gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Şeytanın Oyunu : Momo

oyun-momo

    Çok değil kısa bir süre önce Mavi Balina adlı bir oyun gündemi epeyce meşgul etmişti. Bu oyun tehlikeli bir içeriğe sahipti ve ne yazık ki oynayanları ölüme kadar sürüklüyordu. Şu günlerde ise aynı tarzda başka bir oyun tehlike saçmaya başladı. Bu yazımızda bu tehlikeli oyun nedir ne değildir bildiğimiz kadarıyla anlatmaya çalışacağız.

25 Mart 2018 Pazar

Tek Bir İnsanın Yaptığı Kale : Mercan Kalesi

kalesi-mercan

    Kaleler çok korunaklı müthiş yerlerdir. Eski dönemlerde devletlerin içlerinde korunmasını sağlayan bu yapılar zamanla önemini yitirmiştir. Şimdilerde fonksiyonlarını başka yapılar sürdürse de bazı kaleler var ki hala çekiciliğini koruyor. İşte bu kalelerden belki de en gizemlisi olan Mercan Kalesini yazacağız bu yazımızda. Çünkü bu kale tek bir insan tarafından inşa edilmiş. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyiz. O halde anlatmaya devam edelim.

11 Şubat 2018 Pazar

Saplantılı Aşkın Vücut Bulmuş Hali: Carl Tanzler

tanzler-carl

DİKKAT! Bu yazı kişiyi rahatsız edecek içerikler barındırıyor. 18 Yaşından küçükseniz veya rahatsız olacağınızı düşünüyorsanız lütfen kendiniz için bu yazıyı okumayı bırakın.

    Bazı olaylar insanı iki kat şaşırtıyor. İşte bu olaylardan birisi daha : Carl Tanzler'ın saplantılı aşkı. Aşk dediğimiz şeyin tanımını yapmak zor. Hele böyle olaylarda bu iş daha da zorlaşıyor. Aşk her zaman masum olmuyor bazen insanı hiç beklenmeyen noktalara sürükleyebiliyor. Zaten ortada bir saplantı varsa aşkın çığırından çıkmaması düşünülemez. Daha fazla uzatmadan Carl Tanzler'ın sizi de şaşırtacak saplantılı aşk hikayesine geçelim.

1 Ekim 2017 Pazar

Bir Garip Cadı Tahtası Saldırısı

cadı-tahtası

    Orijinal ismiyle Ouija yani bizim dilimizle Cadı Tahtası aslında çoğumuzun yabancı olmadığı bir nesnedir. Nitekim çoğu korku filmlerinin hatta oyunlarının vazgeçilmez nesnelerinden birisidir. Özellikle ruh çağırmak  için kullanılan bu nesne genellikle tahtadan yapılır. Nadir de olsa mermerden yapılan modelleri de vardır. Bu tahtanın zeminine konulan fincan, ok vs. tarzında nesneler hareket eder ve sözde ruh ile iletişim kurulur. Gerçekten işe yarıyor mu yaramıyor mu bilemiyoruz fakat bu tahtanın işin içinde olduğu garip bir olay dikkat çekici. İşte bu yazımızda bu olayı yazmak istedik.

17 Eylül 2017 Pazar

Hayaletli Tren İstasyonu

hayalet-tren

DİKKAT! Bu yazı kişiyi rahatsız edecek görseller barındırıyor. 18 Yaşından küçükseniz veya rahatsız olacağınızı düşünüyorsanız lütfen kendiniz için bu yazıyı okumayı bırakın.

    Günümüzde trenle yolculuk çokça kullanılan toplu ulaşım olanaklarından birisidir. Özellikle hızlı trenlerin yaygınlaşmasıyla demiryolu tekrardan eski önemine kavuşmaya başlamıştır. Avrupa'da ve Amerika'da trenler önemli ulaşım aracıdır. Bu gelişmelere bağlı olarak tren istasyonları da her geçen gün çoğalmaya devam ediyor. Bu yazımızda belki de en gizemli tren istasyonundan bahsedeceğiz. Bu tren istasyonu iddialara göre sadece yaşayanları değil ölüleri de misafir ediyor.

20 Ağustos 2017 Pazar

Rendlesham Ormanı Olayı

olay-rendlesham

    Dünya dışı canlılar var mı? Belki de çoğumuzun aklına defalarca gelen bu soru tam anlamıyla hala cevabını bulmuş değil. Bilim insanları dünya dışı varlıklar konusunda çalışmalarını elbette yürütüyorlar. Fakat ya onlar da bizi arıyorlarsa ve belki de bizi bulmuşlarsa... Dünya üzerinde yaşanan bazı gizemli olaylar dünya dışı varlıkların dünyamızı ziyareti noktasında kafalarda soru işaretleri doğuruyor. İşte Rendlesham ormanında gerçekleşen gizemli olay da dünya dışı varlıkların ziyareti noktasında şüphe uyandırıyor. 

Ormandan Gelen Gizemli Işıklar

    1980'de Noel ve Yılbaşı arasında kalan haftada memur James Penniston görevdeydi. Görev alanı Rendlesham Ormanını da kapsıyordu. Bir gece bu ormandan gizemli güçlü ışıkların geldiğini fark etti. Hemen üstlerine haber verdi. Memur James ve gelen ekip bunun bir uçak kazası olduğunu düşünüyordu. Fakat kendilerine bu tarzda bir haber gelmemişti. Yaklaşık 80 kişilik ekip hızla ışıkların geldiği yöne ilerlediler. Biraz sonra görecekleri manzara hayatları boyunca unutamayacakları bir manzaraydı.

ufo-ofu    Işıkların kaynağı ne bir uçak ne de farklı insan yapımı bir araçtı. Gelen gizemli ışıkların kaynağı üç ayaklı daha önceleri hiç görmedikleri bir araçtı. Memurlar ilk şaşkınlıklarını attıktan sonra derhal görevlerini yapmaya başladılar. Bu olayla ilgili resmi bir rapor hazırladılar. Rapora göre bu cismin yanında telsizler çalışmıyordu ve havada sanki elektrikler çarpışıyordu. Memurlar raporu hazırladıktan kısa bir süre sonra cisimdeki ışıklar yoğunlaşmaya başladı. Ve gizemli cisim yavaşça havalandı. İnanılmaz bir hızla gözden kayboldu.

Sonrası Gizlilik

    Rendlesham Ormanında gerçekleşen bu gizemli olaya yaklaşık 80 kişi şahit olmuştu. Fakat daha sonra olay daha üst makamlardan duyulunca bu kişilere susmaları yönünde uyarılar verildi. Bu konudaki soruşturmanın gizlilik içinde yürütülmesi kararı alındı. O gece tutulan resmi rapor ise bu gizlilik çerçevesinde herhangi bir medya ile paylaşılmadı. 

    Rendlesham Ormanında gerçekleşen olayda belki de bizi dünya dışı varlıklar ziyaret etmişti. Belki de görülen cisim bir devletin gizlice ürettiği farklı bir askeri araçtı. Bunlar bir tarafa gerçekten o gece esrarengiz bir olay gerçekleşmişti. Şu gün bile sırrı çözülemeyen gizemli olay...


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Hayat Kurtaran Gizemli Ses

ses-gizemli

    Dünya üzerinde tahmin edeceğiniz üzere çok sayıda otomobil kazası gerçekleşmektedir. Bu kazaların çoğunda ne yazık ki insanlar hayatını kaybetmektedir. Hayatını kaybedenlerin dışında çok sayıda insanda bu kazalar sonucu kalıcı hasarlar meydana gelmektedir. Birazdan okuyacağınız gizemli olay en başta dünya üzerinde yaşanan bu türden sıradan bir kaza olayı olarak durabilir. Fakat kazadan sonra yaşananlar bu olayı sıradan bir kaza olayı olmaktan çıkarıyor.

Bir Anne Bir Bebek Bir Kaza

    Yıl 2015. 25 Yaşındaki Jennifer Groesbeck yanında daha yeni yürümeye başlamış 18 aylık kızı Lily ile eve dönüyordur. Jennifer, bir süre sonra arabayla bir nehrin yanından geçerken, arabanın hakimiyetini bir anda kaybeder. Çimento bariyerlerine çarpar ve nehre uçar. Araba fena haldedir. Bulundukları yer ise ıssız bir yerdir. Nitekim ancak 14 saat sonra bir balıkçı tarafından arabanın enkazı fark edilir.

    Balıkçı hemen görevlilere haber verir. Memur Tyler Beddoes, olay yerine geldiğinde hemen yanındaki adamlarıyla birlikte suya atlar. Suya atladıklarında ilginç bir olay gelişir. Suya atlayan adamlar aynı anda bir kadın sesi duyarlar. Bunun üzerine enkazda yaşayan olabileceğini düşünüp aceleyle arabayı kontrol ederler. İlk olarak Jennifer Groesbeck'e ulaşırlar. Fakat ne yazık ki kadın ölmüştür. Daha sonra adamlar bebeği fark ederler. Bebek Lily,  soğuk sudan uzak, tersine asılı bir şekilde duruyordur. Memur ve yanındakiler derhal onu çıkarırlar. Hemen hastaneye ulaştırırlar ve onun yaşamasını sağlarlar.

    O günden sonra memurlar gizemli sesin nereden geldiğini hep merak etmişlerdir. Bu gizemli sesin onları suya girip Lily'i kurtarma konusunda motive ettiğine inanmışlardır. Kim bilir belki de o gizemli ses hayatını kaybeden Jennifer'ın sesidir. Bebeğinin kurtulmasını belki de o sağlamıştır. Nereden bilebiliriz ki?


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Bir Çanakkale Gizemi : Kaybolan Tabur

norfolkolayı

    Çanakkale Savaşı tarihimizin en önemli olaylarından birisidir. I. Dünya Savaşı cephelerinden birisi olan Çanakkale'de öyle büyük bir mücadele verilmiş ki bugün bile bundan dersler çıkarmamak mümkün değil. Mustafa Kemal'in "Biz Anafartalar'da bir üniversite gömdük." cümlesi Çanakkale'deki acımasız savaşta kaybedilenleri anlamamızı sağlıyor. Çanakkale'deki savaşta sadece biz değil düşman askerleri de çok sayıda kayıp vermiştir. İşte bu kayıpların içinde öyle bir kayıp vardır ki şu gün bile gizemini koruyor. Bu yazımızda Çanakkale'de esrarengiz bir biçimde kaybolan Norfolk Alayı'nı yazacağız.

Mahşerden Yükselen Bulut

    İngiliz komutan Hamilton tecrübeli bir asker olduğu kadar ileri görüşlü birisiydi. Çanakkale'deki savaşın İngiltere adına hiç de iyi gitmediğini gördü. Yenilginin adım adım geldiğini gören Hamilton bunu engellemek için yeni birlikler istedi. İşte Norfolk Alayı'nın Çanakkale serüveni böyle başladı. 29 Temmuz 1915'te İngiltere'den gemilere bindirilen Norfolk askerleri 10 Ağustos günü Çanakkale mahşerine ulaştılar. 

    Norfolk Alayı Çanakkale'ye ulaştıktan kısa süre sonra savaşa dahil oldular. Komutan Hamilton bu taze kuvvete özellikle güveniyordu. Nitekim onları 12 Ağustos gecesi başlayacak ani bir gece baskınında kullanmaya karar verdi. Bu baskın çerçevesinde gerçekleştirilen bir iki öncü saldırı da Norfolk kuvvetleri bozguna uğramıştı. Bu bozgun neticesinde baskın istenildiği gibi gitmedi. Güneş doğmaya başladığında çatışma şiddetlendi. Türk kuvvetleri inanılmaz bir biçimde bu yeni kuvvetler karşısında üstün durumdaydı.

     Çatışmanın şiddetlendiği bir zaman diliminde 4. Norfolk taburu pek bir karşı saldırı görmeden tepeye ilerlemeye başladı. Hamilton bu olay üzerine umutlandı. Eğer bu tabur başarılı olursa işler değişebilirdi. Türk direnci kırılabilirdi. 267 Kişilik Norfolk taburu Yeni Zelanda sahra birliğinin gözü önünde tepeye tırmanıyordu. Tırmandıkları tepeyi somun biçimli bir bulut kaplamıştı. 267 Norfolk askeri tek tek bu buluta hücum ettiler. En son asker buluta girip gözden kaybolduğunda bulutta yükselmeye başladı. Bulut yükselip tepe açıldığında 267 askerden iz yoktu. 

Hamilton Anlatıyor

    Bu olay sadece olaya tanık olan sahra birliklerini şaşırtmamıştı komutan Hamilton'da şaşkındı. Olayı bir telgrafla İngiliz savaş bakanına anlattı:

ton-hamilton    "Savaş sırasında, 163. tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok garip bir şey meydana geldi... Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en güzel kısmı böyle başladı. Mücâdele, daha da kızışmıştı. Bu askerlerin çoğu, yaralı ve susuzluktan perişan bir haldeydiler. Bunlar, kampa ancak gece vakti geri dönebildiler. Fakat, Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiçbir haber alamadık.Ormanlık bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı. İçlerinden hiç biri geri dönmedi."

Tabura Ne Oldu?

    Şu gün bile kaybolan 267 Norfolk askerine ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Bir söylentiye göre 1918'de İngilizler işgalci devlet olarak Gelibolu'ya döndüğünde bir asker alanda gezi yaparken Norfolk askerlerine ait bir rozet buldu. Daha sonra araştırmalarında bir Türk köylüsünün kendi arazisinde bulduğu çok sayıda cesedi dereye attığını öğrendi. Peki eğer bu gerçekse Norfolk askerleri oraya nasıl gelmişti? Onlara ne olmuştu? 

    Kaybolan Norfolk taburunun gizemli hikayesi çoğu kitapta geniş yer bulmuştur. Askerlerin şu zamana kadar bulunamaması olayın gizeminin hala korunmasını sağlamıştır.

Konuyla İlgili Videomuz:




Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

15 Haziran 2017 Perşembe

Felsefe Taşı Gerçek mi? Nicholas Flamel'in Sırları

tasi-felsefe

   J. K. Rowling'in bir nesli peşinden sürükleyen Harry Potter kitaplarının ilkine ismini vermiştir Felsefe Taşı. Bunun dışında yine 8 filmlik bir seriye dönüşecek Harry Potter hikayesinin ilk filmine de ismini vermiştir. Peki filmde cisimsiz bir ruha beden vermeye yarayan, sonsuz bir yaşamın kapısını aralayan ve her nesneyi altına dönüştüren bu taş acaba gerçekten var mı? Yine kitaplarda ve filmde bu taşın mucidi olduğu söylenen Nicolas Flamel aslında kim? Bu yazımızda özet şeklinde bunları açıklamak istedik. 

Bir Garip Adam : Nicholas Flamel

flamel-nico   Öncelikle Felsefe Taşının mucidi olduğu düşünülen kişiyle başlayalım. Bu adam gerçekte yaşamış bir simyacıdır. (Simya: Çeşitli maddelerin birbirine karıştırılarak degiştirilmeye çalışıldığı çalışma alanıdır.) Ve gerçekten Felsefe Taşını bulduğuna da inanılır. Tahminen 1330 yılında Paris'te doğmuştur. Hayatı hakkında net bilgiler yoktur. Zaten döneminde ünlü bir simyacı olduğu söylense de kitaplarda ismi geçene kadar modern dünyamızda pek tanınmayan birisiydi. Harry Potter kitapları dışında Michael Scoot adlı birisi de hakkında kitap yazmıştır. Zaten birazdan yazacaklarımızın çoğunun kaynağı da bu kitaptır.

   Hikayeye göre (Hikaye diyorum gerçekliği tartışılıyor çünkü) 25 Nisan 1382 tarihinde Flamel uzun uğraşlar sonrası Felsefe Taşını buluyor. Bu taşla bir cıvayı altına dönüştürmeyi başarıyor. Bu sırada yanında karısı var başka da kimse yok. Yani gerçekten bulup bulmadığı tam bir muamma. Ama çalışmaları olduğu kesin. Nicholas Flamel ister taşı bulmuş olsun ister bulmamış o zamanlarda çoğu insan onun bunu başardığına inanmış ve ismi adeta efsaneleşmiş. 

Felsefe Taşının Akıbeti

   Nicholas Flamel yine hikayeye göre taşı bulduktan sonra sade bir hayat sürmeye başlamış ancak çalışmalarına da devam etmiş. Felsefe Taşının bu noktadaki akıbeti meçhul. Böyle bir taşı bulmuş adam neden onu insanlığa göstermek istemez ki? Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Nicholas Flamel ne kadar sade bir hayata yelken açmış olsa da efsanesi büyümüş. Bir zaman sonra onun sonsuz hayat iksirini bulduğu söylenir olmuş. Tabii bu da kanıta muhtaç bir bilgi. Öldükten yıllar sonra çoğu insan onun hala iksir sayesinde hayatta olduğuna inanmış. Hatta bir zaman adamın mezarına hırsızlar dadanmış. İşte Felsefe Taşını bulmak için. Söylentiye göre mezarı açtıklarında Flamel'in olmadığını görmüşler. Bu da Flamel'in hayatta olduğunu söyleyenlere dayanak olmuş. Hayattaysa Felsefe Taşı da yanındadır galiba.

İşin Özü

   Konuyu şöyle bir özetleyecek olursak Nicholas Flamel gerçekten geçmişte yaşamış bir simyacıdır. Fakat onun Felsefe Taşını veya sonsuz hayat iksirini bulduğuna dair güçlü bir kanıt yoktur. Sadece söylentiler ve efsaneler vardır. Felsefe Taşı ise bir bakıma geçmiş dönemdeki simyacıların ana hedefini gösteren bir simgedir. Simyacıların hedefi her şeyi altına çeviren bir maddeyi bulmaktır. Hal böyle olunca Felsefe Taşının, bu amacı simgeleyen bir hayal ürünü olduğunu düşünebiliriz. Hatta ben direkt öyle düşünüyorum. Ha gerçekten bir Felsefe Taşı olsa ne olur? Altının değeri düşer. Hazır düğün sezonu gelmişken ne güzel de olur. 

Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.