kahramanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahramanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2016 Pazar

Genç Osman'ın Esrarengiz Hikayesi

bagdatsefer

   Takvimler 1638 yılını gösterdiğinde payitahtta hummalı bir hazırlık sürüyordu. Sultan 4. Murad yıllardır Acem askerlerinin elinde olan şehirlerin en kıymetlilerinden Bağdat'a gözünü dikmişti. Sefer emrini çoktan vermiş ve bunun uğruna şehirde gönüllüler askere yazılmaya başlamıştı. Rivayet odur ki gönüllüleri tek tek kayıt eden adamın önüne bıyıkları tarak tutacak kadar büyümemiş bir genç geldi. Adam genci görünce onu yazamayacağını küçük olduğunu söylemiş. Ayrıca "bıyığın tarak bile tutmaz savaş senin neyine" gibisinden konuşmuş. Adamın karşısındaki genç bu lafların üzerine koşa koşa evine gitmiş. Çekmeceden bir tarak almış ve adamın karşısına yine dikilmiş. Sonra da tereddüt etmeden tarağı bıyığına saplamış. Adam kan içinde kalan yüzdeki kararlılığı görünce gururla genci gönüllü olarak yazmış. İşte bu gencin ismi Osman'mış ve Genç Osman'ın gizemli hikayesi orada başlamış.

   8 Mayıs 1638 tarihinde 4.Murad'ın önderliğindeki Osmanlı ordusu 197 günde Bağdat'ın önlerine geldi. Genç Osman da bu ordunun içindeydi ve bıyık hikayesi kulaktan kulağa dolaşmıştı. Ordunun içinde gururlandıran bir simge olmuştu çoktan. Bağdat'ın alınması için yapılan savaş çetin geçiyordu. Öyle ki genel bir hücumda sadrazam Tayyar Paşa bile şehit düştü. İşte çarpışmaların çetin geçtiği bir zaman diliminde ordu Genç Osman'ın şehadet haberiyle sarsıldı. Nasıl olur da bir askerin ölümü Sultan 4.Murad'ı dahi etkileyebilirdi. Yanlış anlaşılmasın elbet her askerin ölümü sarsıcıdır. Fakat Genç Osman'ın hikayesi daha farklıdır. Onun hikayesinin kesin olan taraflarında ise mücadele ve vatan aşkı vardır. Şüphesiz nasıl şehit düştüğü üzerinde farklı görüşler olsa da onun direndiği, savaştığı ve orduya ışık olacak kadar cesaretli olduğu doğrudur.

   Dediğim gibi Genç Osman'ın nasıl şehit düştüğü üzerinde farklı görüşler vardır. İşte bu yüzden Genç Osman'ın hikayesi esrarengizdir. En çok kabul görülen görüşlerden birisi Genç Osman'ın cesurca savaşırken düşman askeri tarafından kellesinin uçurulduğu ama buna rağmen kellesini bulup "kelle koltukta" mücadeleye devam ettiği şeklinde söylenen bir hikayedir. Uzun süre (bazıları 3 gün der) bu şekilde mücadele edip şehit düşmüştür hikayenin geri kalanına göre. Bu durum imkansız gibi görünse de, kimilerine göre İran kaynaklarında bile yazmış olmasından dolayı gerçekleşmiştir. Başka bir görüşe göre Genç Osman iki eli kesilmiş bir şekilde sancak elinde önlerde ilerliyordur ve bir kişinin bu duruma hayret etmesi üzerine şehit düşmüştür. Başka bir görüşe göre ise Genç Osman cesurca sancağı Bağdat kalesi'ne diktikten sonra atılan oklarla şehit düşer. Çoğu kaynak ise Genç Osman'ın ok ile vurularak Dicle Nehri'ne düştüğünü yazar.

   Genç Osman'ın nasıl şehit düştüğü üzerine görüşlere baktığımızda onun vatan sevgisiyle daha doğrusu cihad sevgisiyle dolu olduğu görülecektir. Mücadeleci ruhu dışında ordunun en başında sancaktarlık yaptığı da söylenebilir. Rivayete göre Genç Osman şehit düşünce 4.Murad bu duruma çok üzülmüş ve "Keşke Osman'ım yaşasaydı da Bağdat elimizde olmasaydı." tarzında bir söz söylemiştir.

   Genç Osman'ın hazin hikayesi uğruna daha sonraları şiirler ve destanlar yazılmıştır. Hatta onun adına bir marş bile vardır. Tarihimiz çok sayıda bu tarzda ilginç ve bir o kadar gururlandıracak kahramanlık örnekleriyle dolu okumasını bilene.


Yararlanılan kaynaklar:





Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

24 Haziran 2016 Cuma

Küçük İnsanlar Gerçekten Var mı?

küçkınsan

   1997 Yılında gösterime giren Minik Kahramanlar adlı filmi ilk izlediğimde çok etkilenmiştim. Hatta etrafta şirinleri arayan Gargamel gibi küçük insanları aramaya başlamıştım. Onların gerçekten var olabileceğine inanmıştım. Sonra zaman geçti. Küçük insanların var olabileceği düşüncesi bende derinlere gömüldü. Ta ki birkaç gün evvel bazı videoları izleyene kadar. O videoları izledikten sonra içimdeki küçük insanların varlığı konusu yeniden gündemime geldi ve böyle bir yazı yazmak istedim.

   Aslında sinemanın sık sık başvurduğu bir fantastik şekildir küçük insanlar. Aynı bizim gibi olan bu yaratıklar bizden çok ufaktırlar. Tahmin edebileceğiniz üzere hız ve saklanmak konusunda uzmandırlar. Hal böyle olunca onları fark etmek imkansız hale geliyor. Tabii onları bir kamera veya fotoğraf yakalamazsa. Videolar üzerinden konuşmakta daha çok yarar var:


   Bu görüntüler Diyarbakır'da çekildi. Görüntülerde aniden sol taraftan bir cisim beliriyor. Bu cisim sanki yürüyor. Bir süre yürüdükten sonra ise uçuyor. Sonra yeniden yere inip garip hareketlerine devam ediyor. Acaba bu esrarengiz cisim o küçük insanlardan birisi olabilir mi? Görüntüleri inceleyen uzmanlar görüntülerdeki cismin bir balon olabileceği konusunda hemfikir. Diğer video ise daha dikkat çekici:


   Görüntülerde bir bebek var. Sonra aniden arkadan koşup giden küçük bir insan görünüyor. Masanın altına doğru koşuyor. Sonra gözden kayboluyor. Bu görüntüler ilk yayınlandığı zaman çok tartışılmıştı. Görüntülerdeki küçük insanın gerçek olup olmadığı çok tartışılmıştı. Ama annenin o an nedensiz yere bebeğini çekmesi görüntülerin pek de gerçek olamayacağını gösteriyor. Bu videonun montaj olma ihtimali çok yüksek.

   Bu iki video beni küçük insanlar konusunda heyecanlandırsa da aslında bu görüntülerin mantıklı açıklamasının olması küçük insanların gerçek olmadığını kanıtlıyor gibi. Sonuç olarak galiba yalnızca filmlerde var şu küçük insanlar.

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

27 Nisan 2015 Pazartesi

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.
Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...
13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”
Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.