren canlı varlıktır."