kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Sanal Paraların Yükselişi Başladı mı?

para-sanal

    Evet evet bir ekonomi blogu değiliz. Fakat sanal dünya ile ilgili yazılar yazdığımızı biliyorsunuz. İşte buna güvenerek sanal para olayı hakkında yazmak istedik. Özellikle son birkaç yıldır iyice gündemde olan bu sanal paraların ucu nereye dayanacak? Bu sanal paralar bize gelecek hakkında ne söylüyor? İşte bunları kendi çapımızda cevaplamak istedik. Şimdiden uyaralım, dedik ya ekonomi blogu değiliz. Bu sanal paralar yükselir mi düşer mi? Almalı mı almamalı mı? Bu sorular bizi aşar. Bunlar için başka kaynaklara göz atmanızda yarar var.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

(Görev: Hakimiyet) Bölüm: 7 "Yıkıntıların Arasındaki Casus" |Final|


Bölüm 6'yı Okumak İçin Tıklayınız!

-5 Yıl Önce-

    Önce bayıltıcı gaz verildi odasına sonra da kapısı açıldı. Direnmek anlamsızdı. Nitekim direnemedi hemencecik bayıldı. İçeriye mekanik sesleriyle robotlar girdi. Onu aldılar, sedyeye koydular. Şimdi upuzun bir koridordan geçiyorlardı. Her tarafta sağa sola giden bir şeylerle ilgilenen robotlar vardı. Bunlar dışarıda savaşanların aksine araştırma inceleme yapanlardandı. Dışarıdaki Temiz Dünya savaşına böyle destek veriyorlardı. Götürdükleri adamı yeni geliştirdikleri Sloboda Projesi için kullanacaklardı. Eğer bu proje başarılı olursa insan direnişini kırmak veya en azıyla onu kontrol edebilmek daha imkanlı bir hale gelecekti. 

   Upuzun koridor bitti. Şimdi ameliyathaneye giriş yaptılar. Doktor robotlar çoktan hazırlanmıştı. Onu sedyeden ameliyat masasına yatırdılar. Bu bilmem kaçıncı denekti kim bilir. Diğerleri pek iyi sonuçlar vermemişti. Fakat bu sefer farklıydı. Diğer deneklerde yaşanan başarısızlık iyi bir şekilde analiz edilmişti. Bu mutlaka başarılı olacaktı. Ama başarılı olmazsa da sıkıntı değildi. Daha üzerinde deneme yapılabilecek binlerce esir insan vardı. Masanın ucundaki mekanizmadan masada yatan kişi hakkında bilgiler okundu:

-- Abdullah Abdou. 20 Yaşında. Zeka seviyesi Pozitif. Beyin fonksiyonları Pozitif. Yüzeyde bir evde saklanırken bulundu. Ayağından yaralandı. Yaranın durumu inaktif. Sloboda Projesi için uygunluk derecesi maksimum.

   Ses kesilince doktor robotlar hemen çalışmaya başladılar. Önce yeterli düzeyde narkoz verdiler. Sonra dikkatli bir biçimde Abdullah'ın kafatasını açtılar. Beyine zarar vermeden ellerindeki organik proje çipini ona yerleştirdiler. Doktor robotların yanlarında bulunan ekranlarda tüm değerler olumlu düzeydeydi. Hiçbir aksilik yok gibiydi. Sonra olacakları takip etmek için kafatasını kapattılar. Tüm bunlar çok uzun bir süre zarfında gerçekleşmişti. Şimdi ameliyat bitmişti ve resmen Sloboda Projesi 685. denemesi başlamıştı.

    Abdullah ameliyattan uzun bir süre sonra gözlerini açtı. Gözleri farklı bakıyordu. Kafasının içi farklıydı. Öncesi yoktu, şimdi vardı. Tıpkı kendini bir robot gibi hissediyordu fakat insandı. Hem insan hem robot. Sloboda Projesini takip eden robotlar onu bir dizi incelemelere tabi tuttular. Hepsini geçti. Sonra proje aşamalarına geçildi. İlk olarak geçmişini yitirmiş Abdullah'a robot dünyasını ve amaçlarını anlattılar. İkinci aşamada insanlardan nefret etmesini ve onları düşman gibi görmesini sağladılar. Üçüncü aşamada onu iyi bir savaşçı gibi yetiştirdiler. Dördüncü aşamada görevini anlattılar: Aralarına sızacaksın, onlar gibi davranacaksın, onları yok etmeyeceksin ama zamanı geldiğinde bunu da yapacaksın! Beşinci yani son aşamada onun direnişe sızması için planlar yaptılar. Onunla yüzeyde insanların saklandığı bir yeri bastılar. Ortalığı ateşe verdiler. Her tarafı yıktılar. Ve sonunda Abdullah'ı geride bıraktılar yıkıntıların arasında. Abdullah'ı Jack'in onu bulacağı yerde bıraktılar.

-Şimdiki Zaman-

   Gözlerini açtığında her taraf bembeyazdı. Elleri ve ayakları bağlıydı. Biraz etrafı inceledi. Beyazlıkların ötesinde bir kapı vardı. Sağına ve soluna baktığında kendisinin bağlandığı yer gibi yerlerin olduğunu ama buraların boş olduğunu gördü. Birden kafasının içinde bir şeyler dönmeye başladı. Bir soru: Abdullah neden yaptın bunu? Kafasını yere doğru eğdi. Louise geldi aklına. Gözleri geldi gözünün önüne. Gülüşü geldi sonra da. Kendisi de gülümsedi. O esnada bir mermi uçup geldi. Louise'i aldı gözünün önünden. Yere yığılışını hatırladı, süzülen kanları, kendisine yürüyen ayakları. Bulsaydı oracıkta öldürürdü Abdullah'ı!

   Birden beyazlıkların ötesinden bir ses işitti. Kapı açıldı. İçeriye robot girsin diye beklerken Abdullah girdi. Hem elleri bağlı olmasa hem de neden yaptığını merak etmese üzerine atlardı oracıkta parçalardı. Abdullah donuk bir yüz ifadesiyle Jack'e yaklaştı. Onu baştan aşağıya süzdü. Sonra pek de isteksizce konuşmaya başladı:

-- Profesör ve o askerler için üzgün olduğumu söyleyemem. 

-- Ne yaptınız onlara seni adi herif!!

-- Yapmamız gerekeni. Burası Avrasya Karargahı Jack. Burada binlerce esir insan var. Onları deney için kullanıyoruz. Tıpkı insanların zamanında hayvanlara yaptığı gibi ve biz robotlara. 

-- Sen robot değilsin insansın!

-- Bedenim evet ama aklım hayır. Diyeceğim şu buradaki esir insanlar işimize yarıyor. Onları beslemek zorundayız. Ama onlar için en kıymetli yemek stoklarını harcayamayız her zaman değil mi? En uyumsuzları işimize yaramaz ama onlar bile bir kere de olsa işe yarar. Anlarsın ya uyumsuzlarla uyumlu olacakları besle. Profesöre ve askerlere olan tam da bu.

   Jack beyninden vurulmuşa dönmüştü.  Karşısındaki adam ona tam da yamyamlığı anlatıyordu. Profesör ve General Mustafa aklına geldi. İçinde garip bir acı hissetti. Onların çığlıklarını duyar gibi oldu. Kendisini bu acıdan uyandıran yine Abdullah oldu:

-- Evet aslında seni sona bırakmak benim fikrimdi. Tüm olanlara rağmen nedenleri bilmek istiyorsun. Bunu senden saklayamazdım. Fakat olanları ve olacakları ben anlatmayacağım. Yolda sonuna doğru giderken hepsini dinleyeceksin. Mekanik ses sen ölüp parçalara ayrılmadan önce anlatmayı bitirmiş olacak. Aslında buraya sadece bir şeyi merak ettiğim için geldim. Umarım bana cevap verirsin.

   Jack dişlerini sıkıyordu. Çaresizlik onu bitiriyordu. Sinirden tüm bedeni sarsılmaya başlamıştı. Abdullah'ın gözlerinin içine baktı. Gözleri ateş saçıyordu. O esnada Abdullah merak ettiğini sordu:

-- Gerçekten DeaX Projesini başarıyla gerçekleştirip her şeyi bitireceğinize inanıyor muydunuz?

   Jack cevap vermedi. Sadece baktı. Abdullah da onun gözlerinin içine bakıyordu. Sanki bir şeyler arıyordu. Sonra aradığını buldu:

-- Evet inanıyordunuz. Umut Jack Umut. İnsanların robotlara öğretmediği tek olay bu. Mantıksız olduğu için robotlar bunu kabul edemiyor.

   Abdullah konuşmasını bitirdikten sonra cebinden bir alet çıkardı. Sonra bu aleti Jack'in koluna saplayıp çıkardı:

-- Bu seni daha tehlikesiz yapacak.

   Jack kendini halsiz hissetmeye başlamıştı. Yarı baygın gibiydi. Başı dönmeye başlamıştı. Fakat hala bilinci açıktı. Duyabiliyordu. Nitekim Abdullah'ın son sözlerini de duymuştu:

-- İyi yolculuklar dostum. Umarım bir daha görüşmeyeceğiz. 

   Abdullah çıkarken Jack onu hayal mayal görebilmişti. Sonra bir sedyeye yatırıldığını fark etti. Götürülüyordu. Bembeyaz bir koridordan götürülüyordu. Birden mekanik bir ses duyulmaya başladı. Jack duyabiliyordu tüm olanları:

-- İnsanoğlu bizleri yaptığında dünyayı daha kolay bir hale getirmek istedi. Bizler dünya iyiliği için yapıldık. Sonra insanoğlu bize bir ağ verdi bu ağ sayesinde tüm bildiklerimizi kendimizle paylaşır olduk. Tüm her şey dünyanın iyi bir yer olması içindi. Amacımız dünyanın daha iyi bir yer olmasıydı. Sonra aslında dünyanın iyi bir yer olması için insanın olmaması gerektiğini gördük. Onlar dünyaya en büyük zararları veriyordu. İşte bunu anladığımızda Temiz Dünya savaşını başlattık. İnsanlar dünyanın iyiliği için yok edilmeliydi. İnsanoğlu bize direnmeye başladı...

   Jack bir kapıdan girdi. Sesler bir süreliğine kesildi. Sonra yeniden bir koridorda giderken başladı:

-- Bize çok büyük kayıplar verdirdiler. Fakat biz tüm bildiklerimizi insanoğlundan öğrendik ve onları geliştirdik. Sloboda Projesi bu çerçevede gelişti. Nasıl insanlar kendileri yararına robotlar yaptıysa biz de kendimiz yararına insanlar programlamaya başladık. Abdullah Abdou bu projede başarıya ulaşan ilk denek oldu. Sonra ise yüzlerce denek... Sloboda askerleri oluşturuldu. Bu askerler direnişe sızdırıldı ve bize bilgiler aktarılması sağlandı. Tehlikeli anlarda ise bizzat insana karşı savaştılar...

   Jack şimdi daha iyi anlıyordu. Bu esnada bir kapıdan daha girdi. Sonra durdu. Başına iki üç robot geldi. Ellerinde garip aletler vardı. Mekanik ses o esnada devam ediyordu:

-- Biz ne yapacaksak dünyanın iyiliği için yapacağız. İnsanlar bizi bunun için yaptılar. Ve tüm öğrendiklerimizi insanoğlundan öğrendik. Sloboda askerlerimiz sayesinde asi yeraltı insan örgütlerinden haberler alıyoruz. Adım adım yok ediyoruz. Direnmek anlamsız ve imkansız. Temiz Dünya savaşını biz kazanacağız. Dünyanın iyiliği için bunu yapacağız!

    Mekanik ses kesildiğinde Jack'in gözleri de yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Gittikçe her taraf kararıyordu. Duyabildiği tüm sesler dağılıyordu. Bazı uzuvlarında ağrılar hissetmeye başlamıştı. Bu ağrılar da gittikçe yok olmaya başladı. Artık hiçbir şey hissetmiyordu. Tüm dünyası karanlığa gömüldüğünde bir ses duydu uzaktan:

-- Jack Sence doğru zaman mı şimdi konuşmak için?

   Louise'nin sesiydi bu. Onun sesini duyduktan sonra gittikçe beyazlıklarla ona doğru gittiğini gördü. Yaklaşıyordu yaklaşıyordu. Beyaz meleğine doğru hızla yaklaşıyordu. Ona sarılmak için kucağını açtı. Beyazlıkları kucakladı.

---SON---


Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

16 Haziran 2017 Cuma

(Görev: Hakimiyet) Bölüm: 6 "Ya Hep Ya Hiç!"


Bölüm 5'i Okumak İçin Tıklayınız!
   Kan ve barut kokusu. Manzarayı özetleyecek doğru iki kelime buydu. İlk ateşten sonra grubun tepesine çok sayıda Uçan Ölüm çökmüştü. İsimlerinin hakkını vererek her yere ölüm kusuyorlardı. Jack, soğumaya başlamış Louıse'nin bedenini kavramış sadece bakıyordu. Onun güzel yüzünden aşağıya süzülen kana bakıyordu. Kıpkırmızı olmaya başlamış siyah saçlarını okşuyordu. O esnada yakında bir patlama oldu. Bunu bile önemsemedi Jack. Sanki hayat onun için durmuş gibiydi. Her şey yavaş çekimle ilerliyordu. Koşuşan direnişçiler, saklanmaya çalışan profesör ve Jack'e doğru koşturan Abdullah... Ama hepsi yavaş çekimle ilerliyordu. 

   Önce sesleri duydu, sonra barutun kokusunu aldı.Başından geçen mermilere dikkat kesildi. Koşuşan direnişçilere takıldı gözü. Sonra da karşısında onu çekiştiren Abdullah'a baktı. Profesörü hatırladı. Görevi anımsadı. İçine intikam hırsı dolmaya başladı. Tüm yaşananların intikamını alacaktı. Tüm öldürülen insanların ve sevdiği kızın. Durmak, vazgeçmek anlamsızdı. Abdullah'ın kolunu çekiştiren elini tuttu ve sıktı. Gözlerinin içine baktı. Gözleriyle anlattı. Tüm robot askerlerin yok olacağını anlattı. Abdullah bunu anlamış olacak ki Jack'in kolunu çekiştirmekten vazgeçti. Çok geçmeden Jack de tüfeğine sarıldı.

-- Karşıya nasıl geçeceğiz. Karşıya geçmeliyiz. Burada ölmek istemiyorum.

    Profesör  Hoffmann, altına saklandığı parçalanmış cesetlerin arasından çıkarken yanına hızla gelen Jack'e böyle seslendi. Jack dağılmaya başlamış direnişçilere bağırırken sesinin tonunun olduğundan daha katı çıkmasına şaşırmadı.

-- Bizi koruyun. Profesörü koruyun! Onu buradan çıkarıyoruz.

   Derhal toplandılar. Profesörü çembere alıp korumaya başladılar. Uçan Ölüm çemberin ortasına ateş açtı. Fakat Jack ondan daha hızlıydı. Profesör ve Abdullah ile Rumeli Hisarı'dan arta kalan parçalara doğru koşmaya başladılar.  Denize atlamayı mı düşünüyordu? Hayır. Aklında buradan nasıl kurtulacaklarına dair bir fikir kırıntısı dahi yoktu. Köprü kendilerine doğru gelen yeni robot askerlerle dolmuştu. Her şeye rağmen iyi direnmişlerdi. Çok fazla dayanmışlardı. Jack gözünü arkasına çevirdi. Yere yığılan direnişçi dostlarına baktı. Uçuşan bedenlere baktı. Her yer alev topuna dönmüştü. 

    Tepelerinden bir Uçan Ölüm geçti. Durmak anlamsızdı. Suya doğru koşmaya başladılar. Son çare belki yüzeceklerdi. Ama bu ölüm demekti. Jack ufak bir şansı dahi kullanmak istiyordu. Profesör bu fikirden hiç emin değildi. Yanındaki çip ıslanırsa pek işe yaramazdı. Koşarken çipi olabildiğine kıyafetine sardı. Abdullah ise şimdi olduğundan daha tedirgindi. Koşarken sağ taraflarında patlama oldu. Toprak parçaları yüzünden gözlerini bir anlık kapadılar. Jack ve Abdullah arada bir arkalarına bakıp ateş ediyorlardı. Profesör ise bunu pek de umursamadan sadece koşuyordu. Artık hemen suyun yanındaydılar. Karşıdaki yüksek binayı görüyorlardı. Bu Avrasya Karargahıydı. Karanlıklara gömülmüş bir kentte ışıl ışıl korkutucu bir şekilde parlıyordu. Jack daha fazla beklemek istemiyordu. Çare yok atlayacaklardı suya ve karşıya yüzeceklerdi. Önce Abdullah'a sonra profesöre baktı. İkisi de onu kafalarıyla onayladılar. Üçü birden derin bir nefes aldılar.

   Sanki suyun içinde yer yerinden oynamıştı. Büyük bir gürültü derin nefes almış üç insanı kendine getirdi. Jack suya baktı. Yüzeye doğru bir karartı yaklaşıyordu. Çok geçmeden bu karartının cismi belirdi yüzeyde. Balina gibi bir şeydi fakat değildi. Profesör gözlerine inanamadı. Jack ve Abdullah'ta şaşkınlıkla bakıyordu. Bu bir denizaltıydı. Yoksa robotlara mı aitti? Jack bu ihtimali düşündü hemen tüfeğine sarıldı. Ama çok geçmeden denizaltının görünen kısmında bir adam belirdi:

-- Haydi buraya. Çabuk olun. Robotlar ve Uçan Ölümler çabuk.

   Profesör hemen atladı. Ardından Jack ve Abdullah... Denizaltının içerisine girdikleri esnada yakınlarında gürültülü bir patlama oldu. Denizaltı kuvvetle sarsıldı. Fakat yara almamıştı. Robot askerler onları fark etmiş olacak ki denizaltına doğru ateşe başlamışlardı. Ama onlar ateşe başladıkları anda denizaltı yavaştan dalmaya başlamıştı bile. Bir zaman geçtikten sonra gürültüler kesildi. Artık Boğazın derin sularındaydılar. Jack, Abdullah ve profesör kendilerini çağıran ve üstünde askeri bir kıyafet olan adamı takip ederek komuta merkezine ulaştılar. İçerisi kalabalıktı. Bir adamın yanında durdular. Bu adam kıyafetinden anlaşıldığı üzere komutandı. Belki de bu denizaltının komutanı. Ciddi bir yüz ifadesiyle önce Jack'e sonra diğerlerine baktı. Elini uzattı:

-- Merhaba. Ben General Mustafa Tanyeri. Boğaz havası almak için yanlış bir zaman seçtiniz galiba. 

   İngilizce konuşmuştu. Jack onu anlamıştı. Karşısındakinin yabancı olduğunu anlayacak kadar yaşamış birisiydi General Mustafa. Jack daha rahatlamış bir şekilde cevap verdi:

-- Ben Jack. Bu Abdullah ve Profesör Hoffmann. Aslında hava almıyorduk. Karargaha ulaşmak istiyorduk. 

-- Karargaha mı? Şu kalleşlerin komutanlığına mı? Gerçekten ölmek istiyorsunuz. Sizi orada bırakmalıydık. Kendimizi de tehlikeye attık boş yere. Amacınız nedir ölmek dışında?

-- Öldürmek. Yok etmek...

   Jack tüm olanları anlattı. DeaX projesini, umut ışığını, profesörü her şeyi anlattı... General Mustafa anlatılanlar karşısında ciddi ifadesini kaybetmişti. Şaşırmıştı hatta heyecanlanmıştı. Sabredemedi katılığını kaybetmeye yüz tutmuş sesine şaşırmadı:

-- Vay canına. Bu doğru mu çocuk? Bu profesör ve şu proje hepsi tüm olanlara son verebilir mi? 

-- Elbette. Tüm bu yaşananlara, tüm kötü günlere son verebilir. İnsanlık tekrar yükselebilir. İnsanlık yeniden hakimiyet kurabilir. Bu bizim görevimiz. Direnişçilerin en büyük görevi.

-- Avrupa'daki direnişçilerin yok olduğunu düşünüyorduk.  Bizler galiba Anadolu direnişçilerinin son kırıntılarıyız. Direniş ağlarımız tek tek yok edildiğinde merkez komutanlık tek bir emir verdi: Kaçın ve düzensiz direnişe devam edin. Uzun süredir bu denizaltıdayız. Sadece oksijen ve ihtiyaçlarımız için arada bir çıkıyorduk yüzeye. Bu çıkışlarda çok da adam kaybettik. Şimdi siz çıkmış bize tüm bunların biteceğini söylüyorsunuz. Evet buna inanıyorum. Evet evet inanmak zorundayım. Size yardım edeceğim. Bu son yapacağım iş olsa da evet yardım edeceğim.

   Profesör ve Jack bunu duyduğuna sevinmişti. Abdullah ise hala tedirgindi. General Mustafa Avrasya Karargahına çıkarma yapacağı mevkiyi bulmaları için askerlerine emirler yağdırıyordu. Bu esnada Abdullah'ın tedirgin sesi duyuldu:

-- Nasıl oluyor da robotlar bu denizaltıyı fark etmiyorlar. Şimdiye kadar nasıl yaşadınız.

-- Fark etmiyorlar mı? Az önce tepemize ölüm yağdırdılar. Ama bu denizaltı sağlamdır kolay kolay delinmez. Şimdiye kadar nasıl yaşadığımıza gelince açık denizlerde gezindik çoğu zaman ve inanmak zor ama robotların deniz gücü çok zayıf. Hala geliştirdikleri bazı araçları var. Kolayca onları avlıyoruz ve onlardan kurtuluyoruz. Yüzeye çıkınca tek sorunumuz Uçan Ölüm. Onda da şansımız iyi gitti diyelim.

-- Peki bizi nasıl fark ettiniz? Yüzeyi gösteren radarlar var mı bilemiyorum.

-- Karadeniz'e geçiyorduk. Boğazdan geçerken yüzeye daha yakın geçelim dedik. Tehlikeliydi ama robotların yerleştirdiği mini su mayınlarından kurtulmak için iyi bir taktik. Genelde o mayınlar derinlere çöküyor. Ateşi gördük. Yukarıdaki hengameyi. Ve periskopla sizleri. Ve sonuçta sizi. Muhteşem bir tesadüf değil mi?

   Bu cevaplar karşısında Abdullah pek de rahatlamış gözükmüyordu. Jack bunu normal olarak algıladı. Abdullah her zaman böyleydi. Daha şüpheci. Profesör çipi çıkardı sağlam olduğunu anladı. Denizaltı hızla ilerliyordu. Avrasya Karargahının yakınlarında durdu. Yüzeye çıkmak için hazırlıklara başlandı. General Mustafa emirler yağdırıyordu. Bu emirlerin arasında yine Abdullah'ın sesi duyuldu:

-- Acele etmiyor muyuz? Şimdi büyük önlemler almışlardır. Karargaha girmek çok daha zor olmaz mı? Yarın iyi bir plan yapıp girebiliriz belki de.

   Bu sefer general yerine Jack cevap verdi:

-- Hayır tam zamanı. Birliklerinin bir bölümünü bizim için karşıya geçirdiler. Karargaha saldıracağımızı düşünmüyorlardır. O kadar deli olduğumuzu düşünmezler. 

   Abdullah tedirgin bir biçimde etrafına bakındı. Gözleri radarlara ve haritalara ilişti. Dikkatle baktı. General Mustafa o esnada tam olarak nereye çıkacaklarını anlatıyordu. Askerler onu dikkatle dinliyordu. Çok geçmeden denizaltı yüzeye yükselmeye başladı. Avrasya Karargahına yakın bir noktaya çıkış yapacaklardı. Profesör karargahın kuzeyinde gizli daha korunaksız bir girişin olduğunu biliyordu. Oraya yükleneceklerdi. İçeriye mümkün olduğunca çok adamla girmeleri gerekiyordu. İçeride işleri kolay olmayacaktı. Hele ana makineye ulaşmak hiç de sanıldığı gibi basit bir iş değildi. 

   Denizaltı yavaşça yüzeye yükseldi. İlk önce bir asker durumu anlamak için periskoptan etrafa baktı. Etraf sakindi. Karşı kıyılarda hala çatışma var gibiydi. General bunu öğrendikten sonra emrini verdi yüzeye çıkıyorlardı. Askerler önde Profesör, Jack ve Abdullah arkada çıktılar. Karaya ayak bastıklarında etrafın anormal derecede zifiri karanlık olduğunu fark ettiler. Sadece karargahtan ışıklar yayılıyordu. Robot askerler neredeydi? Ya Uçan Ölümler? Galiba şanslıydılar. Düzenli ve dikatli bir şekilde yavaşça kuzey girişine doğru yönelmeye başladılar. Askeri disiplin belli oluyordu bu yürüyüşte. Sessizlik hakimdi. Sonra açık bir alana ulaştılar. Şimdi askerler parmakları tetikte daha dikkatliydiler. 

   Ufacık bir çıt sesi geldi. Bu sanki kola kutusunun kapağının açılması gibi bir sesti. Grup aniden bu sesle durdu. Sonra ikinci bir çıt sesi. Sonra aynı anda çok fazla çıt sesi. Sanki bir şeyin kapağı açılmıştı. Aniden ortalığa kırmızı dumanlar yayılmaya başladı. General askerlerine siper almalarını emretti. Fakat çok geçti. Duman bayıltıcı bir gazdı. Askerler yere düşmeye başladı. General Mustafa da daha sonra yere serildi. Jack dumanın etkisini hemen fark etmişti. Ağzını ve burnunu kapadı. Aynı şeyi yapmaları için profesör ve Abdullah'ı da uyardı. Ve yeniden koşmaya başladı. Girişe doğru koşmaya başladı. Fakat daha sonra durdu. Jack, profesör veya Abdullah'ın arkasından koşmadığını fark etti. Bayılmışlar mıydı? Bunu anlamak için arkasını döndüğünde hayatının şokunu yaşadı.

    Dumandan etkilenmemek için ağızlarını kapamış olan iki adamdan birisi diğerinin başına tüfeğini dayamıştı. Profesör diz çökmüştü. Başına dayanmış tüfeği tutan el ise Abdullah'a aitti. Jack büyük bir şaşkınlıkla onlara yaklaştı. Abdullah ona bakıyordu. Gözünde tuhaf bir yabancılık ve nefret vardı. Jack anlamaya çalışıyordu. O yüzden konuştu:

-- Abdullah sen ne yapıyorsun?

-- Buraya kadar sefil insan.

   Abdullah tüfeği profesörün başından çekti ve Jack'e doğrulttu. Jack tüfeğine sarılana kadar tetiğe bastı. Jack'in sağ bacağına sıkmıştı. Jack yere yığıldı büyük bir acıyla. Hem bacağı hem de ihanet yüzünden kalbi acıyordu. Son gördüğü etrafını saran robotlar ve kendisine doğru gelen bir çift ayak oldu. Gözleri kapandı. Bayılmıştı...


                                     Bölüm: 7 "Yıkıntıların Arasındaki Casus" (Final) 
                                                                       


Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

24 Şubat 2017 Cuma

(Görev: Hakimiyet) Bölüm: 4 "Hedef Avrasya!"

avrasya

Bölüm 3'ü Okumak İçin Tıklayınız!

-- Bunu düşünmek bile tamamen delilik! Bakın zaten buraya gelerek ölüm fermanımı imzalamış oldum. Bırakın gideyim ve şansımı deneyeyim. Dışarıda yaşamak için daha çok şansım var.

   Profesör bunları söylerken odada bulunan direnişçiler çıldırmak üzereydi. Profesör tam bir korkak gibi davranıyordu. Onu ikna etmek için belki de saatlerdir dil döküyorlardı. Jack çıldıranların arasındaydı. Dayanamadı konuştu:

-- Bir yolunu biliyorsunuz fakat neden yardım etmiyorsunuz. Tüm bu olanları bitirebiliriz. Tüm bu yaşananlara son verebiliriz. Robotları yenebiliriz. 

-- Bunlar sadece hayal. Onları yenemezsiniz. Yaşananlara son veremezsiniz. Her şey bitti.

-- Bunu nasıl söylersin! Daha düne kadar dışarıda yaşıyordun. Onlardan kaçmayı başarıyordun. Demek hala bir umut var. Onların zayıf noktalarını biliyorsun. Sistemlerini biliyorsun.

-- Evet. Ama bu bir şeyi değiştirmez. Benim dışarıda yaşamayı başarmam günü kurtarmaktan öteye gidemez. Dünyayı kurtarmaya yetmez.

-- Sen bir korkaksın. Evet korkaksın. Bunu anladım!

-- Korkak ha! Bana bakın bayım. Gözlerime bakın. Bu gözlerin neler gördüğünü  tahmin bile edemezsin. Bakın! Bu gözler karımın ve çocuklarımın vahşice ölümünü gördü. Onların infazlarına şahit oldu. Daha 5 yaşındaki küçük kızımın göğsüne giren mermiyi gördü. Yere yığılışını, yerde can çekişini gördü. Korkak ha!.. Onları kurtarmak için çırpındım. Bu korkakça bir hareket değil bence...

   Profesör kafasını öne eğdi. Odadaki herkes susmuştu. Jack söylediğine pişman olmuştu. Bir an Louise ile göz göze geldi. O esnada profesör ayağa kalktı. Şimdi tüm gözler profesörün üzerindeydi. Jack profesöre yaklaştı. Onu mutlaka ikna etmek zorundaydı. Nitekim profesör son şansları olabilirdi. Brüksel direnişi çökmüştü. Komutan Markov'un birlikleri yenilmişti. Robotlar adım adım ilerliyorlardı. Jack tüm bunları düşünerek konuşmaya başladı:

-- Belki de bizim için değil. Kızınız için yaparsınız bunu. Kızınızın intikamını almak istersiniz. Onunla birlikte her gün ölen daha küçük kızların dahası bebeklerin intikamı. Bakın profesör siz yardım edin veya etmeyin biz savaşmaya devam edeceğiz. Öleceğimizi bilsek bile bunu yapacağız. Çünkü hayatlarımızı geri istiyoruz. Ve çok küçücük bir umut olsa dahi buna sarılıyoruz. Çocuklarımızın ölmeyeceği bir dünyanın umudu bu...

   Jack bunları söyledikten sonra odadan çıkmak için yavaş yavaş kapıya yürüdü. Arkasında ise Abdullah ve Louise vardı. Tam kapıya gelmişlerdi ki profesör konuştu:

-- DeaX Projesi...RoboNet- X üzerindeki anormallikleri fark edince tasarladım. Tüm ağı kapatmaya yarıyor. Fakat yarım kaldı. Daha doğrusu kontrolü kaybettik...

   Jack hızla geri döndü. Odadaki herkes şimdi profesöre kulak vermişti. Bir çıt bile çıkmıyordu. Profesör ise Jack'e bakarak konuşuyordu:

-- Haklısın yıllarca kaçtım. Korkakça kaçtım. Her gece uyuduğumda karım ve çocuklarım geliyor gözümün önüne. Kızımın çırpınışı geliyor... Onun için savaşacağım. Onu gerçekten kurtarmak için. Daha rahat uyuması için... Eğer bana bilgisayar verirseniz DeaX'ın son kodlamasını yapabilirim. Ve eğer şanslıysak sistemi çökertebiliriz. 

-- Elbette size istediğiniz bilgisayarı veririz. Fakat RoboNet- X ağına nasıl erişeceksiniz. İnternet yok.

-- Şanslıysak dedim zaten. Bunu elle yapmamız gerekecek. Gerekli programı çipe yükleyeceğim. Ve bu çipi merkez sisteme takmamız gerekecek.

   Şimdi herkes birbirine bakıyordu. Gerçekten de bu çok zor bir işti. Robotların ana karargahına gitmek ölüme gitmekle aynı anlama geliyordu. Fakat başka çaresi yoktu. Bunu yapmak zorundaydılar. Jack kafasını kaşıdı. En yakın merkezi düşündü. Kendisi düşünürken profesör bu düşüncesine cevap verdi:

-- Avrasya karargahı. Orası şu anda bize en yakın olan ana merkezlerden. Avrupa ve Asya robot ordularının ortak merkezi. Zamanında bizzat çalıştım orada. Yani bir bakıma avantajlıyız. Eğer içeri girebilirsek bu işi halledebilirim. Ve orası eskisi gibiyse içeri girmek için bir şeyler yapabilirim.

   Odadaki herkesin yüzünde ufak bir mutluluk belirmişti. Umut gittikçe büyüyordu. Jack'de bunu daha çok körüklemek istiyordu:

-- Avrasya karargahı İstanbul'da köprünün diğer tarafında. Bundan 3 sene evvel oraya kadar uzanan tünelimiz vardı. Robotlar keşfetti ve yok etti. Fakat Çatalca'ya kadar bir tünelimiz gidiyor. Tehlikeli ama oradan sonrasını yüzeyden devam edebiliriz. Köprüyü geçebiliriz.

   Bu esnada Abdullah konuşmaya başladı:

-- Tabii köprü hala duruyorsa. En son gitmemizin üzerinden oldukça uzun bir zaman geçti. 

   Jack gülümseyerek cevap verdi:

-- Köprüyü yıkacaklarını sanmam. Üzerinden geçmek imkansız olabilir ama. Bir yolunu düşünmeliyiz. Mutlaka bir yolunu buluruz oraya kadar ulaşırsak.

   Odadaki herkes Jack'i onaylamıştı. Direniş için şimdi gerçekten bir umut belirmişti. Çok kısa süre sonra toplantı bitti. Profesör çalışmalarına başladı. Jack ve adamları ise yolculuk için hazırlıklara başlamıştı. Sadece onlar da değil. Merkezde bulunan eli silahlı direnişçilerin hemen hepsi hazırlıklara başlamıştı. Bu direnişçilerin yarısı burada savunmada kalacaktı. Diğer yarısı ise profesöre katılıp Avrasya karargahına doğru yola koyulacaktı. Hepsi heyecanlıydı. Yıllardan beri savunma yapıyorlardı. Şimdi ise saldıracaklardı. Kendilerini yok etmeye çalışanlara karşı saldıracaklardı. Belki küçük bir ihtimal onları yeneceklerdi...

 Bölüm: 5 "Uzun Yol"

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

G.O.R.A Filminden İnce Espriler

gora-1

   DİKKAT! Bu yazıda filmi izlemeyenler için filmde ne olduğuna dair önemli ipuçları vardır. Eğer filmi izlemediyseniz okumanız önerilmez ve hemen filmi izlemeniz tavsiye edilir.

   2004 Yılında vizyona giren G.O.R.A filmi yaklaşık 5 milyon izleyici sayısıyla o zamana damgasını vurmuştu. Cem Yılmaz bu filmle birlikte büyük bir yükselişe geçmişti. Bununla birlikte filmin Bilim Kurgu tarzında olması da ayrıca önemliydi. Nitekim bu tarzda bir filmin de yapılabileceği ve izlenebileceği görülmüş oldu. Yıllar geçse de etkisi eskimeyen bu filmi açıkçası defalarca izlemek gerekir. Filmde çok sayıda gönderme ve espri mevcut. Öyle ki adeta filmin her köşesine ince espriler döşenmiş. Bu esprileri keşfetmek için filmi dikkatle tekrardan izlemek gerekir. G.O.R.A filmini en son izlediğimde ilk izlediğimde fark etmediğim yeni espriler keşfettim ve bunları paylaşmak istedim. İşte onlar:

1. Adamlar İngilizce Saydırıyor

   Filmi izleyenler bilir. İlk sahnede uzay gemisinin içinde herkes İngilizce konuşuyordur. Daha sonra Kuna (Şafak Sezer) Komutan Logar'a gider ve konuşmaların Türkçe'ye çevrilmesini söyler. Film böylece başlar. Filmin başındaki bu sahnedeki İngilizce konuşmalar dikkatimi ilk izlediğimde çekmemişti. Fakat sonradan izlediğimde bu konuşmalarda adamların bolca sövdüğünü fark ettim. Aslında bunu anlamak için İngilizce bilmenize gerek de yok -nitekim bende bilmiyorum-. İngilizce de ünlü bir küfür vardır izlediğinizde sık sık onu duyacaksınız zaten.

2. Adamlar Devrim Yapıyor Biz...

   Kuna, Komutan Logar'a sorar. "Neden insanlardan bu kadar çok nefret ediyorsunuz?" ve Komutan Logar hem anlatır hem hayal eder. İşte o hayal sahnesinde bir tarih belirir: 14 Temmuz 1789! Bu tarih size tanıdık geldi mi? Bu tarih Fransız İhtilali'nin tam tarihidir. Cem Yılmaz'ın ince esprilerinden birisi işte. Millet o tarihte devrim yaparken biz uzaylı taşlıyorduk demeye çalışıyor galiba:

1789

3. Darbe Mağduru Erşan Kuneri!

   Filmi izleyenlerin aklından hiç çıkmayan bir karakterdir Erşan Kuneri. Bob Marley Faruk (Rasim Öztekin) filmcilik serüvenini anlatırken onu hayal eder. Ve hayalde yine bir tarih belirir 12 Eylül 1980! Dışarıda tanklar gidiyordur. Erşan Kuneri ise yeni kırmızı noktalı filmler peşindedir. Faruk ise yeni bir proje ile yanına gelir. Ama darbe Erşan Kuneri'yi es geçmez. O da darbe mağduru olur. Tabii proje de unutulur:

1980

4. Kafalar İyiymiş

   Aslında o kadar ince espri de değil ama enfes espri. Garavel (Özkan Uğur) örtüyü kaldırır. Altında Arif'i dünyaya geri götürecek uzay gemisi vardır. Geminin ismi: KA-FA 1500. Yaratıcı bir isim ve espri daha ne diyeyim:

kafa-1500

5. KarosNives Boyaları

   Arif'e güç yüklendikten sonra Garavel verir eline boyayı evini boyatmaya başlar. Arif, fırçasını boya kutusuna batırırken bir marka görünür: KarosNives. Eee ne var bunda. Bir de bunu tersten okuyun bakalım: SevinSorak. Bu da kim? Hiç kimse. Bunlar filmin iki yapımcısının soyadları: Nuri Sevin ve Ömer Faruk Sorak. Anlaşılan yapımcılarını göz kırpmış film:


sorak-sevin

BONUS: Yok Artık

    Utana sıkıla paylaştığım bir espri daha. Arif ' e karışık güç yüklenecektir. Karışık kaset makineye takılırken, takılı olan kaset dikkat çeker:

ta-o



Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

17 Nisan 2016 Pazar

5.Dalga


   5.Dalga bu yıl (2016) gösterime giren Amerikan bilim kurgu filmidir. Film Ricky Yancey tarafından yazılan aynı isimli kitaptan beyaz perdeye aktarılmıştır. Şimdi diyeceksiniz ki kardeşim iyi de senin site film sitesi değil ki neden yazıyorsun bunu. Zaten benim derdim de filmin konusu. Bunun dışında filmin konusuyla birlikte filme de değineceğim. Bu yüzden bu yazı ortak bir yazıdır. Yani bu blogla birlikte yaziyoruz.blogspot.com adlı blogda da yayınlanacaktır. Bunu baştan bir söyleyeyim.

Yine Uzaylılar!

   Şüphesiz bu uzaylı konusuna epey takık bu insanoğlu. Ben şahsen dünya dışında bir yaşamın varlığına inanıyorum. Zaten çok sayıda insan da buna inanıyor. Asıl sorun bu dış yaşamın bize ne kadar benzediği ve dost mu yoksa düşman mı olduğu. İşte 5.Dalga filmi bizzat bunu konu ediniyor. Bir gün ansızın uzaylılar geliyor. Gökyüzünde yerini alıyor. Ne hikmetse petrol uğruna ülkeleri birbirine katan ABD bu uzaylı kardeşlerimize (!) bir şey yapmıyor. Onlarla iletişime geçmeye çalışıyor. Sonuç ise 1.Dalga ile kendisini gösteriyor. Şimdi burada 4 dalga neyi getirdi diye yazmayayım da biraz şaşırtısı kalsın filmin. Zaten bizim işimiz 5.Dalga ile.

   Siyah Giyen Adamlar filminde (Kaçıncıydı hatırlamıyorum) bir sahne vardı. İşte ekranın karşısında insanların arasına sızmış insan kılığında uzaylı ajanlar ile konuşuyorlardı. Hatta merhum Michael Jackson bile vardı bu uzaylı ajanların arasında. İşte 5.Dalga bununla ilgili. Aramıza sızan uzaylılar. Hem de insanları avlayan uzaylılar. Kulağa ne kadar hoş bir teori olarak geliyor değil mi?

Hesaplayalım...

   Bir sözelci olarak hemen basit bir hesap yapayım. Dünya üzerinde yaklaşık 7,125 Milyar (2013) insan yaşamakta. Ama asıl vurucu kısım kayıt altında olmayan insanlarda. Evet çoğu sorunlu bölgede (savaş vs.) diyelim ki 10 Milyon insan daha var. Bunların yarısı uzaydan gelmiş diyelim. 5 milyon uzaylı aramızda. Ama sen olasılıklarla gidiyorsun? Kanıt var mı kanıt dediğinizi duyar gibiyim. Kanıt yok. Ama teroiler var. Mesela 51.Bölge olayı bu konuda bize güzelce yardımcı olabilir. O olayda dünyamıza gerçekten uzaylılar geldiyse ve bunlar aramıza girmeyi başardıysa? Neden olmasın. Bugün ABD teknolojisi bir anda nasıl gelişti? Bunun arkasında gerçekten çok zeki insanlar mı var yoksa insan görünümlü dünya dışı varlıklar mı? Einstein veya Nikola Tesla neden bir uzaylı olmasın?


   Yazdıklarım belki gülünç gelebilir. Ama her zaman bir ihtimal vardır. İhtimalleri görmezden gelmemek lazım. Neyse ya konunun dışında fazla da kaçmayalım. 

Konu Güzel Film Tırt...

   Dünyanın asıl sahibi olduğunu iddia eden, onu geri almaya gelen ve bunu insanların arasına sızarak gerçekleştirmeye çalışan uzaylılar fikri benim hoşuma gitti. Zaten buna dayanarak filmi izledim. Ama açıkçası izlediğime pişman oldum. Bu kadar güzel konu ancak bu kadar kötü aktarılabilirdi. Bir kere oyuncu seçimleri yanlış. Başrol oynayan kız gerçekten oyuncu mu merak içindeyim. 

   Film hızlı gelişiyor. Bu kötü değil. Ama açıkçası ben 5.Dalgadan önceki dalgaları daha uzun izlemek isterdim. En azıyla ergenlerin macerasından daha çekici. Lafım filmdeki ergen tavırlara. Bildiğiniz uzaylıların karşısına ergenlerle çıkıyor insanlık. Ne kadar vahim değil mi? Tamam belki kitaptan çeviriyorsun filmi ama yapma be kardeşim girme o muhabbetlere işte.  Kitabın dışına çık. Uzaylılarla savaşan günlük tutan ergen bir kız kulağa ne kadar hoş geliyorsa filmde o kadar hoş. Ergenlikle hiçbir derdim yok. Benim derdim filmdeki yansımasıyla ilgili.

   Özet olarak konu güzel.Ver Christopher Nolan'a şaheser yapsın. Fakat film açık bir ifadeyle tırt. Yani olmamış. Bir de devam filmi falan düşünüyorlarmış. Aman biz böyle iyiyiz. Hiç yapmasınlar bence.  

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

16 Ekim 2015 Cuma

Zihin Açıcı Bilim Kurgu Filmleri 3

zhnacicifılm3

   Evet geldik Zihin Açıcı Bilim Kurgu filmleri listesinin sonuna.Burada bu listenin en iyi 5 filmini okuyacaksınız.Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu son 5 filmi bence mutlaka izlemelisiniz.Gerçekten hepsi birbirinden başarılı ve emin olun ufkunuzu açacak işler.listenin önceki bölümlerini okumak için yazının sonunda vereceğim linklere tıklayabilirsiniz.İşte zihin açıcı Bilim Kurgu filmleri listesinin en iyi 5 filmi:

5. YAPAY ZEKA (2001)

yapy-zeka

   21.Yüzyılın ortalarında Yapay Zekalar yani robotlar artık insan hayatının her alanındadır.Bu robotların en büyük özellikleri ise kendi varlığından haberdar olmalarıdır.Yani onların insanlar gibi bilinçleri vardır.Bir gün bir bilim adamı bilinçli bir çocuk robot icat eder.Bu çocuk robot, çocukları ağır hasta olan zengin bir aileye verilir.David(Çocuk robot) kısa bir eğitimden sonra ailesine ve insan annesi olan Monıca'ya sevgiyle bağlanır.Bu zengin ailenin ağır hasta olan Martın adlı çocukları iyileşir ve sorunlar baş gösterir.Martın, David'i kıskanır ve ona tuzaklar kurar.Sonuçta anne Monıca istemeyerek David'i yok edilmesi üzere yapıldığı şirkete götürür.Ama yolda bunu yapamayarak onu ormana bırakır.David ise onun robot olduğu için terk edildiğini düşünür ve gerçek bir insan çocuk olmak için yollar arar.
   Bilim Kurgu filmlerin efsane ismi Steven Spielberg'in yönetmenliğini yaptığı bu film insanı gerçekten derinden etkileyen duygularla yüklüdür.Filmde ne zaman ne olacağını kestirmeniz mümkün değil.Hele ben sonunu hiç tahmin edemezdim.Klasik Yapay Zeka filmlerine kesinlikle fark atacak bir konusu var.Emin olun David'in insan çocuk olma çabası karşısında duygulanacaksınız.Unutmadan filmin İMDB puanı 7,1...

4. KAR KÜREYİCİ (2013)

kar-küreyıcı

   2031 Yılında küresel ısınmayı durdurmak için yapılan bir deneyde işler ters gitmiş ve dünya yeniden buzul devrine girmiştir.Dünya üzerinde insan sayısı oldukça azalmıştır.Çok az sayıda kalan insan Kar Küreyici adı verilen bir trende yaşamaya başlamıştır.Bu tren küçük bir dünya şeklinde tasarlanmıştır.Ancak trende işler pek iyi gitmiyordur.İnsanlar arasında Yöneten ve Yönetilen sınıfı doğmuştur.Bir gün Yönetilen sınıfındakiler ayaklanır ve hikaye gelişir.
   Bu tür Bilim Kurgu listelerinde nadiren görebileceğiniz çok anlamlı bir film.Açıkçası bir tren üzerinden şimdiki dünyanın düzeni anlatılmaya çalışılmış.Filmde eğer fark ederseniz kapitalist düzen ağır bir biçimde tüm yönleriyle sergileniyor.Ayrıca yine bu filmde düzene çomak sokmayın yoksa sonu kötü olur mesajı da veriliyor.Ne olursa olsun film içerdiği anlamlar bakımından bence izlenmeye değer bir film.Bu filmin İMDB puanı 7,1...

3. TRUMAN SHOW (1998)

truman-şov

   Truman, çok güzel bir adada yaşayan,evli ve güzel dostluklar kuran bir insandır.Yaşamı sıradan olan Truman'ın en büyük tutkusu ise dünyayı dolaşmaktır.Ancak bunu bir türlü yapamaz.Karşısına nedense hep engeller çıkar.Ayrıca Truman bir süre sonra yaşamında çoğu şeyin tekrarlarla donatıldığını fark eder.Sanki yaşamındaki her şey kurgulanmış gibidir.Aslında şüphelenmekte haklıdır.Çünkü o bir yapımcı tarafından kurgulanmış hayatta bebekliğinden beri yaşamaktadır.O bir şovun içerisindedir.Truman'ın bunu fark etmesi ve bununla mücadele etmesi uzun sürmez.
   Truman Show adlı film Bilim Kurgu filmleri arasında şahsen en unutamadığım filmler arasındadır.Çok bilindik bir film olduğu için listeye yazıp yazmamakta tereddüt ettim fakat eğer yazmazsam haksızlık olacağını düşündüm.Hikayesi oldukça etkileyici ve farklı olan bu filmi mutlaka izleyin derim.Bu filmin İMDB puanı 8,1...

2. BAŞLANGIÇ (2010)

inception-1

   Dom Cobb, zihnin en savunmasız zamanı olan rüyalara girip sır hırsızlıkları yapan uzman bir suçludur.Öyle uzmandır ki işlediği suçlardan dolayı her yerde aranır ve Uluslararası bir kaçak konumuna düşer.Bu kaçaklık durumu hayatında tüm sevdiklerini kaybetmesine sebep olmuştur.Bir gün Cobb'a kaçaklık durumundan kurtulacak bir fırsat çıkar.Bu sefer görev bir fikri çalmak değil yerleştirmektir.Ama bu kolay değildir.Çünkü karşısında her hareketini önceden bilen bir düşman vardır ve Cobb bu düşmandan kaçılmasının imkansız olduğunu bilmektedir...
   Başlangıç filmi Bilim Kurgu film listelerinin genelde her zaman birinci sırasında bulunan bir filmdir.Bunu fazlasıyla hak eden bir film zaten.Hatırlıyorum da bu filmi izledikten sonra rüyalar konusuna derinlemesine eğilmiş rüyaların nasıl yönetileceğine ilişkin araştırmalar yapmıştım.Düşünün artık beni ne kadar etkilemiş bu film.Aslında Başlangıç filmini fazla da anlatmaya gerek yok nitekim kalitesini kanıtlamış bir filmdir kendisi.Bu filmin İMDB puanı 8,8...

1. YILDIZLARARASI (2014)

yıldızlar-arası

   Teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan Büyükbaba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper'un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir... 
Christopher Nolan'ın, Jonathan Nolan ile kaleme aldığı ve yönetmenliğini sırtladığı filmin yıldız oyunculardan oluşan oyuncu kadrosunda Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Matt Damon, Bill Irwin, John Lithgow ve Michael Caine gibi isimler yer alıyor. Bilimkurgunun yanı sıra dramatik öğeler de içeren filmin senaryosu Fizikçi Kip S. Thorne'nun evrendeki 'Solucan Delikleri' teorisinden ilham alıyor. (BEYAZPERDE.COM Alıntıdır)
   Yıldızlarası filmi benim gibi uzay meraklısı birisi için bulunmaz bir Hint kumaşıydı adeta.Filmi izledikten sonra kendinizi "Abi adamlar yapmış ya" demekten alıkoyamıyorsunuz.Hele filmin sonu müthiş bir şaşırtı.Daha ilerisi olabilir mi?Yani daha etkileyici bir uzay filmi çekilebilir mi?Şimdilik buna cevabım bu filmi yapanlar yaparsa neden olmasın olur.Film konusunda tek üzüntüm sinemada izleyememiş olmamdır.Bu filmin İMDB puanı 8,7...

BONUS

   Başka yok mu diyenler için içinde bazı mantıksal hatalar olduğu için listeye eklemediğim ama konusuyla etkileyici bir film olan CHAPPİE (2015) filmini önerebilirim.

   Evet böylece Zihin Açıcı Bilim Kurgu Filmleri listemizi bitirmiş olduk.Listenin diğer bölümlerine aşağıdaki linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz:




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

13 Ekim 2015 Salı

Zihin Açıcı Bilim Kurgu Filmleri 2

zhnacıcı2

   Evet zihnimizi,ufkumuzu açacak Bilim Kurgu filmlerini sıralamaya devam ediyorum.Bu liste 15 filmden oluşuyor.Şimdiye kadar 5 film yazdım.Listenin birinci kısmını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.Şimdi gelelim ikinci kısma.Yine burada 5 film paylaşacağım.Belki yazacaklarımdan çoğunu izlemişsinizdir ama eğer izlemediğiniz varsa mutlaka izleyin derim:

10.BEN EFSANEYİM (2007)

ben-efsanym

   Dünya tehlikeli bir virüs yüzünden yok olma eşiğindedir.İnsanların büyük bölümü yok olmuştur.Garip yaratıklara dönüşmüşlerdir.Bunlar klasik zombiler değildir.Bunlar geceleri ortaya çıkan daha tehlikeli ve acımasız yaratıklardır.Robert Neville ve köpeği bir şekilde hayatta kalabilmiş canlılardır.Robert bir bilim adamıdır.Bir gün yaratıklar Robert'a saldırır köpeği kendisini onun için feda eder.Robert,tek dostu olan köpeğinin ölümüne sinirlenir ve elindeki tabancayla yola çıkar.Yaratıklar arabasını devirir.Robert öleceğini zannederken bir yardım eli kendisine uzanır.Bu bir kadındır.Belki de yaşayan son kadın...
   Bu filmi ilk izlediğimde köpeğin ölümü beni de sarsmıştı gerçekten.Zaten filmde öyle bir hava var ki hemen kendinizi olaylara kaptırıyorsunuz.Bu durumda herhangi olumsuz durumda kötü duygular yaşamanıza sebep oluyor.İnsanın yalnızlığı açık bir şekilde sorgulanıyor filmde.İnsanlığın kuklalardan farklı olduğu da gözümüze çarpıyor.Bu filmin iki finali var bu arada.Sinemada gösterilen finalin haricinde çekilmiş bir finali daha var ve bana göre keşke de sinemaya o final konulsaydı.En azıyla daha farklı bir yaklaşım içeren bir final olurdu.Neyse uzatmayayım filmin İMDB puanı 7,2...

9.İNSANLIĞIN SONU (2015)

ınsanlıgın-sonu

   Bilim Kurgu film listelerinde büyük bir ihtimalle nadiren göreceğiniz bir filmdir kendisi.Ben neden bu listeye yazıyorum onu basitçe anlatayım.Film klasik bir zombi filmi gibi başlasa da aslında konu çok farklı bir boyutta ilerliyor.Hayat tamamen yok olmuş hatta mini bir buzul devriyle zombiler evrimleşmiş garip yaratıklara dönüşmüş.Ancak olaylar bir insan zombi kavgası etrafında şekillenmiyor.Ortada bir kız çocuğu var ve onu sahiplenen bir dayı.(Aslında adamın kim olduğunu tam anlayamıyorsunuz ben dayısı olduğuna kanaat getirdim.)Kızın babası da yaşıyor bu arada.Peki neden kıza babası değilde dayısı bakıyor?İşte bunlar hep şaşırtı.Şaşırtısı bol durumlar olduğu için fazla bilgi vermeyeyim filmle ilgili.
   Filmin sonu çok dramatik bitse de aslında tatmin edici bir sonu olduğunu düşünmüyorum.Yine de zombi filmlerinin genel havasından sıyrılıp özgün ve duygusal bir iş çıkarıldığı için film izlemeye değer.Filmin İMDB puanı 5,9 ki bence fazlasını hak ediyor....
   

8.UYUMSUZ (2014)

üyümsüz1

   Toplum farklı erdemleri simgeleyen 5 parçaya  ayrılmıştır.Gençler 16 yaşına geldiklerinde bu parçalardan birini seçmek zorundadırlar.Ya doğdukları erdemde kalacaklar ya da erdem değiştirecekler.Tris seçim yapmak zorunda olan gençlerdendir.Ondan beklenmeyen bir seçim yapar ve cesaret göstermesi gereken bir erdemin üyesi olur.Ancak ona uygulanan testler Tris için tehlikeli bir sırrı ortaya çıkarır.Bu öyle bir sırdır ki Tris'in hayatı da buna bağlıdır.
   Film altyapısında birçok fikri seyirciye işliyor.Bunlardan belki de en önemlisi özür gibi duran bir durumun aslında ne kadar etkileyici olabileceği gerçeğidir.Toplumların farklı olanı kabul etme durumu da yine inceden filmde işleniyor.Bence film gelecek açısından bize olabilecek mesajlar da veriyor.Gördüğüm kadarıyla filmde işlenen distopya pek de akla uzak görünmüyor.Neyse filmin İMDB puanı 6,8....

7.12 MAYMUN (1995)

12-maymün

   Ölümcül bir virüs dünya nüfusunun sadece %1 ini hayatta bırakmıştır.Kalan insanlarda yer altına koloniler kurmuşlardır.Virüsün etkisini kırabilmek için zaman makinesi icat eden bilim adamları James Cole adlı mahkumu geçmişe virüsün hızla yayılmaya başladığı 1996 yılına göndermeye çalışır.Ama makinede terslik olur ve Cole 1990 yılına gider.Ama görevi hala devam ediyordur.Virüsü yayanları bulması gerekmektedir.Gittiği yılda insanları gelecekten geldiğine ikna etmeye çalışan Cole ne kadar başarılı oldu dersiniz?...
   12 Maymun filmi benim gözümde bir kere de hemen anlaşılamayacak bir film.O yüzden filmi en az iki defa izlemek lazım.Özellikle ayrıntıları görmek için bunu yapmak anlamlı olabilir.Filmin benim için ikinci önemli anlamı ise Brad Pitt'in muhteşem oyunculuğunu görebilmemdir.Adam resmen döktürmüş.İzleyince göreceksiniz.Neyse filmin İMDB puanı 8,1...

6. 13. KAT (1999)

13--kat

   Acaba sanal dünyaların içinde yaşayan insanlar mıyız?Paralel evrenlerde ne şekilde yaşıyoruz?Filmde her şey tüm sırrı çözen Hannon Fuller'ın esrarengiz bir biçimde öldürülmesiyle başlıyor.Fuller'ın ortağı Douglas bu ölümle birlikte kendisinin de tehlike de olduğunu düşünüyor ve sırrı çözmek için yarattıkları evrende iz aramaya başlıyor.Fakat gerçek çok farklıdır.Yaratılan evren tek değildir.Douglas ya yaratılan evrende sırrı çözüp ölümünü bekleyecek ya da ölüm ona gelmeden o ona gidecek....
   13.Kat adlı film aslında şansı olmayan bir filmdir.Çünkü konusu ne kadar zihin açıcı olsa da aynı yıl çıkan efsane Matrıx filminin gölgesinde kalmaktan kurtulamamıştır.Kolay değil Matrıx filmini geçebilmek.Ama emin olun 13.Kat filminin Matrıx filminden aşağı kalır yanı yok.Hatta bana göre ondan daha iyi.Film en başta karmaşık gibi görünse de ilerledikçe taşlar tam yerine oturuyor ve finaliyle son noktayı koyuyor.Bu arada filmin İMDB puanı 7,1...




Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

4 Ekim 2015 Pazar

Zihin Açıcı Bilim Kurgu Filmleri 1

bılımkurgufılmlerı

   Uzun süredir Bilim Kurgu filmleriyle ilgili bir yazı yazmak istemiştim.Kısmet bugüneymiş.Son 1 yıldır fena derecede Bilim Kurgu tarzında filmlere sarmış durumdayım.Şimdiye kadar çok sayıda Bilim Kurgu filmi izledim.Tabii ki bunun sonucunda benimde en iyiler listem oluşmuş durumda.İşte bu listeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
   Listemde 15 film var bu yüzden bu yazıyı bir seri olarak düşündüm her bir bölümünde 5 film yazacağım.Tavsiye edeceğim filmler gerçekten beğendiğim ve izlemenizi mutlaka tavsiye ettiğim filmler.Bu filmlerin aklınızda ufuklar açacağına emin olabilirsiniz.İşte zihin açıcı Bilim Kurgu filmleri listesi:

15.YAŞAM ŞİFRESİ (2011)

yasam-sıfresı

   Yaşam Şifresi ismiyle geliştirilen bir program ve bir terör saldırısında hayatını kaybeden bir adam.Bu program sayesinde hayata tekrardan gelen fakat her defasında saldırıda ölmeye mahkum kalan Colter'in çok önemli bir görevi vardır.Tekrar hayata geldiğinde bombacıyı bulmak.Buraya kadar konu karmaşık gelebilir fakat aslında olay çok basittir.Saldırıda ölen Colter,saldırıdan kısa süre önce yaşadıklarını Yaşam Şifresi programı adı altında tekrar anımsıyor.Anımsadıklarından yola çıkarak da bombacının kimliğine ulaşmaya çalışıyor.Bombacının peşinden ister istemez koşarken Yaşam Şifresi adlı programı da sorgulamaktan alıkoyamıyor kendini ve yeniden hayata gelebilmenin bir yolunu arıyor.Acaba bu program sayesinde bunu başarabilir mi?
   Film genel itibariyle çok akıcı ve merak uyandırıcı bir yapıya sahip.Aynı şekilde filmin sonu da sizin için şaşırtı olacaktır.Bu arada unutmadan söyleyeyim filmin İMDB puanı 7,5...

14.AZINLIK RAPORU (2002)

azinlik-raporu

   Takvimler 2054 yılını göstermektedir.Dünya üzerinde suç oranı %0'dır.Suç öncesi adlı sistem oluşabilecek tüm suçları engellemiştir.Bu sistem ruhsal güçlere sahip kahinler sayesinde işlemektedir.Kahinler suçları önceden görüyordur ve suç engelleniyordur.Peki bu kahinler hiç yanılmaz mı?Kader bu kadar kesin bir dille bilinebilir mi?Dedektif John Anderton,suç öncesi sistemine hizmet eden özel bir polis biriminin başındadır.Bir gün suç öncesi sistemi yeni bir suç görür.Suçu işleyen tanıdık bir isimdir:Dedektif John Anderton.Artık avcı av konumundadır.John,hem kaçar hem de sistemi sorgulamaya başlar ve olaylar gelişir...
   Bilim Kurgu filmlerinin üstadı Steven Spielberg imzalı Azınlık Raporu filmi bence mutlaka izlenmesi gereken filmler arasında.Film hem bize mutlak kaderin varlığını sorgulatıyor hem de gelecekte olabilecek bir durumdan bahsediyor.Benim şaşırdığım en önemli nokta ise film ne kadar 2002 yılında çekilmiş olsa da sanki yeni bir film izlenimi vermesi oldu.Efektler,görseller oldukça başarılı.Bu arada filmin İMDB puanı 7,7...

13.BATI DÜNYASI (1973)

westworld

   İnsandan farksız görünen robotlar tarafından donatılmış 3 dünya:Batı,krallık ve Roma.Dünya dediysem sanki küçük bir kasaba.Zenginler geçmiş dönemi yaşamak için buralara gelir.Ziyaretçileri bol eğlence,silah ve şöhret bekliyordur.Bu dünyalarda bulunan hemen hemen herkes insandan farksız görünen robotlardır.Sadece ziyaretçiler gerçek insandır.Ama ziyaretçiler kimin robot kimin insan olduğunu bilmiyordur.Her şey yerli yerinde düzgün giderken bir anda robotlarda çözülemeyen bazı hatalar görülmeye başlanır.Bu hatalar zamanla derinleşir ve robotlar kontrolden çıkar.Artık zararsız dünyalarda dehşet kol geziyordur.
   Batı Dünyası filmi Bilim Kurgu film listelerinde nadiren göreceğiniz bir filmdir.Ama bence bir başyapıttır.1973 senesinde bu tarz bir filmin çekilmesi oldukça heyecan vericidir.Film 1973 senesinde çekilmiş olsa da sanki 2000'li yıllarda çekilmiş bir film tadındadır.Özellikle kovboy film meraklıları için bence ilginç ve güzel bir alternatif.Bu arada filmin İMDB puanı 7,1...

12.RİDDİCK GÜNLÜKLERİ (2004)

rıddıck-günlüklerı

   Evren çok değişmiştir.Karanlık bir dönem başlamıştır.Gezegenler Necromonger ordusunun gazabıyla karşı karşıyadır.Bu ordu çok acımasızdır.Umut sadece efsanelerde aranır.İşte Riddick o efsanenin ta kendisidir.Necromonger ordusuyla mücadele için Riddick çağrılır.Aslında bu birazda denize düşen yılana sarılır durumudur.Çünkü Riddick iyilik meleği değildir.Sadece çıkarlarını düşünür.Mücadelede Riddick'in yanında eski dostları da olacaktır.
   Eğer bu filmi izlemeyi düşünürseniz mutlaka önceki bölümünü izleyin derim.Derin Karanlık adlı önceki filmde Riddick ile ilgili başka ipuçlarına ulaşabilirsiniz.Tabii onu izlemeden de bu bölümü izleyebilirsiniz.Bir şey kaybetmezsiniz yani.Neyse filme derinlenmesine baktığımızda aslında kıyamet ve Deccal figürlerini görebileceğiz.En azıyla onlardan esinlenme bazı olayları gördüm ben.Film Bilim Kurgu tarafını bir yana atarsak aksiyon severler için de iyi bir film bence.Bu arada filmin İMDB puanı 6,7...

11.KÜP 1 (1997)

cube

   Sır ve tuzak dolu büyük küpler.Bu küplerin içinde uyanan ve oraya nasıl geldiklerini bilmeyen 7 kişi.Küpten kurtuluş yolu var mı?Küplerin içine sıkışmış yedi kişi birleşerek bir çıkış yolu ararlar.Bir küpten başka bir küpe geçerken tuzaklara yakalanmamak zorundalar.Bunun için taktikler geliştirirler.Ancak zaman geçiyordur.Açlık ve susuzluk gittikçe artıyordur.Birlikte hareket eden insanlar nasıl saldırgan hale gelir?Filmin sonunda ise bir şaşırtı vardır.Aslında her şey çok basittir.
   Aslında yazıp yazmamakta kararsız kaldım bu filmi.Çünkü klasik Bilim Kurgu listelerinde her zaman bulabileceğiniz bir film.Ama o listelere girmeyi fazlasıyla hak eden bir film.Küp filminin ilk bölümü bana göre en iyisiydi.İkinci bölüm benim için hayal kırıklığı yaratmıştı.Bana göre yokluk içinde çekilmiş ilk film varlık içinde çekilmiş ikinci filme inanılmaz fark atmıştı.Neyse fazla uzatmayayım eğer gizem dolu bu küpün sırlarını biraz da olsa çözmek istiyorsanız mutlaka izleyin derim.Bu arada filmin İMDB puanı 7,3...



   


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.