psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2017 Salı

Dertlerden Kurtulup Başarıya Ulaşmanın Yolları

ulasmakbasari

Not: Yazıyı okurken dinlemek isterseniz buyurunuz efendim: :)


   Şimdi değerli okurlarıma hayattaki zorluklardan kurtulmanın ve başarıya ulaşmanın reçetesini vereceğim. Kesin çözüm kesinlikle bunları yaptığınızda her şey bitecek.  Bu zamana kadar bizi yoran insanlara, sorunlara hepsine kocaman bir  elveda diyoruz... Şaşırtıcı dimi bu kadar kolay çözüme ulaşmak...Aradığımız huzura ulaşabileceğiz sonunda...Başarı artık kapınızda...

basamakklar

   Şimdi sizlere aşama aşama sayacağım lütfen her gün bunları yapın. Evet şimdi muhteşem reçete karşınızda!!!!

  •  Güne mutlu uyanın. Nasıl yapacaksınız orasını da siz bulun canım.
  • Aynada kendinize bakın ve gülümseyin. Kocaman ama lütfen...
  • Her zaman pozitif olun . Hayatınız berbat halde olsa bile siz pozitif olun canım ne var sanki...
  • Ne iş yapıyorsanız mükemmel bir istekle yapın. ASLA YORULMAMALISINIZ!!!!!!
  • Her zaman mutlu olun.
  • Etrafınıza neşe saçın.
  • Gittiğiniz ortamı hareketlendirin.
  • İletişim becerilerinizi doğru yönde kullanın.
  • Her türlü fırsatı kullanın.
  • ŞAANNANANANA
  • JASKAJSAJOI
  • MSDKJSADLKASOP
  • ÖMDSKLDKEPO
   Geçenlerde dinlediğim bir seminerde konuşmacının anlattıkları işte bunlardı. Bu sayede nasıl başarılı olabileceğimizi ve sorunlarımızdan kurtulacağımızı anlatıyordu. Hayatımızı nasıl planlamamız hakkında uzun uzun nutuklar çekti. Modern insan böyle olmalı çünkü... Popüler kültür bunları emrediyor. 

   Yok öyle bir dünya kardeşim!

   Hadi şimdi biraz gerçekçi olalım.Bu şekilde her anımızı kurgulayarak, robot gibi yaşama imkanımız var mı? Gerçekten yapabilir miyiz? Aranızda sürekli pozitif olabilecek olan var mı? Nasıl olsun ki zaten hepimizin farklı hayatları var. Her hayatın kendi içerisinde farklı dinamikleri var. Gün içerisinde moralimizi bozabilecek o kadar çok olay yaşıyoruz ki... Tüm bunların arasında nasıl sürekli pozitif kalabiliriz.Hep ileriye nasıl bakabiliriz geçmişin gölgesi her an bizi takip ederken.

   Bir sürü sorunla boğuşan hayatlarımızı kahkahaların arkasında sürekli saklayabilir miyiz? Bir yerde ortaya çıkmaz mı ? İnsanın acılarını bu kadar gizlemesinin mümkün olabileceğine inanmıyorum ben. Başkaları bilmese de siz bilirsiniz. İçinizde bir ses sizi takip eder ve acılarınızı kulağınıza fısıldar. Eğer sürekli hayatınızda rol yaparsanız elbette ki olabilir. Ama nereye kadar böyle gidebilir.

 Her zaman olumlu olamayabiliriz. Her fırsatı kullanamayabilirsiniz. Her an iyi iletişim kuramayabilirsiniz. Deneseniz de işler yolunda gitmeyebilir. Acı çekebilirsiniz. Mutlu  olabilirsiniz. Birini sevebilirsiniz, belki aşık da olabilirsiniz.Sevdiğini kişi sizi sevebilir, sevmeye de bilir.Kahkahada atabilirsiniz,  ağlaya da bilirsiniz.... Yorulup dinlene de bilirsiniz. İşler yolunda gitmeyebilir ya da yolunda da olabilir.. İnsan olmak böyledir aslında biraz sancılı bir süreç. Hatalarımızla kol kola öğrenerek ilerliyoruz.Her yeni günde değişerek, karanlıkta el yordamıyla ilerlemeye çalışıyoruz.
degistirr
   Seminerden çıktıktan sonra kendi kendime modern hayatın bize dayattığı bu otomatik insandan olmak istemiyorum ben dedim. Popüler köle haline gelmemeliyim. Daha başarılı daha mükemmel ama da az insan olmak istemiyorum. 

    Hata yapmaya ihtiyacımız var sonrada doğruyu bulmaya... Geçmişte yaşananlar canımızı sıkabilir ama yinede geçmişte yaşamamalıyız. Yaşadığımız anın farkına varmalıyız. Ve en önemlisi kendimize inanmalıyız . Laf olsun diye söylemiyorum gerçekten kendimize inanmaya ihtiyacımız var... Sürekli denemeliyiz. olmayabilir olsun ucunda ölüm yok ya. Olana kadar deneyelim. Çabayla elde ettiğimiz her şey bizi mutlu eder zaten. Modern hayatın sahip olduğunuz insani değerleri alıp götürmesine izin vermeyin.

   Bir fikir ve bir an dünyayı değiştirebilir. Daha çok okumalı ve yeni yerler görmek için çalışmalıyız. Acılarıyla, mutluluklarıyla yaşayan bir insan olmalıyız. Belki yaşadığımız sorunlardan kurtulamayabiliriz ama baş etmeyi öğrenebiliriz.  Çevrenizdeki insanlar sürekli başarılı hayatın yolunu size göstermeye çalışsa da siz kendi yolunuzu bulmaya çalışın. 

           Yazımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz. Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.



3 Ağustos 2017 Perşembe

Aynadan Yansıyan Yüzler

yansıyan-aynada

Not: Yukarıdaki tablo Picasso'nun "Aynadaki  Kadın" adlı yapıtıdır

Üzerinde yaşadığımız dünyanın katmanları vardır; atmosfer, hidrosfer,litosfer, pirosfer, barisfer....

   Varlığımıza kaynak olan toprağın da  katmanları vardır. Yani üzerinde yaşadığımız evrenin derinlikleri var.İçine doğru ilerledikçe farklılaşıyor. Kendi içerisinde ayrışıyor. Özellikleri ortaya çıkıyor. Dünyada yaşayan tüm canlılardan farklı olan insan da aynı evren gibidir. Tanıdıkça farklılaşır, değişir ve derinleşir...

    Tüm bu düşüncelerin aklıma hücum etmesini sağlayan şey bir kitap... Aslında başka bir kitap alacaktım ama elimde olmadan Herman Hesse'nin Klein ve Wagner kitabını aldım o gün. Daha kitabı gördüğüm an kendime yakın hissetmiştim. Kitabı bitirdiğimde ana karakteri günlerce düşündüm. Aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Wagner yani Klein benliğime işlemişti sanki... Günlerce gittiğim her yere Wagner'le birlikte gittim. Klein'le birlikte uyudum ve uyandım. Sonra bir anda nedenini fark ettim. 

    Bir zamanlar aynanın karşısına geçer aynada bana bakan yüzün kim olduğu hakkında saatlerce düşünürdüm. Ben kimdim ya da neydim? Niye içimde birden fazla insan varmış gibi hissediyordum. Ben gülerken bir başka ben neden üzülüyordu...  Sadece insan olmak istiyordum bir insan yalnızca... bir... İçime yığılmış benlerin varlığı iliklerime kadar beni rahatsız ediyordu.

    Eğer burada bu yazıyı okuyan okurlarımla dışarıda tanışsaydık ne demek istediğimi daha iyi anlardınız. Şu an için tanışma şansımız olmadığına göre biraz durumu açıklayayım. Hayatta pek çok insana göre şanslı biriyimdir. Pek başarısız olmadım işin aslı. Liseyi okul birincisi olarak bitirdim. Sonra istediğim üniversiteyi kazandım. Üniversiteyi de yüksek bir dereceyle bitirdim. Çevremdeki insanlar genel olarak bana güvenirler, saygı duyarlar ve başaracağıma inanırlar. Çok sevdiğim dostlarım, arkadaşlarım var. Yani kötü bir hayat yaşadım denemez. Neşeli ve canlı bir insanımdır. Uzun uzun sohbet etmekten hoşlanırım. Elimden geldiği kadarıyla gezip yeni yerler görmeyi severim.

    Tüm bunlara rağmen içimde bir yerlerde hep bir hüznü taşımışımdır. İçinde bulunduğum tüm mekanlara tam olarak ait olamıyormuşum gibi hissederim. Sanki derinlerimde biri sürekli kan ağlıyor. Tuhaf değil mi ben gülerken bir şey beni aşağıya çekiyor... Beni yerden yere vuruyor.

    Sonra bir de hakim olamadığım o koca öfkem. Bana sürekli yapmak istemediğim şeyleri söyleyen bir insan var gibi. Vur, kır  niye susuyorsun ki... O yüzden öfkeliyken pek konuşmam... Bana sahip olmaya çalışan öfkeme sahip olmalıyım.

    Yan yana içimde birçok benle birlikte yürüyordum. Klein'de içindeki Wagner'le birlikte yürüyordu... İçimdeki benler aslında benim katmanlarım...Onlar benim derinliklerim.. Beni ben yapan beni var eden şeyler. Bu durumu anlayamadığım zamanlarda sürekli iki yüzlüymüşüm gibi elimde olanlara şükretmeyen bencilin teki gibi hissederdim kendimi. Sonra bir gün kendimle tanıştım. Yanlış anlamışım kendimi aynaya yansıyan tüm yüzler birleşip beni oluşturuyor. Hepsi benden bir parça...

    Hepimizin içerisinde görünenden farklı insanlar var olabilir aslında bu ürkütücü bir durum veya yanlış bir şey değil. İnsan karışık bir yapıdadır aynı evren gibi. Zamanın kolları altında yaşarız ve sürekli değişiriz. Her değişimde içimizde bir parça kalır...Bu parçalar bizim derinliklerimizdir aslında
Hepsiyle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz...Eğer kendinizle tanışma fırsatınız olmadıysa belki artık bir şans verebilirsiniz. Bedenimizi iyi tanısak da içinde yaşayan ruhu keşfetmemiş olabiliriz. Artık ertelemeden kendimizle tanışmalıyız. 


Not: Klein ve Wagner kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. Zevkle okuyacağınız ve kendinizi düşünme fırsatı veren muhteşem bir kitap.

Yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.



14 Haziran 2017 Çarşamba

İki Yüzyıl Önce Deliydik

deliydik-hepimiz

    Psikoloji, 19. yüzyılda Freud ile birlikte gelişmiş bir bilim dalı. Elbette 19. yüzyıldan öncesi de var. Psikolojinin karanlık tarafı olarak görmek gerekiyor bu dönemi. Çünkü ciddi manada korkunç tedavi yöntemleri kullanılıyordu.

    Gerçi çok öncesine gitmeye de gerek yok. Bundan 17 yıl öncesine kadar eşcinsellik hastalık olarak görülüyordu. Hatta ve hatta çok korkunç deneylere maruz kaldı bu insanlar. "Normal olmak isteği" doğrultusunda elbette ki. Neyse ki Dünya Sağlık Örgütü 1990 yılında eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkardı.

    Freud'dan önce, psikolojik hastalıklar en başta şizofreni gibi çok ağır olanları ciddi manada dehşet verici şekilde sözde tedavi ediliyordu. Freud aslında içebakışçı yöntemle bilhassa hipnoz yöntemi ile psikoloji alanında çağ açtı. Ki zaten ondan sonra gelecek olanlar da onu referans alarak çalışmalarını devam ettirdiler. İşte öyle büyük bir insan <3

    Bu yazımda delilik kavramını ve bakış açımızı değiştirmek adına bir şeyler söylemek istiyorum. Çünkü psikoloğa giden ya da psikiyatriste giden insanlara potansiyel deli olarak bakmak, bunu ifade etmesek de bir düşünce olarak beynimizin bir köşesinde bulunması kaçınılmaz oluyor.

    İki yüz yıl öncesinde bu tür rahatsızlıklar elektrik şokları gibi değişik metotlarla, yani İNSANI İNSAN YERİNE KOYMAYAN yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılıyordu. Ben şimdi size aslında hepimizin anksiyetesi var, bipolar bozukluğa yatkınlığı var desem? Kendinizi deli yerine koyabilir misiniz? "Hayır değilim, imkanı yok" mu?

    Hepimiz kaygılanıyoruz, hepimiz depresyona giriyoruz kimi dönemler. Bazen travmalar geçiriyoruz, bunların etkilerini içimizde barındırıyoruz. Bazen onları unutuyoruz. Yani tahmin edemeyeceğimiz şeyleri barındırıyoruz içimizde şu yaşımıza gelene kadar. Yaşadığımız her olay insan için "normal" olan şeyler fakat bazı insanlar bunu normalin dışında yaşadıkları için delirmiş mi oluyorlar? Bizim bile potansiyel hasta olduğumuz şu dünyada o insanlara başka isimler takarak hitap etmek ne derece doğru olabilir? Çok sevdiğim bir empati yöntemi var: Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma! İş tam olarak burada bitiyor olsa gerek.

    Gelişen bilim, yapılmış olan deneyler ve sonuçları bizlere göstermeli ki hiçbir insan deli değil. Bu iki yüz yıl öncesinden kalma bir bakış açısından ibaret. İnsanlar bir şeyler yaşarlar ve eğer yaşadıkları normalin dışında ise tedavisini görürler. Bu onları yargılamamızı gerektirmez yani. Gerçi kimseyi yargılamamız gerekmez. Böyle bir hakkımız da yok.

    "Deli" kelimesi her ne kadar TDK tanımıyla "1. sıfat Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun" anlamına gelse de kullanılması hoş bir kelime değil. Küfür gibi bakabiliriz. Kimi küfürler o insan hakkında tam karşılığını verse de nasıl ki söylenmesi hoş değil, bu da öyle. Bazı kelimeler anlamlarının dışında anlam barındırırlar. Kulağa hoş gelmemeleri gibi mesela. Özellikle insan o kelimeye karşı kompleks barındırıyorsa iş daha da kötü. Kompleks, Jung'un ortaya koyduğu bir kavram. Kişinin bir kelimeye karşı anlamlı anlamsız birden çok kelimeyi, duyguyu içinde barındırması. Örneğin kaza kelimesi, kişi eğer geçmişte bir kaza sonucu annesini kaybettiyse artık duyduğu her "kaza" kelimesinde annesine olan özlem, sevgi, acı duygularını içine çekecek. Ve daha birçok şeyi. Belki o kazada annesine çarpan arabanın markası, o an burnuna gelen bir ıhlamur kokusu aklınıza ne gelirse artık. Yaşadığımız şeylere "alıştığımız" için o şeyleri yaşarken düşünmüyoruz. Eğer beş duyu organımızdan aldığımız her duyumun üzerine düşünsek hayatımızı yaşamamız imkansızlaşırdı. Bu alışanlıklar doğaya uyum sağlamamızı kolaylaştırıyor. Fakat o uyum sağlama sırasında yaşadığımız kötü bir olay heeer ayrıntıyı tek tek hatırlamamıza ve onlar üzerine "kompleks" geliştirmemize neden olabiliyor. Gerçekten kimsenin yaşamak istemeyeceği bir şey bu. (Jung hakkında daha fazlası için: https://www.guncelpsikoloji.net/kisilik-kuramlari/jungun-ogretileri-analitik-psikoloji-nedir-h6216.html)

    Aslında size söylemek istediğim şey "deli" kelimesinden ziyade her kelime üzerine biraz olsun düşünmek. Karşımızdakine nasıl bir etki yapacağı konusunda. Çünkü her kelime çok hassas yerlere çıkabiliyor. Jung'a katılıyorum bu noktada.

Psikoloji, içinde barındırdığı her konuda(yazarken tedirgin oldum :D) insana olan hassasiyetini ortaya koyuyor. Sanırım dikkate almamız gereken birçok şey var.
Diğer yazılarda buluşmak umuduyla o zaman.. :')

Yazımızı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.

10 Haziran 2017 Cumartesi

2 Yeni Yazar 4 Yeni Kategori

yazıkarasal

   Yaklaşık 3 yıl önce Karasal Anten blogunu açtığımda itiraf etmeliyim ki bir süre yazarım bırakırım demiştim kendime. Ama şimdi bakıyorum da yazmaya başladıktan sonra daha doğrusu paylaşmanın o eşsiz güzelliğini gördükten sonra bırakmak zormuş. Karasal Anten ilk açıldığından beri tabiri caizse iyi bir noktaya geldi. Tabii sizlerin sayesinde. Adım adım Karasal Anten denizin ortasına doğru süzüldü. Dalgalarla boğuştu ve bir zaman durdu. O zaman bu zamandı işte. Uzun süredir bu geminin yelkenlerinin açılmadığını itiraf etmeliyim. Yani blog ile ilgilenmediğimi üzülerek görüyorum. Ama hayat işte. Başka durumlarla uğraştırmak zorunda bırakıyor bizi.

   Karasal Anten adlı geminin yani bu blogun tekrardan yelkenlerini doldurup ilerlemesini istiyorum. Yani istiyoruz. Artık geminin tek kaptanı olmayacak. Yeni kaptanlarla birlikte yola devam edelim dedik. Aslında onları tanıyorsunuz. Yani Yazıyoruz blogunu takip edenler mutlaka tanıyacaktır. Onlar hem dümene geçecek hem de gemide yeni odalar açacak.Gerçekten her yerden çeken blog olmalıyız değil mi? Adı üstünde Karasal Anten...

   Lafı çok fazla uzattım galiba. Fazla da canınızı sıkmadan Karasal Antenin yeni yazarlarını tanıtayım:

Allegretto : Üniversite arkadaşım. Elbette yazmayı seviyor ki o yüzden burada. Uzun süredir bu blog işlerinde beraberiz.Felsefe olsun filmler olsun sanat olsun hep meraklı. Bu yüzden de zaten blogta onun için iki yeni kategori felsefe ve sanat kategorisi açtık. İçini döksün istedik. (Aslında bu tanıtım yazılarını neden ben yazıyorum ki. Neden kendileri yazmıyor. Düşünün o kadar mütevaziler yani bir de)

Nida N. : Nasıl anlatsam acaba randomların kraliçesi mi desem. Hayır hayır geleceğin psikologu. Yani inşallah bütlere kalmazsa. Yine uzun süredir tanışıyoruz. Birlikte çok işe atıldık. Psikoloji ilgi alanı anlayacağınız üzere. Zaten onun için de psikoloji kategorisini açtık. Bakalım bizlere neler yazacak merak ediyorum.

    Kendi adıma ikisine de aramıza katıldığı için teşekkür ediyorum.

Yeni Kategoriler

    Bu arada bloga eklediğimiz yeni kategorilerden yukarıda bahsettim fakat şuracıkta düzgün bir biçimde yazayım. Önceki kategoriler duracak bunlara ek olarak bloga 4 yeni kategori ekledik. Eminim ilginizi çekecektir. Eklediğimiz kategoriler:

    Felsefe, Sanat, Psikoloji ve Karalamalar (Burada aynı Görev Hakimiyet tarzı denemelerimizi, hikayelerimizi vs. yazacağız.)


Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim.Lütfen yorum yapmayı ihmal etmeyiniz.